{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi\t: Denizli\tAsliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 01/03/2022<br>Davanın Türü: İtirazın İptali (Denizli 4. İcra ... Esas)<br>Karar Yazım T: 17/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, taraflar arasında okul kıyafeti dikimi hususunda sözleşme yapıldığını, siparişin davalıya teslim edilmediğini, 2 adet fatura düzenlendiğini, davalının teslim edilen ürünlerin bedelinin 11.040 TL'lik kısmını ödemediğini, Denizli 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlattıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek borçlunun yetki ve borca itirazının iptali ile takibin devamına, davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, davalının ikametgah yer mahkemesinin yetkili olduğunu, ikametgahın ... adresi olduğunu, ... İcra Dairesi ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının ayıplı ürün teslim ettiğini, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, davacı tarafın kıyafet satışı nedeniyle davalı taraftan alacaklı olduğunu, davalı tarafın ise satın alınan kıyafetlerin ayıplı olduğundan bir kısmının iade edildiğini, ayıp nedeniyle borçlu olmadığını savunduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi uyarınca; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkca belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır.\" 6098 Sayılı TBK'nun 223/2. maddesinde ise \"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır.\" Hükmüne yer verildiği, tacirler arasındaki satışlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddesindeki usullerle yapılması gerektiği, 01/07/2012 tarihinde  yürürlüğe giren  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağının 18/3. maddesinde düzenlenmiş olduğu ve \"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.\" denildiği, dolayısıyla bu yasal düzenlemeler göz önüne alındığında, somut olayda her iki taraf da tacir olduğundan davalı tarafın ayıbı öğrendiğinde ayıp ihbarını TTK 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların yapılacağı yöntemle yani noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile davacı tarafa iletmesi gerektiği, davacı tarafa bu şekilde bir ayıp ihbarı yapılmadığı, ayıp ihbarının usulüne uygun yapılmadığının anlaşıldığı, ayıplı olduğu iddia edilen kıyafetlerin de herhangi bir ayıp tespiti yaptırılmaksızın davacı tarafa iade edilmiş olduğundan yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafa iade edilen kıyafetler üzerinde herhangi bir ayıp tespiti yapılamadığı, davalı tarafın satın alınan kıyafetlerdeki ayıp bulunduğu yönündeki iddiasını usulünce ispat edemediği, ayıp ihbarının TTK 18/3  maddesi uyarınca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların yapılacağı yöntemle yapılmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın bu yöndeki savunmasını kanıtlayamadığı kanaatiyle ticari defterlerdeki sübut bulan alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, alacağın faturaya dayanmakla taraflarca bilinebilir, hesaplanabilir nitelikte olduğundan yasal koşulları oluşmakla icra inkar tazminatına da hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; Denizli 4. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin; 11.040,80 TL asıl alacak, 253,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.294,44 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, 11.294,44 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiği, mahkemece alınan ilk bilirkişi raporuna göre davalının ayıp ihbarı yaptığının tespit edildiği, davalı hakkında usulüne uygun düzenlenmiş fatura bulunmadığı, davalı tarafından ayıplı mallar yönünden 5.967 TL'lik iade faturası düzenlendiği, kalan 5.600 TL borç için çek ciro etmek istendiği, davacının çeki almaktan kaçındığı gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. İİK 67. maddesinde yetkili mahkeme gösterilmemiştir. İcra takibinde yetki kurallarının düzenlendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” Başka bir ifadeyle yetkili icra dairesi ve mahkeme HMK’nun yetkiye dair genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilecektir. <br>3.2. HMK.nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. <br>3.3. Para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdi gibi salt para alacağından kaynaklanan ihtilaflarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilaflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Eser sözleşmesinden  kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. <br>3.4. İİK'nun 50. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla tatbik olunur. Takibe esas olan akdin ifa edileceği yer icra dairesi de takibe yetkilidir. İtirazın iptali davalarında, Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre icra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın incelenip sonuçlandırılması gerekir. İtirazın iptâli davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen imkân bulunmamaktadır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/11/2013 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı ilâmında da aynı kurallar gösterilmiştir. <br>3.5. Somut olayda, davalının yerleşim yeri ... Mahallesi ... Caddesi No... ... / ... olup, sözleşmenin ifa yerinin de dosyada mevcut kargo teslim fişlerine göre İstanbul olduğu anlaşılmaktadır. Dava karşılıklı taahhütleri içeren eser sözleşmesinden kaynaklandığına göre, takip konusu alacağın TBK 89. maddesi kapsamına giren para borcu olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda takibin yapıldığı Denizli 4. İcra Dairesinin yetkili olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın esastan görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.<br>3.6. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca belirtilen hususların düzeltilmesi amacıyla kararın kaldırılarak, yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>V. KARAR<br>1)İlk derece mahkemesi kararının tümüyle ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2)Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,<br>3)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 136,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 291,18 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5)Davalı tarafından yapılan 244,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, <br>6)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 uyarınca 1.808,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, <br>7)Taraflarca yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının HMK'nun 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,<br>8)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran davalıya iadesine,  <br>9)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 17/10/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0751b35e809cf34c","SID":"712e189229c9061b"}}