{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/749 <br>KARAR NO: 2024/1756<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 08/11/2021<br>NUMARASI: 2019/90 Esas - 2021/868 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hiz. Söz. Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı aleyhine 2012/Ekim-Aralık-2013-2014 bilanço dönemlerinde vadesinde ödemediği borcunun tahsili talebiyle İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, 04/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanununun TRT enerji payını düzenleyen 4. maddesinin (c) fıkrasında yapılan düzenlemenin 11/09/2014 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, 3093 sayılı Kanunun 4/c maddesinde 26.07.2008 tarihinde yapılan değişiklik ile dağıtım bedeli, iletim bedeli, perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller, Belediye Tüketim Vergisi (B.T.V) Elektrik Enerjisi Fonu'nun  (E.E.F) TRT payı matrahı dışına alındığını, konuya ilişkin olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) 2011 yılı Şubat ayında aldığı 3065 sayılı kurul kararı ile Maliyet Bazlı Fiyatlama esasına geçtiğini ve daha önce aktif enerji bedeli içerisinde gizli bir unsur olan kayıp-kaçak bedelinin faturalarda ayrıca gösterilmesine karar verildiğini, bu bedeli Dağıtım Sistem Kullanım Tarifesinin bir unsuru olarak ekleyerek TRT enerji payı matrahının dışına çıkardığını, davacı kurum tarafından EPDK'nın bu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay 13. Dairesinde 2011/665 E. sayılı dava açıldığını, davada ilk aşamada oy birliği ile EPDK Kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine 2011yılından itibaren kayıp-kaçak bedeli üzerinden TRT enerji payı alınmaya başlandığını, davanın esastan görüşülmesi sonucu Danıştay 13. Dairesinin 24/02/2015 tarih 2015/722 K.sayılı kararla davanın reddine karar verildiğini, davacı kurum tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna başvuru   sonucu kararın bozulmasına karar verildiğini, özetlenen mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere EPDK'nın TRT payı matrahında herhangi bir şekilde değişiklik yapma yetkisi bulunmadığını, matrah değişikliğinin ancak kanuni bir düzenleme ile mümkün olabildiğini, davacı kurumun talebi üzerine mezkür firma tarafından her üç ayda bir gönderilen 2012/Ekim-Aralık, 2013 ve 2014 bilanço dönemleri mutabakat evrakının (Bilanço, gelir tablosu, aylık mizan ve tahakkuk tablosu) incelenmesi sonucu yapılan ödemeler ile sunulan evrakın uyuşmadığını belirterek  itirazın iptali ile takibin 91.997,44 TL üzerinden devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının bir yıllık sürede açılmadığını, davacı kurumun 2012-2013-2014 yılına ilişkin taleplerinin 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, TRT Gelirleri Kanunun 4. maddesi gereğince sadece Elektrik Enerjisi satış bedeline % 2 uygulandığını ayrıca  tahakkuk uygulaması nedeniyle kurum ile aralarında bir aylık bir fark oluştuğundan bu hususların düzeltilmesinin, ödemelerin düşülmesinin istendiğini, ancak davacının kabul etmediğini,  bir aylık erken süreç işleterek gereksiz faiz ve faize faiz hesabı suretiyle fazla hesaplama yaptığını, yasaya uygun hesaplama yapıldığında kuruma borçlarının değil, ilgili dönmede fazla ödemelerinin olduğunun görüleceğini, kendilerinin beyanları ile kurum tahakkuku uyuşmadığı için mutabakat olmadığını, beyanlarına uygun yaptıkları ödemelerin davacı kurumca geç ödeme olarak değerlendirilip, usul ve yasaya aykırı şekilde faiz tahakkuk ettirildiğini, TRT Gelirleri K 4/c maddenin bu payların tüketici faturalarında gösterileceğini belirttiğini,  5/c maddesinin bu faturalarda gösterilen bedellerin tahakuku takip eden 2. ayın 25'inde ödeneceğini belirttiğini, davalı şirketin Gelir Vergisi yönünden hazırladığı mizanların davacı kurumca usul ve yasaya aykırı olarak hesaplama yöntemi olarak kullanıldığını, bu durumda davalı şirket ile davacı kurum arasında bir aylık bir fark ve hesap farklılıkları oluştuğunu,  kurumun usul ve yasaya aykırı faiz ve faize faiz ve mükerrer hesaplamalar yaptığını belirterek  davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine, şartları oluşmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminatı isteminin  reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi ek ve kök raporları hatalı olup bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazlar yeterince irdelenmeden eksik incelemeyle hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçelerinde açıklandığı anılan raporun kabulüne ve hükme esas alınmasına olanak bulunmadığından eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora itiraz ettiklerini, itirazlara konu edilmiş  mezkür raporu ilgili uzman üniteleri olan Muhasebe ve Finasman Dairelerine gönderildiğini, konunun uzmanlarınca ilgili mevzuatı ve belgeleriyle birlikte değerlendirildiğini, raporun hatalı olduğunun saptandığını, geciken ödeme tespit edilemediği için faiz hesaplanmadığı iddiasının haksız ve yersiz olduğunu, yapılan hesaplamanın dayanağı somut belgelerin ibraz edilemediği de haksız ve yersiz olduğunu, bilirkişi kök raporuna itirazlarının ek raporlarlarla da karşılanamadığından mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda dosya mevcudu ve aleyhe olan kısımları kabul etmemekle birlikte dava seyrinde davacının karşılıklı mutabakata varılması gereken dönemde dahi, görüşmelerde sadece kendi hesaplarının dayatılması, mükerrer hesaplama yapılmış olması, fazla ödemeleri nedeniyle faiz hesap edilmezken, kendilerinin belirlediği yanlış dönem için faiz tahakkuk ettirilmiş olduğu  izah edilmişse de davacı kurum kabul etmediğinden bu davaya mesnet takip ile işbu davayı açtığını, davacı kurumun haksız olduğunun tespit edildiğini, defalarca konuyu ilgililere açıklamasına rağmen böyle bir takibin başlatılmasının iyi niyet koşulları taşımadığının da açık olduğuna göre davanın reddi nedeniyle davacı kurum aleyhine kendilerine % 20 haksız icra tazminatı ödenmesine karar verilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, kurum alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda, davacı TRT 2012 yılı Ekim ayı dahil 2014 yılı Aralık ayı arasındaki döneme ilişkin olarak, davalı şirket tarafından aylık Elektrik Enerjisi (Aktif) bedeline Kayıp Kaçak bedeli ilavesiyle hesaplanan Matrah üzerinden % 2 TRT payının yasa gereği ödenmesi gereken tarihlerde ödenmediğinden  alacaklarının tahsili için icra takibi başlattığı, itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.TRT katkı payı 3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Gelirleri Kanunu kapsamında alınmaktadır. Söz konusu kanunun 4. maddesinin c bendinde \"Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler. Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca  pay  yatırmaz.\"  hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece davalı defterleri üzerinden yapılan incelemede, Ekim 2012 ila Aralık 2014 dönemi arasındaki döneme ilişkin olarak davalı şirket tarafından satışı yapılan elektrik enerjisi ve kayıp kaçak bedeli ilavesiyle bulunan aylık tutarlar üzerinde \" ... %2 TRT kurum tahakkuklarının, izlenen 2.ayın 25.'inde davacı TRT Kurumu banka hesaplarına ödendiği, geciken her hangi bir ödeme olmadığı, davacı TRT Kurumu tarafından davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine konu gecikmiş ve tahsil edilmemiş TRT Kurum Payı davalı kayıtlarından tespit edilemediği ...\" belirtilmiştir. İtiraz üzerine alınan iki ek raporda da aynı tespitlerde bulunulmuştur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının, ibraz edilen tüm belgeler ile davalının defterleri de incelenerek ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, mevzuata  ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenmiş olmasına, ek raporlarda da itirazların değerlendirilmiş olmasına, bilirkişi raporunda icra takibine konu edilen dönem için  davalı şirket tarafından satışı yapılan elektrik enerjisi ve kayıp kaçak bedeli ilavesiyle bulunan aylık tutarlar üzerinden 3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Gelirleri Kanunu kapsamında belirlenen TRT katkı payının davacı kuruma ödendiği, dolayısıyla davacının takibe konu edilen alacağının tahsil edilmiş olduğunun tespit edilmiş olmasına  göre mahkemece hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafından talep edilen alacak likit (muayyen, belirli) olmayıp, gerçek zararın ve varsa miktarının tespitinin saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b03c3a95924ed11c","SID":"20f9638a591e8c68"}}