{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1294 <br>KARAR NO: 2024/1731<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI: 2019/418 Esas -  2021/122 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; <br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle 29.03.2015 tarihinde,  müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu,  davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın kusurlu olarak karıştığı trafik kazası sonucunda  müvekkilinin yaralandığını, malul kaldığını, davalı tarafından dava açmadan önce müvekkiline yapılan ödemenin yetersiz olduğunu  ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici-kalıcı iş göremezlik, bakım gideri ve tedavi gideri olarak şimdilik 100-TL tazminatın (belirsiz alacağın) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11/12/2020 tarihli dilekçesi ile talebini toplam 14.723,43.-TL olarak artırmıştır. Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kaza nedeni ile sakatlığı oluştuğunu ispat etmesi gerektiğini, kazaya karışan araçta yolcu olan davacının emniyet kemeri takmayarak seyahat etmiş olması nedeniyle kendi yaralanmasında müterafik kusuru bulunduğunu, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 12/12/2019 tarihli maluliyet raporu ile davacının %21 daimi maluliyetinin bulunduğu,geçici işgöremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceği,45 gün bakıcıya muhtaç olacağının bildirildiği, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta  arkadaşı ile birlikte seyahat ettiği göz önüne alınarak 6098 Sayılı TBK'nın 51.maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi olarak hatır taşıması nedeniyle %20 indirim yapılmasının takdir edildiği, yapılan indirim sonucunda bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sigortanın davadan önce yapmış olduğu ödeme nedeniyle daimi maluliyete ilişkin bakiye maddi zararının bulunmadığının anlaşıldığı, aktüer kök ve  ek raporlarında  yapılan hesaplama neticesinde davacının geçici iş göremezlik zararının 12.521,18 TL, bakıcı giderinin 1.802,25-TL,tedavi giderinin ise 100,00-TL olduğunun tespit edildiği,  05/03/2020 tarihli  aktüerya raporu ve 27/09/2020 tarihli ek rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği'' gerekçesiyle,Davanın kısmen kabulü ile,12.521,18-TL geçici iş göremezlik tazminatı + 1.802,25-TL bakıcı gideri + 100,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 14.423,43-TL nin 21/07/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  karar verilmiştir. Karara karşı davacı  vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf nedenleri: Davacı vekili; hükme esas alınan raporun 2020 verileri esas alınarak hazırlandığını, karar celsesinde 2021 verilerine göre yeni rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadan karar verildiğini, oysa hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin tedavisi boyunca hastaneye taksi ile gidip gelmesi nedeniyle yol giderleri olduğunu, yerel mahkemece bu hususta dr bilirkişiden rapor alınmadan yol gideri taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik dönemindeki bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının doğru olmadığını, somut olayda hatır taşımasının söz konusu olmadığını, aksi halde ise oranının çok yüksek olduğunu, daimi iş göremezlik tazminatının düşük hesaplandığını, TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, maluliyet raporunun çalışma gücü kaybı yönetmeliğine göre hazırlanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tacir olduğundan ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici/ kalıcı iş göremezlik tazminatı, bakım ve tedavi gideri tazminatı istemine ilişkindir.1-Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli \"PMF\" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla \"TRH 2010\" adı verilen \"Ulusal Mortalite Tablosu\" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Öte yandan;  Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli ranf formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. (Bknz. Yargıtay 4.HD'nin   2021/2466 Esas, 2021/2462 Karar sayılı ilamı) Bu halde yerel mahkemece hükme esas alınan ve davacı tarafın itirazına uğrayan  11.03.2020 tarihli kök ve 27.09.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacının bakiye ömrünün PMF yaşam tablosuna göre belirlenmesi doğru görülmemiştir. 2-Dosya kapsamından davacıya, davadan önce davalıya yaptığı başvuru sonucunda hasar dosyası açılarak  %15 maluliyet oranı ve %100  kusur üzerinden, ayrıca %20 hatır taşıması indirimi yapılarak neticede 87.278-TL'nin 21.07.2016 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, iş bu ödemenin yetersiz olduğunu belirterek bakiye maluliyet( kalıcı iş göremezlik) tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakım gideri talep etmektedir. Maluliyet tazminatına ilişkin yapılan kısmi ödemenin ödeme tarihi itibari ile  yeterli olup olmadığının ve yeterli olmadığının tespiti halinde ise  davacının bakiye  kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin tazminat hesaplamasının karar tarihine en yakın tarihteki verilere ve özellikle kamu düzenine ilişkin olan asgari ücretteki yasal artışlar gözetilerek yapılması ve belirlenen kalıcı iş göremezlik tazminat miktarından önce kusur indirimi (-varsa) yapılması ve sonrasında sigortacı tarafından yapılan kalıcı iş göremezlik ödemesinin güncellenmiş halinin düşürülmesi daha sonra yine varsa hatır taşıması ve/veya müterafik kusur indirimi yapılarak bakiye maluliyet zararının belirlenmesi gerekir. Bu halde, davacı tarafça açıkça talepte bulunulduğu ve bu hususta itirazda da  bulunulduğu halde, karar tarihinden önceki asgari ücret güncellemesi nazara alınmadan ve  bu hususta ek rapor alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 3-Somut olayda, davacı yol gideri de talep etmiş olup, 1 dr bilirkişinin katılımı ile hazırlanan 11.03.2020 tarihli kök bilirkişi raporunda davacının Tavşanlı Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi'ne 10 kez kontrol amaçlı gittiği ve ilgili bölümde muayene olduğu açıklanmış, ancak yol gideri hususunda bir hesaplama yapılmamıştır. Yerel mahkemece bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda  sadece  100-TL tedavi giderine hükmedilmiş olup, bu meblağ ise madikal sarf malzemesi ücretidir. Bu halde,  davacı tarafça talep edilen yol (taksi) ücretinin hesaplanmadığı iş bu kök ve ek rapora göre karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında yerel mahkemece yapılacak iş; davacının bilirkişi kök rapor ve ek raporuna vaki haklı itirazları dikkate alınarak, söz konusu raporu düzenleyen 1 dr bilirkişi ve 1 aktüer bilirkişiden davacı için, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ( progresif rant) yönteminin kullanılması, (-diğer veriler aynı kalmak kaydıyla) davacıya yapılan ödemenin ödeme tarihi itibari ile yeterli olup olmadığının tespit edilmesi,  yeterli olmadığının tespit edilmesi halinde  ise karar tarihine en yakın asgari ücret  nazara alınarak ve  ödemenin rapor tarihi itibari ile güncellenmiş değeri kalıcı iş göremezlik tazminatından düşülmek suretiyle hesaplama yapılıp davacının bakiye  kalıcı iş göremezlik tazminatı alacağı kalıp kalmadığının belirlenmesi ve ayrıca davacının 10 kez tedavi için hastaneye geliş -gidiş yaptığı tespitine göre  yol ücretinin ne kadar olduğunun tespit edilmesi için  ek rapor alınması, ondan sonra  oluşacak duruma göre  ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklara halel gelmemek kaydıyla varılacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibaret olup, tüm bunların yapılmamış olması HMK.m. 353/1-a/6 kapsamındaki hali oluşturacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve kaldırma gerekçesi gözetildiğinde davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2021 tarih ve 2019/418 Esas 2021/122 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, -Kararın kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran  davacı  tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davacıya  İADESİNE,  4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı  tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2f1239cf4b868b8","SID":"11bd8914431eb918"}}