{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/751 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1374<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2022 - 11/01/2023 (ek karar)<br>NUMARASI\t\t: 2021/328 Esas - 2022/629 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ...  (T.C. NO:...) - ........................................ Derince/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ................................................  İzmit/KOCAELİ <br>DAVALI\t\t: ... (T.C. NO:...) - .......................................  Derince/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ................................................ İzmit/KOCAELİ<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 08/07/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 10/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 01/11/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı hakkında 07/04/2015 düzenleme tarihli 07/08/2015 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoya istinaden Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/712021 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak bono üzerinde imzanın davacıya ait olmadığını, başlatılan takibe karşı davacının Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/295 Esas sayılı imzaya itiraz davasını açmış ise de söz konusu davanın 5 günlük yasal süresi içerisinde açılmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar verildiğini, bu nedenle takibin kesinleştiğini ve alacaklı tarafından bu güne kadar icra marifetiyle davacıdan 5.784,91 TL tahsilat yapıldığını, hali hazırda icra takibinin devam ediyor olması ve icra hukuk mahkemesi kararlarının kesin hüküm teşkil etmemesi nedeni ile davacının borçsuzluğunun tespit edilebilmesi için iş bu davanın açıldığını, alacaklı tarafından yapılan su duyurusu dosyasında müvekkili hakkında imza incelemesi yapıldığını, bilirkişi raporunda senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, davacının imzasının kendisine ait olmadığı bir senet borcundan dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/712021 Esas sayılı dosyasında takibin bu dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına, bono üzerindeki imzaların davacıya ait olmaması nedeni ile davacının Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/712021 Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacıdan icra yolu ile tahsil edilen 5.784,91 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte davacıya iadesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/295 E. Sayılı dosyası ile Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/4270 takip sayılı dosyasına konu senetteki imzanın davalıya ait olmadığını, takip konusu alacağı uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, ayrıca bono komisyonu talep şartlarının oluşmadığını ve talep edilen bono komisyon bedelinin hatalı olduğunu beyanla takibe konu ilamda imzaların davacı davalıya ait olmaması sebebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla girişilen takibin durdurulması talebi ile itiraz davası açtığını ve bu davanın reddedildiğini, iş bu 01/06/2016 tarihli hükmün, davacı vekiline 17/06/2016, taraflarına 17/06/2016 tarihinde tebliğ olunduğunu, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün, 28/06/2016 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafın 28.06.2016 tarihinden itibaren ve dava dilekçesinde bahsettiği takipsizlik kararından sonra bile (09.01.2017) iş bu borç nedeni ile hiçbir dava açmadığını, hiçbir başvuruda bulunmadığını ve borcu kabul ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, Kocaeli (kapatılan) 1. İcra Müdürlüğünün 2016/4270 takip sayılı dosyası ve tüm dosya incelendiğinde; davacı hakkında Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/4270 takip sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu 15/04/2016 tarihinde takip başlatıldığını, ödeme emrinin borçlu davacıya 28/04/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğüne ilişkin herhangi bir itirazının olmadığının görüldüğünü, Kocaeli (Kapatılan) 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/53 esas, 2017/699 Karar sayılı dosyasında davacının eşi ...'ın  2015 yılında ihaleden davalı ile birlikte 122,000 TL'ye servis plakası aldıklarını, ikisinin de belediye personeli oldukları için ihaleye girme imkanlarının olmadığını ve bu nedenle ihaleye eşi ... adına girdiklerini ve plakayı da ... adına aldıklarını, bunun karşılığı şikayetçiye teminat senedi olarak 300,000 TL tutarında senet verdiğini, senedi kefil olarak eşi yerine kendisinin imzaladığını, eşinin vekili olduğunu ve senedi de eşi yerine vekil olarak imzaladığını beyan ederek kabul ettiğini, icra dosyası incelendiğinde davacı taraf ile ilgili bir çok işlem yapıldığı, fiili hacze gidildiği de dikkate alınarak zımnen de olsa borca ve diğer nedenleri kabul ettiği anlamına geldiğini, icra dosyasındaki tüm aşamaların, davacının açtığı davalar neticesinde iş bu imzadan bilgisi olduğu ve önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden söz edilemeyeceğini, rızanın açık veya zımni olabileceğinden cihetle,  halen devam eden Kocaeli 3. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2021/45 esas sayılı dosyanın hemen akabinde iş bu davanın yaklaşık 5 sene sonra açılmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, tüm bu nedenlerle; davanın reddine, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... <br>1-Davanın KABULÜNE, <br>2-Davacının Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/71201 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, dosya kapsamında davacıdan tahsil edilen toplam 5.784,91 TL'nin son ödeme tarihi olan 20/03/2019 'dan itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine ... \" karar verilmiştir. <br>Davacı vekili 05/01/2023 tarihli dilekçesinde;  dava kapsamında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile; Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/71201 E. Sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, 5.784,91 TL'nin davacıya iadesine ve 5.784,91 TL vekalet ücretinin taraflarına ödenmesine karar verildiğini, mahkeme tarafından verilen kararın hatalı olduğunu, menfi tespit davalarının nispi harca tabi olduğunu, yargılama sonucunda karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretinin de AAÜT'de belirlenen nispi tarife göre belirlenmesi gerektiğini, dava esas değerinin 322.647,95 TL olarak belirlendiğini ve ilgili harçların bu tutar üzerinden ödendiğini, fakat mahkeme tarafından oluşturulan gerekçeli kararın 5 nolu ara kararı uyarınca taraflarına 5.784,91 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, yargıtay içtihatları uyarınca davaya esas değer olan 322.647,95 TL üzerinden hesaplanan 48.170,71-TL nispi vekalet ücretinin taraflarına ödenmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece 11/01/2023 tarihli ek karar ile; \" ...  <br>1-Görülen davanın nihai kararının 5 nolu bendinde yargılamada ileri sürülmesine rağmen menfi tespit davası yönünden yasal vekalet ücreti belirlenmeyerek istirdat davası yönünden belirlendiği anlaşılmakla ilgili bendin: ''Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan istirdat davası için 5.784,91 TL ile menfi tespit davası için 42.386,52 TL olmak üzere toplam 48.170,71 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' şeklinde değiştirilerek hükmün tamamlanmasına, ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, yerel mahkemece eksik yargılama faaliyeti yürütüldüğünü, iddialarının değerlendirilmediğini, gerekçenin eksik olduğunu, kötüniyet tazminatının şartları değerlendirilmediğini, davalı olarak cevap dilekçelerinin değerlendirmeye alınmaması, gerekçeli kararda bu durumdan da açıklama yapılmaması, delillerinin değerlendirilmeyip mahkemece incelenmeden - toplanmadan hüküm verilmesi hukuk, yasa ve kanuna aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 Tarih - 2021/328 Esas - 2022/629 Karar sayılı kararı ile 11/01/2023 tarihli ek kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından davacı aleyhine 07/04/2015 düzenleme tarihli 07/08/2015 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoya istinaden Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/712021 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla başlatılan takipte borçlu olunmadığına karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).<br>İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nin 189/3. maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. <br>Yine Aynı Kanunun 200/1. maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise  “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. <br>Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. <br>İspat yüküne yönelik bu açıklamaların kambiyo senedi ve bononun hukuki niteliğine ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak bu hususa da kısaca değinilmesinde yarar görülmüştür.  <br>Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. <br>Bonoda şekil şartları TTK’nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir.<br>Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik \"bedel kaydı\"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. <br>Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakten\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni \"mal\" ya da \"nakit\" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.<br>Nihayet, “nakden” ibaresi bulunan bir bonoda paranın verildiği, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının parayı verdiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, paranın verilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. <br>Yapılan açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlık incelendiğinde, eldeki davada, davacı senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir. Buna karşın davalı yan takibe ve davaya konu senedin davacı tarafından kendisine verildiğini ileri sürmüştür. Bu durumda yukarıda da değinildiği gibi eldeki davada ispat davacı yana düşmektedir.<br><br>Eldeki davada; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile gerektirici sebeplere ve özellikle davacının menfi tespit talebine konu bonoda yapılan inceleme neticesinde yazı ve imzaların İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin  raporuna göre davacıya ait olmadığı yönündeki tespit,  davalı tarafından bononun tanzimi için ticari ilişkinin varlığını gösterir her hangi bir delil sunulmamış olmasına, davalının takip konusu bononun davacının eşi ... ile olan ticari ilişkinin teminatı olarak davacının eşi ...'ın düzenleyip verdiğini ileri sürmesine rağmen davacının bono düzenleme yetkisi içeren bir vekaletnameyi eşi ...............'a verdiği ve ...'ın bu bonoyu böyle bir vekaletnameye istinaden düzenlediğine dair delil sunamamasına, takip dosyasına göre istirdat talebi yönünden hak düşürücü sürenin borcun tamamı ödenmediğinden henüz başlamaması ve 5.784,91 TL davacıdan haksız ödeme alınmasına ve bu ödemenin iadesinin gerekmesine, ilk derece mahkemesince menfi tespit ve istirdat davalarının kabulüne şeklinde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Ek kararın istinafı yönünden, bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-Gerekçeli kararın istinafı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.435,20 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.510,02 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.925,18 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>9-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9b7e62a35c3d3e8","SID":"d0eed8985999c590"}}