{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/406 Esas<br>KARAR NO: 2024/1672<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2021<br>NUMARASI: 2019/596 E. - 2021/896 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın davacı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ... Topkapı Maltepe Şubesinin ... çek nolu  TR... iban nolu, keşidecisi ... San ve Tic Ltd Şti olan 13/10/2018 keşide tarihli 25.000TL bedelli çek ile icra takibi başlattığını, davalı tarafın 24/10/2018 tarihinde davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak kambiyo yoluyla icra takibi başlattığını, takibe konu çekte davacının çek sahibi tüzel kişiliğin imza yetkilisi olduğunu, çek üzerinde avalist veya müteselsil kefil olmadığını, keşidecinin bir limited şirket olup limited şirketin borçlarından dolayı şirket ortaklarının ve imza yetkilisinin sorumlu tutulamayacağının kanunda da açık olduğunu, davacının davalıya borçlu bulunmadığını beyanla, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takiben konu çek ve takipten dolayı davacının  herhangi bir sorumluluğu ve borcu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden durdurulmasına, maddi tazminata ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı icra takibi sonucu davacının evindeki eşyalarının haciz ve muhafaza sonucu meydana gelen zararların tazmini için 5.000TL maddi ve 20.000TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000TLnin haciz tarihi olan 14/10/2019 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı alacaklının açık ve aşikar kötü niyetli olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili vermiş olduğu 30/03/2021 tarihli dilekçesi ile, davalarının istirdat davasına dönüştüğünü, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edeceklerini ve davacı tarafça ödenmiş bulunan 51.094,98TLnin 2.500TLnin 26/02/2021 tarihinden, 46.166,47TLsinin ödeme tarihi olan 05/03/2021 gününden 2.428,51TLnin ödeme tarihi olan 08/03/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin takip konusu senedi usul ve yasaya uygun bir şekilde borçlu ... Hiz Ltd Şti'den işbu borca ilişkin fatura, alacak bildirim formu ve faktoring sözleşmesi ile devraldığını, davalının iyi niyetli son hamil olduğunu, takip konusu çekin vadesinde ve tutarında ödenmediğini, davalının alacağının usul ve yasaya uygun olarak üstlenmiş olup alacaklı sıfatını kazandığını, davalının davaya konu çekteki iyi niyetli son meşru hamil olduğunu,  borçlu vekili tarafından yapılan itirazdaki amacın, meşru ve haklı alacaklı davalının alacağına kavuşmasını engellemek ve alacağını konusuz bırakmak olduğunu beyanla, öncelikle dava ve konusunun İcra mahkemelerinin ve memur muameli şikayet konusu olduğundan görevsizlik kararı verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Menfi tespit davası yönünden davanın KABULÜ ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ve takibe konu çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, istirdat talebinin REDDİNE, maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davaların reddi yönünde verilen kararların çelişkili, usul ve yasalara aykırı olduğunu, istirdat talebinin reddine ilişkin gerekçenin; ''...Davacının, dava dışı borçlu şirketin kurucusu, müdürü, münferiden yetkilisi ve tek ortağı olduğu, yapılan ödemenin kendi adına yapıldığına dair ayrıca açık bir ihtirazi kayıt dercedilmediği, bu itibarla ödemenin dava dışı borçlu şirketi borçtan kurtarmak maksadıyla yapıldığı...'' şeklinde açıklandığını, bu karar ve gerekçenin menfi tespit davası yönünden verilen karar ile açıkça çelişkili  olduğunu, takibe konu çek incelendiğinde müvekkili ... tarafından keşideci şirket olan ... Proje şirketinin unvanın hemen altına ismini yazarak tek bir imza attığını,  Müvekkilinin çek üzerinde avali ya da kefaleti bulunmadığını, çekin müvekkilinin şahsı adına da düzenlenmediğini müvekkillince çek üzerine atılan imzanın şirketi temsilen atılmış olan bir imza olduğunu,  müvekkilinin takibe konu edilen çek dolayısıyla şahsen sorumlu olması hukuken mümkün olmadığını,  Davalı tarafın bir tacir olup, tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu,  müvekkili hakkında herhangi bir takip/dava açmaması gerekmesine ve bunu da bilmesine rağmen müvekkili hakkında, gerçeğe vede hukuka aykırı olarak ticaret mahkemesinden İhtiyati haciz aldığını, icra takibi başlattığını, sonrasında ise muhafaza talep edilerek müvekkilinin evindeki ev halkının kullanımına özgülenmiş eşyaları haczedilerek muhafaza altına alındığını, -kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlunun. ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşmiş olsa dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilceğini, borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabileceğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında 3 kalem halinde; 26.02.2021 tarihinde davalı vekili Av. ...'in hesabına 2.500,00 -TL (Banka dekontunda icra dosyasına atıf yapılmıştır.)  05.03.2021 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına 46.166,47 -TL, 08.03.2021 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına 2.428,51 -TL olmak üzere toplamda 51.094,98 -TL ödeme yaptığını, yapılan tüm ödemelerin müvekkili ... tarafından kendi adına cebri icra tehdidi altında olması sebebiyle mallarını kurtarabilmek amacıyla yapıldığını,  tüm ödemelerin icra takip borçlusu ve tüzel kişilik olan ... Ltd.Şti. adına değil tamamı kendi adına yani \"...\" adına ödendiğini,  İlk Derece Mahkemesinin müvekkilinin kendi adına yaptığı ödemeleri şirket yararına yaptığını kabul ettiğini ancak ödeme dekontları incelendiğinde ödemelerin müvekkili tarafından kendi adına yapılan ödemeler olduğunun açık olduğunu, zaten müvekkilinin icra dosyasında da borçlu sıfatıyla yer aldığını, yapılan ödemeler şirket adına yapılmış olsaydı zaten dekontta şirket adına ödeme yapıldığının yazacağını, müvekkilinin evine haksız olarak hacze gelindiğini, eşyaları haczedilerek muhafazaya alındığını, borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını, -Davalı şirket tarafından müvekkilinin esasen çek dolayısıyla şahsen sorumlu tutulamayacağı biliniyor olmasına rağmen başlatılan takipte tamamen haksız ve kötü niyetli bir şekilde borçlu olarak gösterildiğini, adresine fiili hacze çıkılarak eşyaları muhafaza altına alındığını, yapılan haczin haksız bir haciz olduğu İlk Derece Mahkemesi'nin menfi tespit davası yönünden verdiği kabul kararıyla sabit olduğunu,  haczin haksız bir haciz olması dolayısıyla müvekkilimizin hukuk güvenliği ve mülkiyet hakları ihlal edildiğini,  haksız haciz yapılmasaydı müvekkilinin mallarına hiçbir zarar gelmeyeceğini,  dolayısıyla, bilirkişi raporlarıyla hesaplanan miktar kadar müvekkilinin maddi zararı bulunduğunu klimalar için muhafaza yapılırken borularından sökülmüş, kesilmiş kesilirken boru tesisatına zarar verilmiş  ve söküldüğü haciz mahalli evin duvar sıva ve boyasına telafisi ve tadilatı güç zarar vermiş ve çatlaklar oluşturmuş ve eski hale getirilmesi gerektiğini,  klimalar, kurutma makinesi ve TV'nin teknolojik aletler olduğu göz önüne alındığında, evden çıktığından itibaren artık ikinci el durumuna geldiği ve yediemin deposunda nemlenme ve tozlanma sebebiyle artık eskisi gibi randıman alınamayacağından haczedilen teknolojik mallar geri dönse bile müvekkiline fayda sağlanamayacağından maddi zarar oluştuğunu, -Haksız haciz, tüm koşulları gerçekleştiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi anlamında haksız eylem oluşturduğunu, Yargıtay'ın manevi tazminata hükmedilebilmesi için haczin fiili olmasını aramakta, kaydi haczi bu yaptırımın uygulanması için yeterli görmediğini, haksız haciz sebebyile kişilik hakkı kapsamındaki unsurlardan bir veya birkaçı ihlal edilen kimse, bundan dolayı manevi bir zarara uğramışsa kendisine mânevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceğini,  Yargıtay'a göre bir kimsenin mallarının haksız yere fiilen haczi, o kimsenin şeref ve haysiyetini ihlal edeceğinden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,  fiili haciz müvekkilinin eşi ve çocukları da evdeyken gerçekleştirildiğini,  -Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne tamamen aykırı bir şekilde davranarak kötü niyetli şekilde hareket ederek ve müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını da bilerek yani tamamen ağır kusurlu hareket ederek bir icra takibi başlattığını ve  evinde haksız bir haciz gerçekleştirdiğini, tamamen kötü niyetli olduğnu, kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğini,  -davalı lehine avukatlık ücretine hüküm edildiğini, her şeyden önce sebebiyet ilkesi uyarınca dahi davalı yararına hiç bir suretle bir vekalet ücretine hüküm edilmemesi gerektiğini, kararın kaldırılarak tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davaya konu icra dosyasına davacı tarafından yapılan ödeme borç ödemesi olup yerel mahkeme tarafından davacının istirdat talebinin reddine karar verilmesinin uygun olduğunu,  Davacı yerel mahkemede herhangi bir tedbir talebi olmaksızın menfi tespit davasını ikame ettiği tarihte, borçlu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya borcunu hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödediğini, haliyle davacı tarafından yapılan dosyaya yapılan ödemenin borç ödemesi olduğu sabit olup icra müdürlüğü tarafından müvekkiline reddiyatı yapıldığını, davaya konu  İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasında borçlu ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin kurucusu, müdürü ve münferiden temsile yetkili tek ortağı olduğunu, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin borç ödemesi olduğunu, ödemeyi yapan davacının dava konusu ettiği ödemeyi  BK.unun hükümlerine göre sebepsiz zenginleşmeye dayanarak icra takip dosyasında borçlu olan ve borcu ödenmekle sebepsiz zenginleşen borçlulardan talep etmesi gerektiğini, ancak şirkette temsile yetkili kişi olduğundan yani kendi şirketine istirdat istemi yöneltemeyeceğinden ; usul ve yasaya aykırı şekilde taraflarından talep ettiğini, takip konusu borç , 3. Kişi tarafından ödenmiş olsa dahi , davacı sıfatı takip dosyasında borçlu sıfatını haiz olana ait olduğunu, bu nedenle ; davacı  tarafından yapılan davaya konu dosya borcu ödemesinin alacaklı müvekkilinden istirdatı talep edilemeyeceğini,  icra takip dosyasında borçlu olmayan davacının bu davayı açmada aktif husumet ehliyeti bulunmadığının kabulü gerektiğine dair kararlar bulunduğunu,  davacının tazminat talepleri haksız ve kötü niyetli olup ; yerel mahkeme tarafından davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin uygun olduğunu, Davacının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Tal. sayılı dosyasından gerçekleştirilen fiili haciz işlemi esnasında mahalde uğradığını iddia ettii zararların; davacı tarafından yerel mahkemede ikame edilen menfi tespit davasının konusu  olmadığını,  ilgili dosyadan gerçekleştirilen fiili haciz ve muhafaza işlemlerinin icra memuru marifetiyle icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğini, Davacı aleyhine gerçekleştirilen haciz ve muhafaza işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, Müvekkili tarafından davacının malına veya mahale hiçbir şekilde zarar verilmediğinin haciz tutanağı ile sabit olduğunu, Davacının muhafaza altına alınan malların zarara uğrayıp uğramadığı hususunda yerel mahkeme tarafından verilen ara karar gereği bilirkişi raporu tanzim edildiğini raporda , haczedilip muhafaza altına alınan mahcuzların herhangi bir zarara uyrayıp uğramadığı tespit edilmemiş ; edilememiştir. raporda açıkça ; \" muhafaza işlemine konu malların mevcut durumunun muhafaza işleminden önce mi sonra mı meydana geldiği hususu tespit edilememiştir.\" şeklinde beyan derç edildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve mahcuzların herhangi bir zarara uğramadığının görüleceğini,  muhafaza altına alınan mahcuzların zarara uğradığı iddiaları gerçek olsa dahi bu hususta sorumluluk yedieminin olup , müvekkiline bu hususta kusur atfedilemeyeceğini,  dosya ödemesi gerçekleşip borç ödendikten sonra  malların borçluya iadesi hususunda Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Tal. dosyasına talimat yazılması için taraflarınca talepte bulunulmuş olup ; 07/03/2021 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından , Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Tal. sayılı dosyasına ; haczedilip muhafaza altına alınan menkullerin borçluya iadesi hususunda talimat yazıldığını,  mallarını teslim almayarak yerel mahkeme nezdinde menfi tespit olarak ikame edilen davanın istirdada döndüğünü beyan eden davacının kötüniyetli olduğunu, haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen çek nedeni ile davalının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası ve haksız itirazdan kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olup, yargılama aşamasında davacı tarafça davalıya ödendiği belirtilen toplam 51.094,98TL'nin davalıdan tahsiline yönelik istirdat davasına dönüştüğü tespit edilmiştir.  İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 Esas 2018/1308 karar sayılı 25/10/2018 tarihli kararı ile alacaklı ... AŞ tarafından borçlular ..., ... Ltd Şti, ... San ve Tic Ltd Şti aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığı,  İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... AŞ tarafından borçlular ... San ve Tic Ltd Şti, ... Ltd Şti, ... aleyhine 25.000TL asıl alacak, 146,92TL işlemiş faiz, 2.500TL %10,00 tazminat, 75,00TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 27.721,92TL üzerinden takip yapıldığı görülmüştür. 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait haczedilen eşyaların bulunduğu mahale gidilerek 14/10/2019 tarihli haciz tutanağı ile haczedilen eşyaların mevcut durumu üzerinde inceleme yapıldığını, eşyalarda hasar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise bundan kaynaklı olarak davacının zararının bulunup bulunmadığının tespiti yoluna gidildiğini, mahallinde yapılan incelemede, davaya konu eşyalardan  klima borusunun hasarlı olduğunu, televizyon ekranında ufak çizikler bulunduğunu ve televizyonun yıpranmış olduğunu, bulaşık makinasının iç yüzeyinde yıpranmalar bulunduğunu, alkollü içkilerden 3 tanesinin açık olduğunu, ancak bu hasarların taşınma sırasında mı yoksa haczedilmeden önce mi böyle olduğunun bilinmediğini, diğer eşyalarda herhangi bir sorum bulunmadığının anlaşıldığını, haczedilen beyaz eşyaların haciz tarihi itibariyle ikinci el piyasa değeri ve montaj bedelinin toplamda 12.000TL olabileceğini, haczedilen alkollü içkilerin haciz tarihindeki bedellerinin toplamda 4.770,00TL olabileceğini, haczedilen mallarda meydana gelen hasarın hacizden önce mi sonra mı meydana geldiğinin tespit edilemediğini belirtmiştir. 30/06/2021 tarihli ek raporda; mahalinde yapılan incelemede, davaya konu eşyalardan klima borusunun hasarlı olduğunu, televizyon ekranında ufak çizikler bulunduğunu ve televizyonun yıpranmış olduğunu, bulaşık makinesinin iç yüzeyinde (kapak içi) yıpranmalar bulunduğunu, alkollü içkilerden 3 tanesinin açık olduğunu ve mevcut halleriyle kullanılamayacak durumda olduğunu belirtmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen 04/06/2021 tarih ... sayılı müzekkere cevabı incelendiğinde,  ... Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek ortağının ve şirketi münferiden temsile yetkili kişinin davacı ... olduğu anlaşılmıştır.  İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre, borçlu, menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Dava devam ederken borç ödenmekle Kanun hükmü gereği dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden (Yargıtay 9. HD 2014/12224 Esas - 2015/24707 Karar) dosyaya aktarılan paralar yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilmesi İİK m. 72 gereğidir. Takibe dayanak çek üzerinde sadece şirket adı altında bir imza mevcut olup, şirket adı dışında senetlerin ön yüzüne atılmış herhangi başka bir imza mevcut olmadığı, şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması gerekli olduğu, tek imza halinde yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, davacı borçlu ...'in avalist olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğinin açık olduğu, buna rağmen davalı tarafça davacı asil yönünden de takip başlatıldığı, başlatılan takibin haksız olduğu, takibin ... yönünden de yapıldığı  ve takip sırasında ödeme yapılması nedeniyle, yapılan ödemenin şirket adına değil, kendi adına yapıldığının kabulünün gerektiği,  ayrıca ...'in takip de aynı zamanda borçlu olması nedeniyle, yapılan ödemenin dava dışı kişi tarafından borca mahsuben yapıldığının kabul edilmeyeceği, bu nedenle istirdat isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığı, davalının kötüniyetli olduğunun da kabulünün gerektiği ayrıca çek incelendiğinde davacının asil olarak takip edilmesini gerektirir ayrı bir imzasının bulunmaması nedeniyle haksız takip başlatıldığı ve haksız haciz uygulandığının da kabulünün gerektiği, maddi tazminat yönünden yapılan incelemede, davacının evinde haksız haczedilen eşyalar arasındaki 3 içkinin açık olup (220,00+120,00+180,00 TL) bu içkilerin kullanılamaz hale geldiği gözetilerek, içki bedeli 520,00 TL ve eşya kurulum bedeli olan 2.300,00 TL den ibaret toplam 2.820,00 TL maddi tazminat istemekte haklı olduğu  ve haksız haciz nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın, haciz tarihi olan 14/10/2019 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talebinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, davacının istinaf talebinin açıklanan yönleriyle kısmen kabulü ile mahkeme kararının hatalı olduğu nedenle, kararın HMK'nun 353/1-b-2.maddesi gereğince kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih, 2019/596 E., 2021/896 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ İLE; Menfi tespit davası yönünden davanın KABULÜNE ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ve takibe konu çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, 51.094,98 TL istirdat talebinin kabulü ile, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılmakla, takibe konu alacak üzerinden hesaplanan %20 kötüniyet tazminatı olan 5.545,58 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Maddi tazminat isteminin 2.820,00 TL yönünden kabulü ile, 2.820,00 TL'nin haciz tarihi olan 14/10/2019 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL yönünden kabulü ile, 5.000,00 TL'nin haciz tarihi olan 14/10/2019 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin 4/a-Alınması gereken menfi tespit ve istirdat davası yönünden 3.490,30 TL, maddi tazminat davası yönünden 427,60 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 olmak üzere toplam  4.345,5‬0 harçtan peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.491,62‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan  bilirkişi ücreti,  tebligat tezkere giderleri olmak üzere toplam 2.023,60 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre, (%77 kabul; % 23 red) 1.558,17 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca davacı tarafından bu dava nedeniyle yatırılan 853,88TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  4/c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  4/d-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,  4/e-Davacı vekiline  menfi tespit ve istiradat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/f-Davacı vekiline maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan  2.820,00 TL vekalet ücretinin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/g-Davacı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/ğ-Davalı vekiline maddi tazminat davasının reddedilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,  4/h-Davalı vekiline reddedilen manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 287,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"929bcaf09e130ee9","SID":"f82db1e7d40cc511"}}