{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/761 Esas<br>KARAR NO:2024/1256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:09/03/2021<br>NUMARASI:2020/110 Esas, 2021/233 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sair ürünlerin nakliyesi için 01/03/2012-01/03/2015 döneminde davalıdan araç kiraladığını, anlaşmaya göre müvekkilinin tek sorumluluğunun nakliye bedelini ödemek olduğunu, ancak kiralanan araç şoförü tarafından müvekkiline ve davalıya karşı işçilik alacağına ilişkin açılan davada Konya 1. İş Mahkemesinin 2018/5 Esas sayılı dosyasında hükmedilen işçilik alacağının ... sayılı dosyasından icra takibine konu edilmesi üzerine müvekkili tarafından 49.245,00 TL olarak ödenmek zorunda kalındığını, bu bedel kadar düzenlenen iki ayrı yansıtma faturasının noter aracılığıyla davalıya tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyen fatura ve içeriğinin kesinleştiğini, bunun üzerine ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere takdiren %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı tarafından yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacının, işçilik alacakları sebebiyle icra dosyasına 49.245,00 TL ödeme yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmede araç sürücüsünün işçilik alacaklarına ilişkin bir düzenleme yer almadığından TBK'nun 167. maddesi gereğince tarafların eşit paylarla sorumlu olduğu, alt işveren olan davacının, işçiyi çalıştırdığı dönem itibariyle hesaplanacak ücret ve tazminatın yarısından sorumlu olacağı, Konya 1. İş Mahkemesince dava dışı işçinin 01/03/2012-01/03/2015 tarihindeki çalışmasına ilişkin hüküm kurulduğu, davacı ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesinin de aynı dönemlere ilişkin olduğu, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bilirkişi tarafından iş mahkemesi kararında üç davalı olduğu değerlendirilerek hesaplama yapılmış ise de istinaf mahkemesi ilamında dava dışı ... Nakliyata husumet yöneltilmediği hususunun belirtildiği nazara alınarak resen 1/2 oranında hesaplama yapıldığı ve temerrüt tarihi olan 26/06/2019 ile takip tarihi olan 05/08/2019 tarihi arasında taleple bağlı kalınarak yıllık %19,50 oranında faiz hesabı yapıldığı, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu, ancak alacağın varlığının sözleşmenin yorumunu gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile davalının ... ayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 24.622,50 TL asıl alacak, 533,49 TL işlemiş faiz olmak üzere 25.155,99 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 19,50 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın konusunun cari hesap alacağı olduğunu, takip talebinden de bu hususun belli olduğunu, bu nedenle Mahkemenin hatalı tespit ettiği üzere uyuşmazlığın bir rücu alacağından kaynaklanmadığını, takip ve dava konusu faturaların içeriğinin, yasal süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleştiğini, her koşulda, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca tüm hukuki sorumluluğun kiralık araç sahibi ve işveren olan davalıya ait olduğunu, faturaların davalının ticari defterlerine işlenmemesinin borcu ortadan kaldırmadığını, davanın cari hesaptan kaynaklanması sebebiyle her iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesinin zaruri olduğunu, buna rağmen müvekkilinin defterlerinin incelenmediğini, alacağın muayyen ve likit olduğunu, itirazın kötüniyetli olması sebebiyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına ilişkin bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konya 1. İş Mahkemesinin 2018/5 Esas 2018/326 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı işci ... tarafından açılan davada 11.482,62 TL kıdem tazminatı, 5.740,72 TL ihbar tazminatı, 811,85 TL fazla mesai ücret alacağı, 2.862,26 TL hafta tatili ücret alacağı, 3.653,89 TL yıllık ücretli izin alacağının davalılar .... Şti., .. Şti. ve ... Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2018/3848 Esas 2019/1453 Karar sayılı ilamı ile, .... Şti.'ne husumet yöneltilmediği halde aleyhine hüküm kurulması ve işçilik alacaklarından bu şirketin sorumlu tutulması isabetsiz olduğundan bahisle kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında diğer iki davalı şirket yönünden ve aynı miktarlar üzerinden kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. ... sayılı dosyasında hüküm altına alınan alacak kalemleri, yargılama gideri, vekalet ücreti ve bunların faizinin tahsilinin talep edildiği, .... Şti. tarafından dosyaya 12/06/2019 tarihinde 40.000,00 TL ve 20/06/2019 tarihinde 9.245,00 TL olmak üzere toplamda 49.245,00 TL yatırıldığı anlaşılmıştır.İcra dosyasına yapılan ödeme sebebiyle davacı tarafından davalıya düzenlenen 17/06/2019 tarihli, 40.000,00 TL bedelli ve 20/06/2019 tarihli, 9.245,00 TL bedelli iki ayrı faturanın ödenmesinin farklı tarihlerdeki noter ihtarnameleri ile istendiği ve ihtarname ile ekindeki faturaların gönderilerek davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Davacının, davalı hakkında ... sayılı dosyasında cari hesap alacağına istinaden 49.245,00 TL asıl alacak ve 920,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.165,81 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Davalının ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişi tarafından Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 13/02/2021 tarihli raporda; incelenen 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerin sahibi lehine delil olma ve ispat kuvvetine sahip olduğu, davacı tarafın davaya konu ettiği 17/06/2019 tarihli ... nolu ve 20/06/2019 tarihli... nolu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davacı şirket adına yapılmış herhangi bir kaydın da bulunmadığı, davalı tarafın 2019/06 dönemine ait BA formunda dava konusu faturaların yer almadığı bildirilmiştir.Mahkemece aldırılan 03/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; taşıt kiralama sözleşmesinde, araç şoförünün işçilik alacaklarından kimin ne tutarda sorumlu olacağına dair açık bir madde hükmüne rastlanılmadığı, Konya 1. İş Mahkemesinin ilamında, işçilik alacaklarından davacı ve davalı ile birlikte dava dışı ... AŞ'nin ortak şekilde sorumlu olacaklarına dair hukuki tespitin bulunduğu, Yargıtay kararları uyarınca davacının rücu olanağının mevcut olduğu, buna göre davacı tarafından icra dosyasına ödendiği belirtilen 49.245,00 TL (tahsilat makbuzuna göre 40.000,00 TL ödemenin yapıldığı, ancak 9.245,00 TL'nin icra dairesine yatırıldığına ilişkin belgeye rastlanılmadığı) işçilik alacağı ve masrafının her üç şirkete ayrı ayrı pay edilmesi sonucuna ulaşıldığı, buna göre davacının alacağının 16.415,00 TL olarak hesap edildiği, ödeme tarihi ile icra takibi arasındaki faiz tutarının 482,33 TL olduğu, buna göre davacı alacağının toplam 16.897,33 TL hesaplandığı bildirilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda, uyuşmazlığın rücu ilişkisinden değil cari hesaptan kaynaklandığını, bu nedenle Mahkemenin dava konusunu hatalı tespit ettiğini ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi uyarınca, hakim, Türk hukukunu resen uygular. Bu kapsamda maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir.Somut olayda, davacı, işçilik alacaklarına ilişkin ilamın icraya konması üzerine ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği bedelin tahsilini talep etmiş olup dava dilekçesindeki anlatım ve iddianın ileri sürülüş şekline göre Mahkemece uyuşmazlığın esasının ve uygulanacak hukuk kurallarının doğru olarak tespit edildiği anlaşılmakla bu hususa yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.\"...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...\" (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1682 Esas 2024/1506 Karar sayılı ilamı). Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi  01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını,alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir. Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarih ve 2023/1118 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile \"Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda,  yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren,  işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren)  işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir.\" şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir. Somut olayda, Konya 1. İş Mahkemesinde dava dışı işçi -şoför- ...tarafından açılan davada verilen karar ve istinaf ilamı dikkate alındığında, hizmet süresinin 01/01/2012-01/03/2015 tarihleri arasındaki dönem olarak kabul edildiği, işbu eldeki dosyanın tarafları arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunduğu, bu nedenle her ikisinin de sorumlu olduğu kanaatiyle işçilik alacaklarının müştereken müteselsilen tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre davacı ve davalı şirket dava dışı işçiye müteselsilen sorumlu olsa da birbirlerine karşı rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşmesinin uygulanması gerekir.Taraflar arasında imzalandığı ihtilaf konusu olmayan taşıt kiralama sözleşmesine göre, davacının yurt içinde ürün nakliyesi amacıyla davalıya ait araçları şoförü ile birlikte kiraladığı, davacının sözleşmeye konu her bir araç için aylık 4.300,00 TL + KDV ödeyeceği kararlaştırılmış olup sözleşme ücreti dışında bir ücret belirlenmediğinden araçları kullanan şoförlerin ücretlerinin de sözleşme ücretine dahil olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca sözleşmede, sözleşme konusu davalıya ait araçları kullanan ve davalıya bağlı olan şoförlerin işçilik alacaklarından kimin, ne oranda sorumlu olduğuna yönelik bir hüküm bulunmadığı, işçilik alacakları ödenen işçinin davalı şirketin işçisi olduğu hususları da nazara alındığında davacı işverenin dava dışı işçi için ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle Mahkemece tarafların yarı yarıya sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacı icra takibinde 49.245,00 TL asıl alacak ve 920,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.165,81 TL'nin tahsilini talep etmiş olup davayı da bu miktar üzerinden açmıştır. Davacı tarafından işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin icra dosyasına 12/06/2019 tarihinde 40.000,00 TL ve 20/06/2019 tarihinde 9.245,00 TL olmak üzere toplamda 49.245,00 TL yatırılmış ve eldeki davaya konu icra takibi ise 05/08/2019 tarihinde başlatılmış olup Mahkemece temerrüt tarihi 26/06/2019 olarak kabul edildiğinden ve bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmakla bu tarih ile icra takip tarihi arasında talep edilebilecek işlemiş faiz 1.052,35 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak davacı 920,81 TL işlemiş faiz talep ettiğinden talebi ile bağlı kalınarak bu miktara hükmedilmesi gerekmiştir. İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2 maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı tarafından dava dışı işçi ödenen bedel yargı kararı ile belirlenmiş olup davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken Mahkemece buna yönelik talebin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Dava açılırken sunulan vekaletnameye göre davacı vekillerinin Av. ... ve Av. ... olduğu, daha sonra dosya istinaf aşamasında iken Av. ... tarafından sunulan 11/09/2022 ve 09/09/2023 tarihli dilekçeler ile vekalet ilişkisinin sona erdiğinden bahisle vekillik kaydının silinmesinin talep edildiği, bunun üzerine ise Av. ... tarafından davacı vekili olarak 22/09/2022 tarihli 30/09/2024 tarihine kadar geçerli vekaletnamenin sunulduğu, adı geçen avukatın Dairemizce hükmün verildiği 31/10/2024 tarihi itibariyle geçerli bir vekaletnamesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne, davacı lehine alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/110 Esas, 2021/233 Karar ve 09/03/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜ ile, davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİ İLE, takibin 49.245,00 TL asıl alacak ve 920,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.165,81 TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA,b)Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.849,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 3.426,82 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 605,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.821,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 605,88 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı ile 1.935,75 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.603,83 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A/11-13. fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 221,40 TL istinaf harçları ile 115,00 TL yargılama gideri toplamı olan 336,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"751960d69596663a","SID":"c6dc4930144b9a7c"}}