{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1304 Esas<br>KARAR NO: 2024/1774<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/07/2024<br>NUMARASI: 2024/139 E. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/05/2024 tarihinde vermiş olduğu 2024/171 D.İş-2024/171 K. sayılı ihtiyati tedbir kararının hükmün kesinleşmesine kadar devam ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının; dava sonunda elde edilecek menfaatlerin tamamını sağlar nitelikte olduğu da dikkate alınarak, itirazları çerçevesinde ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve ürünlerin müvekkile iadesini talep etmiştir.Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/171 değişik iş, 10/05/2024 Tarihli ihtiyati tedbir kararı ile, \"....Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/19181 soruşturma sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda SMK'nın 159 ve HMK 389 maddeleri koşulları oluştuğundan takdiren 150.000,00 TL teminat yatırıldığında yada muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ibrazı halinde ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; -Talep edenin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalarına tecavüz oluşturduğu iddia olunan, bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen karşı tarafa ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalı ürünlerin üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesine, -Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın  2024/19181 soruşturma numaralı dosyasından el konulan 73.042 adet ürünlere tedbiren el konularak yed-i emine teslimine, Talep edenin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalarına tecavüz oluşturduğu iddia olunan, bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen  karşı tarafa ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalı ürünler, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlara tedbiren el konularak yed-i emine teslimine ve bu kullanımlarının önlenmesine, karşı tarafın https://www...com.tr/ isimli internet sitesi üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine,\" dair ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.Karşı yanca verilen 27/05/2024 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile; ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını,  ürünler arasında iddia edilen şekilde bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin tescilli \"...\" markası altında satışa sunulan ürünlerin talep edenlerin markasından tamamen farklı olduğunu, verilen tedbirin haksız olduğunu savunarak, kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 18/07/2024 tarihli ara karar ile; \"Davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazının REDDİNE,\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkeme ara kararının gerekçesiz olduğunu,  örneğin, yetki itirazlarına ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi, ihtiyati tedbir dayanağı olarak gösterilen Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında yer alan bilirkişi raporunun özel bir mütalaa olduğu, savcılık tarafından alınan bir bilirkişi raporu olmadığına yönelik itirazlarının da hiç bir şeklide dikkate alınmadığını, Anayasa md. 141/3'de de bir ayırım yapılmadan tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması kuralı getirildiğini, -İlk Derece Mahkemesi'nin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu,  6769 Sayılı Kanunun 156/3 ve 4 düzenlemesine göre, işbu davada, davacının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmamakta olup, bu husus dava dilekçesinden de anlaşıldığını,  bu durumda yetkili mahkemenin 156/4 maddesi uyarınca \" davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki\" mahkeme olacağını, talep edenlerin markaları yönünden bakıldığında; ... markasının vekili ... olup, vekilin işyeri olan ... Ltd.şti. nin adresi ise \"... Mah. ... Sk. ... Avukatlık Bürosu Blok No:... İç Kapı No:... Şişli\" olmakla huzurdaki davada İstanbul Fikri Ve Sınai Hukuk Mahkemeleri'nin Yetkili olduğunu,  TPE Sicil Kaydı ve  İTO kaydı itiraz dilekçe ekinde dosyaya ibraz edildiğini,  ... markasının vekili ise ... olup, vekilin işyeri bulunmadığını,  İstanbul Barosu'na kayıtlı adresi ise  \"... Mah. ... Cd. ... Plaza No:... Kat:... Şişli\" olmakla huzurdaki davada İstanbul Fikri Ve Sınai Hukuk Mahkemeleri Yetkili olduğunu, -İhtiyati tedbirin şartları gerçekleşmediğini,  davacı yanın haklılığı yaklaşık olarak dahi ispat edilebilmiş olmadığını, -ilk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararının ana dayanağı ve yine ihtiyati tedbire itiraz kararının dayanağı, gerekçeden de görüldüğü üzere \"bilirkişi raporu\" olup ancak talep edenin sunduğu bilirkişi raporunun \"özel mütalaa\" niteliğinde olup, gerekçede yer aldığı üzere Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan bir rapor bulunmadığını,  talep edenlerin iddiasının müvekkilinin  iş yerinde ve bağlantılı deposunda talep edenlerin izni olmadan ... ve ...'a ait markaların ayırt edilemeyecek surette benzerlerinin, ticari sunum konsepti de neredeyse kopyalanmak suretiyle kullanılarak üretildiği, depolandığı, satışının yapıldığı; bu surette talep edenler aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet fiilleri gerçekleştirildiği olup, özel mütalaya atıf yapılarak gerekçe oluşturulduğunu,  ihtiyati tedbire itirazın reddi kararında da  \" Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/19181 soruşturma sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporuna göre \" denilmek suretiyle bu özel mütalaaya atıf yapıldığını,  özel mütalaanın ihtiyati tedbirin şartlarını yerine getirdiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, -Ürünler arasında iddia edilen şekilde bir benzerlik bulunmadığı gibi, müvekkilinin tescilli \"...\" markası altında satışa sunulan ürünlerin, talep edenlerin markasından tamamen farklı olduğunu,  müvekkilin markalarının \"...\" ve \"...\" olup, müvekkili tarafından üretilen ve ihtiyati tedbire konu edilen tüm ürünlerin, müvekkilinin tescilli markaları olan \"...\" ve  \"...\" markası altında kullanıldığını,  talep edenlerin ... ve ... markaları ile müvekkilinin ... ve ... markalarının benzer olduğu ve iltibas yarattığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin markası, davacının markasından tamamen farklı olup, tüketici nezdinde görsel veya işitsel olarak karşıklığa yol açmayacağını, talep edenlerin tasarım  yönünden herhangi bir tescilleri bulunmadığını, ticari sunum konsepti yönünden de iltibas yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, -Talep edenlerin, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin şişe şekilleri ve yazı karakterlerinin, kendi tescilli markaları ile benzerlik taşıdığı iddiasında ise de; talep edenlerin şişe ve yazı karakterleri yönünden bir tasarım tescilleri bulunmadığını, bu itibarla, benzerlik iddialarının kabul edilmemekle birlikte, benzerlik olması durumunda dahi talepte bulunmalarının mümkün olmadığını, ürünlerin konulduğu şişeler ve yazı karakterleri yönünden bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının, talep edenlerin markasından tamamen farklı olup, tüketici nezdinde görsel veya işitsel olarak karşıklığa yol açmasının mümkün  olmadığını, ...-  ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ..., ...- ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ... isimli ürünü, ...-  ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ...  - ... isimli ürünü, ...-  ... isimli ürünleri ile müvekkilin ...  - ... isimli ürünü, ...- ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ...  - ... - ... isimli ürünün, ...- ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ...  -...- ... isimli ürünü, ... markalı boş kutusu ile müvekkilinin ... markalı boş kutuları, ...- ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ...- ... isimli ürünleri, ...-... isimli ürünleri ile müvekkilinin ... - ... isimli ürünleri, ... - ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ... - ... isimli ürünleri, ... - ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ... - ... isimli ürünleri, ... - ... isimli ürünleri ile müvekkilinin ... - ... isimli ürünlerine bakıldığında şişe şekli, renk, biçim, yazı karakteri bakımlarından birbirleri ile bir benzerliklerinin bulunmadığını,  müvekkilinin tüm ürünlerinin üzerinde tescilli markası olan \"...\" veya \"...\" isimleri bulunmakta olup, ürünlerin ayırtedici unsuru da müvekkilinin markası olduğunu,  müvekkili ürünlerinin baskın unsuru müvekkilinin tescilil markası olan ... ve ... markaları olup, müvekkili markaları gerek ürün kutularında gerekse de ürün şişelerinde yer almakta olduğundan; talep edenlerin ürünleri ile müvekkili ürünlerinin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmalarının mümkün olmadığını,  talep edenlerden ... markalı parfümlerin ortalama fiyatları 50 ml için 3.900,00-TL, 100 ml için ise 5.100,00-TL bandında olup; müvekkili ürünlerinin ortalama fiyatlarının bunun 1/10 unun dahi altında olduğu dikkate alındığında; hiç bir tüketicinin müvekkili ürününü ... ile karıştırma ihtimalinin bulunmadığını,  -Toplatılarak/ el konularak yediemine teslimine karar verilen ürünler içerisinde \"parfüm esansları\" bir diğer deyişle sıvı kokular da bulunmakta olup; tedbir kapsamında olmayan içeriklerin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbirin kapsamı şişe, kutu ve etiket olmakla birlikte; el knoulan ve yediemine teslimine karar verilen ürünler arasında dolumu tamamlanmış ürünler de bulunduğunu, şişelerin içerikleri yönünden bir karar oluşturulmadığından, içeriklerin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini,  bu ürünler uygun olmayan koşullarda muhafaza edilmeli durumunda bozulabilecek nitelikte olduklarından, ürünlerin iade edilmemesi durumunda doğacak zarara ilişkin tüm haklarının saklı olduğunu,-Müvekkilinin internet sitesinde satışa sunulan ürünlerin, ihtiyat tedbire konu ürünlerden ibaret olmadığından; internet sitesine erişim engeli verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ürünler bazında verilmeyip tüm internet sitesinin kullanımını engelleyen ihtiyati tedbir kararının ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olduğunu, \"-Karşı tarafın https://www...com.tr/ isimli internet sitesi üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine,\" şeklindeki karara itirazlarının kabulü ile, sadece ihtiyati tedbire talebine konu edilen ürünler yönünden internet sitesinin kullanımının önlenmesine karar verilmesini, genel erişim engeli niteliğindeki kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, -İlk Derece Mahkemesi tarafından toplam 150.000,00-TL teminat miktarının son derece düşük olduğunu,   son derece geniş bir ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve müvekkilinin tescilli markasının kullanmasının engellendiğini, İhtiyati tedbir kararının kaldırılması, aksi kanaatte olması durumunda, teminat tutarının artırılmasını talep ettiklerini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2024 Tarih, 2024/139 E. Sayılı haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbirin reddine kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davalı ... Kozmetik tarafından 27 Mayıs 2024 tarihinde değişik iş dosyası üzerinden işbu tedbir kararına itiraz edildiğini, esas yönünden açılan davanın mevcudiyeti hasebiyle ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın incelendiğini,  İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçeli olduğunu gerekçenin dosya kapsamındaki deliller ile değişik iş dosyasına ibraz edilen Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/19181 Sor no.lu dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki tespitleri gözeterek oluşturduğunu,  soruşturma dosyasına sunulan rapor hiç var olmasaydı dahi, dosyada mübrez olan, davalının kullanımlarının taklit niteliğinde olduğunu gösteren diğer delillerin de zaten tedbir koşullarının fazlasıyla sağlandığını, Davalı şirket aleyhine yöneltilen ihtiyati tedbir istemi ve akabinde açılan esas dava, ilgili  firmanın ticari faaliyetleri ile Müvekkille ve markaları aleyhine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) kapsamında “marka hakkına tecavüz  ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında “haksız rekabet” yarattığı gerekçesine  dayandığını, uyuşmazlık, ... Kozmetik’in haksız  fiilleri ile Müvekkili şirketler aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet halinin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin olup, (“HMK”) 16/1 maddesi uyarınca, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu, haksız fiilin işlendiği yer, öncelikle davalı ... Kozmetik firmasının iş yeri olup,  söz konusu taklit niteliğindeki ürünlerini ayrıca https://www...com.tr/ web sitesi üzerinden de satıldığını, haksız fiilin işlendiği ve zararın geldiği çevrenin tüm Türkiye olduğunu, Müvekkili şirketler aleyhine yaratılan haksız rekabet ve marka tecavüzü hali karşılaştırmalı tablolar, görseller ve sayısal veriler ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde arama sırasında tespit edilen ve ... ve ... firmalarına ait bir kısım markalar aleyhine iltibas yaratan 73.042 adet ürüne el konulması ve  http://www...com.tr/ web sitesi üzerindeki ihlaller ile yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını, ilgili raporun makul şüphenin ortaya konulması noktasında destekleyici delil niteliğinde olduğunu, Müvekkili Şirketlerin hiçbir zaman yalnızca “...” ve “...” markalarının kendi markaları aleyhine iltibas ve haksız rekabet yarattığını öne sürmediğini, Davalı taraf, kendilerine ait olan “...” ve “...” markalarını, müvekkilleri tescilli ve tanınmış markalarının aynıları ya da çok benzerleri ile birlikte, müvekkillerin ürünlerinin ambalajlarını, tasarım, biçim, renk ve kompozisyonlarını yani ticari takdim şeklini kopyalayarak kullandıklarını,   bir ürünün ambalajının, renk, biçim, tasarım ve ticari takdim şeklinin korunabilmesi için muhakkak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tasarım tesciline sahip olunması gerekmediğini, bu markalar altında piyasaya sürdükleri ürünler ve bunların ticari takdim şeklinin Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümleri ile korunacağını, delil olarak sunulu görseller incelendiğinde, müvekkillerin ürünlerinin özgün tasarım ve ticari sunum biçiminin ve markalarının taklit edildiği açıkça görüldüğünü, bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketicinin bu ürünleri/markaları birbiriyle karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, Davalı tarafın iddialarının aksine, piyasaya sürdükleri ürünlerin ayırt edici unsuru her üründe ortak olarak yer alan “...” ve “...” çatı markaları değil; ..., ..., ..., ... gibi markasal kullanımları olduğunu, firmaların ticaret unvanlarını ve/veya çatı markalarını da içeren marka <br>başvuruları bakımından yapılacak benzerlik incelemesinde bu unvanları/çatı markaların dikkate alınmayacağı; benzerlik incelemesinin markalarda bu unvanların dışında bulunan unsurlar üzerinde yapılması gerektiğinin kabulü gerektiğini, davalının iadesini talep etmiş olduğu esanslar-sıvı kokular halihazırda mütecaviz ürünler içinde yer aldığından, bu ürünlerin el konulan  ürünlerden ayrıştırılması için kanuni bir zorunluluk bulunmadığını, mütecaviz ürünler içindeki esansların da müvekkilleri ürünlerinde kullanılan esanslarla benzerlik arz  ettiğini,  kararda tüm internet sitesinin kullanımının engellenmesi şeklind bir ifade yer almadığını,  an itibariyle davalının internet sitesinin tümüne uygulanmış bir erişimin engellenmesi durumu da söz konusu olmadığını, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava marka hakkına tecavüz haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir. Davacı yan,  davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlarının durdurulması ve önlenmesi için  ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece tedbir talebi kabul edilmiş, tedbire itirazın reddine karar verilmiş, davalı vekili bu karara karşı istinaf talep etmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 156/3. maddesinde sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinin, aynı kanunun 156/5. maddesinde de üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili mahkeme olacağı düzenlenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesine göre, \" Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.\" 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Her ne kadar Mahkemenin yetkili olmadığı ileri sürülmüş ise de; davacı taleplerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüze ilişkin haksız fiil niteliğinde olduğu, SMK 156/4 madde gereğince yurt dışı menşeli şirketin tescil kaydındaki vekilinin adresi ve internet üzerinden fiilin işlendiği iddia edilmekle fiilin etkilerinin görüldüğü her yerde ileri sürülebileceği anlaşıldığından yetki itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bilindiği üzere SMK'daki ihtiyati tedbire ilişkin  bu özel düzenleme gereği verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, yaklaşık ispat koşulu mevcut  ise  dava sonucunda elde edilecek menfaatin sonucunu doğuracak   şekilde tedbire hükmedilebileceği açıktır. HMK’nın 389/1. maddesindeki  düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Toplatılarak/ el konularak yediemine teslimine karar verilen ürünler içerisinde \"parfüm esansları\" bir diğer deyişle sıvı kokular da bulunmakta olup; tedbir kapsamında olmayan içeriklerin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiği, şişelerin içerikleri yönünden bir karar oluşturulmadığından, içeriklerin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece verilen kararın sadece tecavüz teşkil eden ürünlere ilişkin verildiği, kararın uygulanmasına ilişkin oluşan sorunların istinaf incelemesine tabi kararlardan olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece özel mütalaa dikkate alınarak karar verildiği öne sürülmüş ise de, özel mütalanın da delil niteliğini taşıdığı,  mevcut delillere göre, davacının markalarının tanınmış marka olarak tescilli olduğu,  davacı adına tescilli markaların tescilli olduğu emtialarda,   davacı yana ait markalarda yer alan ...-  ... isimli ürünleri ile  davalının ...,  ...-  ... isimli ürünleri ile davalının ... isimli ürünü, ...-  ... isimli ürünleri ile davalının ...  - ... isimli ürünü, ...-  ... isimli ürünleri ile davalının ...  - ... isimli ürünü, ...- ... isimli ürünleri ile davalını ...  - ... - ... isimli ürünün, ....- ... isimli ürünleri ile davalının ... -... - ... isimli ürünü, ... markalı boş kutusu ile davalının ... markalı boş kutuları, ...- ... isimli ürünleri ile davalının ... - ... isimli ürünleri, ...-... isimli ürünleri ile davalının ... - ... isimli ürünleri, ... - ... isimli ürünleri ile davalının ...-... isimli ürünleri, ...-... isimli ürünleri ile davalının ...-... isimli ürünleri, ...-... isimli ürünleri ile davalının ...-... isimli ürünlerinin yan adlarının benzetilerek kullanıldığı,  şişe şekli, renk, biçim, yazı karakteri bakımlarından birbirleri ile bir benzerliklerinin bulunduğu ancak, davacının tedbir talebinde iltibasa neden olan kullanımların tüm mecralarda önlenmesi niteliğinde olması nedeniyle  tedbir kararında talebin aşıldığına yönelik iddianın kararda tartışılmadığı, bir kısım parfüm şişelerinin dolu olduğu, içeriğinin bozulabileceğinin davalı tarafça ileri sürüldüğü, esans içeriğinin davacı tarafça da dava konusu edilmediği göz önüne alınarak şişe içeriği boşaltılarak, şişe kutu ve ambalaja yönelik iltibas yaratıp yaratmadığının uzman bilirkişi de heyete dahil edilerek incelenmesi, sonuca göre teminatın da değerlendirilmesi  yerinde olmadığı ve tedbir kararının ihlal oluşturan ürünlerle ilgili  içeriklere yönelik olarak  bu ürünlerin tanıtımlarının ve satışının engellenmesine, anılan url adreslerindeki içeriklere erişimin engellenmesine, içeriklerin yayından çıkarılmasına şeklinde olduğu dikkate alındığında davalının bu dava kapsamında bulunmayan faaliyetlerinin  engellenemeyeceği de değerlendirilerek, açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmişti.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Aleyhine tedbir kararı verilen davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2024 tarih, 2024/139 E. Sayılı Ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran aleyhine tedbir kararı verilen davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cefa14a9c0e1863c","SID":"77fcf87226483ea0"}}