{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/2071 <br>KARAR NO:2024/1710<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/07/2024<br>NUMARASI:2024/9 Esas - 2024/448 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R: Görülmekte olan dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle tedavi gideri, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.Davacı vekili dava açan dilekçesinde, 12.02.2012 tarihinde ZMM sigortası bulunmayan .... plakalı aracın sürücüsünün kusuru ile sebep olduğu kaza neticesinde müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, kazaya bağlı olarak müvekkilinde oluşan engel durumunun ve sağlık sorunlarının her geçen gün artarak devam ettiğini,  kaza sonrasında bir daha eski sağlığına kavuşamadığı gibi kaza sonrasında belirlenen sürekli iş göremezlik oranının zamanla  değiştiğini ve buna bağlı olarak sağlığının iyice bozulduğunu, zararlarının karşılanması hususunda davalıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla (HMK.m.107) davalıya başvuru tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmek suretiyle  200,00-TL (tedavi gideri, sürekli ve geçici iş göremezlik) maddi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili esasa cevap süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde usulüne uygun zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesi gereğince, haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı,  davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için, eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup bunun dışında fail hakkında ceza davasının açılması ya da mahkumiyet kararı verilmesi gibi bir koşul aranmamaktadır. Anılı kanuni düzenlemelere göre somut olaya ilişkin görülen Gaziantep  1. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/929 Esas 2014/323 Karar sayılı kararının 14/05/2014 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiş olup ceza zamanaşımının esas alınması  gerekmektedir. Buna göre 5237 sayılı TCK 89/1. maddesi kapsamında öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında  kaza tarihi (12/02/2012) ve  dava tarihi (04/01/2024) itibari ile arabuluculukta geçen süre de nazara alınsa dahi zamanaşımı süresinin dolduğu\" gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun  tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemli olduğu, zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması anlamına geldiği, zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemeyeceği, müvekkilinin yaralanmasına bağlı maluliyetinin daha sonra belirlendiği ve bu belirleme tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemenin davanın zamanaşımı yönünden reddine ilişkin kararının hatalı olduğu ve kaldırılması gerektiği hususlarına ilişkindir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve  manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri kaza tarihinde yürürlükte olan  818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenmiştir. (Benzer düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72.maddesinde de bulunmaktadır.)818 sayılı  Borçlar Kanunu'nun 60.madesinde \"Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namıyla nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrur olan tarafın zarara ve failine ittila tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki, zarar ve ziyan davası ceza kanunları mucibince mühdeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur. \" denilmektedir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 72.maddesinde de; \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır\" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada \"kısa süreli zamanaşımı\" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki \"uzun süreli zamanaşımı\"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Yani zarar ve zararın  sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Bu   iki yıllık  zamanaşımı süresi  on yıllık süre ile sınırlıdır. Bu nedenle  zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise \"ceza zamanaşımı süresi\"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda  ceza kanunları uyarınca  suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre  ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Ne var ki, bazı hallerde ortaya çıkan zarar kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme-gelişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem ve işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, böyle hallerde zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz gerçekleşmiş olmayacağı için 2 yıllık kısa zamanaşımına ilişkin süre bu değişen-gelişen durumun durduğunun veya ortaya kalktığının öğrenilmesiyle başlayacaktır. Gelişen-değişen durum olup olmadığı da hekim raporuyla açıklığa kavuşturulmalıdır. Açıklamalardan sonra dosyada yapılan incelemede; Gaziantep Cumhuriyet başsavcılığı'nın 23/10/2012 tarihli iddianamesi ve  Gaziantep 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/929 esas, 2014/323 karar sayılı, 25/03/2024 tarihli, 14/05/2014 tarihinde yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararına göre davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının 12/02/2012 tarihinde meydana geldiği,Dosyada mevcut 12/02/2021 tarihli Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliğince düzenlendiği anlaşılan genel adli muayyene raporunda; motosiklet kazasına bağlı olarak sol el başparmak amputasyonu nedeniyle davacının hayati tehlike geçirmediği, basit tıbbi müdahale ilgi giderilemeyecek şekilde yaralandığı yönününde görüş açıklandığı, müteakip raporlarda, başparmak amputasyonu ve iki parmakta hareket kısıtlılığı tanımlandığı, trafik kazasına bağlı olarak başkaca bir araza ilişkin tanımlama bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça gelişen ve değişen durum olduğu iddia edilmiş ise de, davacının yaralanmasının niteliği ve adli raporlar göz önüne alındığında, davacının yaralanmasının gelişen ve değişen bir maluliyete sebep olmadığı,  kaldı ki gelişen ve değişen bir durum olsa dahi bunun ancak 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde  ileri sürülebileceği, somut olayda ise 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak; 12/02/2021 tarihli kazada davacı yaralandığından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1-2 ve 66/1.e madde hükümleri uyarınca, uzamış (ceza) zamanaşımı süresi, 8 yıldır. Kazanın meydana geldiği (12/02/2012) tarih ile dava tarihi (04/01/2024) arasında; (-Covid-19 salgını nedeniyle ve arabuluculuk nedeniyle zamanaşımının durduğu süreler eklendiğinde dahi-) 8 yıllık ceza zamanaşımı ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Hal böyle olunca da; ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yönündeki kararı isabetli olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Gerekçe uyarınca,1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan usûl ve yasaya uygun ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine,2/İstinaf karar ve ilam harcı başvuru sırasında alındığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/Yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında  yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd4fead93f1deb47","SID":"10554d23ef77ce0f"}}