{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1659 <br>KARAR NO\t: 2024/1800<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/72 E.  -  2022/98 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Karar İptali Ve Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/03/2022 tarih ve 2021/72 E. - 2022/98 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı şahsın 43.sınıfta 2019/33582 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin 2014/90454 sayılı “... ...” ve 2015/55638 sayılı “... ...” ibareli esas unsuru “...” olan markalarına dayalı olarak 6769 s. SMK’nın 6/1 ve 6/5 maddeleri uyarınca gerçekleştirdiği itirazın, 2020-M-10920 sayılı YİDK kararıyla reddedildiğini, oysa başvuru markasının müvekkilinin seri markaları ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, aynı hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının tanınmışlığı da dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, her iki marka ile birebir aynı emtialarda karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki tarihli dava konusu markayı, müvekkili firmaya ait tanınmış markalar zincirinin yeni bir halkası \"...  Şubesi\" olarak yorumlama yanılgısına düşeceğini ileri sürerek, davalı Türk Patent ve Marka Kurumumun 2020-M-10920 sayılı ve 11.01.2021 tarihli YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/33582 sayılı \"...\" ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Kurum vekili, başvuru markasının asıl unsurunun “...”, davacı markalarının asıl unsurunun ise “...” ibareleri olduğunu, bu sözcüklerin coğrafi alanı ifade ettiğini, yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde “...” ibaresinin bir ticari işletmeye hasredilmesinin marka hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, bu ibarenin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenle lokasyon ifade eden sözcüklerin ayırt edicilik sağladığını, Sınai Mülkiyet Kanunu 6/5 hükmü kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını, başvuru konusu markanın davacı markalarına benzer olmadığından, tanınmışlığın huzurdaki davaya etkili olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı şahıs tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık ile haksız rekabete ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin \"...\" kuruluşu olduğunu, tüm ülke çapında tanınmış \"...\" ve \"... ...\" markalarının bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili tarafından özellikle 43. sınıf emtialar bakımından kullanım yoluyla tanınmış hale getirildiğini, zayıf ibare olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili adına tescilli tanınmış markalar ile dava konusu \"...\" esas unsurlu marka arasında 6769 s. smk’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, karşılaştırılan markaların esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, başvurudaki ikincil unsur olan konum bildirir \"...\" ibaresinin davacı markalarına yakınlaşma çabasını gösterdiği gibi şube algısı da yarattığını, dosyaya sundukları haberler, tüketici yorumları vb delillerin markalarının toplum kesiminin önemli bir bölümünde bilinirliğe sahip tanınmış marka olduğunu kanıtladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"... ...\", \"... ...\" markaları ile dava konusu \"...\" ibareli başvuru arasında ortak olarak bulunan “...” kelimesinin  43.sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelik taşıdığı, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, davacının da bu ibarenin zayıf ayırt ediciliğini öngörmesinin ve aynı ibarenin başka sözcüklerin ilavesiyle farklı kişilerce marka olarak kullanılmasına katlanmasının gerektiği, somut uyuşmazlıkta  başvuruda yer verilen sair unsurlar ve markanın bütünsel tertip tarzı itibariyle davacı markalarından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/5. maddesinde düzenlenen tanınmışlığın tartışılmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki dosya kapsamında yer alan delillerin SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluştuğunun kabulü için yeterli olmadığı, haksız rekabet iddialarının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c00443aecbdb80f","SID":"284834915b7a9a5d"}}