{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/208 <br>KARAR NO: 2024/1790<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/10/2019<br>NUMARASI: 2017/761 E. - 2019/973 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının akrabası olduğunu, 30 yıldır konfeksiyon atölyesi işlettiğini, davalının babası ... ile ticari iş yaptığını, kendisiyle alacak verecek hesaplarına girdiğini, kendisine 37.000 USD'lik senet verdiğini, bu senette davalının kardeşi olan ve muris ...'in oğlu olan ...in de borçlu olarak imzası olduğunu, ...'in  kendisinin yanında çalıştığını, muris ... vefat etmeden önce kendisine olan bütün borcunu ödediğini, bu hususta bizzat ...'in bilgisi ve görgüsünün olduğunu, hem kendisinin hemde ...'in bu senede ilişkin olarak hiçbir borcu kalmadığını, davalı ...'in bu senedi bir şekilde ele geçirip kendi adına icra takibi başlattığını, takibe konu senet 37.000-USD'lik senet iken senet üzerinde tahrifat yaparak 137.000-USD'lik senet haline getirdiğini, bu nedenle menfi tespit davasının kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas  sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibinin ve satış işleminin durdurulmasını, davalı taraftan % 20 icra inkar tazminatı ödemesine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava değeri 5.000,00 TL olarak gösterildiğini,  Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’ nün ... E. sayılı icra takibinde takip çıkışı miktarı gözetilerek dava değerinin belirtilmesi gerektiğini, İcra takibinde harca esas değer 490.970,06 TL olduğunu, harcın tamamlattırılması gerektiğini, adresinin Kahta/ ADIYAMAN olduğunu yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini,  ... ve ... aleyhine, icra takibi başlattığını, talep edilen alacak, ... ile müvekkilin ailesinin 2003 yılından itibaren ticari faaliyetini ortak bir şekilde yürüttükleri tekstil işlerinden kaynaklandığını, belirtilen tutar ile ilgili senet tanzim edildiğini, Davacı tarafından  Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/ 1557 E. sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığını,  daha sonra davadan feragat edildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/ 108533 soruştuma numaralı dosyası ile müvekkil ile ... hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, kabul etmemekle beraber davacı tarafından  - 37.000 USD ödeme iddiasının yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Bu açıklamalar ışığında davacıların tahrifat iddiasının kabulü ile davacı tarafın Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takip konusu bononun 100.000,00.-USD'lik kısmından borçlu olmadığının tespiti ile takibin 37.000,00.-USD asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı alacaklı, senet metninden açıkça anlaşılabilecek bu duruma rağmen davacı borçlu aleyhine tahrifat yapılmış hali ile takip yapmakta ağır kusurlu olduğundan davacı borçlu lehine, takibin iptal edilen asıl alacak kısmı olan 100.000 USD üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedimesi \" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davacı tarafın Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takip konusu bononun 100.000,00.-USD'lik kısmından borçlu olmadığının tespiti ile takibin 37.000,00.-USD asıl alacak üzerinden DEVAMINA; Davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile, takibin iptal edilen 100.000 USD'lik kısmının takip tarihindeki TL kur karşılığının (3,41 TL) %20 si oranına tekabül eden 68.200,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava değeri 5.000,00 TL olarak gösterildiğini Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı icra dosyasında harca esas değer 490.970,06 TL olduğunu eksik harcın tamamlanması gerektiğini, 14.03.2019 tarihli duruşmada 1.800,00 TL bilirkişi ücretinin yatırılması için oluşturulan ara kararının davacı tarafından süresinde yerine getirilmediğini, davacı tanığı ...'in dinlenmesi gerektiğini, davacı tarafından icra mahkemesinde açılan davada imzaya itiraz ettiğini, huzurda ki davada ise  senet borcunu ...’ e ödediğini ileri sürdüğünü, beyanlarının çelişki olduğunu, Senet bedelinin rakam ile belirtilen kısmı ile oynandığı iddiasının tamamen soyut ve karalamadan ibaret olduğunu, Senet USD cinsinden olması sebebi ile TL sembolü üzerine çizik atıldığını Para birimi USD olarak belirlendiğinden çelişkiyi gidermek amacı ile çizim yapıldığını, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/ 108533 soruştuma numaralı dosyası ile müvekkil ile ... hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, Davacı ...' in mirasçıları tarafından tekrar suç duyurusunda bulunulmuştur. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/ 53132  soruşturma numaralı dosyası ile de kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini,  Mahkemece  37.000 USD asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiş olsa da %20 tazminata hükmedilmediğini,01.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda senetteki boşluğun doldurulurken kelimelerin baştan sıkıştırılması veyahut kelimelerin bir kısmı yazıldıktan sonra sona kalan kelimelerin sıkıştırılması kişiye göre değişkenlik arz edeceğinden, bilirkişinin \"1\" rakamı ve \"yüz\" sözcüğünün pozisyon ve görünümleri itibariyle bulundukları yerlere sonradan ilave edilmiş oldukları yönünde edindiği izlenimi yersiz, detaylı değerlendirmeden ve farklı açılardan değerlendirme özelliğinden yoksun olduğunu tahrifat bulunmadığını, 24/07/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunun yeterli olmadığını bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel sebepleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorunda olduklarını, bilirkişi raporunun  aynı zamanda yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmesi gerektiğini iddiaların aslına uygun kıyaslanabilecek herhangi bir belge olmadan bilimsel analiz yapılmadan tahrifat olarak kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığını  belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerin vefat eden Babası ... ve ...  tarafında verilen 37.000 USD bononun, tahrifat yapılmak sureti ile 137.000 USD olarak davalı/alacaklı tarafından Bakırköy ... İcra  Müdürlüğünün ... esas no ile icra takibine konu edildiğini,  maktul ...'e açılan Menfi tespit davası yargılaması neticesinde alınan, Bilirkişi raporu ve  heyet grafolog  bilirkişiden alınan rapor ile de, 137.000 $(yüz otuz yedi  bin dolar) senede,\"1\" ve \"yüz\"yazısının sonradan sıkıştırılarak ilave edilmiş olduğunu ve birisi heyet olmak üzere her iki bilirkişi raporu ile de kesin olarak tespit edildiğini, senet metnin çıplak gözle dahi 37.000-$ senede sonradan ilave yapıldığının açıkça belli olduğunu ve bu husus ayrıca konunun uzmanı birisi heyet olmak üzere iki ayrı bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini ,davalı/alacaklının tüm usul ve esas bakımından istinaf talep ve  itirazlarının reddini, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/761 E. 2019/973 K. Sayılı kararının onanmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından icra takibine konu bononun 37.000 USD bedelli iken tahrifat yapılarak 137.000 USD bedelli yapıldığını ve borcun ödendiğini ileri sürmektedir. Mahkemece tahrifat konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve 03/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda kesin kanaate varılamadığı belirtilmiştir. 24/07/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; İnceleme konusu 20.03.2016 Vade tarihli, 10.09. 2014 düzenlenme tarihli, borçlusu ..., kefil ... adına atfen imzalı senet aslı metninde yer alan tutarın rakamsal yazılışı “137.000 $” tahrifat bakımından incelendiğinde; “137.000” rakamındaki “1” rakamının sol yanında yer alan matbu yazıya bitişik olacak tarzda sonradan sıkıştırılarak yazılmış olduğu, “3” ile “7” arasındaki mesafe ile “1” ile “3” arasındaki mesafe kıyaslandığında, “1” ile “3” arasındaki mesafenin bitişik olacak kadar belirgin tarzda az olduğu; “yüz otuz yedi bin dolar” yazısındaki “yüz” yazısının senedin sol yan tarafındaki matbu yazısına bitişik olacak tarzda sıkıştırılarak yazılmış olduğu, “yüzü” oluşturan harflerin birbirinin üstüne kaydırılarak sıkıştırılarak yazılmış olduğu, tüm bu nedenlerden dolayı 137.000 $ (yüz otuz yedi bin dolar) yazısında, “1” ve “yüz” yazısının sonradan sıkıştırılarak ilave edilmiş olduğu,“1” ve “yüz” yazısının aynı kişi tarafından mı yoksa farklı bir kişi tarafından mı ilave edildiğine dair yorum yapabilmek için senet metnindeki harf ve rakamlar kendi içinde karşılaştırıldığında, “1” ve “yüz” yazısının bu ayrımı yapabilmeye olanak verecek düzeyde kaligrafik özellikler ihtiva etmemesi nedeniyle, sonradan ilave edilmiş olan “1” ve “yüz” yazısının aidiyet tespitinin mümkün olmadığı \"belirtilmiştir. Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca yatırılan harcın dava dilekçesinde bildirilen değerden az olduğu anlaşılırsa, noksan değer üzerinden peşin karar ilam harcı tamamlanmadan davaya devam olunamaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. Eksik harç ikmal edilmediği takdirde de Harçlar Kanunu’nun 30. madde yollamasıyla HMK’nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yenilenmediği takdirde ise mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Mahkemece 22/11/2017 tarihli celsede Davacı taraf, dava dilekçesi ile icra takibine konu alacaktan dolayı tümü üzerinden borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri görülmekle, icra takibine konu alacak miktarı olan 490.970,06.-TL üzerinden eksik nispi harcın tamamlanması için HK ve HMK kapsamında 1 hafta kesin süre verilmesine, 1 haftalık süre içerisinde yatırılmadığı takdirde dosyanın açılmamış sayılacağının İhtarına, (İhtar edildi) karar  verildiği  ve davacı tarafından 30/11/2017 tarihinde harcın ikmal edildiği verilen kesin süreden bir gün sonra harç ikmal edildiğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceğinden davalının bu istinaf sebebine itibar edilemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/9-651 Esas, 2014/202 Karar ve 05.03.2014 Tarihli ilamında; \"...03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir...  Öte yandan, mülga 1086 sayılı HUMK'nun 163. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12.12.2012 gün ve 2012/9-1200 E. 2012/1216 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir...\" denilmektedir. Davalı 14/03/2019 tarihli duruşmada 1.800,00 TL bilirkişi ücretinin yatırılması yönünde tanzim edilen ara karar gereği, iki haftalık yasal süre içerisinde davacı tarafça yerine getirilmediğinden ve süresinden sonra  30/05/2019 tarihinde mahkemeler veznesine yatırıldığından davacı tarafın bilirkişi delili dayanmasından vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de,  HMK  115/3 maddesine göre başlangıçtaki eksiklik ikmal edildiğinden davanın dava şartı yokluğundan  usulden reddine karar verilemez. Somut olayda; davacı tarafından icra takibine konu senedin 37.000 USD iken senette tahrifat yapılarak 137.000 USD bedelli senede dönüştürüldüğünün ileri sürüldüğü,  senette tahrifat yapıldığı iddiasının bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiğinden dava sübut bulduğundan davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı da gözetilerek mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2019 tarih ve 2017/761 E. 2019/973 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.871,41-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.154,66-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.716,75-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"635c77f0ab42b2a4","SID":"d77afffa1c58a4c5"}}