{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/694 Esas<br>KARAR NO:2024/1621 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ:08/07/2021 <br>NUMARASI:2019/463 Esas - 2021/480 Karar <br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkillerinin davalı şirketin pay sahibi olduklarını, davalı şirketin halen faaliyetleri devam eden bir aaile şirketi olduğunu, davalı şirketin 2018 yılına ait yıllık olağan genel kurul toplantısının 25/03/2019 tarihinde şirket merkezinde gerçekleştiğini, ancak söz konusu genel kurul toplantısında müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakları çerçevesinde incelemelerine sunulması talep edilen belgelerde eksiklik olduğunu, incelemelerine sunulmuş olan belgelerin ise genel kurul toplantısından en az  on beş gün önce şirket merkezinde hazır bulundurulması taleplerinin kabul edilerek toplantının bir ay sonra 25/04/2019 tarihine ertelendiğini, ancak toplantının ertelenmesine neden olan eksik belgelerin 25/04/2019 tarihli genel kurul toplantısından on beş gün önce hazır bulundurulmuş isede belgelerin bir çoğnunun hazır edilmediğini, şirket merkezinde kısmen hazır edilen evraklar üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde bir takım çelişkiler ve açıklanması gereken hususları tespit ettiklerini, bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiğinden bilgi alma ve inceleme hakkından yararlanabilmek için TTK'nun 437/3 maddesi uyarınca İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/209 esas nolu dosyasını ikame ettiklerini, bu dosyada özel denetçi atanması talepleri reddolunduğundan , şirket kayıtlarının özel bir denetçi tarafından incelenmesini sağlamak için İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/293 esas sayılı dosyasını ikame ettiklerini bu davanın halen derdest olduğunu, müvekkillerinden ...'nın imzasının taklit edilmesi ve pay defterinde usülsuz işlemler yapılması ile müvekkilinin davalı şirket nezdindeki payının azaltılması üzerine İstanbul 9 ATM nin 2019/187 esas sayılı dosyasında pay defterindeki gerçek pay durumunun tespiti için dava aştıklarını buna ilişkin muhalefet şerhini de her iki genel kurul toplantısında pay cetveline dercedildiğini, müvekkilinin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar ve bu kararlara ilişkin iptal gerekçelerinin ise , müvekkili ...'nın vekili olarak tutanak yazmanlığına aday olmalarına rağmen oylama dahi yapılmadan başka birinin seçilmesi, genel kurul toplantılarının ilan edilen gündem maddeleri doğrultusunda yapılması gerektiğini, bu hususun gündeme bağlılık ilkesinin açık bir gerekliliği olduğunu, daha önceki toplantılarda divan başkanı, tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun toplantıya katılan hissedarların oy birliği ile seçilmiş olması karşısında 25/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında söz konusu taleplerinin redddedilmesi ve müvekkillerinin vekilinin toplantıya katılmasının  önüne geçerek toplantı süresicne içeri alınmadan daha toplantıya geçilmeden şirket hakim hissadarlarının azınlık üzerindeki tahakkümünün en somut örneği olduğunu, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun okunarak müzakere edilmesi maddesinin görüşülmesi esnasında  şirket merkezinden teslim alınan dökümanlarda yaptıkları inceleme netiçesinde tespit ettikleri çelişkiler hususunda bilgi talebinde bulunmalarına rağmen söz konusu bilgeler mevcut olmaksızın ilgili maddenin oylanmasınıın geçerli olmayacağı ifade edildiğini ve bu hususta ihtirazi kayıt düştüklerini, ancak talep ettikleri hususlar hakkında cevap verilmediğini, bunun üzerine özel denetçi talebinde bulunduklarını ancak söz konusu taleplerinin reddedildiğini, talep etmelerine rağmen paylaşılmayan kasa hareketleri, maaş listesi, zarar kalemleri, maliyet analizleri, satın alma kalemleri, detay mizan ile çelişkiler içeren yönetim kurulul faaliyet raporu, gelir gider tablosu, bilanço, kar ve zarar hesapları ve cevaplanmayan sorular nedeniyle toplantının ertelenmesi taleplerinin toplantı başkanı tarafından reddi  ve bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanması ile kar dağıtım talebinin reddine ilişkin muhalefet şerhi bulunduğunu, şirketin sermayesinin 15.976,018 TL olduğunu, ve şirketin kar ettiği nazara alındığında şirketin uzun yıllardan beri kar dağıtımı kararı almamasının da şirket içinde bulunun azınlık pay sahipleri için tahammül edilemez bir hal aldığını, gerek daha önceki yıllarda kar dağıtımı yapılmayarak ortaklara şirketten borç adı altında ödeme yapılması, gerek yine kar dağıtımı yapılmayarak kar paylarıyla sermaye artırımına gidmek, gerekse halka arz işlemini yapma ibaresinin şirket esas sözleşmesine eklenmesinin yegane amacının azınlık oylarının oranının azaltarak şirket içerisindeki etkinliğinin azaltıldığını, şirketin pay durumu nazara alındığında, çoğunluk pay sahibi ...'nin pay oranının sürekli arttığı, azınlık pay sahibi müvekkili ...'nın paylaranın da sürekli olarak azaldığını, bu hususunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 25/03/2019 tarihli genel kurul toplantısının ertelenmesine sebep olan ve 25/04/2019 tarihli toplantıdan önce giderilmesi gereken eksiklikler giderilmeden, ibra oylaması sırasında gider tablosunda yer alan kalemlere ilişkin tevsik edici sözleşme, fatura ve gider makbuzları paydaşlara sunulmadan ve faaliyet raporu ve gelir tablosu arasındaki milyon liralarla ifade edilen çelişkiler giderilmeden ibra oylaması yapılarak çoğunluk pay sahibi ...'den oluşan tek kişilik yönetim kurulu ibra edildiğini, şirketin sermayesinin çok yüksek olması, tek kişilik yönetim kurulunun bu yükün altında kalmaması için müvekkili ...'nın yönetim kuruluna girmeyi tayep ettiğini ancak bu talebinin de çoğunluk oyuyla yine reddedildiğini, şirket yönetim kurulunun tek kişiden oluştuğunu ve söz konusu kişinin şirketin hakim hissedarı olduğu göz önüne alındığında söz konusu dava dışı ...'nin genel kurulca verilen yetkiler, hiçbir denetim olmadan şirketin tamamen boşaltılma ve işlevsiz kılınmasına olanak verecek yetkiler bulunduğunu beyan ederek şirket esas sözleşmesinin amaç ve konu başlıklı 3. Maddesinin değiştirilerek 6362 Sayılı SPK uyarınca halka arz işlemleri yapma ibaresi eklenmesi ve yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddelerine istinaden şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapma, pay sahibi olmayan yakınlarına şirket bütçesinden nakit borç verme bu kişiler için şirketi kefil gösterme, teminat verme, bu kişilerin borcunu devralma, şirketin işletme konusuna giren bir işi kendi veya başkası hesabına yapma, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete ortak olarak girme yetkisi verilmesinin  şirketin bir halka arz işlemi yapması ve şirket yönetim kuruluna verilen yetkiler neticesinde yönetim kurulunun yakınlarından birinin borcunu şirket adına üstlenmesi, yakınının bir borcuna kefil olması şirketi geri dönülmez zararlara sokacağını beyan ederek,öncelikle  Şirketin Sözleşmesinin değiştirilmesine dair 5 numaralı kararın,  Yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddelerine istinaden şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapma, pay sahibi olmayan yakınlarına şirket bütçesinden nakit borç verme bu kişiler için şirketi kefil gösterme, teminat verme, bu kişilerin borcunu devralma, şirketin işletme konusuna giren bir işi kendi veya başkası hesabına yapma, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete ortak olarak girme yetkisi verilmesine dair 8 numaralı kararının yürütmesinin TTK, m. 449 uyarınca durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği akabinde 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararlardan 1,3,4,5,6,7, ve 8 numaralı kararların TTK m.445 v.d maddeleri uyarınca iptaline ve davalı şirketin 2018 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun geçersizliği ile tutanak karar no:3 ün hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Öncelikle davacıların dilekçelerinde çeşitli sayfa ve maddelerindeki davayla ilgisi olmayan kişi,  dava ile ilgisi olmayan avukat , davalı şirkette iştiraki bulunmayan tüzel kişiye karşı açılan itiraz sınırlarını aşan beyanların dosyadan çıkarılmasını, davacıların mahkemeyi yanılttıklarını, davacının iddialarının aksine gerek 25/03/20219  tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısından  gerekse 25/04/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısından en az 15 gün önce toplantının yapılacağı gün öncesinde faaliyet raporları, karar zarar tabloları ve bilonçonun şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesene hazır ettiklerini ancak pay sahiplerinden bazılarının gerekli incelemelerini yapamadıklarını bildirip toplantının ertelenmesini talep ettiklerini, bu nedenle toplantının 1 ay sonrasına ertelendiğini, ancak davacıların genel kurul toplantısının ertelenmesini talep ettikleri halde mahkemeyi yanıltarak bahse konu belgelerin toplantıdan en az 15 gün önce hazır bulundurulmadığından söz konusu taleplerinin kabul edildiğini beyan ettiklerini, bu beyanların gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, davacıların olağan genel kurul toplantı tutanaklarındaki beyanları ile dava dilekçesindeki beyanlarının birbirinden farklı olduğunu, esasen davacıların genel kurul sırasındaki ve iş bu dava dilekçesindeki beyanları soru olmayan spekülatif beyanlar olduğunu, davacıların dilekçelerinin 6 maddesinde ileri sürdükleri tüm hususların davacıların pay sahili olarak gerçek ve samimi anlamda bilgi alma hakkını kullanmaya yönelik talepler olmadığını, bu beyan iddia ve taleplerin davacıların bildiği konular olduğunu, davacıların 25/03/2019 tarihle toplantı tutanağının 3. Maddesi ve 25/04/2019 tarihli toplantı tutanağının 3 ve 4 . Maddelerinde tutanağa geçirdikleri hususların da genel olarak bilgi alma hakkı kapsamında sorulmuş sorular mahiyetinde olmadığını, müvekkili şirketin 2018 yılı olağan genel kurul toplantısı için TTK 437 uyarınca hissedarlara sunduğu  ilgili dönemi kar/zarar tablosu ile bilanço esasen davacı ...'nın yönetim kurulu başkan vekilliği görevinde bulunduğu 2017 yılı kar/zarar tablosu ve bilançosuyla karşılaştırmalı olarak düzenlendiğini, davacıların iş bu dava ile iptalini talep ettikleri kararlar hakkında TTK 446/1 anlamında muhalefet şerhlerinin de bulunmadığını, davacıların iptal davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, davacıların davalarını genel olarak özel denetçi tayini taleplerinin reddedilmiş olmasına dayandırdıklarını, davacıların özel denetçi talebiyle ilgili İst 7 ATM nin 2019/293 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, özel deneti tayini davasının açılabilme şartı azlığın özel denetçi tayini talebinin reddedilmesidir, bu ret kararının iptalinin talep edilemeyeceğidir, davacıların iptalini talep ettikleri 25/04/2019 tarihle genel kurul toplantısının gündem maddelerine ilişkin açıklamaların da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, gündemin 1.maddesi olan divan heyeti seçimine yönelik davacıların tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun toplantı başkanı tarafından seçimine yönelik beyanları TTK ve şirket ana sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, davacıların yönetim kurulu faaliyet raporuna ilişkin iddialarının da dinlenemeyeceğini, yönetim kurulu faaliyet raporları genel kurul toplantılarına sunulması gereken ve ilgili yıl faaliyetlerini ortakların bilgisine sunan bir rapor olduğunu, yalnızca müzakere edilen bir rapor olduğunu, davacıların bilanço kar/zarar hesaplarının oylanmasına yönelik genel kurul gündem maddesine yönelik iddia ve beyanlarının kabul olunamayacağını, zire davacıların kasa hareketleri, personel maaşları, zarar kalemleri, yapılan maliyetler, maliyet analizleri, ve hesaplamaları , satın alma kalemleri, detay mizan incelemeleri, bankalardan kullanılan kredilere ilişkin onaylı kredi hareketleri ve faiz oranlarının kendilerine verilmesini şeklinde müvekkili şirketin tüm iş ve işlemlerini kapsayacak şekilde taleplerde bulunduklarını, bu tur genel beyanlar bilgi alma talebi olarak kabul edilemeyeceğini, davacıların kar dağıtım taleplerinin reddedildiğini ancak müvekkili şirketin belirtilen dönemde bilançosunda dağıtılabilir kar bulunmadığını, davacıların ayrıca şirketin kuruluşundan itibaren kar dağıtılmadığını onun yerine ortaklara borç verildiğini iddia ettiklerini ancak bu iddialarının da gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, şirket sermayesinin artması ve öz kaynaklarının güçlenmesi anlamı taşıyacak halka açılma durumunun azlık haklarının sınırlanması olarak mahkemeye sunulması hukukun eğilip bükülmesi ve gerçekliğin çarptırılması olduğunu, kaldı ki halka açılma makro anlamda üretim ve istihdam artışı ile birlikte kaynak sorununun çözümüne fayda sağladığını, davacıların yönetim kurulu üyesinin ibrasına ilişkin maddeye yönelik iddia , isnat ve taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların TTK 395 ve 396 uyarınca yönetim kuruluna verilen yetkiye karşı ileri sürdükleri iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olup kabul edilemez olduğunu, davacıların mahkemeye sundukları dilekçelerinde genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesine pay sahibi olmayan yakınlarına şirket bütçesinden borç verme bu kişilerin borcunu devralma bu kişiler için şirketi kefil gösterme , teminat verme, konularında yetki verildiği kanaati uyandırmaya çalıştığını, oysa bu işlemlerin TTK 395/2 uyarınca kesinlikle yasaklanmış olup hissedarların kabul oylarıyla da kaldırılamayacağını, davacıların olağan genel kurul toplantısının yönetim kurulu faaliyet raporunun müzakeresine ilişkin 3. Maddesinin hükümsüzlüğünün tespiti talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların esas sözleşmenin 3. Maddesinin değiştirilerek halka arz işlemleri yapılması ibaresinin eklenmesi ile yönetim kurulu üyelerinin TTK 395 ve 396 uyarınca yetki verilmesi maddelerinin yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir karar verilmesi taleplerinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek 25/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5 ve 8 nolu kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davacıların teminat yatırmalarına, 25/04/2019 tarihli olağan gelen kurul toplantısında alınan 1,3,4,5,6,7 ve 8 nolu kararların iptaline karar verilmesi talepleri yönünden yargılama süresince davalı şirketin uğrayabileceği zarar ve ziyanlar ile davalı yargılama ve vekalet ücretinin tahsilini temin açısından davacıların teminat yatırmalarına, haksız mesnetsiz gerçek dışı yanıltıcı beyanlara dayalı hukuki yarardan yoksun ve TMK md 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine, 25/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısı 3 nolu gündem maddesindeki faaliyet raporunun geçersizliği ile olağan genel kurul toplantı tutanağının 3 nolu kararının hükümsüzlüğünün tespitine yönelik talebin reddine, davanın tümüyle reddine masraf ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/07/2021 tarih ve 2019/463 Esas - 2021/480 Karar sayılı kararında;\" Dava; anonim şirket genel kurul kararının butlanı ve iptali istemine ilişkindir.Genel kurulun 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" ile 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle karara bağlanan talepler yönünden  “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine ilişkin;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/357 E, 2019/4999 K, sayılı ilamının ilgili kısmı;\"... dava konusu genel kurul kararı 6102 sayılı TTK’nun 446. maddesinde düzenlenen iptal davasının koşullarına tabi olmakla sözkonusu karar yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kararların iptalini düzenleyen anılan madde hükmüne göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından, yönetim kurulu ve denetçi seçimine yönelik 4 numaralı karar yönünden yapılan iptal isteminin dava koşulu yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi gerekirken,\" Şeklindedir. 4 Numaralı gündem maddesi hakkında;Toplantının ertelenmesi talebinin reddi yönünden;TTK' nın 420 maddesinde \"(1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır. (2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır.\" hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda, 2018 yılı genel kurul toplantısının 25.03.2019 günü yapılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin itirazı ile toplantı 25.04.2019 tarihine ertelenmiştir. Bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı dosyasında alınan 21.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmediği, davacıya inceleme yetkisi verilmesine gerek olmadığı belirtilmiştir. Mahkemenin 10.11.2020 tarihli ara kararı ile farklı bir bilirkişi heyetinden alınan raporda da dürüst hesap verme ilkeleri gereğince cevap verilmemesinin söz konusu olmadığı, 25.04.2019 tarihli toplantının ertelenmesi isteminin reddedilmesinin yerinde olduğu kanaati mahkemeye bildirilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde mali incelemede bulunan zarar ile YK faaliyet raporu arasında farklılık bulunduğu belirtilmiş ise de  finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmediğine ilişkin açık bir tespit yapılmamıştır. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve yapılan açıklamalar uyarınca dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmediği hususu ispatlanamadığından, toplantının ertelenmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının talebinin reddine karar verilmiştir.Bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri yönünden;Genel kurulun 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" konusu GK da görüşülmeye geçildikten sonra davacı ... vekili söz alarak açıklamalarda bulunmuştur. Vekilin açıklamalarından sonra yapılan oylamada 13.640.939 adet kabul oyu ile bilanço ve kar zarar hesapları oy çokluğu ile onaylanmıştır. Tutanakta onaylamaya ilişkin alınan karardan sonra muhalif kalındığına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.Tutanakta  \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" karara bağlandıktan sonra kar dağıtımı konusunun görüşülmesine geçildiği görülmektedir. Konunun görüşülmesine geçildikten sonra  davacı ... vekili konu hakkında söz alarak açıklamalarda bulunmuştur. Açıklamalarından sonra yapılan oylamada 13.640.939 adet red oyu ile oy çokluğuyla kar dağıtımı talebi reddedilmiştir.  Tutanakta talebin reddine ilişkin alınan karardan sonra muhalif kalındığına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.5 Numaralı gündem maddesi hakkında;Gündem maddesinde şirket esas sözleşmesinin \"Amaç ve Konu\" başlıklı 3. Maddesinin tadil metni okunup müzakeresine geçildikten sonra  davacı ... vekili söz alarak açıklamalarda bulunmuştur.  Vekilin açıklamalarından sonra yapılan oylamada 13.640.939 adet kabul oyu ile tadil metni oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Tutanakta  alınan karardan sonra muhalif kalındığına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.7 Numaralı gündem maddesi hakkında;Gündem maddesinde yönetim kurulu seçimi görüşmelerine başlandıktan sonra ... vekili söz almış, anılan vekilden sonra  davacı ... vekili söz alarak açıklamalarda bulunmuştur.  Vekilin açıklamalarından sonra yapılan oylamada 13.640.939 adet red oyu ile yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçim ve görev sürelerinin belirlenmesi oy çokluğu ile reddedilmiştir. Tutanakta alınan karardan sonra muhalif kalındığına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.8 Numaralı gündem maddesi hakkında; Gündem maddesinde Yönetim Kuruluna TTK md. 395 ve 396 maddelerine istinaden yetki verilmesine ilişkin görüşmelere başlanmış, görüşmeler başladıktan sonra davacı ... vekili söz alarak açıklamalarda bulunmuştur. Vekilin açıklamalarından sonra yapılan oylamada 13.640.939 adet kabul oyu ile Yönetim Kuruluna oy çokluğu ile TTK md 395 ve 396 maddelerine istinaden yetki verilmesine karar verilmiştir.. Tutanakta alınan karardan sonra muhalif kalındığına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.Somut olayda, iptali istenen maddelere yönelik olarak daha karar alınmadan önce ortağın vekilinin gündem maddesine karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından, genel kurulun 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" ile 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle karara bağlanan talepler yönünden  “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Genel kurulun 1, 3,6 numaralı maddeleri ve 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan toplantının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin olarak;1 numaralı gündem maddesi hakkında Gündemin 1. Maddesinde toplantı başkanlığına ... oy birliği ile seçilmiştir. Tutanak yazmanlığına ise ... aday olmuş, toplantı başkanı tarafından tutanak yazmanı olarak ..., oy toplama memuru olarak .. görevlendirilmiştir. Seçimden sonra avacı ... vekili söz alarak başkan dışındaki heyet üyelerinin gündem maddesi uyarınca hissedarlar tarafından seçilmesi gerektiğini, başkan tarafından yapılan görevlendirmeye itiraz ettiğini açıklamıştır. Vekilin bu talebi TTK md. 419 ve genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren yönetmelik ile  şirket iç yönergesinin 7. Maddesi uyarınca reddedilmiştir.TTK'nın 419. Maddesinde; \"(1) Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı, genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir. (2) Anonim şirket yönetim kurulu, genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, asgari unsurları belirlenecek olan bir iç yönerge hazırlar ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyar. Bu iç yönerge tescil ve ilan edilir.\" Düzenlemesine yer verilmiştir. Şirket ana sözleşmesinde düzenlemenin aksine bir hükme rastlanmadığından tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun başkan tarafından seçilmesinde yasaya bir aykırılık bulunmadığından davacının iptal talebi yerinde görülmemiştir. 3 Numaralı gündem maddesi hakkında; Gündem maddesinde 2018 yılı yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu okunarak müzakere edilmiştir. Görüşmeler sırasında davacıların özel denetçi talepleri reddedilmiştir. Davacılar TTK md 439 da yer alan \"Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir.\" düzenlemesi uyarınca özel denetçi atanması yoluna başvurabilirler. Nitekim davacılar bu hususta İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/293 esas ile dava ikame etmiştir Gündem maddesinin iptal edilmesinde haklı yasal bir neden bulunmadığından talebin reddine hükmedilmiştir. 6 numaralı gündem maddesi hakkında:Gündemin 6. Maddesi yönetim kurulunun ibrasına ilişkindir. İbra oylamasında TTK m. 436 gereğince yasaklı yönetim kurulu üyesi oy kullanmamıştır. Davacılar özel denetçi incelemesi yapılmadan ibranın dürüstlük kuralına ve yönetim kurulu üyesinin füruunun ibrada oy kullanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Yönetim kurulu üyelerinin eş, usul ve fürularının ibra oylamasında oy kullanabileceği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Özel denetçi incelemesi yapılmadan ibra kararı alınamayacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Dürüstlük kuralına aykırı olabilecek bir durumda tespit edilememiştir. Bu nedenle bu madde yönünden de istemin reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''  Genel kurulun 1, 3, 6 numaralı maddeleri ve 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan toplantının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin karara dair davanın esastan reddine, Genel kurulun 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" ile 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle karara bağlanan talepler yönünden  “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın yeniden incelenmesi amacıyla yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, müvekkilleri ... ve ...'nın da pay sahibi olduğu ... A.Ş., ... A.Ş., şirketleri içerisinde infisah ettiğini, bir aile şirketi vasfına haiz olduğunu, (Ek-1: ...A.Ş., ile ... A.Ş.'nin birleşmesini gösterir Ticaret Sicil Gazetesi Sureti) Davalı şirket'in 2018 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının (\"Toplantı\") 25.03.2019 tarihinde şirket merkezinde gerçekleştiğini, söz konusu toplantıda 6102 sayılı TTK'nın 437. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakları çerçevesinde incelemeye sunulması talep edilen belgelerde eksiklik olmasından ötürü müvekkillerince toplantının ertelenmesi talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine toplantının 1 ay sonraya ertelendiğini, toplantının ertelenmesine sebep olan eksik belgelerin 25.04.2019 tarihli genel kurul toplantısından önce hazır edilmediğini, bu hususlar hakkındaki beyanlarının da bilirkişilerce dikkate alınmadan eksik ve hatalı rapor düzenlendiğini, taraflarınca ayrıntılı bir şekilde açıklama yapıldığını, yerel mahkeme tarafından beyanlarının değerlendirilmeye alınmadan hüküm kurulduğunu,Yerel mahkemece toplantı gündeminde bulunan 4,5,7 ve 8 numaralı gündem maddelerine ilişkin muhalif kalma şartının gerçekleşmediğini belirterek ilgili maddeler açısından davanın usulden reddine karar verildiğini, dosya kapsamında sundukları itiraz ve beyan dilekçelerinde de 25.04.2019 tarihli genel kurul toplantısı tutanağında satırlarca her maddede itirazları, ret oyları ve muhalefet şerhlerinin bulunduğunu, bilirkişilerce ve yerel mahkemece bu hususların tamamının yok sayıldığını, müvekkillerinin pay sahipliğinden doğan haklarına halel getirildiğini,Toplantı'da her bir gündem maddesi için ayrı ayrı açıklamaları olduğunu, hangi sebeplerden ötürü ret oyu kullandıklarını, itiraz ettikleri ve muhalefet şerhi düştüklerinin açık bir şekilde ortada olduğunu, yerel mahkemece bu hususların dikkate alınmama nedeninin taraflarınca anlaşılamadığını, açık bir şekilde “muhalefet şerhimizdir” şeklinde bir ibareye yer verilmesine gerek bulunmadığını, hali hazırda toplantı tutanağındaki itirazlarının da muhalefet şerhi yerine geçeceğinin açıkça ortada olduğunu Doktrinde ise konu hakkında şu ifadelere yer verildiğini,“...Daha açık bir ifadeyle, eğer pay sahibinin, karara aleyhine oy kullandığı toplantı tutanağına yazılıysa, o, iptal davası açmak için gerekli olan dava açma şartını yerine getirmiş olur. Bu halde ayrıca bir de muhalefetin toplantı tutanağına geçirilmesine gerek yoktur...” (Anonim Ortaklık Genel Kurul Kararları Aleyhine Toplantıda Hazır Bulunan Pay Sahibinin İptal Davası Açmasının Şartları ve Özellikle Muhalefet Şerhi, Ali Haydar Yıldırım, syf.405) eğer toplantı tutanağından pay sahibinin olumsuz oy verdiği anlaşılıyorsa, artık ayrıca muhalefetinin toplantı tutağına geçirtme şartının aranmaması gerekmektedir. Bu görüşe göre, TK 446/1/a'daki “olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” ifadesi, ayrıca muhalefet şerhini aramamaktadır...” (Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 276 vd) Öte yandan Dairece incelemeye alınmak üzere aşağıda ayrıntılarıyla gündem kararlarına ilişkin genel açıklamalarına yer verdiklerini, Zira Yerel Mahkeme ve Bilirkişiler tarafından belirttikleri hususların dikkate alınmadığını, bu nedenlerle delillerimizin tekrardan gözden geçirilerek ilgili beyanlarının istinaf mahkemesince yeniden inceleme ve değerlendirme kapsamına alınması zorunluluğunun hasıl olduğunu, Gündem maddelerinin tek tek incelenmesi hususuna geçilmeden önce, yerel mahkeme tarafından her ne kadar 4, 5, 7 ve 8 numaralı gündem maddelerinde muhalefet şerhi bulunmadığı şeklinde bir gerekçe belirtilmiş olsa da Toplantı'nın bütün gündem maddelerine ilişkin aynı beyanlarda bulunulduğunu, aynı şerhler konulduğunu ve aynı şekilde ilgili maddelere itiraz edildiğini,  Yerel Mahkemenin gerekçesinin aksine gündem maddelerinin hepsinde muhalefet şerhlerinin yer aldığını, buna rağmen gerek Bilirkişiler gerekse de Yerel Mahkemece itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını, eksik, hatalı, çelişkili inceleme yapılarak hukuki denetime elverişli bulunmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararı hakkaniyete aykırılık teşkil etmekte olduğunu, dosyadaki mübrez denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm oluşturulmasından ötürü ilgili hükmün istinaf mahkemesi tarafından kaldırılması gerektiğini Taraflarınca her bir madde açısından ayrı ayrı incelemelere yer verileceini, gerek Bilirkişilerce yapılan hatalı tespitlere gerekse de Yerel Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmelere ilişkin her madde yönünden açıklamalarda bulunulacağını, hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettikleri maddelere ilişkin genel beyanlarının şu şekilde olduğunu, İptalini talep ettikleri 1. No'lu gündem maddesine ilişkin; Yerel Mahkeme tarafından Divan başkanının seçiminin Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m.419 maddesi uyarınca gerçekleştiğini, bu sebeple işbu kararın iptali koşulunun oluşmadığının tespit edildiğini, 25.04.2019 tarihli toplantıya gelininceye kadar tüm toplantılarda Divan Başkanı,tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun toplantıya katılan hissedarların oy birliği ile seçilmiş olması teamülü karşısında işbu 25.04.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında Müvekkili ...'nın vekili olarak tutanak yazmanlığına aday olmasına rağmen oylama dahi yapılmadan tutanak yazmanlığına toplantı başkanı tarafından ...'in seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, tartışmaya mahal vermeyecek derecede ortada olduğunu, (Tutanak Karar No: 1, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) İptalini talep ettikleri 3. No'lu gündem maddesine ilişkin; taraflarınca şirket merkezinden temin edilmiş olan dokümanlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde Faaliyet Raporunda toplantı tutanağında belirtmiş oldukları çelişkiler hakkında bilgi talebinde bulunulduğunu ve söz konusu bilgilerin mevcut olmaksızın Faaliyet Raporu gündem maddesinin oylanmasının geçerli olmayacağı ifade edildiğini ve bu hususta ihtirazi kayıt düşüldüğünü, bilgi talep ettikleri hususlar hakkında da taraflarına herhangi bir cevap verilmediğini, sorularının adeta yanıtsız bırakıldığını, Gündemin 3 No'lu Maddesi Olan faaliyet raporunun müzakeresi esnasında, faaliyet raporu okunarak müzakere edildiğini, ancak onaylanmadığını ve faaliyet raporunun kabulüne veya reddine dair bir karar alınmadığını, bu nedenle somut olayda, geçerli hale gelmiş bir faaliyet raporunun da mevcut bulunmadığını, (Tutanak Karar No: 3, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) Faaliyet Raporunda çelişkilerin mevcut olması nedeniyle bilgi talebinde bulunularak taraflarının aydınlatılmasının talep edildiğini, aksi takdirde, oylanan gündem maddesinin geçerliliğinin tartışmalı hale geleceğini, mevcut eksiklik ve çelişkilere rağmen söz konusu gündem maddesinin müzakere edildiğini, ancak dosyada mevcut 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağından da görülebileceği üzere faaliyet raporunun oylanmadığını ve aslında bu nedenle faaliyet raporunun müzakeresine ilişkin bir kararın verilmediğini, bu nedenle faaliyet raporunun açık bir şekilde geçersiz hale geldiğini, buna rağmen Bilirkişiler ve Yerel Mahkemece ilgili hususların inceleme ve değerlendirme kapsamına alınmadığını, eksik araştırma sonucunda hüküm kurulduğunu, kaldı ki söz konusu gündem maddesine ilişkin faaliyet raporunun da belirtilen sebepler nezdinde geçersiz olduğunun taraflarınca belirtildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında ilgili gündem maddesine istinaden sadece özel denetçi atanması taleplerine ilişkin gerekçe belirtildiğini, faaliyet raporu hakkındaki beyanlarının dikkate alınmadığını, beyanlarına dair bir değerlendirme yapılmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 408. maddesinin 2.fıkrası d bendinde “Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması” hususları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığını, bu sebeple doktrinde de kabul edildi kurul toplantısında Yönetim Kurulu faaliyet raporunun sadece müzakere edilmesinin yeterli olmadığını, ayrıca genel kurulda oylama yapılarak çoğunluğun oylarıyla kabul edilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, bu durumda faaliyet raporunun kabul edildiğinden veya reddedildiğinden bahsedilemeyecek olduğunu, geçerli bir genel kurul kararı olmadığının izahtan vareste olduğunu,  izah edilen sebeplerle somut olayda geçerli hale gelmiş bir faaliyet raporunun zaten mevcut olmadığından, söz konusu raporun geçersizliği ile Tutanak Karar No:3'ün hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, İptalini talep ettikleri 4 No'lu gündem maddesine ilişkin; belirtmek gerekir ki eksik olan belgeler, gelir tablosundaki çelişkiler ve bu çelişkilere ilişkin iletilen soruların yanıtsız bırakılması nedeniyle toplantının ertelenmesi talebi, Toplantı Başkanı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, işbu husus defalarca belirttiğimiz üzere açıkça TTK. 420. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, dosya kapsamında ayrıntılarıyla izah ettikleri üzere sorulan sorularımızın yanıtlanmaması, bilgi talep ettiğimiz hususlara ilişkin taraflarının aydınlatılmaması hususları 4 No'lu gündem maddesinin iptali talebinde haklı olduklarını,  (Tutanak Karar No: 4, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) Nitekim TTK'nın m.447'in gerekçesinde de “... Verilecek bilgi hem özenli hem gerçek hemde hesap verme ilkelerine uygun olmalıdır. “Özenli”, baştan savma olmayan, sorunun karşılığı niteliğini taşıyan, ilgisiz konuları içermeyen anlamınadır. Gerçeğe uygunluk ile gerçeği aynen yansıtan doğru, yalan ve aldatıcı olmayan bilgi kastedilmiştir. “Hesap verme ilkesine uygun” kavramı, Türk hukukunda yenidir. Kavram, hesap verme konumunda bulunan bir kişinin hesap vereceği, yani sorumlu olduğu kişiye vermekle yükümlü olduğu kapsamlı, içerikli ve belgeli bilgiyi ifade eder..” şeklinde ifade edildiğini, davalı şirket'in bu tutumunun hesap verme ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, Davalı Şirket'e karşı aynı tarihli 25.04.2019 tarihli genel kurul toplantısıyla Özel Denetçi Atanmasına İlişkin İkame Etmiş Olduğumuz İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/293 E. Sayısı ile Görülmekte Olan Davada İse Bilirkişi Raporu Alınmış Olmakla Söz Konusu Bilirkişi Raporunda;“Özel denetçi atanması şartlarının oluştuğu,Davacıların iddiası olan 31/12/2018 tarihli karşılaştırmalı gelir tablosunda görülen yaklaşık 644.000.-TL meblağlı Genel Yönetim Giderleri kaleminin ve yaklaşık 3999.000.-TL'lik Pazarlama Giderlerinin içeriğinin ve alt kırılımının ne olduğu, aynı tabloda gözüken finansman giderleri ile ilgili 2017 yılından 2018 yılına bakıldığında kısa vadeli borçlanma giderlerinin 961 0.000 civarında ciddi bir artış gösterdiğini, şirket kambiyo zararlarının bir sene içinde 96500 artış gösterdiği, gider ve zararlardaki artışların sebeplerinin ne olduğunu, kullanılan kredilere ilişkin bankalardan tasdikli kredi hesap hareketlerinin ve faiz oranlarının ne olduğunu, Faaliyet Raporunda gözüken üst düzey yöneticilere yapılan ücret ödemesinin aylık mı yoksa yıllık mı olduğu, ödeme yapılan yöneticilerin kim oldukları ve görevlerinin neler olduğu, toplam meblağı 1.000.000.-TL'nin üzerinde olan iki dava konusu yapılmış vergi iadelerini ve bunların niçin yargıya taşındığını, gelir tablosunda olağandışı zarar olarak gösterilen 351.000.-TL'ye ilişkin kalem kalem detaylı açıklama ile bu husustaki tevsik edici sözleşme, fatura, gider makbuzu vb. Evrakların incelemesi hususlarının açıklığa kavuşturulması için özel denetçi atanması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığını, sonuç ve kanaatine varıldığını, İlgili bilirkişi raporu hükme esas alınarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından söz konusu davanın kabulüne karar verildiğini, hükmün kesin niteliğe haiz olduğunu, Yerel Mahkemece her ne kadar İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/209 Esas sayılı dosyası incelemeye alınmış olsa da yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/293 Esas dosyası, bilirkişi raporu, değerlendirmeye alınmadığını, eksik araştırma sonucunda hüküm kurulduğunu, (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.07.2021 T., 2019/293 ve 2021/612 K. sayılı gerekçeli kararı) bu nedenlerle istinaf mahkemesince yeniden inceleme yapılmasını talep ettiklerini, 4 No'lu gündem maddesinde bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylandığını ve müvekkilleri tarafından iletilen kâr dağıtım talebinin de reddedildiğini, kar payı dağıtılıp dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda ise de genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorunda olduklarını, her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacının kar elde etmek olduğunu ve bunu dağıtmak olduğunu, anonim şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkının da vazgeçilmez hak olduğunu,  şirket sermayesinin 15.976.018 TL olduğunu ve şirketin kâr ettiği dikkate alındığında şirketin uzun yıllardan beri kâr dağıtım kararı almaması da, şirket içerisinde bulunan azınlık pay sahipleri için tahammül edilemez bir hal aldığını, ortakların bir şirkete ortak olmalarının nihai amacının gelir elde etmek olduğunun nazara alındığında bu durumun şirketin kuruluş amacına da aykırı olduğunu, Finansal tabloların incelenmesi bakımından dürüst hesap verme ve ilkelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında bir değerlendirme yaparak ikinci erteleme talebinin reddinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının mali incelemede yer alan bilgiler ışığında tespit edilmesinin yerinde olacağı hususlarına Bilirkişilerce Kök Raporun'un 18. sayfasında açık bir şekilde yer verildiğini, müvekkillerinin ikinci erteleme talebi konusunda haklı olduklarını, zira mali hususlardaki çelişkiler, eksikliklerin bu durumu zorunlu kıldığı izahtan vareste olduğunu, dosyada mübrez Kök Rapor ve Ek Rapor'da gündemin 4. maddesine ilişkin “Diğer yandan işaret edilmesi gereken bir başka husus mali incelemede bulunan zarar rakamı ile YK faaliyet raporunda yer alan zarar rakamının arasındaki yaklaşık 470.000.00 TL'lik farkın da dikkat çekicidir.” şeklinde tespit yapıldığını, bilirkişi mali incelemesindeki tespitler ile Davalı Şirketin YK faaliyet raporu arasında çelişkiler, farklılıklar bulunması Davalı Şirket tarafından dürüst hesap verme ölçüsü ve ilkelerine aykırı hareket edildiğini açık bir şekilde gösterdiğini, bu durumun bile başlı başına müvekkillerinin 25.04.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'ndaki bazı gündem maddelerinin iptalini istemekte haklı olduğunu, bu nedenlerle şirket bünyesinde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin Davalı Şirketten bilgi talebinde bulunmasının uygun ve yerinde olduğunu tartışmasız bir şekilde gösterdiğini, İptalini talep ettikleri 5. No'lu gündem maddesine ilişkin; Şirket Esas Sözleşmesinin“Amaç ve Konu” başlıklı 3. Maddesinin değiştirilerek, 6362 sayılı Sermaye Piyasa: Kanunu uyarınca “halka arz işlemleri yapma” ibaresinin eklenmesi maksada uygun olmayıp iptali gerektiğini,(Tutanak Karar No: 5, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) gerek daha önceki yıllarda kâr dağıtımı yapılmayarak ortaklara şirketten borç adı altında ödeme yapılmasını, gerek yine kar dağıtımı yapılmayarak kar paylarıyla sermaye artırımına gitmek, gerekse işbu halka arz işlemlerini yapma ibaresinin şirket esas sözleşmesine eklenmesinin amacı, azınlık oylarının oranını azaltarak, şirket içerisindeki etkinliklerini azalttığını, bu hususlara dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporlarına karşı itiraz ve beyan dilekçelerinde ayrıntılarıyla izah ettiklerini, açıklamalarının bilirkişiler tarafından inceleme kapsamına alınmadığını, eksik, yetersiz Bilirkişi Raporları, Yerel Mahkeme tarafından hükme esas alındığını,İptalini talep ettikleri 6. No'lu gündem maddesine ilişkin; 25.03.2019 tarihli Genel  Kurul Toplantısı'nın ertelenmesine sebep olan ve 25.04.2019 tarihli toplantıdan önce de giderilmeyen eksiklikler, toplantı sırasında da taraflarınca defalarca dile getirilmiş olduğunu, dolayısıyla ibra oylaması sırasında, gider tablosunda yer alan kalemlere ilişkin tevsik edici sözleşme, fatura ve gider makbuzları paydaşlara sunulmuş değildir. Ayrıca 2. No'lu toplantı gündem maddesine ilişkin ortada geçerli, onaylanmış bir YK faaliyet raporu da bulunmadığından yönetim kurulu üyesinin ibrasının görüşülemeyeceği izahtan vareste olduğunu, tüm bu durumlara istinaden ibra oylamasına bile geçilmemesi gerekliliğinin açıkça ortada olduğunu, ibra oylaması yapıldığını ve çoğunluk pay sahibi ...'den oluşan tek kişilik yönetim kuruluna ibra edildiğini, (Tutanak Karar No: 6, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) İbra oylamasının ne kadar hakkaniyete uygun olduğu tartışma konusu olduğunu, hâkim hissedar ..., hâkim pay sahipleri ...'nin kızı ..., ... ve yine ...'nin çoğunluk payına sahip olduğunu, ... A.Ş.'nin olumlu oylarıyla ibra edildiğini, <br>Detaylarıyla ifade edildiği üzere ibra oynamasının yapılmasına, bilgi alma ve inceleme hakkı çerçevesinde incelemelerine açılmasını talep ettikleri evrakların incelemeye açılmamasını, 25.03.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nın ertelenmesine sebep olan ve 25.04.2019 tarihli toplantıdan önce de giderilmeyen eksiklikler ve Evraklar arasındaki çelişkiler, nedenleriyle zaten geçilmemesi gerektiğini, bilindiği üzere genel kurulda alınacak kararlarda çoğunluğu elinde bulundurulanların şirket menfaatleri verine kendi menfaatlerini gözetme gibi bir sakınca doğurabilmekte olduğunu, alınan ibra kararının bakımından kanuna ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği hususunda  şüphe bulunmadığını, İptalini talep ettikleri 7. No'lu gündem maddesine ilişkin; ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yaptığı Genel Kurul Toplantısına davet ilanında yer alan 9 numaralı gündem maddesinde “Yönetim kurulu seçimi, görev süresi ile üyelerinin ücretlerinin tespiti hususunda müzakere ve karar” denilmiş olmakla gerek söz konusu gündem maddesinin müzakeresi gerekse müzakere neticesinde görüşülen hususlara ilişkin oylama yapılması zorunluluğu izahtan vareste olduğunu, (Tutanak Karar No: 7, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) söz konusu maddenin görüşülmesine geçmeden yine Toplantı Başkanı tarafından yönetim kurulunun geçen genel kurulda üç yıllığına seçildiğini, süresinin dolmadığı ve yeniden seçim yapılmasına gerek olmadığının ifade edilerek müdahalede bulunulduğunu,Taraflarına gündeme bağlılık ilkesinin bir gereği olarak söz konusu maddenin görüşülmesi gerektiği hususunda ısrar edildiğini ve müvekkili ...'nın yönetim Kurulu üyeliğine adaylığı yinelenerek bu hususta oylama yapılması talebinde bulunulduğunu, söz konusu talebin de yine çoğunluk pay sahipleri tarafından reddedildiğini ve söz konusu talebin reddine yönelik ise hiçbir haklı gerekçe de gösterilmediğini, İşbu karara ilişkin de genel kurul toplantısında muhalefet şerhimiz bulunmakta olup Bilirkişilerin kararın iptalinde hukuki menfaat olmadığını, TTK m.445 gereği iptalini gerektirir bir husus da söz konusu olmadığının tespite ve Yerel Mahkeme'nin muhalefet şerhi bulunmadığı değerlendirmelerine katılmanın mümkün olmadığını, İptalini talep ettikleri 8. No'lu gündem maddesine ilişkin;  TTK m. 395 ve m.396 hükmüne istinaden Yönetim Kuruluna yetki verilmesi hususu konu itibarı ile şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapmaya, pay sahibi olmayan yakınlarına şirket bütçesinden nakit borç verme, bu kişiler için şirketi kefil gösterme, teminat verme, bu kişilerin borcunu devralma, şirketin işletme konusuna giren bir işi kendi veya başka hesabına yapma, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete ortak olarak girme gibi hususları ihtiva ettiğini, şirket yönetim kurulunun tek bir kişiden oluştuğunu ve söz konusu kişinin şirketin hâkim hissedarı olduğunun nazara alındığında söz konusu şahıs ...'ye genel kurulca verilen yetkilerle, hiçbir denetim olmadan şirketin tamamen boşaltılmasına ve işlevsiz kılınmasına yol açacak nitelikte olduğunu, işbu kararın iptali gerektiğini, (Tutanak Karar No: 8, Muhalefet şerhimiz bulunmaktadır.) Konuyla ilgili dosyada mübrez Bilirkişi Raporları'nda da TTK m.395 ve m.396 kapsamında yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararların genel ve soyut nitelikte olmasının TTK m.396 hükmü amacı ile bağdaşmadığını, bu nitelikteki kararların rekabet etme yasağını kaldırmış olmayacağını, bu nedenle yönetim kurulu üyelerine genel kurulca tanınabilme imkanı getiren işlem yapma ve borçlanma yetkisi ve rekabet yasakları muafiyetinin belirli bir kapsamda, örneğin tarafımızca da toplantı esnasında belirtildiği üzere grup şirketlerin isimleri zikredilerek yetki verilmesi ile daha isabetli olacağının açık bir şekilde ifade edi ir. Buna rağmen Yerel Mahkeme tarafından ilgili hususların dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını, dosyada mübrez Bilirkişi Ek Raporu'nun netice kısmında mali incelemeye ilişkin değerlendirme şu şekilde yapıldığını,\"Bilanço kalemlerinin detayının incelenmesinde ve yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere şirketin ana konusunu teşkil eden gayrimenkul alım satım ve inşaat olması nedeni ile sadece 320 nolu satıcılar hesabında artış olurken tüm aktif ve pasif kalemlerde aşırı bir düşmenin olduğu açıkça görülmektedir. Bilanço ve kar zarar tabloları ile kurumlar vergi beyannamesi birbirini teyit etmektedir. Şirketin 2018 dönem zararı 2.493.168.98 TL olduğu tespit edilmiştir...\"Söz konusu tespit, Davalı Şirket bünyesinde azlık pay sahipliği sıfatı bulunan müvekkillerinin bu aktif ve pasif kalemlere ilişkin detaylı bir inceleme ve değerlendirme yapması gerektiğini, şirket bünyesinde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin finansal tablolar başta olmak üzere bütün mali tablolar üzerinde bilgi edinme hakkını kullanma mecburiyetinin doğduğunun açık bir şekilde gösterildiğini,Sonuç olarak; yukarıda belirttikleri hususların Yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, hukuki denetime elverişsiz bilirkişi raporları neticesinde haksız bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, bu sebeple dosya kapsamındaki bütün delillerin beyan ve itirazları doğrultusunda istinaf mahkemesince yeniden inceleme yapılmasını ve Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, İleri sürerek; Arz ve izah edilen sebepler ve istinaf mahkemesince re'sen dikkate alınacak sebepler ve fazlaya ilişkin her türlü hakları ve fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydı ile; Tehir-i icra taleplerinin kabulü ile istinaf mahkemesince yapılacak olan yargılama neticesinin sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2021 tarih, 2019/463 Esas ve 2021/480 Karar sayılı kararının istinaf mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulü ile, ... A.Ş.'nin 25/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararlardan 1,3,4,5,6,7 ve 8 numaralı kararlarının TTK m.445 vd. maddeleri uyarınca iptaline, Somut olayda geçerli hale gelmiş bir faaliyet raporu mevcut olmadığından ... A.Ş. 2018 yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun geçersizliği ile tutanak karar no : 3'ün hükümsüzlüğünün tespitine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca davalı şirketin 2018 yılına ilişkin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda alınan 1, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların iptali ile  2018 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporu onaylanmadığından buna ilişkin 3 nolu kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu olağan genel kurulda alınan 1, 3, 6 numaralı maddeleri ve 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan toplantının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin karara dair davanın esastan reddine, 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" ile 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle karara bağlanan talepler yönünden  “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin 2018 yılına ilişkin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda alınan dava konusu 1 nolu karar ile toplantı başkanının oy birliği ile seçildiği, toplantı başkanı tarafından da tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun görevlendirildiği, davacıların gündem gereğince toplantı başkanı dışındaki diğer üyelerin de hissedarlar tarafından seçilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın iptali talebinde bulunulduğu, 3 nolu karar ile 2018 yılı yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun okunduğu ve müzakere edildiği, ancak faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin bir karar alınmadığı, davacı tarafça 25/03/2019  tarihli toplantının ertelenmesine sebep olan bilgi alma ve inceleme hakkının gereği gibi kullandırılmadığı gerekçesi ile özel denetçi talebinde bulunulduğu, ancak yapılan oylama sonucunda davacıların kabul oyuna karşılık oy çokluğu ile talebin reddine karar verildiği, 4 nolu karar ile 2018 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının okunduğu ve kar dağıtımı konusunun görüşülmesine geçildiği, davacı tarafça 25/03/2019  tarihli toplantının ertelenmesine sebep olan bilgi alma ve inceleme hakkının gereği gibi kullandırılmadığı gerekçesi ile toplantının ertelenmesinin talep edildiği, toplantı başkanı tarafından talebin reddine karar verildiği,  devamında bilanço ve kar zarar hesaplarının davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, kar dağıtımı konusunun müzakere edildiği ve davacıların kabul oyuna karşılık oy çokluğu ile kar dağıtımının reddine karar verildiği, 5 nolu karar ile şirket ana sözleşmesinin amaç ve konu başlıklı üçüncü maddesinin tadil edilmesinin oylandığı, davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, 6 nolu karar ile yönetim kurulu üyesinin ibrasının oylandığı, davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, 7 nolu karar ile yönetim kurulu üyelerinin seçimi, ücreti ve görev süresinin görüşüldüğü, sürelerinin dolmaması sebebiyle yeni üye seçimi yapılmaması ve ücret ödenmemesinin oylandığı ve davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, 8 nolu karar ile Yönetim Kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri uyarınca yetki verilmesinin oylandığı, davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği anlaşılmıştır Davacılar tarafından 25/03/2019  tarihli toplantının ertelenmesine sebep olan bilgi alma ve inceleme hakkının gereği gibi kullandırılmadığı, davalı şirketin mali kayıtlarında çelişkiler olduğu, şirketin kar etmesine rağmen kar dağıtımı yapılmamasının usul ve yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline, 2018 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporu onaylanmadığından buna ilişkin 3 nolu kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi talebinde bulunmuş, aynı gerekçeler ile ve kararlarda muhalefet şerhi bulunduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili, alınan kararların ve Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davanın ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın 446/1-a maddesine göre iptal davası açabilecek kişilerden birinin toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri olduğunun hüküm altına alındığı, bu madde hükmüne göre toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu muhalefetinin tutanağa geçirtmesinin iptal davasının ön şartı olduğu, davacı ortak ...'nın dava konusu toplantıda vekil aracılığı ile temsil edildiği, davalı ...'nın asaleten katıldığı, genel kurul toplantı tutanağına göre  davacı ... vekilinin gündemin 3, 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesaplarının onaylanması ile kar dağıtımı talepleri\", 5, 7 ve 8 maddeleri ile ilgili olarak daha karar alınmadan önce karşı çıkıp itiraz ettiği (peşin muhalefette bulunduğu), davacı ...'in 3 numaralı madde ile ilgili olarak karar alınmadan davacı ... vekilinin beyan ettiği şerhlere katıldığını beyan ettiği, 5 numaralı madde ile ilgili olarak daha karar alınmadan önce karşı çıkıp itiraz ettiği ve bu kararlara peşin muhalefette bulunduğu, 4, 7 ve 8 nolu gündem maddeleri ile ilgili beyanda bulunmadığı, karşı çıkılan gündem maddeleri yönünden bu şekildeki muhalefetin öneriye karşı çıkma olup, oylamadan sonra davacı ortak vekili ve davacı tarafından alınan kararlara karşı muhalif  kalınarak muhalefet şerhi tutanağa geçirtilmediği, iptali talep edilen kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, Mahkemece 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan \"bilanço kar ve zarar hesapları ile kar dağıtımı talepleri\" ile 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle karara bağlanan talepler yönünden “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isabetli ise de, aynı gerekçe ile 3 numaralı madde ile karara bağlanan talep yönünden de davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacılar tarafından 2018 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporu onaylanmadığından buna ilişkin 3 nolu kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de; genel kurulda bu hususta bir karar alınmadığından hükümsüzlüğü de söz konusu değildir. Bu sebeple davacıların söz konusu maddenin hükümsüzlüğünün tespitini talep etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır.Dava konusu olağan genel kurulunun 1 numaralı tutanak yazmanı ve oy toplama memurunun hissedarlar tarafından seçimi talebinin reddine ve 4 numaralı toplantının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin kararlar kurul tarafından alınmamış, başkan tarafından alınmıştır. Davacılar vekili tarafından istinaf sebebi olarak ileri sürülen sebepler yargılama aşamasında dava dilekçesinde, beyan dilekçelerinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş olup, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı, hukuki dayanakları ile açıklanmış olup, Mahkemece söz konusu kararların iptali talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacılar tarafından sadece 6 numaralı karar yönünden oylamadan sonra alınan karara red oyu gerekçesinin yazıldığı ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği görülmüştür.  TTK'nın 436/2. Maddesinde ibrada oy kullanamayacak şahısların sayıldığı, somut olayda yönetim kurulu üyesinin oy kullanmadığı, oy kullanan kişilerin oydan yoksunluk halinin bulunmadığı, ayrıca yıllık faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin bir karar alınmamasının ibraya engel olmadığı, yıllık faaliyet raporu onaylansa bile ibra edilmeme yönünde karar alınabileceği gibi, onaylanmaması halinde dahi ibra kararı alınabileceği, davacılara bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırıldığının Mahkeme kararı sabit olduğu, davalı şirketin toplantıdan önce inceleme hazır bulundurmakla yükümlü oldukları evrakları incelemeye hazır bulundurduğu, özel denetçi talebinin reddedilmesinin kararın iptali sebebi doğurmadığı, davacının özel denetçi atanması için Mahkemeye başvuru hakkının bulunduğu ve nitekim başvuruda bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece söz konusu kararın iptaline karar verilmesi talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacıların istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacıların istinaf başvurusunun usulen KABULÜ ile;  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2019/463 Esas - 2021/480 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 1-Davalı şirketin 2018 yılına ilişkin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda alınan 1, 6 numaralı maddeleri ve 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan toplantının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin kararlara ilişkin davanın esastan REDDİNE, 2-Davalı şirketin 2018 yılına ilişkin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda alınan 4 numaralı maddesiyle karara bağlanan bilanço kar ve zarar hesapların onaylanması ile kar dağıtılmamasına ilişkin karar ile 3, 5, 7 ve 8 numaralı maddeleriyle alınan kararlara ilişkin talepler yönünden  “alınan kararlara muhalif kalma” koşulu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden REDDİNE,3-Davalı şirketin 2018 yılına ilişkin 25/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda 2018 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporu onaylanmadığından buna ilişkin 3 nolu kararın hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin talebin hukuki yarar dava şartı eksikliği nedeniyle usulden REDDİNE,    <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanan 4,080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 96,20 TL yargılama giderlerinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,8-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 10-Karar tarihi itibariyle davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 11-Davacılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 168,80TL posta gideri olmak üzere; toplam 389,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/10/2024 tarihinde  oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14a8c4bd041fca36","SID":"20ef8ad5cdfe6358"}}