{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/698 Esas<br>KARAR NO:2024/1712 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/148 Esas- 2021/987 Karar<br>TARİH:08/11/2021<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalılar aleyhine ... Sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların borçları bulunmadığından bahisle takibe itiraz ettiklerini, ... olan arabuluculuk dosyasında tarafların anlaşmaya varamadıklarını, dava dışı sigortalı ... firmasının Almanya-Türkiye seferi yapılacak olan 2 adet CNC Torna tezgahı ve aksesuarlarının ... Poliçesi ile teminat altına alındığını, dava dışı sigortalının emtialarını taşıma işini gördürmek amacıyla davalı ... firması ile anlaştığını, davalı ... firmasının da taşıma işini gördürmek için alt taşıyıcı davalı... firması ile anlaştığını, davaya konu makinelerin fiili taşıyıcısı olan davalı ... Nakliye firması tarafından ...-.... plaka numaralı Tır ile 26.09.2019 tarihinde taşındığını, davalı ... tarafından ... numaralı CMR belgesinin düzenlendiğini, davaya konu nakliye aracının 05.10.2019 tarihinde dava dışı sigortalı firmanın tesislerine vardığını, burada emtiaların tahliyesi öncesi yapılan kontrollerde CNC tezgâhlarının araç üzerinde kaymış ve nakliye aracı yapılarına çarparak hasarlanmış olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından ... firmasına yaptırılan ekspertiz çalışmasında hasarın toplam maliyetinin 6.833 EUR olarak tespit edildiğini, davalı ... firmasının düzenlemiş olduğu CMR senedine düşülen “GT550 ve TT850 Torna tezgahlarını hasarlı teslim aldım.” kaydından da anlaşılacağı üzere söz konusu emtiaların hasarının tespit edildiğini, davalıların söz konusu hasardan sorumlu olduklarını beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacağı kabul etmemekle birlikte, bu alacak yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, CMR Konvansiyonunun 30. maddesi uyarınca müvekkili şirkete usulüne uygun ihbar yapılmadığını, hasarlarda teslim anında açıkça görülemeyen hasarlarda teslimden itibaren 7 gün içinde taşımacıya yapılması gereken yazılı ihbar yapılmadığından iddia edilen zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, davacı tarafın iddia edilen hasarın ne şekilde meydana geldiğini, müvekkili şirketin sorumluluk sahasında meydana gelip gelmediğini ve müvekkili şirketin kusurunun bulunup bulunmadığını ispat etmesi gerektiğini, söz konusu hasarın yükleme ve boşaltma hatasından dolayı meydana gelmesi sebebiyle, yükleme ve boşaltmayı da alıcı ve gönderici firma yaptığından müvekkili şirketin kusur ve ihmalinin bulunmadığını, CMR Konvansiyonu’nun 17/2 ve 17/4-c maddelerindeki ambalajdaki eksiklik veya hatadan kaynaklanan ve yükleme/tahliye sırasında oluşan hasarlar nedeniyle taşımacının sorumlu tutulamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluluğuna hükmedilmesi halinde ise tazminat miktarının CMR Konvansiyonuna uygun şekilde tespit edilmesi gerektiğini, yükleme işlemini müvekkili şirketin değil, dava dışı sigortalının yaptığını, hasarlı olan emtiaların brüt ağırlığının beher kilogramı için 8.33 SDR hesap birimini geçemeyeceğini, somut olayda, taşınan emtianın toplam brüt ağırlığı dikkate alınarak CMR 23/3 göre üst sınırın belirleneceğini, bu durumda, tazminatın üst sınırının, hasarlanan emtianın brüt ağırlığı dikkate alınarak belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğini, dava konusu emtiaların hasar gördüğü iddia edilmişse de sovtaj değeri gerçek bedel üzerinden hesaplama yapılmadığını, bilirkişi incelemesinde sovtaj bedelinin de hesaplanması gerektiğini beyanla davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 08/11/2021 tarih 2021/148 Esas- 2021/987 Karar sayılı kararında; \"Dava taşıma  ilişkisine  dayanan bakiye  alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı  takip dosyası ile cari hesap alacağından kaynaklı 6.833,00 Euro  asıl alacak ,70,76 Euro  toplamı  6.903,76 Euro üzerinden takip başlattığı ,davalının icra dairesinin yetkisine ve  borcu olmadığı savı ile süresinde  takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının  2004 Sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre ve dava değeri 6.833,00 Euro  üzerinden açıldığı anlaşılmakla ;Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı sigortalı ... A.Ş. Ait \" 2 adet CNC tezgah ve aksesuarlarının\" davacı şirket nezdinde 26/09/2019- 25/11/2019 tarih aralığında geçerli \" Nakliyat emtia abonman alt  sigorta poliçesi  \"ile sigortalı oldukları;Dava dışı sigortalı ile davalı ... arasında  20.08.2019 tarihli fuar lojistik hizmet sözleşmesi akdedildiği davalının akdi taşıyıcı olduğu ,akdi taşıyıcının ise diğer davalı ... ile  alt taşıma sözleşmesi akdettiği ve diğer  davalı ... 'nun fiili taşıyıcı olduğu anlaşılmıştır.İş bu uluslararası karayolu taşımasına konu emtialar 26/09/2019 tarihinde Türkiye'de yüklemesi yapılmış , Almanya ' daki fuarda sergilenmiş ve de 05/10/2019 tarihinde dava dışı sigortalı tesislerine varmış boşaltma öncesinde yapılan kontrolde araç üzerinde kaydıkları ve de ve araca çarparak hasarlandıkları anlaşılmıştır.Davalı ... 'nun  İcra Dairesinin ve Mahkememizin  yetkisine ve zamanaşımı itirazı üzerine yapılan değerlendirmede ;6100 sayılı HMK.'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında \"genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.\", 7. maddesinde de, \"davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.\" denilmekle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla; Davalının  zamanaşımı def' i yönünden yaptığı itiraz üzere ise; CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise 3 yıl olarak belirlenmiştir. Davalı taşıyıcının hasarın oluşmasına “bilerek kötü hareketinin” neden olduğunun iddia edilmemesi karşısında  zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabulü gerekir. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda TBK'nun 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir.Hasar tarihinin 05/10/2019  olduğu , davacı tarafından bir yıllık süre içinde 16/06/2020 tarihinde icra takibi başlatılmış olup bu tarihte zamanaşımı kesilmiştir. TBK'nun 154/2.maddesi uyarınca icra takibiyle kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden ne zaman başlayacağı hususu üzerinde durulmalıdır. TBK’nun 157/2. maddesi, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin başlayacağı hükmünü haizdir. Başlayacak yeni sürenin, asıl zamanaşımı süresi kadar, bir diğer söyleyişle 1 yıldır. Bu durumda 15/02/2021  tarihinde açılan  davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu emtiaların CMR Hamule Senedi ile Türkiye'den Almanya'ya gidiş dönüş  yapılan uluslararası taşıması  nakliyesi esnasında  zarar gördüğü, davacı sigorta şirketinin hasarı sigortalıya ödeyerek sigortalı ile davalı arasındaki taşıma sözleşmesine  aykırılık iddasına dayalı olarak sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsilini davalı sigorta şirketinden talep etmektedir. Somut olayda uyuşmazlık dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki taşıma  sözleşmesinden  kaynaklı sorumluluğa dayanmaktadır.6102 sayılı TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir.Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır Somut olayda davalının taşıma  hizmeti vermiş olduğu dava dışı sigortalının emtiasında zarar  meydana gelmiş,  ekspertiz raporu doğrultusunda 6.833,00 Euro  dava dışı sigortalıya ödenmiştir.Dava dışı sigortalı tarafından davacı sigorta şirketinin ibra edildiği ve TTTK 1472 ve BK 183 maddeleri uyarınca alacağın temlikine dair mutabakat metni dosya arasında yer almaktadır.Davacı sigorta şirketinin TTK 1472. Maddesinde düzenlenen sigortalının haklarına halef olarak rücu edebilmenin yasal koşulları oluşmuştur. Poliçe dosyaları, sözleşmeler,çeki listesi,gümrük beyannameleri,navlun faturaları,CMR belgeleri ve tüm dosya  evrakları üzerinde yapılan inceleme sonucu ;11/06/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;Taşınan emtianın gerçek bir ihracat değil; FUAR taşıması için davalıların sorumluluğunda Almanya’dan Türkiye’ye taşınırken hasarlandığı, bunun CMR taşıma senedinde şerh edildiği, taşıma ve sevk evrakında satış teslim şekillerinin sadece gümrük süreçlerini başarı ile yürütmek için belirtildiğinin değerlendirildiği, Toplam hasarlı emtia kıymeti üzerinden zarar miktarı için takdir edilen 6.833,00 EUR’ nun kadri maruf olduğu,Emtialardaki hasarlar detaylı olarak incelendiğinde, ... model ... tezgahının onarılması, ... model CNC Torna tezgahının kabinin yenisi ile değiştirilmesi için, 28.02.2020 tarihli ekspertiz raporunda hesaplanan toplam tamir ve onarım bedeli olan 8.500,00 USD nin Kadri maruf olduğu, hasarlı emtialar için belirlenen iskonto ve sovtaj değeri olan 1.000,00 USD’nin Kadri maruf olduğu, onarım bedelinden sovtaj/iskonto bedeli düştüğünde hesaplanan 7.500,00 USD’ ye karşılık gelen, 6.833,00 EUR’ nun kadri maruf olduğu,Fuar taşımasını taahhüt eden 1.davalının bu yükleme ve sabitlemeden sorumlu olduğu, 2.davalının da onun ifa yardımcısı – alt taşıyıcı olarak taşıma sürecinde yer aldığı, müterafik kusurları ile zarara sebebiyet verdikleri, asli kusurun 1.davalı, tali kusurun 2.davalıya ait olduğu, iç ilişkilerinde bu tazminatı kusur oranlarına göre paylaşabilecekleri, ancak her ikisinin sigortalı ve dolaysı ile davacı karşısında müteselsilen sorumlu olacakları, Meydana gelen zararın, davalıların taşıma sürecinde CMR m.17/1 gereği sorumlulukları kapsamında olduğu, belirlenen tazminatın CMR m.25 atfı ile m.23 hükümlerine uygun hesaplandığı kanaati ile rapor düzenlenmişir.Hasar gören emtiaların yükleme öncesi araç içinde çekilen fotoğrafları ilke yükleme sonrası emtialar indirilmeye başlanmadan çekilen fotoğraflar dosya içerisinde yer almaktadır.Emtiaların Davalı tarafın iddia ettiği gibi yükleme ve tahliye esnasında veya ambalaj yetersizliğinden hasarlanmadığı, yükün araca yüklendikten sonra yeterli sabitlemesinin yapılmamış olmasından kaynaklı olarak, aracın normal seyri esnasında, frenleme, ivmelenme, yokuş yukarı gitme, yokuş aşağıya girme ve viraj gibi seyir şartlarında, araç üzerindeki yükün yetersiz sabitleme kayışlarından kurtulup kayması sonucu aracın metal kasa iskeletine çarparak hasarlandığı ve de sözleşme kapsamında davalıların sorumluluğunda olduğu ve de  davalı taşıyıcıların müşterek kusurlu oldukları anlaşılmıştır.Zararın meydana geliş şekli, davalıya ait tırdan indirilmeden önce fiili taşıyıcının hasardan haber dar olması CMR senedne düşülen hasara yönelik şerh birlikte değerlendirildiğinde ; CMR 330.maddesi uyarınca ayrıca ihbar şartının aranmayacağı ,zira taşıyanın kendi aracında meydana gelen açık hasardan ve bu sebeple taşınan emtianın zarara uğradığından haberdar olduğunun anlaşıldığı,Davacının hasar tazminatı ödemesi  6.833,00 Euro 'nun bilirkişi raporu ile kadri maruf olduğu anlaşılmakla sadec asıl alacak yönünden açılan iş bu dava uyarınca takibe yapılan itirazın  6.833,00 Euro yönünden iptali ile takibin dava değeri  6.833,00 Euro  üzerinden aynen devamına ,   İİK 67/2 uyarınca alacağın likit olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebi reddedilerek  (T.C.İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  12. HUKUK DAİRESİ E.2017/580 K. 2018/137 ) ücreti vekalete yönelik \" Yine,  yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekalet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilecektir \"(T.C.  YARGITAY 11. H.D.2015/9645 E. 2016/4426 K.) içtihat hükümleri uygulanarak  aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile;''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-Davalı borçlunun Bakırköy.... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ..Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından açıklanan hüküm gerekçesinde müvekkili şirket ve diğer davalının kusur sorumluluğuna ilişkin olarak dosyada edinilmiş olan bilirkişi raporuna atıfta bulunularak özetle müvekkili şirket ve diğer davalının istif ve araç içi sabitlemeyi düzgün yapmadıklarına, meydana gelen hasara sebebiyet verdiklerine kanaat getirildiğini ve buna istinaden davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulduğunu;Yerel mahkemenin müvekkili şirketin sorumluluğunu tespit hususunda dayanmış olduğu bilirkişi tespitlerinin uyuşmazlık konusu taşıma işinin tabi olduğu CMR Konvansiyonu hükümleri ile birebir zıt olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, dosyada edinilmiş olan 11.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun 4.2 numaralı emtianın taşınması konusunda tarafların sorumluluğunun değerlendirilmesi başlığının (c) fıkrasında açıkça TTK hükümleri gereğince aksine bir sözleşme yoksa istif ve araç içi sabitlemenin bizzat göndericinin sorumluluğunda olduğu belirtilmesine karşın bilirkişilerce hiçbir somut delile dayanılmadan ve yine açık kanun hükmü hilafına olacak şekilde : \"...Somut olayda, kısmi araç yükü – parsiyel yük olduğu için ticari uygulamada yüklemenin taşıyıcı tarafından yapıldığı kabul edilmektedir.\" şeklinde tespitte bulunulduğunu, kanun hükmü karşısında ticari teamülde böyledir denerek dosyada bu yönde hiçbir delil bulunmamasına rağmen müvekkili şirketin söz konusu araç içi istifleme ve yüklemeden sorumlu olduğunun kabulünün açıkça hukuka aykırı olduğunu, CMR Konvansiyonu madde 17/4-c ile yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması sebebiyle meydana gelecek hasarlardan dolayı taşıyıcının sorumlu tutulamayacağına hükmedildiğini;Söz konusu araç içi yükleme ve istif işinin mevzuat dahil belirtilen karinenin aksine ispata yarar delil olmadan müvekkili şirket tarafından yapıldığı yönündeki varsayımlar tümüyle hatalı olup bu husus hakkında itirazları ilgili rapora itiraz dilekçesinde sunmuş olmalarına karşın Yerel mahkeme tarafından bu konuda hiçbir araştırma yapılmadan yahut konu hakkında bilirkişilerden ek rapor alınmadan kurulan hatalı hükmün istinaf yoluyla incelenmesi için başvuruda bulunmak zarureti hasıl olduğunu;Hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin sorumluluğuna ilişkin olarak araç içerisindeki yüklerin tümünün 1. davalı olan olan ... tarafından organize edilen yükler olduğu ve bu nedenle eğer bir sorumluluk var ise bunun 1. davalı üzerinde olması gerektiğinin açıkça belirtilmiş olmasına karşın söz konusu taşımada yalnızca fiili taşıma işi için görevlendirilen müvekkili şirket hakkında müteselsilen ve müştereken sorumlu olarak aleyhe hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olup üzerine düşen yükümlülükleri kusursuz olarak ifa etmiş olan müvekkili şirkete herhangi bir atfı kabil kusur da bulunmadığını, işbu sebeple dahi söz konusu kararın bozularak 2. davalı olan müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini;Yerel mahkeme tarafından söz konusu itirazın iptali davasına konu olan icra takibinde talep olunan faiz yönünden de herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya tahtında başlatılan ilamsız icra takibinde asıl alacağa yıllık %6 oranında faiz uygulanmasının talep edildiğini, CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi kapsamında bu konvansiyona tabi uyuşmazlıklarda talep edilecek olan tazminat tutarları hakkında yıllık en fazla %5 faiz talep edilebileceği hüküm altına almasına karşın Yerel mahkeme tarafından verilen kararda alacaklı tarafından hatalı olarak talep edilen faiz tutarı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunu;Fiili taşıyan sıfatını haiz müvekkili şirketin söz konusu hasara kendi kusuruyla sebebiyet verdiği yönünde dosya arasında hiçbir somut delil bulunmamasına karşın müvekkili şirketin sorumluluğuna taşıma hukukunda yer alan karine ve ispat kuralların aksine olacak şekilde yalnızca bilirkişilerin varsayımları üzerinden karar verilmesi hatalı ve hukuka aykırı olup Yerel mahkeme kararının müvekkili şirket yönünden bozulması gerektiğini beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 6.12.2021 tarih 2021/148 E. , 2021/987 K. karar numaralı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğini, dosyada mübrez 20.08.2019 tarihli müvekkili şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilmiş olan Fuar Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin 6/c maddesinde \"Fuar organizasyonunda taşıması yapılacak malzemelerin; ambalajlanması ve ambalaj güvenliği katılımcı firmaya aittir. Ambalaj hatalarından kaynaklanan hasarlardan taşıyıcı firma sorumlu değildir.\" şeklinde ibarenin bulunduğunu; CMR Konvansiyonu'nun 41. maddesinde \"Madde 40 hükümleri saklı kalmak koşuluyla bu sözleşmenin hükümlerini doğrudan doğruya veya dolayısıyla ihlal eden her türlü koşul hükümsüzdür. Böyle bir koşulun hükümsüzlüğü, mukavelenin diğer hükümlerinin hükümsüzlügünü gerektirmez.\" şeklinde ibarenin bulunduğunu;Davaya konu taşımaya ait CMR taşıma senedinde \"Yükleme ve istiflemede oluşacak hasarlardan taşıyıcı sorumlu tutulmaz.\" ibaresinin bulunduğunu, CMR'nin 41. maddesi uyarınca CMR sözleşmesinin, taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hükümlerini ihlal eden her türlü anlaşmanın hükümsüz olduğunu, yükleme ve istiflemenin taşımacı tarafından gerçekleştirildiği hallerde, taşımacının bundan sorumluluğunu kaldıran veya hafifleten anlaşmalar geçersiz olduğundan bu durumu gayet iyi bilen taşıyıcının uyuşmazlıktaki somut olayda yükleme ve istiflemeyi kendisinin gerçekleştirmesi halinde böyle bir sorumsuzluk kaydını CMR şerh mektubuna derc edemeyeceğinin muhakkak olduğunu, bu halde somut olayda taşınan torne tezgahlarının kamyona yüklenmesi ve istiflenmesinin gönderen tarafından gerçekleştirileceğinin kabulü gerektiğini;Dosyada mübrez sözleşme hükümleri ve kanun maddeleri incelendiğinde; davaya konu taşıma işleminde taşınacak olan eşyanın yükleme, istifleme, bağlama işini müvekkili şirketin üstlenmediğinin ve yapmadığının net bir şekilde tespit edilebileceğini, göndericiye ait olan taşınan malın istiflenmesi kapsamına gönderilen malın yüklendikten sonra sabitlenmesinin de girdiğini, eğer gönderici şirket tarafından işbu sabitlenme doğru yapılmış olsa idi, aracın normal seyri esnasında yapmış olduğu hareketlerden dolayı taşınan emtianın kayması veyahut sabitleme kayışlarından kurtulmasının söz konusu olmayacağını ancak Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda; yukarıda anılan madde hükümleri ile taban taban zıt olan \" Somut olayda, kısmi araç yükü – parsiyel yük olduğu için ticari uygulamada yüklemenin taşıyıcı tarafından yapıldığı kabul edilmektedir.\" şeklinde tespitte bulunulduğunu;Bilirkişi tarafından yapılmış olan bu tespitin somut delillerle kanıtlanması gerekir iken; bu yönde hiçbir delil bulunmamasına rağmen müvekkili şirketin araç içi yükleme ve istiflemeden sorumlu tutularak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, her ne kadar kendileri tarafından işbu hatalı bilirkişi raporuna karşılık Yerel mahkemeye bu hususlar hakkında itiraz dilekçesi sunulmuş olmasına rağmen; işbu itirazlar değerlendirme konusu yapılmadan veyahut konu hakkında ek bilirkişi raporu dahi alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu;Ticari teamülde; eşyayı gönderen tarafın fabrika veyahut yükleme alanına taşıma işini yapacak olan şirkete ait araç sürücüsünü dahi yaklaştırmadığını, ambalajlama ve paketlemeyi kendi personeli veyahut görevlendirdiği kişilere yaptırdığını, huzurda bulunan davaya konu somut olayda, taşınacak olan eşyanın CNC Torna Tezgahı olduğu düşünüldüğünde, işbu eşyanın ambalajlanması, istiflenmesi ve sabitlenmesinin özel uzmanlık alanı gerektiren bir iş olması sebebi ile; ambalajlanma, istiflenme ve sabitlemenin gönderen firma tarafından yapıldığını;Yerel mahkeme tarafından alınmış olan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişilerin makine mühendisi ve lojistik, taşıma ve sigorta uzmanı olduğunu, bilirkişilerin ticari teamülü bilmesinin ve ticari teamüle hakim olmasının beklenemeyeceğini, bu sebepten; taşıma konusu eşyaların yüklenmesi ve istiflenmesinin kimin tarafından yapıldığı ancak taşıma işlerinde işleyişin nasıl olduğunu bilen, piyasa içerisinde bir bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, taşımaya konu tezgahların yaklaşık olarak 10 ton olduğu göz önüne alındığında, bir yerden başka bir yere nakliyesi esnasında kullanılacak olan aracın bir ve/veya yolun uzunluğuna göre iki şoför olarak fuar alanına götürüldüğü düşünüldüğünde bu ağırlıktaki eşyaların aracın kullanıcısı tarafından araca yüklemesini beklemek hayatın olağan akışına aykırılık oluşturacağı gibi, taşımacı tarafından bu iş için fuar alanında istihdam sağlanmasının da hayatın ve ticaretin olağan akışı dışında olacağını;Yine bilirkişi raporunda hatalı olarak tespit edilmiş olan diğer bir hususun ise; hasarın yaklaşık olarak 10 tonluk eşyaları taşıyan aracın normal seyri esnasında, frenleme, ivmelenme yokuş yukarı gitme, yokuş aşağı gitme ve viraj gibi seyir şartlarından kaynaklandığının tespiti olduğunu, bu kadar ağır yüklerin aracın normal seyri içerisinde gerçekleştirmiş olduğu hareketler sebebi ile hasar almasının başlı başına hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin söz konusu hasara sebebiyet verdiği yönünde dosyada hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen, yalnızca bilirkişilerin varsayımları ile hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/148 E. 2021/987 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası kara yolu ile taşınan emtianın, taşıma sırasında kısmen hasara uğradığı iddiası ile sigortalıya ödenen tazminatın akdi ve alt taşıyıcıdan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, dava dışı ... A.Ş.'nin Almanya'da düzenlenen bir fuarda tanıtılacak olan 2 adet torna tezgahı ve aksesuarlarının nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, emtianın Türkiye-Almanya ve Almanya-Türkiye arası taşımasının davalılar tarafından yapıldığını ancak sigortalıya tesliminde hasarlı olduğunun anlaşıldığını, bu hususun taşıma senedine şerh düşüldüğünü, hasar miktarının ekspertiz incelemesi ile tespit edildiğini ve poliçe kapsamında sigortalıya ödendiğini, davalıların taşıma sırasında meydana gelen hasardan sorumlu olduklarını, bu nedenle haklarında takip başlatıldığını beyan ederek takibe yaptıkları itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ... Şirketi, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, süresi içerisinde ihbar yapılmadığını, hasarın yükleme ve boşaltmadaki kusurdan meydana geldiğini ve bu işlemleri göndericinin yapmış olması sebebiyle hasardan sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, diğer davalı süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı ... Şirketi tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu hasarın emtianın istiflenmesindeki kusur nedeniyle meydana geldiği, araç içi yükleme ve istifleme işleminin ise sigortalı tarafından yapıldığı, bilirkişi ve Mahkeme tarafından somut bir delil olmamasına rağmen davalı şirket tarafından yapıldığına yönelik kabulün hatalı olduğu, CMR Konvansiyonu uyarınca ancak yıllık %5 oranında faize hükmedilebileceği, Mahkemece alacağa %6 oranında faiz uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.Davalı ... Şirketi tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davaya konu taşımaya ilişkin CMR senedinde yükleme ve istiflemede oluşacak hasarlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı şerhinin bulunduğu, buradan hareketle söz konusu taşımada yükleme ve istiflemenin dava dışı sigortalı tarafından yapıldığının anlaşıldığı, yine sigortalı ile yapılan sözleşmeden de bu hususun anlaşıldığı, bilirkişi tarafından aksi yönde yapılan tespitin somut delile dayanmadığı, Mahkemece yalnızca varsayıma dayalı tespitler içeren bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin bu rapor esas alınarak verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.Dava karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde CMR Konvansiyonu'nun uygulanması gerekmektedir. CMR Konvansiyonu'nun taşımacının sorumluluğunun düzenlendiği 17. maddesi ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu kabul edilmiş, 17/4-c maddesi ile de yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılmasından meydana gelen hasarlardan taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Konvansiyon hükümlerinden genel kural olarak, yükün ambalajlanmasına ilişkin sorumluluğun göndericiye, yükün araca yüklenmesi ve istiflenmesine ilişkin yükümlülüğün ise taşıyıcıya ait olduğunun kabul edildiği, bu nedenle taşıyıcının sorumluluğuna, yükleme ve istiflemenin gönderici veya alıcı tarafından yapılması nedeniyle oluşan kayıp ve hasar yönünden bir istisna getirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla uluslararası karayolu ile taşınan yükün/emtianın gönderici tarafından araca yüklendiğini ve istiflendiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmesi gerekmektedir.Somut olayda emtianın parsiyel taşıma suretiyle taşındığı ve hasarın araç içi istifleme  kusurundan meydana geldiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Her ne kadar davalılar yükleme ve istiflemenin dava dışı sigortalı tarafından yapıldığını iddia etmiş iseler de, bu iddialarını ispata yarar somut bir delil sunmamışlardır. Taşıma bilirkişisi tarafından da ticari teamül olarak parsiyel taşımalarda yükleme ve istiflemenin taşıyıcı tarafından yapıldığı rapor edilmiştir. Dosyada davalılar ile dava dışı sigortalı arasında yapılmış/imzalanmış bir taşıma sözleşmesi bulunmamaktadır. CMR senedinde bulunan yükleme ve istiflemede oluşacak hasarlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağına dair şerh, yükleme ve istiflemenin gönderici sigortalı tarafından yapıldığı ispat edilemediğinden Konvansiyonun 40. maddesi uyarınca geçersizdir. Bu minvalde Mahkemece, akdi ve alt taşıyıcı olan davalıların yükleme ve istiflemedeki kusurlarından meydana gelen hasardan sorumlu olduklarının kabulünde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri haksızdır.Davacı taraf, icra takip talebinde alacağa yıllık %6 oranında faiz işletilmesini talep etmiş, Mahkemece de takibin talep edildiği şekilde devamına karar verilmiş olup, CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca hükmedilecek tazminata ancak yıllık %5 oranında faiz işletilmesi mümkün olduğundan karar bu yönüyle hatalı olmuştur. Bu nedenle davalı .... Şirketi'nin istinaf başvurusu kısmen haklı bulunmuştur. Öte yandan Mahkemece kararın gerekçesinde davanın yalnızca asıl alacak yönünden açıldığı kabul edilerek işlemiş faiz talebi yönünden bir değerlendirme yapılmamasına rağmen hükümde davanın kısmen kabulüne denildikten sonra itirazın iptaline ve takibin talep edildiği şekilde aynen devamına karar verilerek gerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında, gerekse hüküm fıkrasının kendisi içerisinde çelişki yaratılmış olup bu husus kamu düzeninden olduğundan Dairemizce re'sen nazara alınmış, davacı tarafından işlemiş faiz yönünden de dava açılmış olduğuna yönelik bir istinaf başvurusu yapılmaması ve dava değerinin yalnızca asıl alacak olarak belirlenmiş olması göz önüne alınarak hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden de karar kaldırılmıştır. Sonuç olarak davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen ve usulen, davalı ...Şirketi'nin istinaf başvurusunun ise usulen kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı .. Şirketi'nin istinaf başvurusunun KISMEN VE USULEN, davalı ... Şirketi'nin istinaf başvurusunun ise USULEN KABULÜ ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;1-Davanın KABULÜNE,-Davalı borçluların Bakırköy... İcra Dairesinin 2020/4750 E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 6.833,00 Euro asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek yıllık %5 oranında faizi ile devamına, -Davacının icra inkar tazminatı talebinin asıl alacağın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 3.580,30 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 632,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.957,27 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 632,03 TL peşin harç ve 59,30 TL başvuru harcı toplamı olan  691,33 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 194,20 TL tebligat/ posta gideri ile 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.794,20 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 895,70 TL istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 9-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb1071a18ef8b00f","SID":"b9723e3ce9fb8d13"}}