{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/764 Esas<br>KARAR NO:2024/1716 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2016/17 Esas- 2019/1142 Karar<br>TARİH:03/12/2019<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirkette meydana gelebilecek iş kazalarının Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, ancak davalının poliçelere yönelik vadesi gelen prim borçlarını ödemediğini, ödenmeyen prim borçları nedeniyle müvekkilinin davalıya noter üzerinden ihtarname gönderdiğini, davalının 22.104,60 TL prim borcunun tahsili amacı ile ... sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağa 09/10/2015 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddialarının haksız ve mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari yada hukuki ilişkinin olmadığını, taraflar arasında müvekkilini bağlayacı bir sözleşmenin de olmadığını, davacının farklı bir tüzel kişiliğin teklif aşamasında kalan broker atama mektubunu dayanarak kendisini alacaklı göstermesinin mümkün olmayacağını, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 03/12/2019 tarih 2016/17 Esas- 2019/1142 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizde açılan dava: İİK.nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır....Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari sigorta sözleşmesi ilişkinin mevcut olduğu, alacağın davalıya ihtar edildiği ancak davalı tarafından davacı şirkete ödemede bulunulmadığı,bunun üzerine ... sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu,  davanın  İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalının yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun da belirlendiği, zira  davalı ...'nin dava dışı ... A.Ş.'ni 01.01.2015 tarihinden itibaren tek yetkili sigorta brokeri olarak yetkilendirdiği, yetki verilen ... A.Ş. kanalıyla davacı ... AŞ.'ne 06.03.2015 tarihinde, ... adına 01.01.2015-30.(17.2017 dönemi için ... No.lu ... poliçesi ile aynı dönem için ... No.lu İ... Poliçesi tanzim ettirilmiş olduğu, bu poliçelerden davalı şirket yetkilisi şantiye şefi ...'nin 12.03.2015 tarihli mail mesajı ile haberdar olduğu, davalının yürürlükteki iki poliçeye ilişkin ödemede bulunmadığı belirlenmiş olup,  mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından,  takibin devamı ile itirazın iptaline karar verilmiştir.Davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu ... Noterliği ihtarnamesi davalıya 12/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 10 gün süre verilmiş olduğu da gözetilerek temerrüt tarihi 23/10/2015 olarak dikkate alınmış ve takip tarihi olan 03/12/2015 tarihine kadar mahkememizce resen hesaplanan faizin takipte talep edilen 212,57 TL den fazla olduğunun anlaşılması karşısında, işlemiş faiz taleple bağlı kalınarak yerinde olduğu görülmüştür...\"gerekçesi ile ''Davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından salt davacı beyanları ile çelişkili bilirkişi raporu esas alınarak ve itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında sigortalama işlemiyle ilgili sözleşme ilişkisi kurulmamış olup taraflar arasında bağlayıcı sözleşme akdedilmediğini, zira davacının da müvekkili şirket ile sözleşme akdedildiğini ispat edemediğini, salt dava dışı  ... A.Ş. ile müvekkili şirket arasında düzenlendiğini beyan ettiği sözleşme niteliği bulunmayan broker atama mektubunu dayanak göstererek haksız iddia ve taleplerde bulunduğunu;Taraflar arasında bağlayacı bir sözleşmenin de olmadığını, davacının farklı bir tüzel kişiliğin teklif aşamasında kalan broker atama mektubuna dayanarak kendisini alacaklı göstermesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin,  dava dışı ... A.Ş.'yi broker atama mektubu ile yetkilendirdiğini, ancak broker atama mektubunda, \"Broker adımıza hareketle sigorta şirketlerinden teklif almaya, sigortalanın mutabakatını takiben sigorta poliçelerini hazırlatmaya, poliçe teslimi almaya, hasar ihbarını vermeye, hasar dosyasını açtırmaya ve takip etmeye kuruluşumuzun bu konularla ilgili hak ve menfaatlerini korumak üzere gerekli olabilecek girişimleri ve muameleleri üstlenmeye yetkilidir\" hükmüne yer verdiğini;Müvekkili şirket tarafından düzenlenen broker atama mektubu içeriğinden anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin muvafakati ve onayı olmadan dava dışı ... A.Ş.nin müvekkili şirketi borçlandıracak herhangi bir işlem yapmaya tek başına hak ve yetkisinin bulunmadığını, poliçelerin sadece teklif niteliğinde olduğunu, teklif niteliğinde düzenlenen ve dosyaya sunulan işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi ve diğer poliçelerde de sadece teklif yapan ... A.Ş.'nin imzasının bulunduğunu, poliçelerde sigorta ettiren olarak gösterilen müvekkili şirketin unvanı dışında bağlayıcı hiçbir imzanın bulunmadığının görüldüğünü, kaldı ki; müvekkili şirketin hiçbir şekilde dava dışı ... A.Ş.'yi kendi adına sigorta şirketleri ile sözleşme yapması için yetkilendirmediğini, sadece müvekkili şirketin menfaatine uygun sigorta yapacak şirket araştırması yapması için görevlendirdiğini ancak ... A.Ş.’nin müvekkili şirket lehine olacak gerekli çalışmaları yapmadığı gibi, müvekkili şirkete de herhangi bir hizmet vermediğini, müvekkili şirketin 2015 yılına ilişkin sigorta işlemlerini daha önce çalıştığı şirketle sürdürdüğünü ve sigorta primlerini ilgili şirkete ödediğini, davacı şirketin düzenlediği poliçelerden haberinin dahi olmadığını, davacının, müvekkili şirket ile hiçbir şekilde sigorta poliçesi yapılması konusunda anlaşmadığını, bu konuda herhangi bir şekilde irade birleşiminin söz konusu olmadığını; Hukuka uygun bir sözleşmenin kurulabilmesi adına davacı yanca veya dava dışı ... A.Ş.’nin gerekli şartlara haiz bir icap ile müvekkili şirkete başvurması, müvekkili şirketin de sözleşmenin esaslı unsurları konusunda anlaşması gerekeceğini ancak taraflar arasındaki ilişki icap aşamasına gelmemiş olup, icabı oluşturacak esaslı noktaları içermediğini, geçerli bir sözleşmenin oluşması adına esaslı noktalara ilişkin davacı tarafından veya dava dışı ... A.Ş. tarafından hangi hizmetin ne kadar olduğuna ilişkin herhangi bir anlaşma veya görüşme sağlanamadığı gibi bu hizmeti almaya ilişkin müvekkili şirket tarafından herhangi bir kabulün de bulunmadığını; Dava dışı ... A.Ş.nin üzerine düşen görevi yerine getirmediğini, sigorta şirketlerinden aldığı teklifleri müvekkili şirkete bildirmesi ve müvekkilinin onayını almasının hukuki zorunluluk olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesi teklifinden en ufak bir bilgisinin bulunmadığını, davacının iddiasının aksine alacaklı durumunda olmadığını, bu durumda müvekkili şirket yönünden bağlayıcı sigorta poliçesi bulunmadığı gibi müvekkili şirkete yönlendirilen taraflar arasında sözleşme akdedilmesini sağlayacak nitelikte esaslı unsurların yer aldığı herhangi bir teklif de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirket ile davacı  arasında kurulmuş bir sigorta sözleşmesi olmadığından davacı tarafın müvekkili şirketten alacak talebinde bulunulması ve prim ödenmesini istemesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını, müvekkili şirketin dosyaya delil olarak sunulan poliçelerin varlığından dahi haberdar olmadığını, müvekkili şirketin daha önce hizmet almakta olduğu sigorta şirketinden halen sigorta hizmetini aldığını;Bu nedenle müvekkili şirkette sigortalı çalışana bu hususta mail atıldığı şekilde herhangi bir delil vasfı olmayan ve hukuki geçerliliği bulunmayan evraka dayanılarak bilirkişi raporunda hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, sunulan ekler imzasız, tamamen tek taraflı, word çıktısı evraklardan ibaret olduğundan delil vasfının da bulunmadığını,05.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı tarafından ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği açık olmasına rağmen 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafın alacaklı olduğu şeklinde çelişkili rapor tanzim edilmesinin kabul edilemez olduğunu, Mahkeme tarafından, söz konusu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu;Ayrıca imza yetkisi olmayan müvekkili şirket uhdesinde çalışan işçiye mail atıldığından bahisle delil vasfına haiz olmayan evrak ile müvekkili şirketin haberdar olduğuna dayanılarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespit ve hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, 05.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin defterinde bu hususta herhangi bir kayıt olmadığı ve davacı ... şirketinin ticari defterlerinde müvekkili şirketten olan kaydi alacağının hangi somut talep veya siparişe dayandığı hususunun kaydi olarak izaha ve ispata muhtaç olduğu belirtilmiş olup, davacı yanın davasını ispat edemediğinin açıkça tespit edildiğini;Davacının tamamen kötü niyetli olduğunu, kendisi ile yapılan herhangi bir sigorta sözleşmesi bulunmadığı halde, \"kalan borç bakiyesi 22.104,60-TLnin\" ödenmesi şeklinde talepte bulunulmasının davacı yanın kötü niyetli olarak hareket ettiğini ortaya koyduğunu, bu nedenle 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan usul ve yasaya aykırı tespit ve hesaplamalara göre hakkaniyete aykırı hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, 05.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacıların ispat külfetini yerine getirmedikleri tespit edilmesine rağmen 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirket aleyhine tespit ve hesaplamalar yapıldığını, Yerel mahkeme tarafından ek rapor talebi kabul edilmeden ve çelişkiler giderilmeden hakkaniyete aykırı olarak hüküm kurulduğunu beyanla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/17 E. ve 2019/1142 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ödenmeyen sigorta priminin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, davalının dava dışı ... Şti.'yi tek yetkili sigorta brokeri olarak yetkilendirdiğini, dava dışı broker şirketi tarafından davalı adına düzenlenen sigorta poliçelerinin vadesi gelmiş prim borçlarının davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, dava dışı ... Şti.'nin yalnızca sigorta şirketlerinden teklif alma konusunda yetkilendirildiğini, muvafakatini almaksızın kendisi adına sigorta poliçesi düzenleyemeyeceğini, düzenlenen poliçelerin teklif niteliğinde olduklarını, imzasını içermediklerini, bu nedenle davacıya herhangi bir borcunun olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının sözleşme niteliği bulunmayan broker atama mektubunu gerekçe göstererek alacak talebinde bulunamayacağı, dava dışı ... Şti.'nin davalının muvafakati olmadan davalıyı borçlandıracak bir işlem yapamayacağı, poliçelerin sadece teklif niteliğinde olduğu, poliçelerde davalının imzasının bulunmadığı, davalının 2015 yılı sigorta sözleşmelerini başka bir şirket ile yaptığı, davacının düzenlediği poliçelerden haberdar dahi olmadığı, taraflar arasında bir icap ve kabul işleminin bulunmadığı, davacı tarafından sunulan ve mail yazışması  olduğu iddia edilen eklerin tek taraflı, imzasız, word çıktısı oldukları, herhangi bir delil vasfının bulunmadığı, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, Mahkemece çelişkinin giderilmediği, imza yetkisi olmayan şirket çalışanına mail atıldığından bahisle davalının poliçelerden haberdar olduğunun kabul edilemeyeceği, davalının ticari defterlerinde herhangi bir alacağın kayıtlı olmadığı ve davacının kötü niyetli olduğuna ilişkindir. Dosya kapsamından; davalı tarafından dava dışı .... Şti.'nin, 01/01/2015 tarihinden itibaren Toskana Vadisi 3. Faz Projesi ... Sigortalarına özgü işlemlerin yürütülmesi ve muamelelerin takip edilmesinde kendisini temsil etmek üzere tek yetkili sigorta brokeri olarak tayin edildiği, broker atama mektubunda, atanan brokerin davalı adına hareketle sigorta şirketlerinden teklif almaya, sigortalının mutabakatını takiben sigorta poliçelerini hazırlatmaya, poliçe teslim almaya, hasar ihbarını vermeye, hasar dosyasını açtırmaya ve takip etmeye, davalının bu konularla ilgili hak ve menfaatlerini korumak üzere gerekli olabilecek girişimleri ve muameleleri üstlenmeye yetkili olduğunun kabul edildiği, davacı tarafından davalı adına 06/03/2015 tanzim tarihli ve 01/01/2015 ila 30/07/2017 tarihleri arasında geçerli, 53.000,11 TL prim bedelli işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi ile 06/03/2015 tanzim tarihli ve 01/01/2015 ila 30/07/2017 tarihleri arasında geçerli, 147.000,02 TL prim bedelli İnşaat Bütün ... Poliçesi'nin düzenlendiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı, davacının ticari defterlerinde davalıdan 22.104,60 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde herhangi bir alacağın kayıtlı bulunmadığı, davacı tarafın, davalının sigorta primlerinin ilk taksitlerini vadesinde ödememesi üzerine poliçeler yönünden iptal zeyilnamesi düzenlendiğini ve ticari defterlerinde kayıtlı olan 22.104,60 TL alacağın iptal zeyilanmelerinin düzenlendiği tarih itibariyle muaccel olan prim alacağı olduğunu iddia ettiği anlaşılmaktadır.TTK'nın 1406. maddesi uyarınca; bir kişi, diğer bir kişi adına onu temsilen sigorta sözleşmesi yapabilir, temsilci yetkisiz ise ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur. Adına sigorta sözleşmesi yapılan kişi, rizikonun gerçekleşmesinden önce veya 1458. madde hükmü saklı kalmak üzere, riziko gerçekleşince de sözleşmeye sonradan icazet verebilir. Somut olayda; davalı tarafından düzenlenen broker atama mektubunda dava dışı ... Şti.'ye ancak kendisinden mutabakat alınması koşulu ile adına sigorta poliçesi hazırlamak konusunda yetki verildiği, davacı tarafından dava dışı şirket ile davalı arasında gerçekleştiğinden bahisle dosyaya sunulan mail yazışmaları ile davalının sigorta poliçesi düzenlenmesine onay verdiğinin iddia edildiği, mail içeriklerinde davalı çalışanının dava dışı şirket çalışanından sigorta poliçelerini talep ettiği, dava dışı şirket çalışanı tarafından mail ekinde poliçelerin gönderildiğinin beyan edildiği ancak bu poliçelerin dava konusu poliçeler olup olmadıklarının anlaşılamadığı, öte yandan davalı tarafından söz konusu mail içerikleri kabul edilmediği halde Mahkemece, davalının bilgisayar kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle dosyaya sunulan maillerin davalı ile dava dışı .... Şti. arasında gönderilip gönderilmediği, buna göre davalının poliçelerin düzenlenmesine onay verip vermediği araştırılmadan, yine davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen iptal zeyilnameleri dosyaya celp edilerek bu tarih itibariyle muaccel olan prim alacağı tespit edilmeden eksik araştırma ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüş, davalının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç olarak davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2019 tarih ve 2016/17 Esas- 2019/1142 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"878c8d3321a6aafc","SID":"0e2d1e06a15d445e"}}