{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/889 Esas <br>KARAR NO:2024/1649Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2017/1088 Esas -  2021/862 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.03.2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilinin sahibi ve işletmecisi olduğu ... ve/veya ... gazetelerini her gün 100 adet satın alacağını, müvekkili tarafından gazetelerin anılan sözleşmenin 3.3 maddesinde belirtilen ve davalının ''... Çukurova/ADANA'' adresine teslim edileceğini, sözleşme kapsamında müvekkilinin üstlendiği tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalının sözleşme hükümleri gereğince üstlendiği edimleri süresinde yerine getirmemesi ve özellikle sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince üstlendiği ödemeleri süresinde yerine getirmeyerek borcunu ödemekte mütemerrid olması nedenleri ile davalıya Beyoğlu ....Noterliğinin 22/09/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, 22/09/2017 tarihinde taraflar arasındaki münakit sözleşmenin feshedildiği ve bakiye müvekkili şirket alacağının en geç 7 gün içerisinde mevekkili davacıya ödenmesi hususunda bir ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye davalı tarafından Adana ...Noterliğinin 06.10.2017 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalının müvekkili ile arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, işin yapılmasına müteakip faturaların davalıya gönderildiğini ve herhangi bir itiraz olmadan faturaların kayıtlara alındığını ancak ödeme yapılmadığını beyanla davalının 152.853,17-TL borcunu tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 25.09.2017 ihtarname tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, mahkeme masrafları ve ücret-i vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden işbu dosyanın .....sayılı ilamsız icra takip dosyasına yapılmış olan itirazları üzerine takibin durdurulması nedeniyle açılan bir dosya olduğunu, anılan dosyada hem yetkiye hem de borca ve ferilerine itiraz edildiğini ancak henüz durdurulmasına veya yetki itirazına ilişkin bir karar tesis edilmeden işbu davanın açılmış olmasının usule aykırı olduğunu, öncelikle bu hususun araştırılarak  işbu davanın itirazın iptali mi yoksa alacak davası mı olduğuna dair tespit açısından inceleme yapılarak bir karar tesis edilmesini, söz konusu açılan icra takibine itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere müvekkili şirketin ikamet adresinin Adana ili olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin de Adana olduğunu, her ne kadar sözleşmede yargılama yeri ve yetkili icra dairesi İstanbul olarak belirtilmiş ise de, sözleşmenin yetkili mahkeme ve icra dairesini belirleyen hükmü dikkate alınmaksızın müvekkili şirketin ikametgah yeri ve sözleşmenin ifa yeri olan Adana Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu yönündeki ilk itirazlarının öncelikle incelenerek karar verilmesini talep ettiklerini, Esas yönünden ise davalı müvekkili ile davacı arasında imzalanmış olan 01.03.2016 tarihli sözleşme gereğince müvekkili şirketin aldığı gazeteleri dağıtmak ve bedelini ödemekle yükümlü olduğu gibi müvekkil şirketinde bu sözleşmeden kaynaklı gazete alımları sırasında uygulanması gereken %65 iskontonun %60 olarak uygulanması nedeni ile doğan ''%5 iskonto fark alacakları'' ve ''satış komisyonu primi(abone yenileme primi)'' alacakları ile ayrıca yapılan görüşmeler neticesinde davacı tarafça ödenmesi kararlaştırılan ''nakliye desteği bedeli'' alacaklarının bulunduğunu, müvekkili şirketin davacıdan yukarıda belirtilen kalemlerde bakiye alacakları olduğunun maillerde ikrar edilerek kabul edilmesine rağmen tam olarak alacak kalemlerinde karşılıklı mahsuplaşma yapılmadığı için sorunun çözülemediğini ve yargılamaya konu edildiğini, dava dilekçesinde belirtilen gerekçeler ve sonuçta talep edilen alacaklar haksız ve sözleşmeye aykırı olup müvekkili şirketin de aynı sözleşmeye dayalı kurulan bu iş ilişkisinden doğan alacakları olup mahsuplaşma yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin düzenlenmiş olan sözleşmenin 3. Ve 4.maddesinde belirtilen ve taahhüt edilmiş olan yükümlülüklerine tam ve gereği gibi uyduğunu, sözleşmenin feshini gerektiren koşullar bulunmamasına rağmen müvekkilinin kendisine yapılması gereken ödemeleri ve mahsup talebini gündeme getirdiği için sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, belirtilenlerin aksine sözleşmeye aykırılıkların davacı şirket tarafından gerçekleşmiş olduğunu, müvekkili şirketin alacak talebinde bulunulduğu miktar kadar borcunun bulunmadığını, en son 31.08.2017 tarihinde müvekkili şirkete gazete gönderildiğini, yapılan inceleme neticesinde bu tarihten sonra, gazetelerin müvekkili şirkete gönderilmediğini ve ... isimli bir bayiye irsaliye karşılığında teslim edildiğini, bu nedenle 31/08/2017 tarihinden sonraki cari hesapta belirtilen ve müvekkili şirkete gönderildiği belirtilerek alacağa konu edilen gazetelerin bedeli olan 36.120,06-TL'lık miktardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, 31.08.2017 tarihindeki davacının alacak kalemi olan 192.253,11-TL'nin esas alınarak müvekkilinin davacıdan davaya konu iş ilişkisinden kaynaklanan alacaklarının mahsup edilmesiyle müvekkilinin davacıya borcunun kalmayacağını beyanla Mahkemece yapılacak yargılama ve bilirkişi incelemeleri neticesinde iş ilişkisinin sona erdiği 31.08.2017 tarihindeki davacının alacak kalemi olan 192.253,11-TL'nin esas alınmak suretiyle müvekkili şirketin davacı ile imzalanmış olan sözleşmeden kaynaklı iş sebebiyle ''nakliye desteği bedeli'', ''%5 iskonto oranı farkı'' ve ''satış komisyonu primi (abone yenileme primi)'' alacaklarının hesaplanarak borçtan mahsubu taleplerinin kabulü ile neticede müvekkilinin davacıya borcu kalmadığından haksız olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/12/2021 Tarih ve 2017/1088 Esas -  2021/862 sayılı kararında; \"....İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; eldeki davanın davacının, taraflar arasında akdedilen 01/03/2016 tarihli sözleşme kapsamında davalıdan alacağı istemine dayalı alacak davası olduğu, davalının ise taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediği fakat davacıya borcunun bulunmadığı, ayrıca takas-mahsup def'inde bulunduğu tespit edilmiştir. Öncelikle taraflar arasında 01/03/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında akdedilen 01/03/2016 tarihli sözleşmenin 2.maddesinde ''Sözleşmenin konusu'' düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2.maddesi: ''İşbu sözleşmenin konusu; Şirket'in sahibi ve işletmecisi olduğu, işbu sözleşmenin 3.3 maddesinde belirtilen adrese, ...'in yayıncısı olduğu ... Gazetesi'nin ve ... Gazetesi'nin (aşağıda kısaca ''Gazete'' ve/veya ''Gazeteler'' olarak anılacaktır.) satılıp teslim edilmesi ve tarafların buna ilişkin olarak üstlendikleri karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlenmesidir.'' şeklindedir. Taraflar arasında akdedilen 01/03/2016 tarihli sözleşmenin 3.maddesinde ''Tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri'' düzenlenmiştir. Sözleşmenin 3.1 maddesi: ''Şirket işbu sözleşme süresince, günlük minimum 100 adet (yüz adet) olmak üzere ...'e ait ... tarafından tayin edilecek Gazeteler'i toplu olarak satın almayı kabul ve taahhüt eder.'' ve 3.3 maddesi: ''Şirket işbu sözleşme süresince talep edeceği Gazete teslim zamanlarını en geç (1) gün öncesinden Hürriyet'e bildirecektir. ... talep edilen adette Gazete'yi Şirket'in sahibi olduğu; ... Çukurova/Adana adresine zamanında teslim edecektir.'' şeklindedir. Taraflar arasında akdedilen 01/03/2016 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde ''...'' düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4.1 maddesi: ''İşbu sözleşme hükümleri gereğince ... tarafından Şirket'e teslim edilecek beher birim fiyatları ....Gazetesi Hafta içi ve hafta sonu baskıları için kapak fiyatı üzerinden %65 indirimli olacaktır. Ödemeler Hürriyet tarafından HAFTALIK olarak tanzim olunacak fatura mukabili, faturaların tanzimini takip eden en geç 15(onbeş) gün içerisinde faturada belirtilen banka hesaplarına havale yapılacaktır. Şu kadar ki; Şirket E-Fatura sistemini kullanmakta ise ilgili faturalar sözleşme süresince 5(beş) günde bir düzenlenmek suretiyle Şirket'e gönderilecek ve ilgili ödemeler ...'e yapılacaktır.'' şeklindedir. Taraflar arasındaki ihtilaf, taraflar arasındaki 01/03/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının davalıdan açık hesaba dayalı alacağının varlığı ve miktarı ile davalının takas-mahsup def'ine konu herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce dosya kapsamına uygun, teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; taraflar arasındaki 01/03/2016 tarihli sözleşmeye istinaden taraflar arasında kurulan ticari ilişkinden kaynaklı Davacı ...'nin, davalı ... Şirketi.'nden 142.578,20-TL alacaklı olduğu, bununla birlikte yukarıda detayları belirtilen 12/03/2020 tarihli duruşmanın (1) numaralı ara kararında belirtilen bilirkişi raporunun 11. Sayfasında yer alan satış faturalarına konu gazetelerin davalıya teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, bu faturaların toplam tutarının 73.373,57-TL olduğu, yine aynı tarihli duruşmanın (2) numaralı ara kararında belirtilen ödemelere ilişkin belgelerin de sunulamaması ve ilgili ödemelerin davalı tarafça ispatlanamaması sebebiyle davalının da takas mahsup define konu herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkememizce davanın kısmen kabulü ile; -tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile- (142.578,20 TL - 73.373,57-TL = 69.204,63-TL) 69.204,63-TL'nin 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile- 69.204,63-TL'nin 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz Konusu sözleşmeye dayalı alacak  davasında; davalı borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında, müvekkili şirketin sahibi ve işletmecisi olduğu .... Gazeteleri'nin davalı şirketin adresine teslim edilmesi ve satılmasına ilişkin tarafların üstlendikleri hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 01.03.2016 tarihinde Sözleşme imzalandığını, Sözleşme kapsamında müvekkili şirketin üstlendiği tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirketin aksine, yüklendiği edim ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve özellikle Sözleşme'nin 4.1 maddesi gereğince ödemeye ilişkin hususlara aykırı hareket etmesi neticesinde, 22.09.2017 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname ile, taraflar arasında münakit Sözleşme'nin feshedildiğini ve bakiye alacağın en geç 7 gün içerisinde müvekkili şirkete ödenmesi hususunda ihtarname gönderildiğini,Davalı Şirket tarafından gönderilen 06.10.2017 tarih ve ... nolu cevabı ihtarname ve dava dosyasındaki Davalı Şirket'in beyanlarınca, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu, keşide edilen ihtarname ve ..... Sayılı ilamsız icra takibine konu müvekkili şirketin alacakları ödenmediğinden, işbu dava konusu 152.853,17-TL alacağın dava dilekçelerindeki talepleri ile birlikte ödenmesi için yukarıda dosya bilgilerini belirttikleri Yerel Mahkeme dosyası ile alacak davasının açılmasının zaruretinin hasıl olduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli gerekçeli kararında; \"12.03.2020 tarihli duruşmanın (1) numaralı ara kararında belirtilen bilirkişi raporunun 11. sayfasında yer alan satış faturalarına konu gazetelerin davalıya teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığını, bu faturaların toplam tutarının 73.373,57-TL olduğunu, tespit edildiğinden mahkemece davanın kısmen kabulü ile;- tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 69.204,63-TL'nin 10/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ...\"şeklinde hüküm kurulduğunu, Aşağıda açıklayacakları sebeplerle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1088 e., 2021/862 k. sayılı ilamının açık bir şekilde hukuka ve yasaya aykırı olduğunu,Yerel Mahkeme'nin 30.05.2019 tarihli duruşmasında; Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 talimat dosyası ile davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan 20.03.2019 tarihli Bilirkişi Raporu, bilirkişinin banka dekontu olmayan ödemeleri ödeme olarak, Sözleşme fesih tarihinden sonra düzenlenen tebliğ edilmemiş faturaları alacak kaydı olarak, davalı şirkete tebliğ edilen ve davalı şirketin itirazları bulunmayan faturalara istinaden borçlu olmadığına dair tespitler yaparak, müvekkil şirketin, davalı defterlerine göre 109.974,12-TL borçlu olduğuna dair, hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz, hayatın olağan akışına aykırı, hukuken kabulü mümkün olmayan raporu karşısında, haklı itirazlarının neticesinde, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdiine karar verildiğini,29.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden incelemeler yapılmış olduğunu, özetle; davalı şirketin kabul etmediği ve kayıtlarına almadığı faturalar için herhangi bir iade işlemi yapılmadığını ve kayıtlara alınmadığının müvekkili şirketin bildirildiğini gösteren herhangi bir belgeye rastlanılmadığını, davalı şirketin düzenlediği 2 adet faturanın müvekkili şirket tarafından noter kanalıyla iade edildiğini, tüm bu nedenlerden dolayı müvekkili şirketin, davalı şirket'ten 142.578,20-TL tutarında alacaklı olduğunun ifade edildiğini,Bilirkişi Raporu'nun dosyaya dönüşü akabinde, Yerel Mahkeme 12.03.2020 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararında, bilirkişi raporunun 11. Sayfasında yer alan 18 ayrı satış faturasına konu gazetelerin davalıya teslim edildiğini gösterir delillerini varsa imzalı irsaliye fatura asıllarının sunulması için müvekkili şirkete 1 aylık kesin süre verildiğini,Yargılamanın hiçbir safhasında uyuşmazlığa konu olmamasına ve davalı tarafın da bu yönde bir itirazı veya talebi bulunmamasına rağmen, yerel mahkemenin bu talebi ve belgelerin sunulamaması ile ilgili olarak ödemelerin ispatlanamaması yönündeki gerekçeli kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222/3 fıkrasına göre hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili Şirket'in ticari defter kayıtlarında geçen ve bilirkişi tarafından da tespit edilen 17.03.2016 tarihi itibariyle satış faturalarına konu 73.373,57-TL alacağının mevcut olmadığına ilişkin gazetelerin teslim edilmemesini dayanak gösteren ilgili madde uyarınca davalı şirket tarafından hem bir delil sunulmadığını hem de bu yönde bir itirazın da dosyada bulunmadığını,Şayet gazeteler Davalı Şirket'e teslim edilmemiş olsa idi, Yerel Mahkemenin kısmen red kararına konu faturaların ilk düzenlendiği tarih itibariyle, taraflarca ticari ilişki müvekkil şirketin tek taraflı fesih iradesinin ihtarname ile bildirdiği tarihe kadar devam etmesine imkan da bulunmayacağını, bu türden bir ticari ilişkinin devamının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, bu hususun dosyaya sunulan tarafların beyanlarından da açıkça görüldüğünü, Kaldı ki, davalı Şirket'in 11.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki beyanları da, yerel mahkeme'nin gerekçeli kararına konu gazetelerin teslimine ilişkin vermiş olduğu kısmen red kararının yerinde olmadığının açıkça ortaya konulduğunu,\"31.08.2017 tarihinden sonra, gazetelerin müvekkili şirkete gönderilmediğini ve ... isimli bir bayiye irsaliye karşılığında teslim edildiğini, bu tarihten sonraki cari hesapta belirtilen ve  müvekkiline  gönderildiğini belirtilerek alacağa konu edilen gazetelerin bedeli olan 36.120,06-Tl ‘lik miktardan  müvekkilinin sorumlu olmadığını,\" belirttiğini,Yukarıda geçen beyanların aleyhe kısımları kabul anlamına gelmemekle birlikte, görüleceği üzere davalı şirketin 31.08.2017 tarihi itibariyle gazetelerin teslim edilmediği yönünde bir iddiasının bulunmadığını,Sonuç olarak; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2020 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararında belirtilen bilirkişi raporunun 11. Sayfasında yer alan 73.373,57-TL toplam tutarındaki satış faturalarına konu gazetelerin davalıya teslim edildiğinin müvekkili şirket tarafından ispatlanamadığından davanın kısmen kabulüne  ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesi tarafından net bir şekilde kabul edilmesi gerektiğini, İleri sürerek; Yukarıda izah edilen nedenlerle; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu 2017/1088 E. Sayılı 2021/862 K. Sayılı ilamın reddedilen miktar itibariyle istinaf gerekçeleri doğrultusunda KALDIRILMASINA,Taraflarınca yapılan istinaf başvurularının kabulüyle, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili aleyhine açılan davada tesis edilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldırılması  gerektiğini, ....sayılı İlamsız icra takip dosyasına yapmış oldukları itiraz dilekçesinde icra dosyasında hem yetkiye hem de borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, İcra emri ve Borca-yetkiye ve ferilerine itiraz ettiklerine dair itiraz dilekçesinin dosyada mevcut olduğunu, bunun  üzerine takibin durdurulması nedeniyle açılan bu alacak dosyasında henüz yetki itirazına ilişkin bir karar tesis edilmeden iş bu davanın açılmış olmasının usule aykırı olduğunu, öncelikle bu hususun araştırılarak bu davanın itirazın iptali mi, yoksa alacak davası mı olduğuna ilişkin tespit açısından inceleme yapılarak bir karar tesis edilmesi gerektiğini,  bu yönde bir tespit ve belirleme yapılmadığını, alacak davası olarak görülüp karara bağlandığını, öncelikle bu yönüyle bozulmasına karar verilmesini talep ettiklerini,Söz konusu bu yargılama boyunca takas mahsup taleplerinin tamamının ve özellikle sözleşmeden kaynaklanan alacakların hesaplamasının yapılmadığını ve bu defi taleplerinin gereği yapılmadan karar tesis edildiğini, bu durumun hakkaniyete ve gerçek alacak ilişkisindeki sözleşme hükümlerinin \"ahde vefa\" ilkesine aykırı olduğunu, Dosyaya sundukları müvekkili şirketin alacaklısı olduğunu, düzenleyip alacaklıya gönderdiğini ve alacaklının da itiraz etmediğini, mali açıdan da geçerli hale gelen ve yasal süresi içinde usule uygun olarak iade edilmediğini, faturaların alacak miktarından mahsup edilmediğini, bu yönüyle yapılan kayıtların incelenmesinden durum anlaşıldığı halde gerekçeli kararında dikkate alınmadığını, bu yönüyle kararın usule aykırı olduğunu,  Söz konusu açılan icra takibine itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere, davalı müvekkili şirketin ikametgah adresinin Adana ili olduğunu, bu durumun Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarıyla sabit olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin de davalı şirketin kurulu bulunduğu Adana ili olduğunu,Sözleşmede yargılama yeri ve yetkili icra dairesi İstanbul olarak belirtilmiş ise de davacı şirketin tüm Türkiye’de bilinen çok güçlü ve büyük mükellefler listesinde ilk sıralarda yer alan büyük bir şirket olduğunu, buna karşılık müvekkili şirketin sadece dağıtım yapabilecek kapasitesi olan ve davacı şirket ile kıyaslanmayacak kadar sermayesi küçük olan bir şirket olduğunu, bu durumun, sözleşme şartlarının yazımı ve kabulü aşamasında gabin koşullarının oluşmasına yol açtığını ve neticede müvekkili şirketin yetkili mahkeme ve yetkili icra müdürlüğü hükmünün düzenlenmesinde iradesini kullanamadığını,Sözleşme serbestisi koşulları olmaksızın sözleşmenin yetkili mahkeme ve icra dairesi hükmünün düzenlendiğini, bu haliyle açılan icra takibi ve iş bu dava ile ekonomik güçlük içindeki davalı şirketin dava takibini yapmasını zorlaştırdığını, bu durumun ..’nin 6.maddesinde düzenlenen “Adil Yargılama” ilkesinin ihlaline yol açacağını, takip müvekkilinin yasal haklarını kullanmasını engellemek için veya itirazlarının takibini zorlaştırmak  için yetkisiz bir şehir olan İstanbul  ilinde açılarak yasal haklarının engellenmek istendiğini, buna rağmen zor koşullarda yetkili avukat vasıtasıyla davanın takibinin sağlanabildiğini,Bu nedenle sözleşmenin yetkili mahkeme ve icra dairesini belirleyen hükmü dikkate alınmaksızın müvekkili şirketin  ikametgah yeri ve sözleşmenin ifa yeri olan Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu yönündeki ilk itirazlarının öncelikle incelenerek talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiklerini,Dava dilekçesinde belirtilen gerekçeler ve sonuçta talep edilen alacakların haksız ve sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkili şirketin de aynı sözleşmeye dayalı kurulan bu iş ilişkisinden doğan alacakları olduğunu, bu alacaklarının tespiti ile mahsup yapılması gerektiğini,Davalı müvekkili ile davacı arasında imzalandığı ileri sürülen 01.03.2016 tarihli sözleşme gereğince, müvekkili şirketin, aldığı gazeteleri dağıtmak ve bedelini ödemekle yükümlü olduğu gibi müvekkili şirketin de bu sözleşmeden kaynaklı gazete alımları sırasında uygulanması gereken %65 iskontonun %60 olarak uygulanması nedeniyle doğan “%5 iskonto fark alacakları”  ve “satış komisyonu primi(abone yenileme primi)” alacakları ile ayrıca yapılan görüşmeler neticesinde davacı tarafça ödenmesi kararlaştırılan “nakliye desteği bedeli” alacakları bulunduğunu,İş bu  dava ve icra takibi yapılmadan önceki tarihlerde defalarca tarafların, mail yoluyla görüşmeler yaptığını, çeşitli mütabakatlar sağlandığını, müvekkili şirketin abone yenileme ve nakliye desteği kalemlerinden oluşan bir kısım alacaklarına dair faturaları kesmesi sağlanarak gazete borçlarından mahsubu yapıldığını, ayrıca bu alacaklar için muhtelif tarihlerde nakit ödemeler yapıldığını, karşılıklı ihtarnameler ve ihtara cevaplar verilerek alacak bakiyeleri ile ilgili husumet giderilmeye çalışıldığını, ancak müvekkili şirketin davacıdan yukarıda belirttikleri kalemlerde bakiye alacakları olduğunu, maillerde ikrar edilerek kabul edildiğini, buna rağmen tam olarak alacak kalemlerinde karşılıklı mahsuplaşma yapılmadığı için sorunların çözülemediğini, yargılamaya konu edildiğini, (Dosyada bu mail yazışmaları bulunduğunu) Dava dilekçesinde belirtilen alacağa dair gerekçelerin hiçbir şekilde doğru olmadığını, gerçek dışı olduğunu, sözleşme gereği çalışma süreleri boyunca gazete denetmenleri tarafından defalarca denetimler yapıldığını ve olumlu raporlar düzenlendiğini, hatta işin gereği gibi yapılmasından bahisle defalarca müvekkiline teşekkür belgeleri gönderildiğini ve benzeri şekilde övgü dolu mailler gönderildiğini, davalı müvekkilinden kaynaklanan karşılıklı güven ve basiretli çalışma yaşamı boyunca sözleşmeye aykırı ve güveni sarsacak hiçbir  davranış yaşanmadığını, Gabin koşullarında imzalanan ve iki tarafı denk bir şekilde koruyan hükümler içermeyen sözleşmeye imza atmak zorunda bırakıldığı iddia edilen  davalı müvekkili şirketin, düzenlenmiş olan sözleşmenin 3. ve 4. Maddesinde belirtilen ve taahhüt edilmiş olan yükümlülüklerine tam ve gereği gibi uyduğunu, sözleşmenin feshini gerektiren koşullar bulunmamasına rağmen müvekkilinin kendisine yapılması gereken ödemeleri ve mahsup talebini gündeme getirdiği için sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, Zira; ekonomik olarak davacı ile kıyaslanmayacak kadar güçsüz ve sözleşmede tanımlanan işe ihtiyacı olan müvekkilinin aleyhine olarak sözleşmede tek taraflı fesih hakkının davacıya tanındığını,Bu haliyle zor koşullar altında çalışmak durumunda kalan ve her defasında büyük sözleşmeci tarafın iradesi baskın olduğu için korunaksız olan ve dürüstlük kuralı gereği iyi niyetli olan müvekkili şirketin hukuksal korumadan faydalanması gerektiğini, belirtilenlerin aksine  sözleşmeye aykırılıkların davacı tarafından gerçekleştiğini, Müvekkiline icra takip dosyasında gönderilen banka hesap ekstrelerindeki hareketlerden ve her iki tarafın da kayıtlarına işlenen faturaların ve defter kayıtlarının incelenmesinden, cari hesap hareketlerinden anlaşılacağı üzere; müvekkili şirketin alacak talebinde bulunulan miktar kadar borcu bulunmadığını, aksine müvekkili şirketin alacaklarının tespit edilip mahsup edildiğinde davalı şirketin alacağı doğduğunu,En son 31.08.2017 tarihinde müvekkili şirkete gazete gönderildiğini, yaptıkları inceleme neticesinde bu tarihten sonra, gazetelerin müvekkili şirkete gönderilmediğini ve ... isimli bir bayiye irsaliye karşılığında teslim edildiğini, bu nedenle 31.08.2017 tarihinden sonraki cari hesapta belirtilen ve  müvekkiline  gönderildiği belirtilerek alacağa konu edilen  gazetelerin bedeli olan 36.120,06-Tl ‘lik miktardan  müvekkilinin sorumlu olmadığının sübuta erdiğini,Ayrıca 31.08.2017 tarihinden itibaren gazetelerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, bu tarihten sonraki faturaların derhal itiraz edilerek davacıya iade gönderildiğini, Bu nedenle  31.08.2017 tarihinden sonraki borç tahakkukunun yanlış olduğunu,Bugüne kadar müvekkili şirket ile 01.03.2016 tarihli gazete nakliyesi ve satışı için yapılan sözleşme ve karşılıklı gönderilen mail görüşmelerindeki anlaşmalar gereğince müvekkili şirkete fatura karşılığında “nakliye desteği bedelinin” düzenli ve her ay yapılması gerektiğini,Ancak bu ödemelerin eksik yapıldığını, davacı tarafından gönderilen maillerde ve toplantı kararlarında 2017 yılı için Ocak-Temmuz ayları arasında aylık 12.000-Tl+KDV  ödeneceği bildirildiğini, buna karşın hem 2016 yılı hem de 2017 yılında bu kalemde eksik ödeme yapıldığını, yapılan bu kalem ödemeler için müvekkili şirketten dönem dönem fatura kesmesi istendiğini, bu fatura bedellerinin gazete bedeli borcundan mahsup edildiğini, ancak bu ödemelerin eksik yapıldığı için müvekkili tarafından gönderilen bir kısım faturaların noter marifetiyle teslim edilmesine karşın borçtan mahsup edilmeyerek müvekkilinin mağdur edildiğini, (İhtarnameler ve eki faturaların ekte sunulduğunu) bu faturaların bir kısmının davacı kayıtlarında işlenmiş olduğunu, bir kısmın ise tebliğ edildikten sonra yasal kayıt altına alma süresi geçmesine rağmen kayıtlara alınmadığını, davacı ve müvekkili şirketin defter kayıtları incelendiğinde bu durumun anlaşılacağını, Yine Müvekkil sözleşmenin 4.2 maddesindeki şartları yerine getirmesine  rağmen hüküm altına alınan “satış komisyonu primi” de tam ödenmediğini, bu ödemelerin sözleşmeye uygun olarak tam ve eksiksiz yapılması gerektiğini, abone yenileme ve satış sayısında artış yapılması halinde müvekkiline  sözleşme gereğince “satış komisyonu primi (Abone yenileme bedeli)” olarak abone başına 31,00-Tl+KDV ödenmesi kararlaştırılmış iken müvekkiline bugüne kadar  20-TL+KDV  ‘den 2800 abone için ödeme yapıldığını, buna göre, yapılan ödemelerin eksik olduğunu, 31-Tl+KDV ‘den 2800 abone için “abone yenileme bedeli(satış komisyonu primi)”hesaplanması gerektiğini, bugüne kadar bu kalemde 66.080-Tl müvekkiline ödeme yapıldığını, davacıdan bu kalemde davalı müvekkilinnin bakiye alacağının 36.344,00-TL  olduğunu, Belirttikleri \"abone yenileme(satış komisyonu primi)\" ile “nakliye destek bedeli” adı altında davacı tarafça müvekkili şirkete muhtelif zamanlarda  faturalar kestirildiğini ve borçlarından mahsup yapıldığını, kimi zaman da nakit ödeme yapıldığını, Sözleşme sürecinde daha önce de yapıldığı gibi “nakliye destek bedeli” olarak biri 56.640-Tl ve biri de “Abone yenileme bedeli” olarak 18.880-Tl olmak üzere toplam 75.520-Tl’lik iki adet faturanın Adana ....Noterliğinden 06.10.2017 tarih ve ... nolu ihbarnameye cevap ekinde davacıya gönderildiğini, bu miktarın davacı tarafça borçtan mahsup edildiğini, Yine benzer şekilde yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili şirketin kestiği ve davacıya Adana ....Noterliğinin 13.10.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihbarnamesi ekinde gönderilen  biri 84.960-Tl biri de 68.010-Tl olmak üzere toplam “nakliye destek bedeli” olarak iki adet fatura bedeli olan 152.970,00-TL’nin kendilerine ödenmesi veya borçlardan mahsubu istendiğini,Bu faturaların davacıya 17.10.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal 8 günlük süresi içerisinde davacının itirazı olmadığını, ancak bu süre geçtikten sonra 26.10.2017 tarihinde Beyoğlu ....noterliğinin ... yevmiye sayılı cevap ile kabul edilmediğinin bildirildiğini, bu nedenle faturaların davacının her zaman yaptığı üzere kayıtlarına geçmesi gerektiğini ve müvekkili şirketin gazete bedeli borcundan mahsup edilmesi gerektiğini,Ancak defter kayıtlarına faturaları işlemeyen davacının usulsüzlükten faydalandırılarak  bu defilerinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu,Davalı şirketin kayıtlarında işlenen ancak davacının kayıtlarında bulunmayan bu faturaların olmamasından davalının sorumlu tutulmamasını ve bu miktarın borçtan mahsubu gerektiğini, yapmış oldukları hesaplamaya göre “nakliye destek bedeli”, borçtan mahsup edildikten sonra müvekkilinin bu kalemde bakiye alacağının olduğunun anlaşılacağını, bu şekilde düzenlenerek davacıya gönderilen faturaların bedeli olan 152.970,00-TL’nin de iş bu davada istenen bedelden mahsubunu talep ettiklerini, (faturalar ve ihtarname dosyada mevcut olup bilirkişiler de defter incelemelerinde bu durumu tespit etmiştir)Sözleşmenin 4.1 maddesinde düzenlendiği şekilde gazetenin günlük bedelinden %65 iskonto yapılması gerektiği belirtilmesine karşın, müvekkili şirkete gönderilen gazete bedellerinin %60 iskonto ile gönderilerek borç tahakkuk edildiğini, ancak aradaki %5 ‘e tekabül eden fark miktar sözleşmenin başından itibaren ödenmediğini, bu nedenle fark alacakları olan %5’lik fark iskonto oranının sözleşme tarihinden itibaren hesaplanarak borçlardan mahsubu gerektiğini, Özetle; Müvekkil şirketin davacı ile imzalanmış olan sözleşmeden kaynaklı iş sebebiyle “nakliye desteği bedeli” , “%5 iskonto oranı farkı” ve “satış komisyonu primi(abone yenileme primi)”  alacakları bulunduğunu, müvekkili şirketin alacaklarının da hesaplanmak suretiyle, müvekkili şirketin kestiği faturaların tamamının mahsuplaşmaya dahil edilmesi halinde davacının değil, müvekkili şirketin alacak bakiyesi doğduğunu, Bu nedenlerle  iş bu davada iş ilişkisinin sona erdiği 31.08.2017 tarihindeki davacının icra dosyası ekinde sunduğu cari hesabındaki alacağından belirttikleri şekilde müvekkilinin de davacıdan doğan alacaklarının mahsubunu ve bu taleplerinin kabulü ile neticede müvekkilinin davacıya borcu kalmadığı gibi alacaklarının tespiti ve haksız olarak açılan davanın reddini talep ettikleri halde mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, Yine mahkemece müvekkili şirketin Adana ATM gişelerinden davacı hesabına yatırdığı borç miktarlarının da mahsup edilmediğini, davacının tüm ihtarlara rağmen bunlara ilişkin dekontları sunmadığını, buna rağmen davalı şirketin ödemelerinin mahsup edilmediğini görülmekle bu yönüyle de kararın bozulması gerektiğini, İleri sürerek; Yukarıda izah edilen ve re'sen görülecek nedenlerle; Tehiri icra ve istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeden kaynaklı iş ilişkisinin sona erdiği 31.08.2017 tarihindeki “nakliye desteği bedeli” , “%5 iskonto oranı farkı” ve “satış komisyonu primi(abone yenileme primi)” alacaklarının hesaplanarak tespiti ile borçtan mahsubu taleplerinin kabulüne ve neticede müvekkilinin davacıya borcu kalmadığından haksız olarak açılan davanın reddine, şayet dairenizce esastan yargılama yapılmayacak ise talepleri doğrultusunda yargılamanın belirttikleri yönlerle yapılmak suretiyle istinaf taleplerinin kabulü ile kararın bozulmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  vekaleten talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı cari hesaba ilişkin alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,  karar verilmiş , karara karşı davacı vekili ve  davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamında mevcut olup tarafların kabulünde olduğu anlaşılan  01.03.2016  tarihli sözleşme ile, davacı şirketin sahibi ve işletmecisi olduğu ... ve ... Gazeteleri'nin davalı şirketin adresine teslim edilmesi ve satılmasına ilişkin tarafların üstlendikleri hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinden davalı muhataba gönderilen 22.09.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile feshedildiği belirtilmiştir.Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca işin yapılmasına müteakip faturaların davalıya gönderildiğini ve her hangi bir itiraz edilmeden faturaların kayıtlarına girmesine rağmen davalının, sözleşme hükümleri gereğince ödemekle yükümlü olduğu borcu ödemediğini belirterek sözleşmeden kaynaklı 152.853,17 TL. Cari hesap alacağının tahsiline karar  verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise, taraflar arasında imzalanmış olan 01.03.2016 tarihli sözleşme gereğince, davacı şirketten aldığı gazeteleri dağıtmak ve bedelini ödemekle yükümlü olduğu gibi kendisinin de bu sözleşmeden kaynaklı gazete alımları sırasında uygulanması gereken %65 iskontonun %60 olarak uygulanması nedeniyle doğan “%5 iskonto fark alacakları”  ve “satış komisyonu primi(abone yenileme primi)” alacakları ile ayrıca yapılan görüşmeler neticesinde davacı tarafça ödenmesi kararlaştırılan “nakliye desteği bedeli” alacakları bulunduğu halde bunların ödenmediğini belirterek takas-mahsup talebinde bulunup alacaklarına ilişkin faturalar, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve ihtarnameleri ibraz etmiştir. Mahkemece, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları inceltilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden alınan raporda, taraf defterlerindeki cari hesapların bakiyesinin tutmamasının sebebinin karşılıklı işlenmeyen yada fazla işlenen faturalardan kaynaklandığı belirtilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü iddiaları cevap dilekçesinde de ileri sürüp gerek mahkemece alınan bilirkişi raporlarında gerekse mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen mail yazışmaları, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalar, ihtarnameler ve sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmek suretiyle davalı tarafın sözleşmeden kaynaklı gazete alımları sırasında uygulanması gereken %65 iskontonun %60 olarak uygulanması nedeniyle doğan “%5 iskonto fark alacakları”  ve “satış komisyonu primi(abone yenileme primi)” alacakları ile ayrıca yapılan görüşmeler neticesinde davacı tarafça ödenmesi kararlaştırılan “nakliye desteği bedeli” alacağı olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre davalı tarafın  takas-mahsup talebinin değerlendirilmesi gerekirken davalı delilleri tartışılıp değerlendirilmeden bilirkişi ek raporundaki takas mahsup define konu herhangi bir alacağın bulunmadığına yönelik gerekçesiz tespiti doğrultusunda karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği alacağın varlığı sonucunu doğurmaz. Davacı tarafça düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp davacının ticari defterlerinde kayıtlı olması, tek başına alacağın varlığına yeterli olmayıp davacının bu fatura  bedellerinden kaynaklı alacaklı olduğunu da ispat etmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı tarihten sözleşmenin feshedildiği tarih aralığındaki tarafların mal ve hizmet satımına ilişkin BS formları ile mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilmek suretiyle ticari ilişkinin başladığı tarihten  dava tarihine kadar olan tüm ticari defter ve kayıtları ile dayanağı olan belgeleri sunmaları için taraflara süre verilerek dosyaya ibrazının sağlanması, tarafların ticari defter ve kayıtlarının uzman bilirkişi marifetiyle inceletilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, dosyaya ibraz edilen mailler, ihtarnameler ve faturalarda inceletilip değerlendirilmek suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının sözleşme hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti yönünde de inceleme yapılarak, sektör uzmanı bilirkişininde bulunduğu heyetten tarafların bilirkişi raporuna karşı verdikleri beyan dilekçelerindeki itirazlarda değerlendirilmek suretiyle denetime elverişli raporu alınıp  sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.HMK.nun (Değişik: 22/07/2020-7251/35md.) 353/1-a/6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarih ve 2017/1088 Esas - 2021/862 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı  yatıran tarafa iadesine, 5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b23dc7a54fa69fe2","SID":"9e83076a4cdc1798"}}