{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/899 Esas <br>KARAR NO:2024/1650 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/12/2021<br>NUMARASI:2021/161 Esas - 2021/1021 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Şti. Müvekkili bankanın ...şubesi ile sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı firmaya kredi ile çek tahsis edildiğini, sözkonusu çeklerde sözleşme gereğince bankamızın Banka çek sorumluluk tutarı bulunduğunu, edilen çekleri piyasada kullanmış olup 8 adet çek yaprağı için bankamız lehdarlara Banka çek sorumluluk tutarlarını ödediğini, davalı .... Şti. kredi sözleşmeleri uyarınca diğer davalılar .... A.Ş., ... ve ... ise sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ancak sözleşme kapsamında bedellerin ödenmediğini hesabın katedildiğini, alacağın tahsili amacıyla ...  sayılı dosyası  üzerinden takip başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamını, yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacağını zamanaşımına uğradığını, davalı .... Şti. hakkında iflas erteleme tedbir kararı nedeniyle icra takibi başlatılamayacağını, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin kefaletleri geçersiz olduğunu, kefalet belirsiz alacakları kapsamadığını, belirlilik ilkesi kapsamında çek yaprağı veya teminat mektubu borcunda sorumlu tutulamayacağını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  28/12/2021 tarih ve 2021/161 Esas - 2021/1021 Karar sayılı kararında; \"......Dava konusu borçların gayri nakdi  krediden (çek yaprağı yükümlülüğünün davacı Banka tarafından yerine getirilmesi) kaynaklandığı, kıymetli evrak sayılan  çeklerin  tutarlarından ve Banka’nın yükümlülük tutarlarından ... Bankası  T.A.O.  Kredi Genel  Sözleşmesinin  Madde 8 deki kefalet hükümlerine göre, kefillerin de  sorumlu  olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan hükme elverişli son bankacı bilirkişi raporunda belirlenen miktarlar dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davanın kısmen kabulü ile takibin 10.337,70 TL asıl alacak, 376,46 TL işlemiş faiz ve 18,82 TL bsmv olmak üzere toplam 10.732,98 TL üzerinden devamına, asıl alacak 10.337,70 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 28,60 temerrüt faizi ve %5 bsmv uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan  %20 oranındaki 2.146,60 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile takibin 10.337,70 TL Asıl alacak, 376,46 TL İşlemiş faiz ve 18,82 TL ... olmak üzere toplam 10.732,98 TL üzerinden devamına, Asıl alacak 10.337,70 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 28,60 temerrüt faizi ve %5 ... uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, % 20 oranındaki 2.146,60 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın hak düşürücü süre geçtikten sonra ödeme yaptığını, davanın reddi gerektiğini, Çek Kanunu madde 3/9 uyarınca \"Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer.\" Bilirkişi raporunda dava konusu çeklerin basım tarihlerinin 04/07/2014 olduğu tespit edildiğini,Yine, davacının 01/09/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan dekontlardan çeklerin banka sorumluluk bedellerinin 01/08/2019 tarihinde banka tarafından ödendiğinin anlaşıldığını,Yani bankanın 04/07/2014 basım tarihli çeklerin bedelini hak düşürücü süre olan 5 yıl geçtikten sonra 01/08/2019 tarihinde hamile ödediğini,Davacı bankanın, Banka Çek Kanunu'nun 3/9. Maddesi uyarınca ödemek zorunda olmadığı bir bedeli ödeyerek davalılardan ve kefillerden talep ettiğini,Kefillerin ve davalıların durumunu kötüleştiren bankanın kendi hatası sebebiyle talepte bulunmasının mümkün olmadığını,Bankanın hak düşürücü süre geçtikten sonra yaptığı çek sorumluluk bedeli ödemelerini ilgili hamilden talep etmesi gerekirken, davalılardan talep etmesinin doğru olmadığını,Davalı ... Şti. hakkında iflas erteleme tedbir kararı nedeniyle icra takibi başlatılamadığını, bu sebeple de bu davalı yönünden haklı itiraz nedeniyle davanın da reddi gerektiğini, ancak mahkemenin bu hususu hiç değerlendirmediğini,Borca itiraz dilekçesinde de sunulduğu üzere, davalı ... ŞTİ. Hakkında İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/515 Esas sayılı dosyasından süren iflas erteleme davasında 26/12/2019 tarihi itibariyle yeni takip başlatılması yasaklandığını, (Bakınız cevap dilekçesi eki)İtirazın iptaline konu icra takibinin ise 14/01/2020 tarihinde başlatıldığını,Bu sebeple yasak dönemde başlatılan takip nedeniyle borçlu itirazında haklı olduğunu, bu davalı ile ilgili başkaca araştırma yapılmaksızın davanın reddi gerekmekteyken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu Müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin kefaletlerinin geçersiz olduğunu,Kök bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalıların kefaletlerine ilişkin yazıların, rakamların sözleşmeye sonradan yazıldığını, TBK md. 583/1“Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmüne göre de kefilin adı, soyadı, sorumlu olduğu miktar ve tarih kefilin el yazısı ile yazılması gerektiğini, davalı tarafça müvekkilinin adı, soyadı, sorumlu olduğu miktarlar ve kefalet akdinin yapıldığı tarihin sonradan yazıldığını, bu nedenle TBK açısından söz konusu kefalete ilişkin hükümlerin kesin hükümsüz olduğunu,Zira TBK m. 12/2’deki “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklinde olduğunu, öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağını,” ile TBK m27/1’e deki “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” düzenlemeleri dikkate alınırsa kefalet hükümleri kanunda emredici olarak düzenlenen geçerlilik şekline aykırı olduğunu, butlan ile sakat olduğunu, bu nedenle sonuç doğurmadığını, söz konusu krediler için müvekkillerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ancak bu hususun mahkeme kararında hiç değerlendirilmediğini,Kefaletin belirsiz alacakları kapsamadığını, belirlilik ilkesi kapsamında çek yaprağı veya teminat mektubu borcundan sorumlu tutulamayacağını, Kefaletin açıkça hangi borç için verildiğinin belirtilmesi gerektiğini, davalı banka tarafınca talep edilen gayri nakdi kredilerin borcu davacıların kefaleti ve ipotek yükü kapsamında olmadığını, genel kredi sözleşmesinde bu hususa açıkça yer verilmediğini, kefaletin mevcut geçerli bir borç için verilmesi gerektiğini ve her şeyden önce sınırlarının belirli olması gerektiği kuralına gereğince kefilinin gayrı nakdi kredilerden sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2018/19-689 K. 2018/1624 T. 6.11.2018 kararında özetle; \"Tüm bu açıklamalardan ve yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğidir. Eldeki kredi sözleşmesinde ise depo talebinin müteselsil kefilleri de kapsayıp kapsamayacağı hususunda açık bir hüküm bulunmamaktadır.\" denilerek, kefilin gayrinakdi kredilerden sorumlu tutulamayacağının kabul edildiğini, işlemiş faiz talep edilemeyeceğini,İcra takip talebi ve dava dilekçesi incelendiğinde 10.362,34-TL asıl alacağın, 488,11-TL işlemiş faiz, 24,40-TL ...  talep ettiğinin görüldüğünü, İşlemiş faiz talep edilebilmesi için davacının herhangi bir ihtarname ve muacceliyet ihbarını dosyaya sunmadığını, faiz talebi olabilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerektiğini, davalı temerrüde düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz taleplerinin dayanağının olmadığını ve reddedilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ortada varlığı tartışmalı, hesaplama yapılması gereken, temerrüt koşulları oluşmayan bir alacak talebi varken bu alacağın likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatı talebinin dinlenemeyeceğini, ancak mahkemece hatalı olarak icra inkar tazminatına hükmedildiğini, davalılara hangi çeklerle ilgili icra takibi yapıldığı dahi bildirilmeden talepte bulunulması nedeniyle yapılan itirazların doğru olduğunu, likit ve açık bir alacak olmadığını, İleri sürerek; Yukarıda belirtilen ve resen belirlenecek nedenlerle; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/161 Esas 2021/1021 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davacının davasının reddine, davalılar lehine davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesi talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bankaca ödenen 8 adet çek yaprak bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK. 67 Maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı Bankanın ...Şubesi ile davalılardan .... Şti. Arasında 25/01/2012 tarihli 6.000.000,00 TL. Bedelli GKS. İmzalandığı, sözleşmeyi ... AŞ., .... Şti., ..., .., ..., ... ....'nın mütesilsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, ayrıca davalı asıl borçlu firmaya çek hesabı açılarak çek defteri verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu icra takibinin .... Şti., ... ....Ltd. Şti., ..., ... hakkında başlatıldığı, davanında bu borçlular hakkında açıldığı, davalılar vekili  borçlu şirketlerden .... Şti., .... AŞ.'nin... ...A.Ş. Adı altında birleştiklerini beyan edip ... İnşaata ait vekaletnamenin sunulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığına ilişkin mahkeme tespit ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davaya konu GKS.'nin TBK.'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce 25/01/2012 tarihinde imzalandığı, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nun 484 maddesine göre yazılı şekilde yapılan ve kelafet limitini içeren sözleşmenin geçerli olduğu anlaşılmış olup, davalılar vekilinin  kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi  yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça, gayrinakdi kredi niteliğinde olan çek yapraklarının bankaca ödenmesi gereken asgari miktarların depo edilmesinin talep edilmediği, ibraz edilen çeklerin banka tarafından yasal sorumluluk bedelinin ödenmesi nedeniyle nakdi krediye dönüşen 8 adet çek yaprak bedelinin tahsili talep edildiğinden, nakde dönüşmüş çek sorumluluk tutarından kaynaklı alacak kefilin kefalet sorumluluğu kapsamına girmektedir. Davacı banka tarafından, nakde dönüşen 8 adet çek yaprak bedelinin asıl boçlu ve kefiller tarafından ödenmesi için 07.11.2019 tarihli ihtarname ile borç tutarı kat edilmiş ve bu bağlamda asıl borçlu dahil tüm muhatapların bBanka nezdinde kayıtlı adreslerine ihtarname gönderildiği , ancak söz konusu ihtarnamenin hangi kurum tarafından gönderildiği (Nooter, PTT) ihtarnameden belli olmadığı gibi bu yönde delilde ibraz edilmediği, kat ihtarının davalılara tebliğ edildiğine dair tebliğ parçası veya herhangi bir kaydın ibraz edilmediği, bu bağlamda  davalılara tebligat yapılarak mütemerrit duruma düşürüldükleri söylenemeyeceği ve takip tarihinden önce davalıların temerrüde düşürülmedikleri tespit edilmiştir.Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davacı asıl alacağı 10.337,70 TL.  olarak hesaplanmış, kat ihtarının borçlulara tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası ibraz edilmediğinden davalıların takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediklerinden temerrüt faizi  şartları oluşmadığından takip tarihine kadar akdi faiz oranı üzerinden akdi faiz hesaplandığı, buna göre davacı banka tarafından takip tarihi itibariyle  10.337,70 TL. Asıl alacak, 376,46 TL. %19 oranından akdi faiz, 18,82 TL. ... olmak üzere toplam: 10.732,98 TL. Davacı bankanın alacaklı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Somut olayda, kat ihtarının borçlulara tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası ibraz edilmediğinden davalıların takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediklerinden temerrüt faizi  şartlarının oluşmadığı, davacı bankanın kat ihtarı tebliğ edilemeyen davalılardan takip tarihine kadar akdi faiz talep edebilme imkanı bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi  raporuna göre davacı bankanın  takip tarihi itibariyle  10.337,70 TL. Asıl alacak, 376,46 TL. %19 oranından akdi faiz, 18,82 TL. ... olmak üzere toplam: 10.732,98 TL. alacaklı olduğu tespit edilmiş olup bu tespite göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin Davalı .... Şti. hakkında iflas erteleme tedbir kararı nedeniyle icra takibi başlatılamayacağına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Davalı ... Şti. tarafından 09/09/2019 tarihinde İstanbul nadolu 9 ATM'nin 2019/515 esas sayılı dosyası ile açılan iflasın ertelenmesi davasında 26/12/2019 tarihli ara kararın (1) nolu bendinde; ihtiyati tedbir ve kayyum atanması talebinin İİK. 179/a maddesi uyarınca kabulü ile İİK. 179/b maddesindeki sınırlamalar dikkate alınmak suretiyle, davacı şirket aleyhindeki 6183 sayılı kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere açılmış ve açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, davacı hakkında yeni icra takibi başlatılmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, İİK. 206 maddesine göre 1. sırada yer alan alacaklar için ihtiyati tedbirin uygulanmamasına; taşınır- taşınmaz veya ticari işletme rehni ile temin edilmiş alacaklılar tarafından açılan icra takipleri yönünden ise sadece muhafaza tedbirlerinin uygulanmasının ve rehinli malların satışının ihtiyati tedbir yoluyla  durdurulmasına\" şeklinde tedbir kararı verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhinde 26/12/2019 Tarihli tedbir kararından sonra 14/01/2020 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, iflasın ertelenmesine ilişkin davaya bakan mahkemece, takip tarihinden önce verilen ara kararın (1) nolu bendinde, tedbir karar tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren borçlu şirket hakkında yeni icra takibi başlatılmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine hükmedilmiş olup, alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında tedbir devam ettiği sürece takip yapılamayacağı açıktır.İcra takibi yapıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmelidir. Somut olayda takibin başlatıldığı tarihte ihtiyati tedbir kararı mevcut olup, icra takibi başlatılması ihtiyati tedbir kararına aykırılık teşkil etmektedir. Bu halde ilk derece mahkemesince, 26/12/2019 tarihli ara karar tarihinden sonra 14/01/2020 tarihinde başlatılan icra takibine yöneltilen itiraz üzerine açılan eldeki davanın, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir  dava olduğu da dikkate alınarak, Davalı ... Şti. Hakkında açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 12. H.D. 2016/30619 E. 2018/2746 K. 19/03/2018 Tarihli kararı, Yargıtay 12 HD.'nin  2015/12764 Esas,  2015/26954 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11 HD.nin 2016/12132 Esas,  2016/8844 Karar sayılı kararları emsal mahiyettedir.) Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak Davalı  ... Şti. Hakkında açılan davanın usulden reddine, davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğu tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine, diğer davalılar hakkında aynı şekilde davanın kısmen kabulü ile  takibin 10.337,70 TL Asıl alacak, 376,46 TL İşlemiş faiz (akdi faiz), 18,82 TL ... olmak üzere toplam 10.732,98 TL üzerinden devamı yönünde dairemizce yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2021 tarih ve 2021/161 Esas - 2021/1021 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davalı ... Şti. hakkında açılan  davanın USULDEN REDDİNE, 2- Davalılardan .... A.Ş., ..., ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, bu davalıların ... sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile  takibin 10.337,70 TL Asıl alacak, 376,46 TL İşlemiş faiz (akdi faiz), 18,82 TL ... olmak üzere toplam 10.732,98 TL üzerinden devamına,  10.337,70 TL. asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 28,60 temerrüt faizi ve faizin  %5 ...uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Kabul edilen 10.732,98 TL alacağın % 20'si oranındaki (2.146,60 TL. ) icra inkar tazminatının davalılardan  .... A.Ş., ..., ...'dan alınarak davacıya verilmesine,4- Davacının ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğu tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davalılar vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine,  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN; 5-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 706,17 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan .... A.Ş., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yargılama sırasında sarfedilen posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.372,75‬ TL yargılama giderinin davanın kabul / reddi oranına göre yapılan hesaplama neticesinde 1.354,85 TL yargılama giderinin davalılardan  .... A.Ş., ..., ...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca  kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan  10.732,98 TL vekalet ücretinin davalılardan .... A.Ş., ..., ...' dan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılardan .... A.Ş., ..., ... yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan  141,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 10-Davalı ... Şti. yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.' nin 7/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddi yönünden hesap ve takdir olunan 10.874,85 TL. vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı .... Şti.'ne verilmesine, 11-Arabuluculuk ücreti olan 1.302,75 TL bedelin davalılardan ... A.Ş., ..., ...' dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 12-Arabuluculuk ücreti olan 17,25 TL bedelin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,13-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 15-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 16-Davalılar tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam: 270,7 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 17-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 18-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7f21b071a91856f","SID":"d15af24c4e73c7cb"}}