{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/926 Esas <br>KARAR NO:2024/1654 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ:24/01/2022 <br>NUMARASI:2021/154 Esas -  2022/69 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ:24/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Başakşehir projesi olarak adlandırılan ... Ada, ... parsel de mevcut dükkanlar için 24.01.2016 tarihinde düzenlenen müzayede ve ihale şartnamesi ile ... blok 169,49 m2 alanlı ... kat ... nolu dükkanı 418 KDV dahil olarak 1.490.000,00.-TL bedel ile satın aldığını, ihaleden sonra 26.02.2016 tarihinde davalı firma ile ... Başakşehir cadde dükkanları işyeri Yapım ve Satış Vaadi sözleşmesinin imzaladığını, varılan mutabak neticesinde yürürlükte olan KDV oranı gereği %18 KDV dahil olarak 1.490.000,00 TL' nin, 350.000,00 TL.si peşin, geriye kalanının da 3 ayda bir yapılan ödeme ile toplam 24 ayda ödendiğini, bu şekilde yapılacak ödemeler için vade farkı alınmayacağının beyan etmelerine rağmen tapu devriden önce 150.000,00 TL.faiz istendiğini, davalı tarafından düzenlenen protokole istinaden bu tutarında ödendiğini ve sonuç olarak dükkan için toplamda %18 KDV dahil 1.640.000,00.TL ödeme yapıldığını, davalı firmanın 06.11.2019 tarihinde davacıya düzenlemiş olduğu faturada KDV'nin %8 oranı ile 1.640.000,00 TL olarak gönderildiğini, davalı firmanın %18 KDV dahil olarak sattığı gayrimenkul bedelinin %10'luk bir indirimin müvekkiline iade etmediği gibi haksız olarak zenginleştiğini, Bakanlar Kurulu Kararı ve Cumhurbaşkanlığı Karanameleri ile %18 oranına tabii konutlar ve işyerleri için KDV indirimi öngörülmüş ve uygulanacak KDV oranı %8 düşürüldüğünü, 30.10.2018 tarihine kadar teslim edilen işyerlerinde, KDV oranı %18 değil % 8  olarak ödeneceğini, davadaki gayrimenkulün da müvekkiline 04.01.2018 tarihinde teslim edildiğini, %18 KDV dahil fiyatla satılan gayrimenkul bedelinden, davalıya KDV indirimin uygulaması talep edilmişse de herhangi bir indirimin uygulanmayacağının bildirildiğini, davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı yanın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yanlar arasındaki sözleşmede uyuşmazlığın çözümü için tahkim yoluna başvurulacağının açıkça belirtildiğini, ihtilafın öncelikle hakem aracıyla çözümlenmesi gerektiğini, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olması sebebiyle davanın usulden   taraflar arasında akdedilen sözleşme, tarafların özgür iradesi ile yapılmış olup, sözleşmede KDV dahil olarak belirlendiğinden KDV yüzdesi sözleşme içerisinde belirtilmediğini, sözleşme  kapsamında KDV değişikliğinin yansımasına ilişki bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin incelenmesinde satış bedelinin KDV dahil belirlenmiş olduğu, KDV oranında olası bir değişikliğin bedelinin ne şekilde yansıtılacağına dair bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede satış bedelinin KDV dahil olarak belirlenmesi nedeni ile KDV'ye ilişkin yükümlülüğünün müvekkili şirkete ait olması nedeni ile KDV üzerinde gerçekleşecek her türlü yükümlülük ve kazanımın müvekkil şirkete ait olduğunu, sözleşme kapsamında, satış bedeli ve vergi tutarını ayrı ayrı göstermeyen satıcının, o satıştan dolayı ödediği KDV'yi alıcı adına değil kendisi adına ödemiş olacağını belirterek, haksız ve dayanıksız açılan iş bu davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/01/2022 tarih ve 2021/154 Esas -  2022/69 Karar sayılı kararında;  \".....Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere;  davacı tarafından talep edilen, KDV'nin Bakanlar Kurulu Kararı ile %18 'den %8'e düşürülmesi nedeniyle  % 10'luk indirimin iade edilmesi istemli işbu uyuşmazlıkta, taraflar arasında düzenlenen İşyeri Yapım ve Satış Sözleşmesinde, Bakanlar Kurulunun 2018/11750 sayılı kararının 4.md.sinde 18/08/2018 tarihinden 31/10/2018 tarihine kadar işyerlerinde KDV'nin % 8'e düşürüldüğünü, taşınmazın tesliminin 04/01/2018 tarihinde yapıldığı, taşınmazın Peşin Satış Fiyatı (KDV Dahil) ifadesiyle satıcının alıcıya karşı KDV yükünün kendisi tarafından üstlendiği böylece KDV'nin artış ve azalışlarda sadece davalıyı ilgilendirdiği davacının ise KDV ile ilişiği kesilerek davalıya devredildiği, KDV'nin satış bedelinin içinde olduğu, davalının bu tutarın Maliyeye ödemekle yükümlü olduğundan sebepsiz zenginleşme olayının bulunmadığı, bu doğrultuda KDV oranının düşmesi ile davacıya herhangi bir KDV'ye ait iade fark tutarının doğmadığı kanaatine varılmış ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine, davalı yanın kötüniyet tazminat talebinin ise, davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HUAK 18/A-(13) \"Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.  (...)\" ve (14). Fıkrası: \" Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan  ... ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.\"gerekçesi ile, '' DAVANIN REDDİNE,Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, ' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin konunun uzmanı olmayan bilirkişilerce düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını,Davanın konusunun satış vaadi sözleşmesi ve bu sözleşmede yer alan KDV uyuşmazlığı hakkında olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın sözleşme hukuku ve vergi hukukuyla ilgili olarak hukuki değerlendirme yapılması gereken bir konu olduğunu, burada tarafların sözleşmede eksik kalan hususlardaki iradelerinin sözleşmenin geneli dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu değerlendirmeyi yapabilecek uzman ve bilirkişi, sözleşme hukuku bilirkişisi olacağını, yine uyuşmazlığın ana sebebinin KDV iadesi hakkında olduğunu, vergilerin işleyişi, iadesi, sözleşmedeki ve uyuşmazlık anında taraflar arasındaki rolünün vergi uzmanının bilebileceği bir konu olduğunu, dolayısıyla söz konusu uyuşmazlık mali müşavir ve gayrimenkul değerleme uzmanının kendi uzmanlık alanlarının dışında bir uyuşmazlık olduğunu, bu bakımdan dosyanın sözleşme hukuku uzmanı bilirkişi ve vergi hukuku uzmanı bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetine gönderilmesi gerekirken itirazlarının reddedilerek konunun uzmanı olmayan bilirkişilerce hazırlanan raporun mahkeme tarafından kabul edilmesi ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bu bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının usul, yasa ve mevzuata aykırı olduğunu,Tarafların yapılan sözleşmede net satış fiyatı konusunda anlaşmış olduklarını,Tarafların sözleşmede net satış fiyatı konusunda anlaştıklarını, KDV vergisel bir külfet olup bu nedenle net rakam üzerine o dönemki oran uygulanarak sözleşmeye yazıldığını, sözleşmede net tutar da KDV oranın da açıkça belli olduğunu, davalı şirketin kestiği faturada, devlete ödediği KDV miktarının da belli olduğunu, müvekkilinden alınan  fazla tutarın hem sözleşmesel hem de KDV mevzuatı çerçevesinde bir karşılığı bulunmadığını, davalının uhdesinde tuttuğu %10'luk KDV miktarı davalının müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiği miktar olduğunu,Davalı şirketin, KDV'yi vergi dairesine ödemek için sadece aracı vasfına sahip olduğunu, yürürlükteki mevzuat bakımından KDV'nin Devlete intikalinde aracı olan tarafın, diğer taraftan fazladan tahsilat yaptığı taktirde bu fazladan tahsilat yönünden aracı tarafın sebepsiz zenginleştiğinin kabul edileceğini,Bu duruma ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2020/4337 E. , 2021/5697 K. Sayılı kararında \"... bu durumda mer’i mevzuat bakımından katma değer vergisinin Devlet'e intikalinde aracı konumunda olan davalı satıcının, davacı alıcıdan fazladan tahsilat yapmış olduğu anlaşıldığını, hal böyle olunca, fazladan tahsil ettiği KDV tutarını uhdesinde tutan davalının bu miktar sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerektiğini, Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan bu değişikliğin konut satışı kapsamında hem tacirler hem tüketiciler için geçerli olduğu,...\" denilerek KDV indiriminden dolayı fazla tahsilat yapan davalının sebepsiz zenginleştiğine hükmedildiğini, (EK- 1 Yargıtay 11. HD 2020/4337 E. ,2021/5697 K. Sayılı Kararı) Yine aynı konuyla ilgili olarak Trabzon BAM 4.HD 2020/75 E. 2020/65 K. Sayılı kararında \" ...Dosya kapsamından; taraflar arasında imzalanan sözleşmede satış bedelinin KDV dahil 850.000,00-TL olarak belirtildiği, satış bedelinin davalıya ödendiği, satış tarihi itibari ile %18 olan KDV oranının daha sonra çıkartılan Bakanlar Kurulu kararı ile %8'e düşürüldüğü, davalı tarafından konut satışına ilişkin düzenlenen faturada KDV oranının %8 olarak gösterildiğinin anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlendiği tarihte KDV oranı %18 olup KDV dahil satış fiyatı bu oran üzerinden belirlenmiştir. Davalı, davacıdan %18 oranı üzerinden KDV almış olmasına rağmen %8 oranı üzerinden devlete KDV ödemiş olup %10 KDV farkına tekabül eden kısım kadar davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmiştir. (Yargıtay 13. HD'nin 2011/5638-15393 Esas-Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.).. \" denilerek KDV indiriminden dolayı fazla tahsilat yapan davalının sebepsiz zenginleştiğine hükmedildiğini ve bu karar verilirken Yargıtay 13. HD'nin 2011/5638-15393 Esas-Karar sayılı dosyasına atıfta bulunulmuştur. (EK-2 Trabzon BAM 4.HD 2020/75 E. 2020/65 K. Sayılı kararı) Aynı hususla alakalı başka bir kararda; \"Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilen \"Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi\" kapsamında konut bedellerine dahil olan KDV tutarının Bakanlar Kurulu kararı ile indirilmesi neticesinde indirim oranında iadesi talebine ilişkin olduğunu, taraflar arasında akdedilen 16/07/2013 başlangıç, 16/07/2015 bitiş tarihli sözleşmede kararlaştırılan 150 ve 151 nolu bağımsız bölüm şeklindeki konutların fiili teslim tarihlerinin 31/12/2016 tarihi olduğunu, davacının sözleşmede kararlaştırılan vade tarihlerinden sonra ödeme yaptığını, 08/09/2016 tarihli 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında yapılacak olan teslimlerde KDV indirimini düzenlediğini, anılan düzenlemenin davacıya teslimi yapılan konutların teslim tarihleri itibariyle taraflar arasındaki konut satışına da uygulanması gerektiğinin anlaşılmakla satış senedinde KDV oranı olarak taraflarca karar altına alınan bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesini teminen davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" denilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğunu, (EK-3 İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/388 E. 2018/418 K. Sayılı Dosya) Yine benzer konuyla ilgili olarak açılan ve reddedilen dava Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından  \"Davacıdan %18 oranında KDV olmasına rağmen, devlete %8 KDV ödeyen davalı şirket aradaki %10 KDV farkına tekabül eden kısım kadar davacı aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmiştir. Bu durumda davacının %10 KDV farkına tekabül eden miktarı davalı şirketten talep etmekte haklı olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.\" denilerek kararın davacı yararına bozulduğunu, (EK-4 Yargıtay 13. HD., E. 2010/8821 K. 2011/53 sayılı Kararı) Yine son sunacağımız emsal kararda da Yargıtay 13. Hukuk Dairesi  \"Sözleşmenin düzenlendiği tarihte KDV oranı %18 olup, KDV dahil fiyat %18 KDV oranı gözetilerek belirlenmiştir. Davacıdan %18 oranında KDV almasına rağmen, devlete %8 KDV ödeyen davalı şirket aradaki %10 KDV farkına tekabül eden kısım kadar davacılar aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmiştir. Bu durumda davacıların %10 KDV farkını davalı şirketten talep etmekte haklı olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.\" diyerek ilk derece mahkemesinin kararını bozduğunu, (EK-5 Yargıtay 13. HD., E. 2010/8819 K. 2011/52 sayılı Kararı) davalı tarafın KDV indirimi üzerinden sözleşmeye ve kanuna aykırı olarak elde ettiğini, bu haksız kazancın, TBK ve ilgili mevzuatlarda düzenlenmiş olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkiline tüm faizleriyle birlikte iade edilmesi gerektiğini, verilen hükmün mevzuata ve KDV iadesiyle alakalı yerleşik içhihada aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek;  Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sunulu sebepler ve gerekçelerle; İstanbul 19. Asliye  Ticaret Mahkemesinin 24/01/2022 gün ve 2021/154 E.  2022/69 K.  sayılı davanın reddine ilişkin  kararın kaldırılarak yapılacak yeniden yargılama sonucu talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, itirazların iptaline, icra takibinin devamına, davalının haksız itirazı ve alacağın likit olması sebebiyle % 20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini Kararın icra takibine konu edildiğinden istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın tehirine karar verilmesini, Yargılama Giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan işyeri yapım ve satış vaadi sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya satılan işyerinin satış bedelinin davacı tarafından davalıya %18 KDV dahil ödemiş olduğu, ancak 08/09/2016 tarih ve 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile KDV oranının % 18'den % 8'e düşürülmesi sebebiyle oluşan % 10 KDV farkı olan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın  iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında imzalanan 26/02/2016 tarihli davacı ... 'in alıcı, davalı .... A.Ş. 'nin satıcı olduğu ... Başakşehir Cadde Dükkanları İşyeri Yapım ve Satış Vaadi sözleşmesi ile;'' İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... mahallesinde kain tapuda ... ada, ... parsel de kayıtlı, ... Blok, ... numaralı Dükkanın satışı ve tesliminin öngörüldüğü, sözleşmenin taşınmazın satış bedeli ve ödeme şartları başlıklı 3. Maddesine göre; “Taşınmazın peşin satış bedelinin KDV dahil 1.490.000,00 TL. Olduğu, 01/11/2019 tarihli Protokol ve İbraname başlıklı belge uyarınca TEFE + TÜFE / 2 Farkı olarak davacı tarafından davalı satıcının banka hesabına 150.000,00 TL. Ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre taşınmazın satış bedelinin KDV dahil 1.640.000,00 TL. olduğu, satış bedelinin davacı tarafından davalı tarafa ödendiği ve taşınmazın 04/01/2018 teslim tutanağı ile davacıya teslim edildiği ve davacı adına 06/11/2019 tarihinde tapuda kayıt edildiği anlaşılmıştır.Dava konusu taşınmazın satışı için davalı .... A.Ş. Tarafından davacı ... adına 06.11.2019 tarih ve ... no.lu, ... Numaralı Dükkan için 1.518.518,52 TL. Birim fiyat, %8 KDV 121.481,48 TL. Olmak üzere Toplam: 1.640.000,00 TL. lik e-Arşiv faturası düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı ... tarafından muhatap ... A.Ş.'ye Bakırköy ....Noterliğinden gönderilen 23.12.2019 tarih ve ...yevmiye no.lu  ihtarname ile; ... Başakşehir proje olarak adlandırılan dükkanlar için 24.01.2016 tarihinde  düzenlenen ihale şartnamesine göre fiyatların %18 KDV dahil olarak belirtildiğini ve şartnamede ... Blok 169,49 m2 alanlı ... kat ... no olarak ilan edilen dükkanı %18 KDV dahil olarak 1.490.000,00 TL bedel ile satın alındığını, ödemede, herhangi bir vade farkı alınmayacağını muhatap firma tarafından taahhüt edilmesine karşın 150.000,00 TL. de TEFE/TÜFE farkı ilave olarak ödendiğini, %18 KDV dahil olarak belirlenen 1.490.000,00TL. Satış bedeli ile 150.000,00 TL. TEFE/TÜFE farkı ile birlikte toplam 1.640.000,00 TL. ödeme yapıldığını ancak düzenlenen faturada KDV.nın %8 olarak tanzim edildiğini, KDV indirimi gereği fazladan tahsil edilen %10 KDV indirimin iadesinin talep edilmiş olmasına rağmen iadesinin yapılmadığını, KDV oranının 31.03.2019 tarihine kadar yapılacak konutlar ve işyerleri için %18 den %8' e indirildiğini, sözleşmeye konu işyerinin 04.01.2018 tarihinde teslim edildiğinden aradaki %10 KDV farkının iadesinin bildirilen hesaba ödenmesinin ihtaren bildirildiği, ihtarnamenin davalı muhataba 24/12/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı alıcı tarafından davalı satıcına gönderilen ihtarnameye rağmen fazla tahsil edildiği belirtilen KDV alacağının iade edilmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhinde KDV alacağının tahsili talebiyle İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile 128.688,01 TL. Asıl alacak, 15.156,10 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam: 143.844,11 TL. Alacağın tahsili talebiyle 21/12/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine 143.844,11 TL. Üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, KDV oranının Bakanlar Kurulu Kararı ile % 18'den % 8'e düşürülmesi sebebiyle oluşan % 10'luk KDV farkının talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Türk vergi sistemi, katma değer vergisini mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür. Buna göre, alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken katma değer vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise kendisine ait satış bedeliyle birlikte katma değer vergisini alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, katma değer vergisini Devlet'e ödeyecek,  bu yönde bir aracılık yapacaktır. Eş söyleyişle, alıcının ödediği katma değer vergisini onun asıl sahibi durumundaki Devlet'e intikal ettirmekle yükümlü olan; kısaca bu verginin Devlet'e karşı yükümlüsü durumunda bulunan, satıcıdır. Alıcıya düşen, satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi  ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Alıcı, sözkonusu verginin yükümlüsü veya sorumlusu değildir. Başka bir ifadeyle katma değer vergisini Devlet'e ödenmek üzere satıcıya vermek alıcıya ait bir görev; bunu satış bedeliyle birlikte alıp, daha sonra Maliyeye yatırmak ise satıcıya ait bir yükümlülüktür (HGK, 13.10.2004 tarih, 2004/19-456 Esas-2004/531 Karar). İş yeri teslimlerinde uygulanacak KDV. Oranlarını belirleyen 08.05.2018 tarihinde yayınlanan 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile geçici 3. Maddeye “işyerleri(bina ve /veya bağımsız bölüm şeklinde olanlar) ibaresi eklenerek KDV oranı %18 olan işyerlerinin 30.10.2018 tarihine kadar tesliminde %8 oranı uygulanması hükme bağlanmış, 31.10.2018 tarih ve 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de bu süre 31.12.2018 tarihine kadar uzatılmış ve en nihayetinde 30.12.2018 tarih ve 535 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de süre 31.03.2019 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmıştır.Somut olayda, dava konusu taşınmazın satış bedelinin KDV dahil 1.490.000,00 TL. Olduğu, 01/11/2019 tarihli Protokol ve İbraname başlıklı belge uyarınca TEFE + TÜFE / 2 Farkı olarak davacı tarafından davalı satıcıya 150.000,00 TL. Daha ödeme yapıldığı, buna göre taşınmazın satış bedelinin KDV dahil 1.640.000,00 TL. olduğu, bedelin davacı tarafından, davalıya ödendiği, söz konusu bedele KDV'nin dahil olduğu, 08.05.2018 tarihinde yayınlanan 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı  ve Cumhurbaşkanı Kararı ile  ile  31.03.2019 tarihine kadar  işyeri teslimleri için KDV oranının %18'den %8'e düşürüldüğü, davalı satıcının davacı alıcıya iş yerini 04/01/2018 tarihli teslim tutanağı ile teslim etse de tapuda intikalin fatura tarihi olan 06/11/2019 tarihinde yapıldığı, indirimli %8 oranı üzerinden KDV dahil Toplam: 1.640.000,00 TL. lik 06.11.2019 tarihli faturayı düzenlediği, bu durumda mer’i mevzuat bakımından katma değer vergisinin Devlet'e intikalinde aracılık konumunda olan davalı satıcının davacı alıcıdan fazladan tahsil etmiş olduğu ve iş bu davaya konu olan KDV tutarını Maliyeye ödediğine dair dosyada herhangi bir delile rastlanılmamıştır. Hal böyle olunca, fazladan tahsil ettiği KDV tutarını uhdesinde tutan davalının bu yönden sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerekir.Taşınmazın satış değeri, %18 KDV dahil 1.640.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Satış sözleşmesi tarihi itibariyle KDV oranı %18 olmakla birlikte, fatura tarihi ve tapuda devir tarihi itibariyle  KDV oranının düşmüş olması nedeniyle, davalı tarafından keşide edilen faturada KDV'nin %8 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Ancak, davalının faturada KDV dahil satım bedelini 1.640.000,00 TL'ye çıkarabilmek için KDV'siz satış tutarını yükselttiği anlaşılmaktadır. Davalı, faturayı düzenlerken taşınmazın sözleşmede kararlaştırılmış olan KDV'siz tutarını aşmış ve değeri yüksek göstermiştir. Tacir olan davalı, bunun sonucuna kendisi katlanmak durumundadır.Bu durumda, yukarıda yer alan ve sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren KDV indirimine yönelik düzenleme gereğince, davalı tarafından, davacıdan satış tarihi itibari ile yürürlükte olan %18 oranı esas alınmak sureti ile tahsil edilen KDV ile  % 8 oranı esas alınmak sureti ile belirlenecek KDV arasındaki %10'luk farkın, davacıya iadesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4337 Esas - 2021/5697 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Takip tarihinden önce, davacı tarafından davalı muhataba Bakırköy ... Noterliğinden 23.12.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu  ihtarname gönderilmiş, ihtarname ile davalıya fazla tahsil edilen KDV'nin aynı gün ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı muhataba 24/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü, buna göre işlemiş faiz şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu tespitler doğrultusunda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK. 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın kabulü ile davalının ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla  devamına, kabul edilen alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi  yönünde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2022 tarih ve 2021/154 Esas -  2022/69 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1-Davanın KABULÜ ile, davalının ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile Takibin, takip talebindeki şartlarla aynen devamına, 2-Kabul edilen 143.844,11 TL. alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 9.825,99 TL nispi karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.737,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.088,71TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>4-Davacı tarafından yatırılan 1.737,28  TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.796,58 TL harcın  davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 75,3 TL posta/ tebligat ücreti olmak üzere toplam: 1.575,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yargılama sırasında yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 30.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 270,7 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec61d346d97451f4","SID":"8fadf6adc24f521e"}}