{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/798 Esas<br>KARAR NO: 2024/1259<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/03/2021<br>NUMARASI: 2017/689 Esas, 2021/247 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili, Başakşehir ilçesi Hoşdere mevkiinde bulunan ... ada, ... parselde kayıtlı gayrimenkuldeki ... hissesini davalı kooperatife satarak fiilen teslim ettiğini, ancak davalı kooperatifin tapu kaydını üzerine almadığını, davalı kooperatifin 15/02/2005 tarih ve ...sayılı kararı ile söz konusu gayrımenkulün 1996 yılından itibaren arsa ve diğer vergilerinin kooperatif tarafından ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen müvekkilinin, ilgili belediyeden gelen ihbar üzerine arsa vergilerinin ödenmediğini öğrendiğini ve hakkında icra takibi yapılması üzerine söz konusu gayrimenkule ait arsa ve diğer vergileri ilgili belediyeye ödemek zorunda kaldığını, bu bedellerin istenmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalı kooperatifin itirazı ile durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açılmadığını, satış vaadi sözleşmesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin devri davacının kusurlu davranışı sebebiyle gerçekleşmediğinden müvekkilinin mülkiyetten kaynaklı vergilerden sorumlu olmadığını, davacının bahsettiği yönetim kurulu kararının geçerli bir karar olmayıp herkesin rahatlıkla oluşturabileceği türden bir belge olduğunu, dolayısıyla bu belgenin müvekkilini yükümlülük altına sokamayacağını, 1163 sayılı Kanunun 60. maddesi uyarınca, kooperatifi temsile yetkili kılınan kimselerin imzalarını ancak kooperatifin unvanı altına koymak suretiyle kooperatifi bağlayacaklarının düzenlendiğini, kooperatifle ilgili kararlar yönetim kurulu tarafından salt çoğunlukla alındığından en az 2 imzanın bulunması gerekmesine rağmen söz konusu belgede tek imzanın bulunduğunu belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporu ile 15/02/2005 tarih ve 24 sayılı yazı üzerine yönetim kurulu başkanı ... ile ... adına atılan imzaların bu kişilere ait olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, Mahkemece adı geçenlerin imza örneklerinin alınmasına karar verilmesine ve usulünce yapılan tebligata rağmen incelemeye katılmamaları sebebiyle imzayı kabul etmiş sayıldığı, yapılan incelemede eski yönetici imzaları ile dosya içerisinde var olan kooperatif evraklarındaki imzaların çıplak gözle bakıldığında benzer olduğunun anlaşıldığı, davacı ve diğer hissedarlar ile davalı kooperatifin düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinde taşınmazı tapu nezdinde satın almadan evvel satmayı kabul ettiği ve bedelini ödediği arsaya ilişkin olarak 1996 tarihinden beri olan tüm arsa emlak vergilerinin davalı kooperatifçe ödeneceğinin kararlaştırılmadığı, davacı adına kayıtlı bu arsanın davalının kullanımında olduğu ve davalıya teslim edilmiş olduğu, davalının bundan doğan giderlerden de sorumlu olması gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın 10.663,30 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden değişik oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, icra inkar tazminatı ile fazlaya dair tüm tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında müvekkiline satmayı vadettiği taşınmazı tapuda devretmediğinin sabit ve çekişmesiz olduğunu, devretme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının taşınmazın emlak vergilerini müvekkilinden talep etmesinin yasal veya akdi dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporu ile de müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün olmadığının teyid edildiğini, 2005 yılında yönetici olan kişilerin mahkemenin davetine uymamasının, müvekkili aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu, halihazırda da bu kişilerin müvekkili kooperatifle hiçbir bağlarının bulunmadığını, hakimin çıplak gözle ve fotokopi üzerinden imza benzerliği tespiti yapmasının usule aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, taşınmaza ilişkin ödenen emlak vergisi bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, ödenen emlak vergisinin rücuen tahsiline dayalı 15.663,30 TL asıl alacak ve 1.942,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.605,98 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının dosya borcunun 5.611,68 TL'lik kısmından feragat ettiği ve akabinde yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.2'li bilirkişi heyeti tarafından sunulan 16/05/2017 havale tarihli raporda; davalı kooperatifin 2005-2006-2007-2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmaz ile ilgili Beşiktaş ... Noterliğinin 10/08/2001 tarih ... yevmiye no'lu Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalı kooperatife satış vaadi verilmiş olduğu, davalı tarafından davacıya 10/07/1996 tarihinde avans ödemesi kaydı ile 3.685,50 TL (yeni para ile) ödeme yapıldığı, 10/08/2001 tarihinde avans ödemesinin, satış vaadi alınması suretiyle kapatıldığı ve davacıya ilişkin başkaca bir hesap kaydının bulunmadığı, tapu kayıt bilgilerine göre söz konusu taşınmazını takip tarihi itibarı ile malikinin davacı ... olduğu, dosyada mübrez olan 15/02/2005 tarihli \"1996 yılından itibaren emlak vergilerinin davalı tarafından ödeneceğine\" ilişkin yazının yönetim kurulu karar defterinde bulunmadığı, karar defterinde takip eden sıra numarası ile uyumlu olmadığı, karar defterinde herhangi bir boş sayfanın bulunmadığı, söz konusu yazının altında kooperatif kaşesi ile birlikte 2 imzanın bulunduğu görülmüş ise de imzaların, 2005 yılında davalı kooperatifi temsile yetkili olan yönetim kurulu başkanı ... ve diğer 4 yönetim kurulu üyesinden hangisine ait olduğu yönünde ki tespitin uzmanlık alanları dışında kaldığı, 1996 yılı ve 2001-2002-2003-2004-2005 yıllarına ait genel kurul tutanaklarının yapılan incelemesinde, uyuşmazlığa konu ... ada .. parselin emlak vergisinin davalı tarafından ödeneceği yönünde bir karar alınmamış olduğu, takip konusu emlak vergilerine ilişkin ödemelerin, davaya konu taşınmaz için ödenip ödenmediğinin tahsilat makbuzlarından anlaşılamadığı, davacının ... paydaş numarası ile hangi taşınmaza ait emlak vergisini ödediğinin belli olmadığı, davacı tarafından 450 ada 1 parsele ilişkin emlak vergilerinin ödenmiş olduğu yönünde somut bir tespite varılamadığı bildirilmiştir. 3'lü bilirkişi heyeti (önceki heyete 1 kişi eklenmek suretiyle oluşturulan) tarafından sunulan 15/11/2019 tarihli raporda; davacı ve diğer tapu hissedarları ile davalı kooperatif arasında davaya konu arsaya yönelik Beşiktaş .... Noterliğinin 10/08/2001 tarih ... yevmiye no'su ile düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, ancak .. ada ... parselde kayıtlı bu taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olmadığı, söz konusu taşınmazın ...,... ve ...adına kayıtlı iken ölüm ile mirasçılarına intikal ettiği, davacının diğer mirasçılarla birlikte elbirliği ile malik olduğu, davacının, taşınmazın ... pay karşılığı 141,33 m2'lik kısmı üzerinde payı bulunduğu,1163 sayılı Kanununun 60. maddesi ve ana sözleşmenin 44. maddesinde, davalı kooperatif tüzel kişiliğinin 3. kişiler nezdindeki temsil ve ilzamı, yönetim kurulu üyelerinden en az 2 kişinin \"çift imza ile\" birlikte kooperatif kaşesi veya kooperatif ünvanı altına atacakları imzası ile temsil edileceği ve bu şekilde tanzim edilecek evrakların kooperatif tüzel kişiliğini bağlayacağı ve tüzel kişiliğin de ancak bu şekilde sorumlu tutulabileceği, davanın dayanağı olarak gösterilen 15/02/2005 tarihli ve 24 sayılı yazının, bahsi geçen düzenlemeye aykırı olarak tanzim edildiği, ibraz edilen belgede kooperatif tüzel kişiliğinin ünvanının yazılı olmadığı, sadece \"yönetim kurulu\" ibaresinin altına okunamayan silik bir kaşe üzerine imza atılmak suretiyle tanzim edilmiş olduğu, yazı üzerindeki imzalarla, davalı kooperatifin 06/07/2004 tarihli imza sirküsünde yer alan yetkili yönetim kurulu üyesi imzalarının birlikte karşılaştırılması sonucu çıplak gözle yapılan incelemede yönetim kurulu başkanı ... ile ... yerine atıldığı düşünülen imzaların bu kişilere ait imzalar olmadığı yönünde kanaate ulaşıldı ise de, bu husustaki asıl incelemenin garafoloji uzmanı bilirkişi tarafından yapılması gerektiği, davacı ve diğer hissedarlar ile davalı kooperatif arasında noterde tanzim edilen düzenleme şeklindeki taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinde, davalı kooperatifin taşınmazı tapu nezdinde satın almadan evvel satın almayı kabul ettiği ve bedelini ödediği arsaya ilişkin olarak 1996 yılından beri olan tüm arsa emlak vergilerinin davalı kooperatif tarafından ödeneceği hususunda bir ibare kararlaştırılmadiğı gibi aksine satış vaadi sözleşmesinde ancak tapu ferağ takriri esnasında ödenecek her türlü vergi, resim ve harçların satış vaadini kabul eden davalı kooperatife ait olacağının düzenlenmiş olması karşısında, halen davacı adına kayıtlı bulunan 450 ada 1 parseldeki arsa sebebiyle davacının belediyeye ödediği arsa emlak vergilerini davalı kooperatiften rücuan kendisine ödenmesini isteyemeyeceği bildirilmiştir. Somut olayda, davacı ve dava dışı diğer hissedarlar ile davalı kooperatif arasında Beşiktaş ... Noterliğince 10/08/2001 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde tanzim edilen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Sözleşmenin konusunu teşkil eden ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz davacı ve diğer hissedarlar adına kayıtlı olup taşınmazın ... pay karşılığı 141,33 m2'lik kısmının davacı adına kayıtlı olduğu, davalı kooperatif adına bir hisse kaydının bulunmadığı anlaşılmakla emlak vergilerinin ödenmesi bakımından belediyeye karşı muhatabın taşınmazın maliki olan davacı olduğu muhakkak olup davacı tarafından taşınmaza ilişkin ödendiği tespit edilen 10.663,30 TL'nin davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekir. Söz konusu taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin konusunu İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Hoşdere mevkiinde bulunan ... ada, ... parselde kayıtlı (4-5 pafta, ... parsel) taşınmaz oluşturmaktadır. Tapu maliki olan davacı ile birlikte diğer hissedarların söz konusu taşınmazı 140.960.000.000 TL bedelle (20.000.000 TL x 7048 m2) davalıya satmayı vaat ve taahhüt ettiği, karşılığında belirlenen bedeli nakden ve tamamen aldığı, taşınmazın ferağ takririnin kanuni formaliteler biter bitmez verileceği, tapu ferağ takriri esnasında ödenecek her türlü vergi, resim ve harçların satış vaadini kabul eden davalı kooperatife ait olacağı sözleşmede belirtilmiştir.Davacı, davalı kooperatifin 15/02/2005 tarihli ve 24 sayılı kararı ile, taşınmazın arsa vergilerinin 1996 yılından itibaren davalı tarafından ödeneceğine yönelik karar alındığını ileri sürerek işbu belgeyi dosyaya sunmuştur. Söz konusu belge \"yönetim kurulu\" ibaresinin altına tam olarak okunamayan silik bir kaşe üzerine 2 adet imza atılmak suretiyle tanzim edilmiştir. Dayanılan bu belgenin tanzim tarihi itibariyle davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanının ... ve yönetim kurulu üyelerinin ise ... (2. başkan), ..., ... ve ...'nın olduğu anlaşılmıştır. Yönetim kurulu başkanı ...'ın asıl imzası yanına yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin birlik kaşesi altına atacacakları müşterek imzaları ile (en az 2 imza ile) birliği temsil ve ilzam edeceği kararlaştırılmış olup 1163 sayılı Kanunun 60. maddesinde de, kooperatifi temsile yetkili kılınan kimselerin imzalarını, ancak kooperatifin unvanı altına koymak suretiyle kooperatifi bağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle Mahkemece sadece ... ve ...'nın imza örneklerinin alınmasına karar verilerek akabinde tebligata rağmen adı geçenlerin gelmemelerine hukuki sonuç bağlanması yerinde değildir. Somut olayda, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davalı tarafından davacıya 10/07/1996 tarihinde avans ödemesi kaydı ile 3.685,50 TL (yeni para ile) ödeme yapıldığı, 10/08/2001 tarihinde ise avans ödemesinin satış vaadi alınması suretiyle kapatıldığının tespit edildiği, satış vaadi sözleşmesinde ise davalıya satılması vaat ve taahhüt edilen taşınmazın bedelinin nakden ve tamamen alındığının yazılı olduğu ve özellikle davalı yapı kooperatifi birliğinin 02/04/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda, satış vaadi sözleşmesinin konusunu oluşturan 450 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin davalı birliğe ait olduğunun belirtildiği anlaşılmakla taşınmaz üzerinde davalının hissesi bulunmasa da artık taşınmazın emlak vergilerinden davalının sorumlu olması gerektiğini ve bu nedenle de davacının, ödediği bedeli davalıdan isteyebileceğini kabul etmek gerekir. Bu anlamda davacının dayandığı davalı kooperatif tarafından alındığı belirtilen 15/02/2005 tarihli ve 24 sayılı kararın var olup olmadığının araştırılmasına da gerek yoktur. Bu yönleriyle Mahkemenin kabulü ve gerekçesi isabetli olup davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/689 Esas, 2021/247 Karar ve 03/03/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 182,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 245,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b498465a7e56d69a","SID":"656b1ba98312e0c0"}}