{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1450 <br>KARAR NO\t: 2024/1639<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/112 E.  -  2021/429 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/12/2021 tarih ve 2020/112 E. - 2021/429 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış \"...\" ve \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirkete ait 2018/120094 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının TÜRKPATENT YİDK’nın 2020-M-1212 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış marka haline geldiğini, “...” ibareli markalar ile davalı tarafından tescil ettirilmek istenen “...” markasındaki “...” ibaresinin benzer olduklarını, “...” sözcüğünün tanımlayıcı bir anlamı bulunduğunu ve “çikolata” anlamına geldiğini, bu nedenle bütünsel ayırt ediciliğe bir katkısının da bulunmadığını, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, “...” sözcüğünün “...” olarak telaffuz edileceğini, markalar kapsamındaki malların ilgili tüketicilerinin dikkat düzeyi düşük kimseler olduklarını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 2020-M-1212 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının bütün olarak “...” şeklinde olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, \"...\" ibaresinin, müvekkilin markasına benzememekle birlikte, davacının tekel altına alabileceği bir ibare de olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, “...” kelimesinin dilimizde “kabarık - şiş” anlamına geldiği, özellikle hamur işi olarak tabir edilen kek, börek, pasta gibi ürünlerde \"... \" ibaresinin kabarık, içi boş, yumuşak nitelikte başka bir ifadeyle, pufun şekilsel özellikleri ile yaratılan benzeşme ile oluşturulmuş bir sıfat olarak da halk arasında yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğu; dava konusu marka bütün olarak incelendiğinde “...” ya da “...” ibaresini herhangi bir şekilde içermediği, dava konusu marka “...” şeklinde dokuz harften meydana gelmekte olup, tüketici nezdindeki telaffuzu da “...” şeklinde olacağı, kelimenin ilk beş harfini oluşturan “...” ibaresinin, gıda sektöründe, özellike çikolata içerikli ürünlerde “...” kelimesi için kullanılan bir kısaltma olduğu bilinmekle birlikte bu durum anılan ibarenin tek başına ayırt ediciliğini zayıflatan bir sonuç ortaya koymakta ise de dava konusu marka bir bütün olup, taraf markaları arasındaki benzerlik değerlendirmesinin de bu bütün üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiği; bu çerçevede dava konusu markanın bütün olarak gerek harf dizilimi, gerek harf sayısı, gerek başlangıç sesi, gerekse de bütünsel olarak bıraktığı algı itibariyle davacı yana ait “...” veya “...” markalarından derhal ve somut olarak farklılaştığı, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde, davacı markalarından farklı bir marka olduğu algısı edineceği gibi bu algı içerisinde de herhangi bir şekilde “...” ya da “...” ibarelerini zihninde çağrıştıracak sonuçlar edinmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, sınıfsal benzerliğin göz ardı edildiğini, dava konusu marka birleşik yazılsa da tüketiciler tarafından iki parçalı olarak görüleceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığının belirtildiğini, mahkemece, tanınmış markalarda iltibas ihtimalinin yüksek olduğunun dikkate alınmadığını, markaların tescilli olduğu emtia bakımından tüketicilerin özeninin düşük olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının dava konusu başvuru içinde yer almadığı, \"p ve f\" harfi ortaklığının başvurunun davacı markalarını çağrıştırmasına neden olmadığı, davalı şirket markasının bir bütün olarak okunup algılandığı, taraf markaları görsel olarak farklı olup, aralarında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2022 tarih ve 2021/4591 E.- 2022/8481 K. sayılı kararında \"...\" ibaresinin, 01.10.2014 tarih ve 2014/7543-14995 K. sayılı kararında \"...\" ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/11/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91c0f57c589bd992","SID":"a0f1d6b74893a1cc"}}