{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1447 <br>KARAR NO\t: 2024/1638<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/150 E.  -  2022/81 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2022 tarih ve 2020/150 Esas - 2022/81 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile davalı ...  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2018/116467 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa  müvekkilinin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta pek çok yargı kararı bulunduğunu, müvekkilinin yatırımları ile yüksek bir bilinirlik kazandığını, davalının müvekkilinin marka imajından haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, dava konusu markalarım aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, ortalama gıda tüketicisinin iş bu dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını benzer olarak algılayacağını, tüketicilerin davalı markasında öncelikle algılayacağı unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markaları arasına sızacağını, \"...\" ibaresinin hiçbir değişikliğe uğramadan marka içerisinde kullanıldığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-4101 sayılı kararının iptaline ve 2018/116467 sayılı markanın 30. ve 32. sınıfın tamamı, 35. sınıftaki 29, 30 ve 32. sınıflarla ilgili olan mal/hizmetler ile 43. sınıfta yer alan “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” emtiaları/hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, taraf markalarının karıştırılma olasılığının bulunmadığını, başvuruda “...” ibaresinin markanın tek asli unsuru olmadığını, \"...\" kelimesinin sözlük anlamı olarak \"uygun, yerinde, zinde, formda, sağlıklı\" anlamlarına geldiğini, markanın faaliyet kolunun tekstil olduğunu ve müvekkilinin özellikle spor giyim üzerine çalıştığı da dikkate alındığında tüketicide sağlıklı düşük kalorili yiyecekten ziyade bilhassa zihinde formda bir dış görünüm sunan giyim ürününün canlandığını, müvekkilinin gıda sektöründe herhangi bir mal ve hizmet üretimi faaliyetinde bulunmadığını, müvekkil ile davacı aynı faaliyet kolunda olsa dahi, açıklanan farklılıklar sebebiyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markasının da “...” ibaresi ile bittiği, bu kısmın taraf markalarında öne çıktığı, bu ibarenin önüne eklenen “...” ve  sonuna eklenen ''...'' ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde markaya ayırt edicilik katmadığı, işaretlerin bu derece benzer olması nedeniyle işletmesel bağlantırılma ihtimalinin de mevcut olduğu, bu durumun ise, markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarih ve 2015/6137 E.- 2015/13716 K. sayılı kararında \"...\" ile “...” markalarının benzer bulunduğu, iltibas tehlikesinin bulunması ve emtia listelerinin aynı/benzer olması halinde SMK'nın 6. maddesinin (5) ve (9) numaralı fıkralarının tartışma alanı bulamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2020-M-4101 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2018/116467 sayılı \"... ... + şekil\" ibareli markanın 30 ve 32. sınıfın tamamı, 35. sınıfın 29, 30 ve 32. alt sınıfları ve 43. sınıfta yer alan \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları ayırt edebileceğini, başvurunun imajının farklı olduğunu, markaların tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarında farklılaştığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, taraf markaları arasında iltibas ortaya çıkmayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şahıs vekili, ek raporda itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece yeniden rapor aldırılmadığını, markaların benzer olmadığının ilk bakışta anlaşıldığını, müvekkili markasının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin markaların farklılaşmasını sağladığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şahsın 2018/116467 sayılı ve \"... ...\" ibaresinin, 09, 14, 16, 18, 22, 24, 28, 30, 32, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak iltibas gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'nın 11.05.2020 tarih ve 2020-M-4101 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya tebliğinden sonra davanın iki aylık yasal süre içinde 03.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan 29, 30, 32, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olup, bu davalıların istinaf sebepleri gözetildiğinde, taraflar arasında uyuşmazlık, taraf markaları arasında ilgili sınıflar yönünden iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.  <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru \"... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E. - 2022/6319 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi, sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına gelmekte olup, gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliği düşük bulunmaktadır. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği düşük ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar tutulmalıdır. Diğer bir deyişle, ayırt ediciliği zayıf ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Buna göre, dava konusu başvuruda, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin öne çıkartılmadığı, markanın tertip tarzı itibariyle bir bütün olarak \"...\" şeklinde algılanacağı, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiş, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır. <br>Taraf markalarını oluşturan işaretler benzer bulunmadığından, Dairemizce, emtia benzerliği incelemesine gerek görülmemiştir.   <br>Her ne kadar ilk derece mahkemesince, 11. Hukuk Dairesinin bir kısım kararlarına atıf yapılarak taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu değerlendirilmiş ise de yukarıda değinilen Yüksek Daire kararında açıklandığı biçimde, önceki kararlardan farklı olarak \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edildiğinden ve sonraki Özel Daire kararlarında da aynı görüşe yer verildiğinden, ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. <br>\tBu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/03/2022 gün ve 2020/150 Esas - 2022/81 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın  REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 3,00 TL tebligat ve posta masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 223,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı 220,70 TL olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"711bed2d63c747c2","SID":"29d96334d319ef5f"}}