{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1396 <br>KARAR NO\t: 2024/1646<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/81 E.  -  2021/407 K.<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2019/81 E. - 2021/407 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilin “...” ibareli ve esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markaları ciddi şekilde kullandığını ve markalara ayırt edicilik kazandırdığını, bu markaları mesnet göstererek, davalının davalı ... nezdindeki 2017/65406 sayılı ve \"...- ...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa   başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak için kötü niyetli olarak yapıldığını, “...” ibaresinin dilimizde “yağ” anlamına geldiğini, markaya ayırt edicilik katmadığını, dolayısıyla dava konusu markadaki esas unsurun “...” kelimesi olduğunu, “...” kelimesinin markaya bir ayırt edicilik sağlamadığını, dava konusu markada vurgulanmak istenilen ibarenin “...” sözcüğü olduğunu, dava konusu markanın bütün haliyle “... yağ” anlamına gelip markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını¸ emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini ileri sürerek, itirazın reddine dair 2018-M-11437 sayılı YİDK kararınnı iptali ile 2017/65406 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, müvekkili markasında “...-İ” ibaresinin yer aldığını, “...” kelimesinin tek başına ayırt ediciliğinin çok zayıf olduğunu, müvekkili markasının davacının markalarından biri gibi algılanmayacağını, \"...-İ\" ibaresinin halk arasında kullanılan bir ifade olmadığını, davacı markalarının da tanınmışlık vasfı taşımadığını savunarak, davanın reddine istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davalının \"...-İ ...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,“...” ibaresinin kendisinden sonra gelen kelimeye yalınlık, saflık, doğallık anlamları kattığı, “...” ibaresinin sahip olduğu anlam itibariyle en yaygın olarak kullanıldığı sektörlerin başında gıda sektörünün geldiği, sektörel anlamda kullanımı yaygın olan kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği, dava konusu markanın tek başına “...” ibaresinden değil  “...-İ ...” şeklinde bir tamlama olarak oluşturulduğu, tüketicinin markayı bir bütün halinde tamlama şeklinde algılayacağı, tüketicinin anlamını bilmesi beklenemeyecek bir kelime olan “...” ibaresine, “...” sözcüğüne nazaran çok daha yüksek bir markasal ayırt edicilik yükleyeceği ve markanın bütününde de “...” ibaresini, anılan kelimenin  bir özelliğini tanımlayan bir anlam yükleyeceği; gerek dava konusu markanın “...-İ ...” şeklinde bir bütün olması, markadaki ön sesin “...” ibaresi olarak tüketici açısından ayırt ediciliği yüksek bir sözcük şeklinde algılanması, gerek sair görsel unsurlar bakımından taraf markalarının birbirlerine yakınlaşmamış olmaları, gerekse de “...” ibaresinin gıda sektöründeki kullanım biçimi itibariyle 29. sınıf mallar ile 29. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri açısından, taraf markaları ortak emtiaları kapsamakta iseler de “...” ibaresinin ticaret hayatında yine genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacağı, tüketici kitlesinin markaların bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden farklı iki ayrı marka olarak algılanacakları, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan delillerden, davacı yanın “...” markalarının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli seri markalarını yıllardır yoğun şekilde kullandığını, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya çalıştığını, müvekkilinin \"...\" ibaresi üzerinde tescil ve koruma bakımından öncelik hakkı sahibi olduğunu, \"...\" ibaresinin \"yağ\" anlamına gelip, başvuruya ayırt edicilik katmadığını, markaların aynı mal ve hizmetlerde kullanıldığını, başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkartıldığını, bu ibarenin bir şeyi nitelemediği hali ile tanımlayıcılığının bulunmadığını, ibarenin yoğun kullanım sonucu müvekkilini işaret ettiğini, benzer başvuruların reddedildiğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, bu ibarenin gıda sektöründe de yaygın olarak kullanılan ve ayırt ediciliği düşük bir kelime olduğu, dolayısıyla salt bu kelimenin ortaklığından iltibasa sebebiyet vermeyeceği, nitekim dava konusu başvuruda, tüketiciler tarafından anlamının bilinmesi beklenemeyecek ve bu nedenle daha yüksek ayırt ediciliğe sahip \"...\" ibaresinin bulunduğu, marka kompozisyonunda \"...\" ibaresinin öne de çıkartılmadığı, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan, davacı markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunamadığı, mahkemece yerinde bulunan YİDK kararında belirtildiği gibi kötü niyete ilişkin somut delil ileri sürülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/11/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78643f407c242a07","SID":"468182237b6eddf9"}}