{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: ... Esas - ... <br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH  : <br>Konya . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.05.2012 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi olmakla, davanın mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yapılıp bitirilen açık yargılaması sonucunda:<br>HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili 22.09.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... davalı ... A.Ş'.den alacaklı olduğunu, davalının ticari merkezinin Türkiye'de Konya'da bulunan bir kurum olup, geçmişte Avurapa'da ve özellikle de Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli vatandaşları yatırım yapmaya yönlendirdiğini, çoğunlukla bu tür sermaye yatırımları hakkında hiçbir tecrübesi olmayan yatırımcıların, iştirak senetlerinin yüksek miktarlarda rant getireceği vaadiyle kandırıldığını, davalının, hissedarlarıyla hisse senedi devir ve kabul sözleşmelerini imzalarken, hisse senetlerini devreden davalının münferit elemanları vasıtasıyla, hissedarlara kesinlikle yılda %15 ile %25 arasında rant ödeneceği sözünü verdiğini, müvekkilinin bunun üzerine davalı nezdinde sermaye yatırımına iştirak etmeye karar vererek davalıya nakit olarak 29.735 DM karşılığı 15.203 Euro tutarındaki miktarı ödediğini, bilinçli olarak yapılan yanıltıcı beyanlar neticesinde davacıları zarara uğradığını, zira kendisine verilen bilgiler doğrultusunda vaat edilen hiçbir şeyin ellerine geçmediğini belirterek davalı ... A.Ş'nin müvekkiline şimdilik 15.203,26 Euro ana para ve 02.05.2000 tarihinden itibaren işleyecek faizi ödemeye mahkumiyetine, fazlaya ilişkin haklarının mahfuz tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. (Eski Ünvanı: ... A.Ş.) vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 31.10.2011 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Tacir olan müvekkili şirkete karşı ikame edilecek davaların Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin gerektiğini,  bu nedenle görevi mahkemede açılmadığından işbu davada iş bölümü itirazında bulunduğunu, Davacının iddia ettiğinin aksine taraflar arasında, davacıyı borç altına sokacak  herhangi bir hukuki işlemin bulunmadığını, davacının tüm iddialarının geçerli bir yazılı belgeye/delile dayanmayan soyut ve gerçeğe aykırı iddiaları olduğunu, davacının hisse senetleri karşılığında para talep etmesinin ne kadar kanuna aykırı ise kâr payı alamadığı iddiasının da yersiz ve gerçeğe aykırı olduğunu,  15.203,26 Euro'nun davalılardan aynen tahsiline yönelik talebi ile faiz talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, zira, davacı ile davalılar arasında, yabancı paranın aynen ödeneceği konusunda yapılmış bir anlaşmanın mevcut olmadığı gibi davacının faiz talep etmesinin de mümkün olmadığından bahisle; Davalı aleyhinde ikame edilen davaya öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, Mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ise esastan, hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.<br>Davacının UYAP Mernis ve Takbis kayıtları çıkartılmış ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosyamız arasına alınmıştır.<br>Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre; ... A.Ş.'nin ünvanının ... A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği görülmüştür.<br>Davanın açılmasından sonra, 07/12/2019 gün ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile \"25/03/1987 tarihli ve 3332 s. Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği ancak 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı iptal kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.<br>Dava; Taraflar arasında geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve verilen paranın istirdadını sağlamaya yönelik alacak davasıdır. <br>Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının; davalı şirketten alacaklı olduğundan bahisle;  Şimdilik 15.203,26 Euro ana para ve 02.05.2000 tarihinden itibaren işleyecek faizi ödemeye mahkumiyetine, fazlaya ilişkin haklarının mahfuz tutulmasına karar verilmesini talep  ettiği, davalının davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>Benzer davalara ilişkin olarak Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin  24/06/2024 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı ile;\"....1.Temyiz sebeplerinin incelenmesinden önce eldeki dosya ve aynı mahiyetteki davaların sebeplerinden ve yıllar içinde yaşanan yasal ve yargısal süreçlerden bahsetmek gerekmektedir. 1990’lı yıllarda özellikle yurt dışında yerleşik ve faizden imtina eden küçük yatırımcıların yoğun teveccühüyle, yüksek kâr vaat eden davalı şirket ve benzeri holdinglere ciddi bir sermaye akışı olmuştur. Ne var ki bir takım  nedenlerden dolayı yeni para girişinin sekteye uğramasıyla birlikte bu tür şirketler kâr payı dağıtamaz duruma gelmiştir. Bunun üzerine hissedar niteliğindeki yatırımcılar gerek Türkiye’de gerekse sair ülkelerde davalı şirket ile benzer şirketler ve holdingler aleyhine açtıkları davalarla ödedikleri paranın geri verilmesini talep etmişlerdir. Bu davalar yerel mahkemelerde hükme bağlandıktan sonra temyiz denetimi için Dairemize intikal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin, ... ( B. No:... , 14/12/2023) kararında kısmen değindiği “çelişkili yargı kararları” ise aşağıdaki sebeplerle meydana gelmiştir. 2.Davaların ilk açıldıkları ve şirketlere paraların yatırıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince şirkete sermaye olarak verilen paralar geri istenemeyeceği gerekçesiyle davalar retle sonuçlanıyordu. Ancak yabancı ülkelerde mukim yatırımcıların, bulundukları ülke mahkemelerinde açtıkları davalarda tahsil hükmü almaları ve bu hükümlerin tanıma ve tenfiz yoluyla ülkemizde uygulanmasıyla birlikte yerli yatırımcıyla yabancı ülkelerdeki yatırımcı arasında ciddi eşitsizlik meydana gelmekteydi. Dairemiz ise, gerek bu adaletsizliğe son vermek gerekse şirket yetkililerinin izinsiz sermaye toplamak ve dolandırıcılık suçlarından mahkum olmalarını dikkate alarak “para verenlerle şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığını ve bu nedenle iradesi fesada uğratılan yatırımcıların haksız fiil hükümleri çerçevesinde paralarını geri alabileceklerine dair” uygulamayı benimseme yoluna gitmişti. Bu arada benzer mahiyetteki birçok holding benzer mahiyette seri davalara muhatap olmuş, para yatıranların paralarını geri istemeleri ve bu yöndeki mahkeme kararlarının infazı neticesinde bu şirketlerin tamamen battıkları gözlemlenmiştir. Dava açmakta erken davrananlar, paralarını tamamen tahsil ederken, bilahare dava açanlar, haczi kabil mal bulamadıklarından hiçbir şey elde edememe gibi bir sonuçla karşılaşmışlardır.3.Neticede, tüm bu karmaşanın ortasında, halen faal olan şirketlerin yaşatılması ve gerek ortaklarının, gerekse bu şirketlere bağlı işletme ve fabrikalarda istihdam edilen iş gücünün mağduriyetlerinin önüne geçilmesi maksadıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi duruma el koyarak, hukuken meşru bir zemine çektiği şirketlere karşı açılan davalarla ilgili yürürlüğe koyduğu 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesi ile sermaye koyan tüm ilgilileri ortak kabul eden anlayışı benimsemiştir. Şüphesiz bu yasal düzenleme bir tasfiye düzenlemesiydi. Tasfiye düzenlemeleri, tabiatı gereği ideal çözüm getiremezler. Bir şekilde meydana gelmiş vakıayı, en az hasarla atlatmayı, kanayan yarayı durdurup ihtilafları en aza indirgemeyi amaçlar. Anayasa Mahkemesi 12.09.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18.05.2023 tarihli ve ... E. ... K. sayılı iptal kararı ile gerek bu düzenlemeye ilişkin iptal başvurusunu kabul ederken gerekse bireysel başvuru kapsamında mülkiyet hakkının ihlaline karar verirken menfaat dengesinin yeterince gözetilmediğini, düzenlemenin küçük yatırımcının aleyhine sonuçlar doğurduğu tespitinden hareketle iptal ve ihlal kararları vermiştir. 4.Hakimler ve dolayısıyla mahkemeler, laboratuvar ortamında hukukçuluk yapma lüksüne sahip değildir. Verecekleri kararların sahaya yansımasını, ekonomik ve sosyal sonuçlarını da hesaba katarak hareket etmelidirler. Daha da önemlisi hüküm şeklinde tezahür eden çözümleriyle mütakip uyuşmazlıkları çoğaltmayı değil en aza indirgemeyi amaçlamalıdırlar. Aksi halde somut örnekte görüldüğü üzere, bazen kaş yapayım derken göz çıkarma sonucuyla karşı karşıya kalınması mukadder hale gelebilmektedir. Ortada “menfaat dengesizliğinden” söz edebilmek için içeride hakim ortakların, dışarıda ise küçük yatırımcıların bulunduğu bir vasatın bulunması gerekir. Birbirleriyle benzer konumdaki binlerce küçük yatırımcıdan müteşekkil çok ortaklı bir şirkette “dileyen parasını geri çekebilir” mealindeki bir anlayışın, davalı şirketin de yok olan emsal şirketler gibi hayatiyetini devam ettirmesine imkan ve ihtimal bırakmayacağının idraki gerekirdi. Başvuran birkaç kişinin ferilere ilişkin mülkiyet haklarını koruyalım derken sair binlerce ortağın mülkiyet hakkının buharlaşmasına vesile olmak hukukun amaçladığı sonuçlardan biri olamaz. Kaldı ki hali hazırda sermaye koyma makbuzunu ibraz eden herkese değeri oranında hisse senedi verildiği ve şirketin borsaya kote olması hasebiyle ortak kalmak istemeyen kişilerin dilediği anda rayiç değer üzerinden hisselerini satarak nakde dönüştürebildiği bir ortamda hangi mülkiyet hakkının ihlal edildiği anlaşılamamıştır. 5.Bu iptal kararının ardından hukuken gerçekleşecek olan şey, 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin devreye girecek olmasıdır. Paraların yatırıldığı tarih ile davaların açıldığı tarihler nazara alındığında, somut vakıada gözlemlendiği üzere davalı tarafın zamanaşımı defi ile karşılaşan küçük yatırımcıların bu kez mülkiyet hakkının ihlali değil yatırdıkları paraların tamamen buharlaşması mevzu bahis olacaktır. Bunun başlıca müsebbibinin, özel hukuk alanının diğer kurum ve düzenlemelerinden bihaber anlayışın olacağı izahtan varestedir. 6.Açıklanan gerekçeler doğrultusunda somut temyiz sebeplerinin incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında zamanaşımına ilişkin hangi sürenin karara esas alındığı açıkça belirtilmişse de Dairemizin bu husustaki müstakar kararlarında belirtildiği üzere davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca  5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.\" şeklinde kabul edilmiştir. (Benzer şekilde Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin  24.06.2024 tarih ve ... Es. ... Kar. sayılı ilamı, Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 08.07.2024 tarih ve  ... Es. ... Kar. sayılı ilamı)<br>Dosya içerisinde bulunan belge ve davalı tarafından SPK'ya sunulan CD kayıtlarından davacının davalı şirkete en son 28.05.1998 tarihinde para yatırıldığı, davacı tarafından 22.09.2011 tarihinde dava açıldığı, Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararları ve istikrar kazanmış uygulamaları kapsamından davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca  5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı yararına karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince nispi vekalet ücreti takdirine (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 558,40 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça dava başında fazladan yatırıldığı anlaşılan 130,80 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA, <br>5-Davalı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan  30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,<br>6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE, <br>Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/10/2024<br><br>Başkan \t\tÜye \t\tÜye \t\tKatip <br><br> * Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.    <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0603fe7162aa1a4","SID":"f16c13e2cd9c77b5"}}