{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t\t: Alacak<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/09/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 30/09/2024<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ...Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA:  Davacı vekili, taraflar arasında \"Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması\" imzalandığını, işbu davanın ikame edildiği tarih itibarıyla müvekkilinin üreterek dağıtım sistemine verdiği her kWh elektrik enerjisine karşılık 5,6882 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, dağıtım hizmeti alan elektrik üreticileri arasında sistem kullanım/dağıtım bedelleri bakımından \"üretici\" ve \"lisanssız üretici\" şeklinde bir ayrım yapıldığını, bu bağlamda müvekkilinden 5,6882 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken aynı hizmeti alan diğer üreticilerden sadece 2,7220 kuruş alındığını, 2016 yılı sonuna kadar üreticiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, buna göre, lisanslı-lisanssız ayrımı yapılmaksızın tüm üreticilerden aynı bedel alınmış olup, bu bedelin (1 Ekim - 31 Aralık 2016 dönemi için) 0,7596 kuruş olduğunu, ancak 1 Ocak 2017 itibarıyla üreticiler arasında ayrıma gidilerek lisanssız üreticilerden daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığını, buna göre tamamen aynı hizmeti alan ve aralarında herhangi bir ayrım yapılmasına hukuken imkan olmadığı halde müvekkilinden ürettiği her bir kWh elektrik enerjisi başına 2 katı oranında artırım yapılmak suretiyle sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, bu yöntemle müvekkilinden haksız yere fazladan tahsil edilen tutarın 400.000,00 TL'nin üzerinde olduğu kanaatinde olduklarını, dava konusu tahsilatın, Elektrik Piyasası Kanunu'na aykırı olduğunu, müvekkiline keyfi ve rekabete aykırı muamele yapılmasına gerekçe olacak herhangi bir teknik sebep bulunmadığını, davalı dağıtım şirketinin, tekel olup, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem <br>koşullarını ihtiva ettiğini, uyuşmazlık konusu bedelin fazladan tahsilinin  açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, genel tarife üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürerek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek alacak tutarına göre  taleplerini artırmak üzere müvekkilinden işbu dava tarihine kadar fazladan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedelleri yanında bunlara işletilen KDV'lerle birlikte oluşan toplam tutar için şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, alacağa konu bedellere, her bir faturada fazla ödenen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek bankalarca mevduata uygulanan azami faiz veya her halükarda en yüksek ticari faiz / değişen oranda avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, davaya bakmakla idari yargının görevli olduğunu, davanın EPDK'ya yönlendirilmesi gerektiğini, görevli tedarik şirketleri tarafından yapılan iş ve işlemlere karşı 3 iş günü içerisinde itiraz edilebileceğini, davacının doğrudan dava açmasının mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, talebin açık bir şekilde gösterilmediğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve davanın süresinde açılmadığını, davacının lisanssız GES'e yatırım yapmayı lisanslı / lisanssız ayrımını avantajlı dezavantajlı yönlerini bilerek basiretli bir tacir olarak tercih ettiğini ve kendi tercih ettiği statü üzerinden hukuk güvenliği ve hukuki öngörülebilirlik içinde EPDK tarafından bir idari işlem olarak belirlenen tarife ile fiyatlandırıldığını, müvekkili şirketin hukuka aykırı bir işleminin bulunmadığını, işlemlerini EPDK kararlarına göre gerçekleştirdiğini, dava öncesinde temerrüdün de söz konusu olmadığını, davacının gecikme zammı talebi ve ödeme tarihinden itibaren talepte bulunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ''... Her ne kadar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde yargı yolunun İdare Mahkemeleri olduğu yönüyle yargı yolunun caiz olmadığı ve dolayısıyla Mahkememizin görevsiz olduğu ve yine sistem kullanım/dağıtım bedellerinin EPDK tarifesi gereğince tahsil edilmesi sebebiyle husumetin EPDK'ya yöneltilmesi gerektiğinden bahisle pasif husumet dava şartı yönüyle itirazda bulunulmuş ise de yukarıda detayı verilen T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 18/11/2021 Tarih ve 2021/1863 Esas-2021/1723 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında adli yargı yolunun caiz olduğu, Mahkememizin görevli olduğu ve yine sistem dağıtım/kullanım bedellerinin davalı tarafından tahsil edilmesi, EPDK'nın düzenleyici ve denetleyici kurum olması sebebiyle davalıya husumet yöneltilmesinde bir yanlışlık olmadığına kanaat edilmekle davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. <br> İdare yargıda EPDK tarafından yayımlanan ve lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticiler arasında elektrik üretimi yönüyle herhangi bir fark bulunmamasına rağmen dağıtım bedelinde farklılaştırmaya gidildiği, lisansı üreticiler ile lisansız üreticiler tarafından aynı dağıtım bedeli ödenirken, sonraki tarifeler ile lisanssız üreticilerin ayrıştırılarak daha yüksek dağıtım bedeli ödemelerinin öngörüldüğü, yapılan tarife değişikliğiyle birlikte lisanssız üreticilerin kazanılmış hakkının ihlâl edildiği, lisanssız üreticiler dağıtım sistemine ek bir maliyet getirmediğinden dağıtım bedelinin artırılmasının hukukî gerekçesinin bulunmadığı, dağıtım sistemine bağlantı için gerekli iletim hattı yatırımının finansmanını lisanssız üreticilerin kendilerinin sağladığı, lisanslı üreticilerin daha düşük sistem kullanım bedeli ödemelerinin rekabet ortamının bozulmasına neden olduğu iddialarıyla tarifelerin iptali için çeşitli davalar açılmıştır. T.C. Danıştay 13. Dairesinin 23/09/2020 Tarih ve .... Esas-.... Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde \"Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimine getirilen teşvik mekanizmasının amacını da aşar bir şekilde, lisanssız üreticilerin gerçekleştirdiği üretimin ticarî faaliyete konu edilmesinin sonucu olarak ödeyecekleri dağıtım bedelinin farklılaştırılmasında ve bu farklılaştırma neticesinde dağıtım bedeline ilişkin tarifenin düzenlenmesinde eşit taraflar arasında ayrım gözetilmemesi ilkesine aykırılık olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin üretim tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılmasında ve söz konusu farklılaştırmaya istinaden dağıtım bedelinin belirlendiği üreticiler için veriş yönünde tek terimli dağıtım tarifesine yönelik Kurul kararlarının iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.\" denilerek tarife iptali için açılan davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın temyizi akabinde T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/11/2021 Tarih ve ....Esas-..... Karar sayılı ilamı ile temyiz başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. <br> 6446 Sayılı Kanunun 17 ve devamı maddelerinde açıkça ifade edildiği üzere MEDAŞ'ın, EPDK tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlü olduğu, davalının, EPDK tarafından onaylanan tarifelerde belirlenen oranlar/kalemler dışında herhangi bir ücret ya da oran belirleyemeyeceği, bir başka ifade ile lisanslı ya da lisanssız elektrik üreticilerine uygulanacak olan tarifenin belirleyicisinin EPDK olduğu, davalının sadece belirlenen tarifeler çerçevesinde fatura tahakkuk ettirerek tarifelerin uygulayıcısı olduğu, dolayısıyla davalının lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticilerden farklı dağıtım tarifesi uygulanmasına bir dahli olmadığı, yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11/09/2018 Tarih ve 2017/10926 Esas-2018/8303 Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/10/2010 Tarih ve 2010/13-406 Esas-2010/503 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere ilgili düzenleyici ve denetleyici kurullarca onaylanan tarife uyarınca alınan ücretlerin/bedellerin yasal olduğu, idari yargıda iptal davasına konu edilmediği sürece tarifede belirlenen miktar üzerinden ücret/bedel alınmasında kanuna aykırı bir husus bulunmadığı, nitekim İdare yargıda EPDK tarafından yayımlanan ve lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticiler arasında elektrik üretimi yönüyle herhangi bir fark bulunmamasına rağmen dağıtım bedelinde farklılaştırmaya gidildiği, lisansı üreticiler ile lisansız üreticiler tarafından aynı dağıtım bedeli ödenirken, sonraki tarifeler ile lisanssız üreticilerin ayrıştırılarak daha yüksek dağıtım bedeli ödemelerinin öngörüldüğü, yapılan tarife değişikliğiyle birlikte lisanssız üreticilerin kazanılmış hakkının ihlâl edildiği, lisanssız üreticiler dağıtım sistemine ek bir maliyet getirmediğinden dağıtım bedelinin artırılmasının hukukî gerekçesinin bulunmadığı, dağıtım sistemine bağlantı için gerekli iletim hattı yatırımının finansmanını lisanssız üreticilerin kendilerinin sağladığı, lisanslı üreticilerin daha düşük sistem kullanım bedeli ödemelerinin rekabet ortamının bozulmasına neden olduğu iddialarıyla tarifelerin iptali için çeşitli davalar açıldığı lakin yukarıda detayı izah edildiği üzere T.C. Danıştay 13. Dairesinin 23/09/2020 Tarih ve 2.... Esas-2.... Karar sayılı ilamı ve söz konusu kararın temyizi akabinde T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/11/2021 Tarih ve 2.... Esas-2.... Karar sayılı ilamı ile temyiz başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla lisanssız elektrik üreticilerinin lisanslı elektrik üreticilerine göre ek maliyet getirmediği rapor edilmiş ise de davalının, İdari Yargıda dava konusu edilen ancak iptal edilmeyen ve 6446 Sayılı Kanunun 17 ve devamı maddeleri gereğince uygulamakla yükümlü olduğu EPDK tarifelerine göre fatura tahakkuk ettirerek tahsil ettiği anlaşılmakla ....\" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili, mahkemece verilen kararda, ihtiyaç fazlası enerji kısmı üzerinden de dağıtım bedeli tahsilinin sözleşmeye aykırı olup bu konunun EPDK tarifeleriyle ilgisi ve alakasının bulunmadığını hatta bu kapsamdaki tahsilatın, tarifeye de aykırı olduğunu, ihtiyaç fazlası enerjinin mülkiyetinin henüz davalıya ait şebekeye çıkmadan müvekkilinin elinden çıktığını, ihtiyaç fazlası enerjinin üreticisi ve sisteme vereni müvekkili olmadığına göre bu enerjiden dolayı dağıtım bedeli alınmasının da mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu olaya uygulanacak 6446 sayılı Yasanın 17. maddesi hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı ile ortaya çıkan hukuki durum çerçevesinde mahkemenin sahip olduğu yargılama yetkisinden kaçınamayacağını, tarifenin farklılaştırılmasına dayanak olan EPDK kararına karşı Danıştay'da açılan davada verile kararın esasen işbu davanın haklılığını ortaya koyduğunu, mahkemenin kararı yanlış yorumladığını, olaya uygulanacak düzenlemenin normlar hiyerarşisine tabi tutulamayacağı yönündeki kabulün Anayasa'nın 138. maddesine aykırı olduğunu, tacirlerin taraf olduğu sözleşmelere genel işlem koşullarının uygulanamayacağı yönündeki kabulün yerinde olmadığını, fazla yapılan tahsilatların TTK'nın 20. maddesine aykırı olduğu gibi, mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLEDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, alacak istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle taraflar arasında imzalanan \"Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Kullanım Anlaşması\" sözleşmesinde dağıtım sistem kullanım bedeli birim fiyatı ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, anlaşma ile mevzuat ve mevzuat değişikliklerinin geçerli olduğunun kabul edildiği,  Lisanslı ve Lisanssız GES'lerde üretilen enerji bedellerinin EPDK tarafından belirlendiği, davalı şirketin enerji fiyatını belirleme yetkisinin bulunmadığı, sadece EPDK'nın belirlediği birim fiyatlar üzerinden fatura tahakkuk etme yetkisinin bulunduğu, EPDK'nın ilgili kararları gereği Lisanslı ve Lisanssız GES'lerin ürettiği enerji bedellerinin birim fiyatlarının farklı olduğu, EPDK'nın bu kararlarına karşı yapılan iptal başvurularının Danıştay tarafından reddedildiği, EPDK kararlarını uygulamakla yükümlü olan davalının yapmış olduğu faturalandırma işlemlerinde fazladan yapılmış tahakkukun bulunmadığı, genel işlem koşuluna aykırılığın bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin  ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece  delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği,  davanın reddine ilişkin kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6- Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde  dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 24/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br> <br><br><br>     Başkan                 Üye                         Üye                    Katip <br>         e-imzalıdır                    e-imzalıdır                         e-imzalıdır                      e-imzalıdır<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53800ae5fe5d6ea4","SID":"ba0961d16a891653"}}