{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1292 - 2024/1643<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1292 <br>KARAR NO\t  : 2024/1643<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/38 E.  -  2022/88 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2022 tarih ve 2021/38 E. - 2022/88 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini 91/003841 nolu “...”, 93/005440 nolu “...” ve 2000/10838 nolu “...” ibareli tescilli markaları nezdinde sürdürdüğünü, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2019/73377 nolu ve “...” ibareli marka başvurusuna itiraz ettiğini, itirazın davalı ... sayılı YİDK kararıyla kısmen reddedildiğini, oysa dava konusu markanın ilk olarak müvekkili şirket tarafından ihdas edilen “...” ve “...” ibareli markalar ile iltibas tehlikesi oluşturduğunu, İngilizce bir kelime olan “...” ibaresinin dilimizde “...” anlamına geldiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğu, başvurunun müvekkili markaları kapsamındaki aynı emtialar için tescilinin talep edildiğini, ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-10022 sayılı kararının iptaline ve 2019/73377 sayılı \"...\" ibareli marka tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının farklı kelime, yazı stilleri ve şekiller içerdiğini, görsel ve şekil unsurları itibariyle markaların herhangi bir benzerlik barındırmadığını, müvekkili şirket markasının asli unsurunun “bir” ibaresi olduğunu, müvekkili şirketin ... nezdinde tescilli “...” markasının “bir” ibaresinin belirgin şekilde başvuru konusu markada kullanıldığını, davanın yalnızca ...’e yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, kötü niyet iddiasının haksız olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait diğer markalar ile bağlantı kurulması amaçlanarak düzenlendiğini, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, davacı markalarındaki “...” unsurunun emtianın karakteristik özelliği sebebiyle tanımlayıcı olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını savunmuş, davalı şirket vekili 08/11/2021 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek davacı tarafın davaya dayanak 2000/10838, 144025, 126813 sayılı markaları için kullanım ispatı talebinde bulunmuştur. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının kullanımını ispat ettiği emtia ile dava konusu marka kapsamında kalan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olmadığı, davacıya ait 2000/10838 ve 144025 sayılı markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, buna karşın davacıya ait 126813 sayılı marka ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmadığı, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait gerekçe markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığından aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalı yanın 18.11.2021 tarihli celsede ileri sürdüğü kullanmama define muvafakatleri olmadan ek rapor düzenlendiğini, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, işlem dosyası aşamasında, davalı şirketin kullanım ispatı talebi üzerine, davacının mesnet markasını \"tabaklar ve fincanlar\" üzerinde kullandığını ispatladığı, iptali istenen YİDK kararıyla, kullanımı ispatlanan emtialarla benzer olan hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartılmış olduğu, her ne kadar davalı vekili hükümsüz talepli dava yönünden kullanım ispatı talebinde bulunmamış ise de, daha sonra cevap dilekçesini ıslah ettiği, dava konusu başvuru kapsamında benzer emtia kalmaması nedeniyle hükümsüzlük davası yönünden de  emtia benzerliğinin gerçekleşmediği, bu hale göre SMK'nın şartları oluşmayan 6/1. maddesi kapsamında taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan, tanınmışlığın ve kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 18/10/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e26af91357a4cf7","SID":"525549bb7c6406fd"}}