{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1064 - 2024/1711<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1064 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1711<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15.02.2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/329 Esas -  2023/97 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-...<br>\t\t2-...<br>\t\t3-...<br>\t\t4-...<br>\t\t5-...<br>\t\t6-...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALILAR\t: 1-...<br>\t \t2-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI\t: ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br><br>BAŞVURU TARİHİ\t: 06.04.2023-17.04.2023<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 10.07.2023<br>KARAR TARİHİ\t: 16.10.2024<br>YAZIM TARİHİ\t: 16.10.2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ...'ye ait, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'nde ... numaralı sigorta poliçesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet  sigortalı ... plakalı araçla 29.06.2017 günü saat 16:15 sıralarında yaya davacılar ... ve ...'a çarparak hayati tehkile geçirecek şekilde yaralanmalarına neden olduğunu, davalı sürücünün olayın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu, hakkında taksirle yaralama suçundan Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/770 Esas sayılı dosyası ile ceza kovuşturması açıldığını, suçunun sabit bulunarak cezalandırıldığını, davacıların uzun süre yatalak kaldıklarını, ameliyatlar geçirdiklerini ve halen iyileşmediklerini, vücutlarının çeşitli yerlerinde protez ve estetik operasyonlar geçirerek günlük hayatını idame ettirirken ağrılar ve hareket kısıtlamaları yaşadıklarını, davacıların gerek hastanede gerekse evde uzun süre bakıma muhtaç vaziyette olduklarından bu döneme ilişkin bakıcı gideri zararlarının olduğunu, davacıların yatalak kaldıkları süreçteki tam işgöremezlik ve maluliyetleri nedeniyle maddi zararlarının ve ayrıca bakıma muhtaç oldukları döneme ilişkin bakıcı giderlerinin davalılarca tazmine karar verilmesini, meydana gelen ağır cismani zararlar nedeniyle yaralanan davacıların ve ebeveynleri olarak manevi zararlarının tazminini talep ettiklerini, davacılar ... ve ... ...'ın, ... ve ... ise ...'ın ebeveyni olduğunu, davacı ... için tam işgöremezlik ve maluliyet nedeniyle şimdilik harca esas 1.000,00 TL ve bakıcı gideri için şimdilik harca esas 1.000,00 TL, ... için tam işgöremezlik ve maluliyet nedeniyle şimdilik harca esas 1.000,00 TL ve bakıcı gideri için şimdilik harca esas 1.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere mahkemece miktarı tespit edilecek maddi tazminatların (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalı sigorta şirketi bakımından tazminat talep başvurusu tarihinden (23.07.2019) itibaren 8 işgününün dolduğu 02.08.2019 tarihinden, diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, davacılar ... için 200.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen tahsili ile ilgili davacılara verilmesini,  şimdilik 604.000,00 TL borç için olayda kullanılan ... plaka sayılı aracın trafik kaydına, davalı sigorta şirketi dışındaki davalıların tespit edilecek gayrimenkul mallarının tapu kayıtlarına, motorlu kara taşıtlarının trafik kayıtlarına, menkul mallarına ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, iş bu Ticaret Mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verilmesini, dava tarihi itibariyle istenilen maddi ve manevi tazminat talepleri zamanaşımına uğradığını, davacıların söz konusu meydana gelen kazada asli kusurlu olduklarını, davalı ...'nin maliki olduğu ... plaka sayılı aracın ... poliçe numarası ile ZMMS'si mevcut olduğunu, davacı yararına talep edilen manevi tazminat miktarının fazla olup davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Karayolları Trafik Kanunu'na göre zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğunu, davacı yanın talep etmiş olduğu tazminatlara ilişkin düzenlemeler Trafik Sigortası Genel Şartları’nda açıkça düzenlenmiş olduğundan genel şartlarda bulunan usul ve esaslara uyulması gerektiğini, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek  maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını talep ettiğini, davacı afaki bakıcı ücreti talebine itirazları bulunduğunu, kaza sonucunda bakıcıya ihtiyaç duyulup duyulmadığının uzman bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik zararı, kendiliğinden bakıcı gideri zararı oluşturmadığını, bakıcıya ihtiyaç duyulması, çalışamamazlık durumundan daha ağır ve ileri derecede yaralanmaların sonucu olduğunu, davacı geçmiş döneme dair bakıcı gideri talep ettiğinden bakıcı tuttuğunun ve ilgili giderlerin yapıldığının ispatı gerektiğini, ilgili hususlar ispat edilemediğinden afaki bakıcı giderinin reddini talep ettiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın yukarıda sırasıyla sayılan ve açıklanan nedenlerle reddine, teminat dışı olan bakıcı gideri talebinin reddine,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kısmen Kabulü ile, Davacı ... yönünden, 232.729,48 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.777,50 TL bakıcı giderinin davalılar ... ve ... için 29.06.2017 davalı sigorta şirketi için 03.08.2019 tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen (davalı sigorta poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) alınıp davacı ...'a verilmesine,  Davacı ... yönünden, 68.673,35 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, 888,75 TL bakıcı giderinin davalılar ... ve ... için 29/06/2017 davalı sigorta şirketi için 03/08/2019 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen (davalı sigorta poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) alınıp davacı ...'a verilmesine, Manevi Tazminat yönünden; davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 29.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili  ile  davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranlarının hukuka aykırı olduğunu, davacılar ... ve ...'ın maluliyet oranları ve bakıcı ihtiyacı süresi tespit edilenden çok daha yüksek olup buna ilişkin raporlara itirazlarının reddi ile düşük maluliyet oranı ve bakıcı ihtiyacı süresi içeren raporlara dayalı olarak maddi zarar hesaplanması ve hüküm tesisi hukuka aykırı olduğunu, güncel kazanç durumuna göre bilirkişi raporu alınıp maddi zarar tespit edilmeden hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, kabule göre reddedilen manevi tazminatlar bakımından davalı taraf lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle usul bakımından itirazları mevcut olmasına rağmen ilk derece mahkemesi bu durum hakkında bir karar vermemiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların bu kazada tali kusurlu ancak yaralanan davacıların asli kusurlu olduklarının tespit edildiğini, bu nedenle mahkeme tarafından davalılar aleyhine bu derece yüklü maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hükmolunan manevi tazminat miktarlarının çok fazla olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Somut olayda, 29.06.2017 tarihinde, olay tarihinde öğrenci olup okuldan çıktıktan sonra ışıklı yaya geçidinden geçen davacılar ... ve ...'a davalılardan ...'ın sürücüsü, ...'nin maliki/işleteni, Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plâkalı aracın çarpması neticesinde her iki davacı çoklu kemik kırığı oluşacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmışlardır.<br>Davacılar kendi yaralanmaları nedeni ile geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı giderinden kaynaklı olarak belirsiz alacak davası yoluyla maddi tazminat ve 6098 sayılı TBK 56/I maddesine göre manevi tazminat, ebeveynleri olan diğer davacılar ise çocuklarının ağır bir şekilde yaralanmaları nedeniyle 6098 sayılı TBK 56/2 maddesine göre manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.<br>Davaya konu taksirle birden fazla kişinin yaralanması eylemi nedeniyle  Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen kovuşturma neticesinde 07.07.2020 tarih, 2018/770 Esas ve 2020/307 Karar numaralı kararı ile davalı/sanık ...'ın tali düzeyde kusurlu eylemi sabit görülerek 7 ay hapis cezasına hükmedilmiş, HAGB kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir. <br>Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında yalnızca davacı yayalara kural ihlali verilmiştir. Kovuşturma aşamasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 29.05.2020 tarihli raporda davalı sürücünün ait düzeyde tali kusurlu, davacı yayaların ayrı ayrı asli kusurlu oldukları bildirilmiştir. Eldeki dava dosyasında üç kişilik İTÜ öğretim görevlilerinden oluşturulan heyetten alınan 06.09.2021 tarihli raporda da davalı sürücünün olayda %25, davacı yayaların ayrı ayrı %75 oranında kusurları oldukları belirtilmiştir. Hükme esas alınan kusur raporunun olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu, tarafların kusur durumlarının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine uygun olarak hazırlandığı anlaşıldığından, dairemizce gerçekleşen kazada davalı sürücünün %25, davacı yayaların ayrı ayrı %75 oranında kusurlu kabul edilmeleri yerinde bulunmuş, taraf vekillerinin kusur oranlarına yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.<br>Mahkemece davacıların maluliyet oranının tespiti için alınan raporlar, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinden usul ve yasaya uygundur. Davacılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.<br>Davacıların zararlarının tespiti için mahkemece 17.06.2022 tarihinde aktüer kök raporun alındığı, asgari ücrette yapılan değişiklik nedeniyle 27.10.2022 tarihinde güncel asgari ücrete göre ek rapor alındığı, raporun taraflara tebliğ edildiği, davacı tarafça dava değerinin belirlendiği ve dosyanın tekemmül ettiği, mahkemece kamu düzenine ilişkin olan güncel asgari ücret esas alınarak düzenlenen aktüer ek rapor tarihi ile karar tarihi arasındaki süre dikkate alındığında mahkemece yeniden ek rapor alınmamasının yerinde olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.<br> 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse ve ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.<br>  Somut olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, davacıların yaralanma derecesi, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının somut olayın özelliklerine uygun düştüğü kanaatine ulaşıldığından taraf vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.  <br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\t<br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kocaeli  2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.02.2023 tarih ve 2020/329 Esas, 2023/97 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacılardan alınması gereken  427,60 TL istinaf maktu ilam harcının  peşin alınan 179,90  TL harçtan mahsubu ile bakiye  247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,  <br>3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalılardan alınması gereken 33.567,73 TL nisbi istinaf ilam harcından peşin alınan 179,90 TL + 8.213,00 TL + 8.392,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.782,83 TL harcın davalılar ... ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4- Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan  istinaf gider avansının yatıranlara iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere üye, Hâkim ...'ın karşı oyu nedeniyle oyçokluğu ile karar verildi.  16.10.2024<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır <br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>KARŞI OY\t : <br>                       Her ne kadar değerli çoğunluk tarafından, tarafların kusur, manevi tazminat ve aktüerya raporuna ilişkin istinaf itirazları  yerinde görülmeyerek; \"kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine\" karar verilmiş ise de davacı taraf lehine hükmedilen tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak aşağıdaki gerekçelerle karara iştirak edememekteyiz.\t<br>Davacının  geliri belirlenirken belirli bir âna ya da zaman dilimine özgü kazanç miktarına değil, süre gelen, devamlılık gösteren, ağırlıkla ortaya çıkan kazanç miktarına  bakılması icap eder. Bu, gerçek zarar ilkesinin de bir gereğidir.<br> Davacının gelirinin belirlenmesi davanın esasına ilişkin ve sonuca etkili olup, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Davacının asgari düzeyinin üzerinde gelir getirici bir işte çalışmadığının  tespiti halinde ise asgari ücrete göre hesaplama yapılmalıdır. <br>Tazminat hesaplarında olay tarihi başlangıç alınmakta ise de, rapor tarihine kadar geçen zaman içerisinde hesaplamaya esas kazançlar belli olduğundan, geleceğe yönelik zarar hesaplarında olduğu gibi varsayımlara dayanılamayıp, o güne kadar “bilinen” ücret ve kazançlara göre “işlemiş dönem” zararlarının hesaplanması gerekmektedir.Bu uygulama, Yargıtay kararlarında sıkça yinelendiği gibi, “gerçek belli ise varsayımlara dayanılamaz” ilkesinin bir sonucudur.<br>Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretler için yeniden ek rapor alınması zorunludur. Asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olduğundan, bu hususta usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceği gibi, hakim bu durumu duruşmanın her aşamasında kendiliğinden gözetmelidir.(HGK.17.12.1997, 10-820 E. 1074 K.) Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hak oluşmaz. Asgari ücret değişiklikleri kamu düzeni ile ilgili ve usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. Asgari ücretteki değişiklikler usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan dikkate alınmalıdır. Çünkü kamu düzenini ilgilendiren hususlarda usuli kazanılmış haktan sözedilemez. Asgari ücret de kamu düzenini ilgilendiren kavramların başında gelir.(HGK.28.01.2004, E. 2004/10-24 - K.2004/47) (Yargı D., Kararlar, 2004/4-26)<br>Buna göre, her ne kadar mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davacılar vekilinin mazeretsiz olarak duruşmamaya katılmaması nedeni ile  \"21/12/2023 tarihli duruşmaya katılmadığı, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 23/12/2022 tarihinde yenileme dilekçesi sunduğu, 06/01/2023 tarihli dilekçesinde de asgari ücret artışı sebebi ile yeniden hesap için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep etmiş ise de; aktüerya ek raporunun 27/10/2022 tarihinde alındığı, 30/11/2022 tarihinde davacı tarafça bedel arttırımı yapıldığı, dosyanın karar aşamasına gelmişken işlemden kaldırıldığı anlaşılmakla  asgari ücretteki artış sebebi ile yeniden rapor alınması talebi hakkında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı\" kanaati ile yeniden rapor alınması talebinin reddine karar verilerek ve duruşma tarihi itibariyle yeni ve güncel asgari ücretin belirlenmiş olmasına rağmen; bu yönde yeniden rapor  alınmasından imtina edilerek; son duruşma tarihi itibariyle güncel olmayan asgari ücret verilerine dayalı olarak karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun düşmemektedir.<br>Şöyle ki, hukukun kötü niyeti himaye etmeyeceği hususunda tereddüt bulunmasa bile Mahkemelerce kişilerin henüz dış dünyaya yansımamış saiklerinin yorumlanarak değerlendirme yapılması da doğru olamayacaktır. 6100 sayılı HMK'un \"Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması\" başlıklı 150.maddesi tarafın mazeretsiz olarak duruşmayı takip etmemelerini yahut gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri halinde mahkemesince yapılacak işlemleri düzenlemekte olup; yasal düzenlemeye göre duruşmanın takipsiz bırakılması yani, davanın gerek hataen ve gerekse bilerek ve iradi olarak takip edilmemesi arasında bir fark bulunmadığı gibi; aksi düşüncenin 6100 sayılı HMK 'nun 1.kısım 2.bölümde \"yargılama hakim olan ilkeler\" başlığı altında düzenlenen 24. ve 26.maddelerindeki \"tasarruf ilkesi\" ve \"taleple bağlılık kuralı\" karşısında kabul göremeyeceği söylenmelidir. <br>Bu anlamda davanın takipsiz bırakılması, tek başına yargılamanın taraflarından birinin hukuki eylemi ya da irade açıklamasına da bağlı olmayıp; diğer tarafında hukuki eylemi ya da açık irade beyanına muhtaçtır. Davacısı tarafından ister bilerek ister hata nedeni ile takip edilmeyen bir davada davacının kötü niyetli kabul edilmesi halinde, davacının yokluğunda yapılan duruşmada hazır bulunup; yargılamanın devamını dileme imkânına sahip olan ancak bu yönde irade açıklamasında bulunmayan davalı tarafın da kötü niyetli olduğu şeklinde tersine bir çıkarıma da neden olabilecek türden bir hukuksal kabul de olanaklı değildir.<br>Kaldı ki bir an için davacının duruşmayı bilerek takip etmediğinin kabulü halinde bile davacılar vekilinin, 27.10.2022 tarihli ek aktüerya raporu sonrasında Mahkemece, bedel artırım yönünden kendisine verilen yasal sürenin anlam ve sonuçlarını göz önünde bulundurarak; 30.11.2022 tarihli bedel artırım dilekçesini sunmuş olduğu, ancak duruşmanın 21.12.2022 atılı olduğu bu tarihin ise asgari ücret değişikliğinin yapılacağı 01.01.2023 tarihinin hemen öncesi olduğu, yasal mevzuat uyarınca duruşmanın atılı olduğu tarihten 10 gün sonra asgari ücrette oluşacak değişiklik nedeni ile temsil ettiği müvekkili yönünden daha lehe ya da avantajlı bir durum elde etme amacı ile 2023 yılına yargılamanın uzamasını amaçlamasının \"hakkın kötüye kullanılması\" olarak değil de \"hakkın lehe oluşacak şekilde\" kullanılması olarak yorumlanmaması için de yasal bir engel yoktur. Sonuç olarak taraflar, usûl kurallarının kendilerine tanığı hak ve yükümlülüklerin bilincinde olarak olarak hak ve menfaatlerini gözeterek; yargılama faaliyetine katılmalı, taraflarca yapılan ya da yapılmayan işlemlerin sonucuna ise yine aynı tarafın katlanması beklenmelidir.<br>Ancak mahkemelerin görevi tarafların özgür iradeleri ile dış dünyaya yansıyan hukuki işlemleri ve irade açıklarını dikkate alıp; hukuksal işlemlere sonuç bağlamaktadır.  Bu nedenlerle tarafların dış dünyaya yansımamış düşünce ve saiklerinin yorumlanmasından kaçınılarak; bu türden tartışmalar bir kenara bırakılmalıdır.<br> Bu bağlamda mahkemesince yeni belirlenen duruşma günün 15.02.2023 tarihi oluşu ve bu tarihte 2023 yılı Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere asgari ücretin değişmiş olması, hükme esas alınan aktüerya ek raporunun ise Ekim 2022 tarihindeki asgari ücret verilerine dayalı olarak hazırlanmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda; mahkemesince karar tarihindeki asgari ücrete dayalı olarak rapor alınmasının kamu düzenine ilişkin olduğu kuralından ayrılmayı gerektirecek bir durum olmadığı halde davacının ek rapor talebi karşılanmadan karar verilmiş olması usûl ve hadiseye aykırı bulunduğundan; davacılar vekilinin bu kapsamdaki istinaf gerekçesinin kabulü gerekmektedir.<br>Şu halde, ilk derece mahkemesince, güncel olmamakla hükme elverişli olmayan ek aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru bulunmadığından; ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; karar  tarihine en yakın dönemdeki güncel asgari ücret verileri göz önünde bulundurularak; önceki aktüer bilirkişiden ek rapor alındıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek; oluşacak sonucuna göre karar vermekten ibaret olmalıdır.<br>Bu nedenlerle, İlk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda ve kararında tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar üye Hakimliğimizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında \"uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması\" olarak nitelendirildiğinden,  tarafların sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin;  davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve değerlendirme yapılarak gerekli kararın verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği görüşünde olduğumuzdan dolayı değerli çoğunluğun görüşüne iştirak edememekteyiz.<br><br>\t\t\t\t\t   Üye ...<br>\t\t\t\t\t  e-imzalıdır<br>    <br><br>     *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b58d5d663e028915","SID":"e7833e7d4299d815"}}