{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1737 - 2024/1261<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1737 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1261<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/77 E 2022/618 K<br><br>DAVACI\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/11/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkilinin davalıya altın siparişi verdiğini, avans olarak banka havalesi ile mal bedelinin ödendiğini ancak davalının mal teslimini gerçekleştirmediğini, havale bedelinin iadesi için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; usulüne uygun yetkili icra dairesinde ve mahkemesinde dava açılmadığını, yetkili yer icra dairesinin ve mahkemesinin müvekkilinin ikamet adresi olan Ankara  İcra Daireleri ve Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacı tarafından havale yoluyla yapılan ödemenin faturasının da kesildiğini,  daha sonra da ticari ilişkinin devam ettiğini, bildirerek davanın reddine, %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; dava/icraya konu 20.07.2018 tarihli 10.000,00 TL lik havale ile anılan havaleye istinaden düzenlenen e-arşiv faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına usulüne uygun şekilde muhasebeleştirildiği  ve  davalı şirket tarafından ilgili vergi dairesine süresi  içerisinde Form/Bs beyannamesinin verilerek çapraz sorgulama yükümlülüğünün yerine  getirilmiş olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye  dosyasında rastlanmadığı, dosyaya sunulan  havale dekontu altında ‘’10.000,00-TL (ONBİN TL) ... adına havale edilmiştir. TC:...- 20.07.2018  davacı şirkete ait Kaşe ve imza\"  şeklindeki el yazılı açıklamadan da davacının iade talebinde bulunduğu parayı başka birisi adına gönderdiğini bildiği, bu maksatla gönderdiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, takibin haksız olduğu, takibin kötü niyetle yapılmadığı değerlendirildiğinden davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; havale karşılığı mal tesliminin gerçekleştirilmediğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini, ispat yükünün davalıya ait olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR <br> Uyuşmazlık; davaya konu havale bedeli karşılığı mal teslim edilmediği ve bedelsiz kaldığı iddiasının usulüne uygun kanıtlanıp kanıtlanamadığı ve ispat yükünün tayini hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; havale bedelinin iadesi için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Uyuşmazlık somut olayda; itirazın iptali davasını gören ve Niğde Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkisizlik kararı üzerine işin esasına girişerek yargılamaya devam eden mahkemenin öncelikle icra dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyip incelemeyeceği, böyle bir inceleme yapılmasının usul hukuku çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.<br>Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.<br>Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). <br>Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır.<br>İcra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır.<br>Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK)’nın 447.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, 6100 Sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.<br>İİK’nun 50.maddesi aynen “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.<br>Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir.<br>Bu açık atıf nedeniyle yetki itirazının, itirazın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan HUMK hükümlerine uygun bir şekilde yapılmasının gerektiği açıktır. Yetki itirazının ileri sürülme zamanını ve şeklini düzenleyen anılan yasanın 23.maddesi aynen; <br>“Salahiyettar olmayan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahiyetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmıyan mesail bundan müstesnadır. Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi salahiyet kararı verir. Mahkemenin salahiyattar olmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkemeyi beyana mecburdur” şeklinde olup, 6100 sayılı HMK 19.maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.<br>Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemenin (icra dairesinin) hangi yer mahkemesi (icra dairesi) olduğunu açıklamak zorundadır.<br>Somut olayda; takibin yapıldığı Niğde İcra Dairesi’nin yetkisine itiraz edilmiş olmakla görülmekte olan itirazın iptali davasında, mahkemenin öncelikli olarak bu itirazı inceleyip sonuçlandırması gerekirken bu husus üzerinde durulmadan işin esasına girişilmesi doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davacının bu aşamada sair istinaf itirazları incelenmeden  istinaf başvurusunun  kabulü ile HMK'nin 353/1.a.4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/77 Esas 2022/618 Karar sayılı 18/07/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK.'nin 353/1-a-4.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana  İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran  vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>HMK'nin 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 24/10/2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. <br><br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0427bb45954dfed2","SID":"1a860c821f095e33"}}