{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/753 Esas<br>KARAR NO: 2024/1715 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/531 Esas- 2022/66 Karar<br>TARİH: 24/01/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ile davalı arasında alım satıma dayanan bir ticari ilişki mevcut olduğunu, davalının işbu ticari ilişkide borçlu konumunda olduğunu, davalı/borçlunun müvekkili şirketten faturalara konu ürünleri satın aldığını ve müvekkili tarafından bu ürünlerin davalıya teslim edildiğini ancak davalının fatura bedellerini müvekkili şirkete ödemediğini, bu bedellerin davalının cari hesap ekstresine borç miktarı olarak işlendiğini, sonuç olarak müvekkili şirketin, davalı/borçludan ticari ilişki nedeniyle cari hesaptan kaynaklanan 23.400,00-TL alacağının bulunduğunu, davalı borçlunun cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediğini ve icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle davalı taraf aleyhine takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili  şirket ile davacı şirketin  bir dönem ticari ilişkide bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari ilişki gereği cari hesaptan kaynaklanan  tüm borçlarını davacı tarafa ödediğini, müvekkilinin ödemesini yapmış olduğu tüm ürünleri teslim aldığını ve faturalarını da ticari defter ve kayıtlarına işlediğini, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, hesap ekstresinde belirtilen faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, fatura konusu ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 24/01/202 tarih 2021/531 Esas- 2022/66 Karar sayılı kararında; \"Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan  faturalar karşılığında 23.400,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali \"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. \" şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali \" İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi \" Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır.\" şeklindedir.<br>Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.  Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. ..\"gerekçesi ile ''DAVANIN KABULÜ İLE; Davalının aleyhine yapılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin aynen DEVAMINA'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve esas açısından hukuka aykırı olduğundan istinaf incelemesi ile kaldırılarak   haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; Yerel mahkemece sadece davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, Yerel mahkemeden müvekkili şirkete ait ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmesi talebine rağmen müvekkili şirkete ait ticari defter ve belgeler incelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, uyuşmazlığın çözümü için davalı müvekkili şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, sadece davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenmiş raporun  uyuşmazlığı çözmeye  yeterli olmadığını ve hakkaniyetli olmadığını; Müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, Yerel mahkemeye sunulan dilekçelerde de belirtildiği üzere, davacı şirketin icra icra takibine dayanak yapmış olduğu, davacı  şirket ticari defter ve kayıtlarında belirtilen cari hesap ekstresi ve içeriğindeki fatura vs belgeleri kabul etmediklerini, ayrıca icra takibine dayanak cari hesap ekstresinde belirtilen faturalar müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş olup fatura konusu ürünlerin de müvekkili şirkete teslim edilmediğini; Davacı şirket tarafından düzenlen fatura konusu ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkili şirketin kendisine teslim edilmeyen ürünlerin bedelini sadece davacı fatura düzenlediği için ödemekle yükümlü olmadığını, davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan faturaların müvekkili şirket ticari defter kayıtlarında bulunmadığını, Yargıtay uygulamalarına göre de  sırf fatura düzenlenmiş olmasının veya faturanın ticari defter ve belgelere işlenmiş olmasının işleyen tarafı borç altına sokmayacağını, faturanın bir tarafı borç altına sokabilmesi için o fatura konusu malların da karşı tarafa teslim edilmiş olması gerektiğini, davacı şirketin müvekkili şirkete herhangi bir ürün (mal ) teslim etmediğini; Satım sözleşmesi hükümleri gereğince satıcının malın teslimini kanıtlaması gerektiğini, ispat yükünün satıcı konumunda bulunan davacıda olduğunu, davacının, iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın sadece davacı satıcının defterinde kayıtlı olmasının malın teslimine karine teşkil etmeyeceğini, davacı şirket  tarafından herhangi bir ürünün müvekkili şirkete teslim edilmeden başlatılmış olan icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini, davacı şirketin haksız ve kötü niyetle haksız kazanç sağlamak istediğini; Ayrıca davacı şirket tarafından müvekkili şirketin yetkililerinin veya sigortalı çalışanları tarafından imzalanmış malın teslimine ilişkin teslim tesellüm tutanağı, irsaliye vs belgenin Yerel mahkeme dosyasına sunulmadığını, dolayısıyla fatura konusu malların davalı müvekkili şirkete teslim edildiğinin ispatlanmadığını, ayrıca dava konusu  ihtilafın geçtiği yıllara ilişikin BA ve BS formalarının da Vergi Dairesinden celp edilmediğini, salt davacı ticari defter kayıtları üzerinde yapılnan bilirkişi incelemesi ile eksik ve hukuka aykırı karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu; Alacak likit olmadığından alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ticari şirket, tacir olduğunu, TTK.nun  18/II. maddesine göre de her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümünün aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunun kabul edildiğini, gerekli tedbirleri ticari defter tutan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirle önleyebileceği duruma dayanmasının kabul edilebilecek bir durum olmadığını, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını,  haksız kazanç temin etmeye çalıştığını beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkmesinin 2021/531 Esas 2022/66 Karar ve 24.01.2022 tarihli kararının usul ve esas açısından hukuka aykırı olması sebebiyle istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, taraflar arasında mal alım satımına dayanan bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının bu ticari ilişkiden kaynaklanan borcunun bir kısmını ödemediğini, bu nedenle hakkında başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf davacının teslim ettiği tüm mal bedellerinin ödendiğini ve bu mallara ilişkin faturaların ticari defterlerine işlendiğini, takip ve dava konusu faturanın kendisine tebliğ ve fatura konusu malların da teslim edilmediğini, davacıya borçlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, belirlenen inceleme gününde taraf vekillerinin ticari defterlerinin kapsamlı olmaları nedeniyle yerinde incelenmesini talep ettikleri, Mahkemece 12.10.2021 tarihli inceleme tutanağının 2 nolu ara kararı ile taraf vekillerine ticari defterlerinin bulunduğu adresi bildirmek ve incelenmelerine olanak sağlayarak bilirkişi ile irtibata geçmek üzere 10 günlük kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde defterlerin incelemeye ibraz edilmemesi halinde bilirkişi tarafından ibraz edilen belgelere göre rapor düzenleneceğinin ihtar edildiği, bilirkişi tarafından davacının ticari defterlerinin yerinde incelendiği ve usulüne uygun şekilde tutulan ticari defterlerinde davalı adına düzenlenen takip konusu faturanın kayıtlı ve davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 23.400 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ise kendisine verilen süre içerisinde defterlerini hazır etmediği, incelenmesi için irtibata geçmediği, bu nedenle defterlerinin incelenemediğinin belirtildiği, her ne kadar davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ticari defterlerinin verilen sürede incelemede olduğu beyan edilmiş ise de buna ilişkin herhangi bir belge/tutanak sunulmadığı, yine Mahkemece verilen kesin süre içerisinde de herhangi bir mazeret bildirilmediği, dolayısıyla yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereği davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle yalnızca davacının ticari defterlerindeki kayıtların esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davacının alacağını HMK madde 222'de sayılan şartları sağlayan ticari defter ve kayıtları ile ispat ettiği ve davalı tarafından ticari defterlerde yer alan kayıtların aksini ispata yarar herhangi bir kesin delil sunulmadığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi alacak her iki taraf için de muayyen ve itiraz haksız olduğundan davalı aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de isabetli olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.598,45 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 399,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.198,84‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78f99e9c2101ad17","SID":"07c2e169825e90f5"}}