{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1306 <br>KARAR NO:2024/1485<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/03/2021<br>NUMARASI:2015/316 E. - 2021/230 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin beyaz eşya pazarı lideri ... grubunun şirketi olduğunu, şirketin verimliliğinin ve enerjisinin sebebinin elektrikli ev aletlerine yönelik satış sonrası keşif, montaj, bakım ve onarım hizmeti olduğunu, bu kapsamda Türkiye’nin en yaygın servisi olarak hizmet verildiğini, bu hizmeti, Servis Bilgi İşlem Otomasyonu Sistemi ile verdiğini, bu sistemin müşteri müracaatları ve cihaz bilgilerinin doğrudan sisteme kaydedilmesini sağlayarak daha hızlı ve etkin servis hizmeti verilmesini sağladığını, bu sistemin bir yazılım üzerinden çalıştırıldığını, bu yazılımın müvekkili tarafından oluşturulduğunu ve bu yazılım sayesinde müvekkilinin ticari bilgi ve sırlarının kullanılabilir olduğunu, müvekkilini diğer firmalardan ayıran başarının, satış sonrası hizmetler olduğunu, beyaz eşya üreticilerinin satış sonrası servis hizmetini, yetkili servis sözleşmeleri aracılığıyla verdiğini, yetkili servislerin de bu hizmeti kendi elemanları ile yönettiğini, müvekkilinin ise bu yöntemin yanı sıra Türkiye'de kendi bünyesinde servis ekibi kuran tek şirket olarak müşterilerine satış sonrası servis hizmeti götürdüğünü, bu servis ekibinin müvekkil şirket bünyesinde yer alan teknisyen, destek elemanı, danışman, İT uzmanı ve sair elemanlardan oluştuğu için adına ‘fabrika merkez servis sistemi’ denildiğini, bu kişilerin detaylara vakıf kişiler olduğunu,satış sonrası servis hizmetleri için kurulan bu sistemin müvekkili için oldukça önemli olduğunu, davalı ...’un müvekkil şirketin çalışanlarını ayartarak haksız rekabet davranışında bulunduğunu, davalı ...’nun 04.03.2014 tarihinde istifa dilekçesini sunduğunu, davalının müvekkili şirketin üst düzey yönetimiyle yapmış olduğu toplantıda daha üst bir mevkiye getirilmesini talep ettiğini, aksi takdirde ... firmasında işe başlayacağını belirttiğini, müvekkili şirketçe bu durumun kabul edilmemesi akabinde davalı ...’nun davalılarla işbirliği içerisinde haksız rekabet teşkil edecek davranışta bulunduğunu, davalı ...’ın da davalı ...’nun taciz ve tahrikleri neticesinde ayrıldığını, bu iki kişinin istifası öncesi ve sonrasında birden çok kişinin istifa ettiğini ve davalı ...’da işe başladığını, davalı ...’un bu kişilerin bir kısmını, ... adı verilen başka bir taşeron şirketi üzerine kaydettiğini, ancak yine bu noktada sorumluluğun ... firmasında olduğunu, davalının yüksek maaş, daha az iş yükü, yüksek mevki gibi vaatlerde bulunduğunu, bu hususa ilişkin tanıkların olduğunu, istifa dilekçelerinin dahi benzer mahiyette olduğunu, müvekkili firmada çalışan kişilerin uzun yıllardır çalışan olduğunu, istifayı gerektirecek bir husus bulunmadığını, istifa edenlerin tamamının merkez servis sistemi çalışanları olduğunu, bu nedenle de davalının haksız rekabet teşkil eden ayartma eyleminde bulunduğunu, davalı ...’un müvekkilinden kopyalamak suretiyle yeni kuracağı sistemi, dürüstlük kuralına uygun kendi emek ve çabaları ile kurması yerine, müvekkilin çalışanlarını ayarttığını, işten ayrılma niyeti ve isteği olmayan işçilere iş akdini sonlandırmaları veya ihlal etmeleri için cazip teklifler götürüldüğünü, işçilerin çıkış formlarında müvekkili şirket ile herhangi bir sorunlarının olmadığının belirtildiğini, işçilerin Ankara Bölge Müdürlüğü’nde yapılan çıkış mülakatlarında işçilerin işten ayrılma sebebi olarak davalı ...’un davalı ... aracılığıyla getirdiği teklifler olduğunun belirlendiğini, yine davalının gerçekleşmeyeceği halde veya gerçekleşmeyeceği bilinerek vaatlerde bulunduğunu, davalının daha az işe daha fazla maaş ödemesinin mümkün olmadığını, bir an için bu durumun uygulanması halinde dahi piyasa rayiçleri bakımından haksız rekabet teşkil edecek ayartma fiilinin maaşın aracı kullanılarak gerçekleştirilmiş sayılacağını, yine davalının müvekkil şirketi ile iş akdi devam eden kişilere, taciz ve tahrik etmek maksadıyla durup dururken mülakat günü bildiren mailler atıldığını, bunun akabinde müvekkili şirket kötülenerek iç huzurunun bozulduğunu, davalıların müvekkili şirketin know-how’ını haksız ve hukuka aykırı yollarla edinme ve derhal uygulamaya geçerek kullanma amacında olduğunu, bu amaçla yapılan her davranışın haksız rekabet olarak cezalandırılması gerektiğini, istifa edip davalı şirkete geçen kişilerin tamamının satış sonrası hizmetler bölümünde çalıştığını, tecrübeli teknisyenlerin ayartıldığını, böylece davalı ... tarafından yazılımın da kullanılacağını, maddi zarara ilişkin olarak, yeni eleman istihdamı, bu istihdam için harcanacak zaman, araştırma ve ilan masrafları, yeni elemanların eğitim masrafları, merkez servis sistemindeki iş gücü kaybı nedeniyle müşteri taleplerinin bir kısmının ücret karşılığı yetkili servis yahut dışarıdan hizmet alınmak suretiyle karşılanması için yapılan masrafların, müşteri memnuniyetinin azalması ve bu sebeple oluşan satış veya müşteri kaybı zararını, mevcut personelin iş yükü ile mücadele etmek üzere harcadığı mesai sebebiyle doğan ek giderler ile diğer zararların tazmini gerektiğini, bu kapsamda; öncelikle haksız rekabetin tespitine, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylem uygulamalarının meni ve tekrarının önlenmesine, maddi zarara ilişkin şimdilik 10.000.000,00 TL ile manevi zararların tazmini olarak 1.000.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline, müvekkili şirketin zararının önlenmesi için karar kesinleşinceye dek, davalıların müvekkili şirketin satış sonrası servis departmanından ayartma suretiyle işçi alımlarına son verilmesi, en azından bu hususta süre  konularak müvekkili şirketin satış sonrası servis departmanından işçi almalarının bir süre ile durdurulması yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız rekabetin tespitine ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davanın, dava hakkı kötüye kullanılmak suretiyle açıldığını, davacının müvekkilinin itibarını zedelediğini, davacı şirketin yöneticilerinin gazete ve dergilere verdikleri beyanlarda dava dilekçesinde belirtilen iddiaların çelişkili olduğunu, müvekkili şirketin dünyada tanınmış markalar arasında 2. sırada yer aldığını ve her zaman yeniliklere öncü bir şirket olduğunu, müvekkilinin satış sonrası servis faaliyetlerinde 2.700 kişinin çalıştığını, böylece müvekkilinin bu eylemi gerçekleştirecek bir ihtiyacının bulunmadığını, ayrıca davacının sektöründeki diğer şirketlerin müvekkilinin yetkili servislerinden teknisyen transfer ettiğini, davacının iş şartlarından pek çok çalışanının memnun olmadığını ve buna ilişkin davalar açıldığını, ayrıca davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığını, haksız rekabete dayalı davaların 1 yıl içinde açılması gerektiğini, haksız fiile ilişkin zararın 04.03.2014 tarihinde oluştuğunu, ancak davanın 25.03.2015 tarihinde açıldığını, bu nedenle dahi davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin kendi sistemini kullandığını, davacının sistemini kopyalaması veya sistemi bilen kişileri işe almaya çalışmasının söz konusu olmayacağını, davacı ile aynı ürünleri satmadığını, ürünlerin farklı olduğunu, davacıdan ayrılıp müvekkili şirketinde çalışmaya başlayan kişilerin satış sonrası servis hizmeti için yeniden eğitimden geçmesi gerektiğini, bu nedenle hazır işgücünün alınmadığım, davacıdan müvekkili şirkete geçen kişi sayısının, müvekkilinin servis alanında çalışan kişi sayısının yaklaşık %10’unu oluşturduğunu, davacının müvekkili ...’nun davacı şirketteki yerine aynı gün bir başka kişinin atandığını, müvekkili şirketin satış sonrası servis hizmetini çok daha önceki tarihlerde kurduğunu, servis hizmeti alanında pek çok ödül aldığını, bu nedenle davacıya yönelik bir eylem veya sektörün uygulamalarına aykırı bir durum olmadığını, davacıdan ayrılan çalışanların kendilerine özgü sebeplerinin olduğunu, bunlardan ilkinin emeklilik şartlarını tamamlayan teknisyenlerin kıdem tazminatlarını almak istemesi olduğunu, bir diğer sebebin, davacının ağır çalışma şartları olduğunu, ayrıca rekabet yasağı yönünden de bir iddianın mevcut olmadığını, satış sonrası hizmet bölümünde yapılan işlemin özel bir niteliği olmadığını, bu nedenle de ticari sır içermediğini, müvekkilinin davacı ile ortak bir ürün kullanmadığını, bu nedenle haksız rekabete konu bir durumun da olmadığını, müvekkilinin az iş yükünün de olmadığını, ...’nun müşterilere karşı kötülemek yönünde bir girişiminin olmadığını, çalışanlara karşı kötülemenin de haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, ...’ın ise haksızlıklara tahammül edemediğini, bu nedenle işten ayrıldığını, ...’m iş akdini haklı nedenle feshettiğini, buna ilişkin davanın derdest olduğunu, davacının bahsettiği ...'nin sadece davacıda olmadığını, müvekkilinin bu sistemi yıllardır başka ülkelerde kullandığını, bu sisteminin davacının tekelinde olmadığını, müvekkilinin çalışan işçilerin hepsini kendi bordrosunda gösterme zorunluluğunun bulunmadığını, Anayasa'da yer alan işçinin çalışma ve sözleşme hürriyetinin haksız rekabet gerekçesi ile engellenemeyeceğini, bir işçinin iş teklifinin rakip şirketten gelmesinin haksız rekabet olmadığını, Yargıtay’ın da bu konuda görüşlerinin olduğunu, müvekkillerinin davacı ile ilgili olarak herhangi bir medya kuruluşuna davacıdan ayrılan işlerler ilgili herhangi bir beyanının olmadığını, davacıyı müşterileri nezdinde kötülemediğini, davacının yetersizliği anlamına gelecek beyanda bulunmadığını, işçilerin iş sözleşmesini feshettikten sonra rakip şirketlerde çalışmalarının Türk Hukukunda yasak olmadığını, bunun tek istisnasının rekabet yasağı sözleşmesi olduğunu, davacının böyle bir sözleşme ibraz etmediğini, işçilerin emeklilik sebebiyle bir şirketteki işinden ayrıldıktan sonra başka bir şirkette çalışmaya başlamasının dürüstlük kuralına ve kanuna aykırı bir eylem olmadığını, davalılar ..., ... ve ... ile ilgili pasif husumet itirazının bulunduğunu, maddi tazminat talebinde bulunulabilmesi için hem haksız rekabetin mevcudiyetinin ispatlanması hem de müvekkilinin kusurlu olduğunun ispatlanması gerektiğini, dava dilekçesinde gösterilen zarar kalemlerinin dolaylı olarak oluştuğu iddia edilen zararlar ile ilgili olduğunu, yansıma zararlarının Türk Hukuku’nda kabul edilmediğini, yeni eleman istihdamı ile ilgili olarak da talep edilen maddi tazminatının kabulünün mümkün olmadığını, yine muhtemel zarar iddialarına dayalı olarak da bir talepte bulunamayacağını, yapılan iş nedeniyle kar kaybına dayalı zarara uğramanın mümkün olmayacağını, işinden ayrılan kişilerde davacının kusurlu olduğunu, manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığını savunarak  davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda davacının kendi şirketi için kurduğu ‘...’nin davalı şirkette de kurulması/geliştirilmesi amacıyla, davalı şirket ve diğer davalıların; davacı şirketin işçilerini ayartıp ayartmadığı, bu ayartma fiilinin haksız rekabet teşkil edecek şekilde maddi ve manevi zarar verip vermediğinin tespiti gerekmektedir..Taraf şirketlerin alınan  İstanbul Ticaret sicil kayıtlarına göre; Faaliyet konuları, Ev tipi buzdolabı, dondurucu, çamaşır makinesi, çamaşır kurutma makinesi, bulaşık makinesi, vantilatör, aspiratör, fan, aspiratörü davlumbaz, fırın, ocak, mikrodalga fırın, elektrikli pişirme sacı vb. imalatı, : Elektrikli, elektronik ve mekanik gereçlerin ve bunlarda kullanılan akşamın üretimi sanal ortam da dâhil satış ve pazarlanması, ithali ve ihracı ile ilgili tüm sınai ve ticari faaliyetlerde bulunmak….şeklindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde maddi zarara ilişkin taleplerinin kaynağını “Yeni eleman istihdamı (yeni elemanların tecrübe kazanmasına kadarki sürede kendilerine ödenmek zorunda kalınan ve fakat karşılığı alınamayan hizmetler zarar kalemidir)Yeni eleman istihdamı için harcanacak zaman, araştırmaveilanmasraflarıYeni elemanların eğitim masrafları Merkez servis sistemindeki iş gücü kaybı sebebiyle müşteri taleplerinin bir kısmının ücret karşılığı yetkili servis yahut dışarıdan hizmet alınmak suretiyle karşılanması için yapılan masraflar (otel masrafı, personel masrafı)Müşteri memnuniyetinin azalması ve bıı sebeple oluşan satış yahut müşteri kaybı zararı mevcut çalışanların motivasyonunun azalması mevcut personelin iş yükü ile mücadele etmek üzere harcadığı ek giderler Diğer zararlar”şeklinde açıklamıştır.Davacı tarafın ve davalı tarafın 2014, 2015 yılı ticari defterler (E-Defter) ve belgeleri ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşıdığı belirlenmiştir. Davacının ibraz edilen bilgi ve belgelerine göre taraflar arasında yedek parça alımından kaynaklanan ticari ilişki mevcut olup cari hesap şeklinde tutulmaktadır. Dosya içine alınan SGK kayıtları ve iş mahkemesinde görülen dava dosyaları kararlarına göre; dava konusu 53 personelin istifa şeklide ( kendi istek ve arzusu ile ) davacı işyerinden ayrıldığı tespit edilmektedir. Davacı şirketten ayrılan 56 personelden 53 ü davalı firma ve dava dışı işçi çalıştıran ... ... A.Ş. firmasında çalışmaya başlamıştır. 53 personelden; 35 kişi 1 hafta içinde işe başlamış, 11 kişi bir hafta ila bir ay içerisinde başlamış, kalan 7 kişi ise bir ay ila bir yıl içerisinde geçen sürelerde işe başlamıştır. Mevcut personel geçişlerinin Mart/2014- Mart/2015 dönemini kapsadığı tespit edilmektedir. Personel geçişlerinin ağırlıklı olarak Ocak/2015-Şubat/2015 döneminde yapıldığı tespit edilmiştir. Diğer üç personel ... , ... ve ... kendi işyerini açmıştır.Davacı firma dava konusu personeller işten ayrıldıktan sonra işyeri faaliyetlerinin aksamadan yürümesi için ayrılan personellerin yerine yeni personeller aldığı tespit edilmektedir. Yeni personeller için davacının yaptığı belgeye dayalı giderler; davacının işten ayrılan personel yerine aldığı yeni personeller için 41.065,70.-TL eğitim giderine katlanması olarak tespit edilmiştir.Davacı şirketin 2013-2015 yıllarında elde ettiği ticari kazançları değerlendirildiğinde; davacı şirketin kazancı, 2014 yılında 2013 yılına göre % 12,92 azalmasına rağmen; 2015 yılında 2014 yılına göre ticari kazancının 70,64 oranında artmış olduğu tespit edilmiştir.Davacının maddi zarar kalemlerinden yeni eleman istihdamı için harcanan 41.065,70.-TL eğitim gideri  tespit edilebilmiş, diğer kalemlerden maddi zararı tespit edilememiştir.TTK m. 54/2 de haksız rekabet ; “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”  şeklinde açıklanmıştır.TTK m. 54’te, haksız rekabet düzenlemelerinin amacının, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetinsağlanması olduğu ifade edilmektedir (Poroy, Reha/ Yasaman, Haindi; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2015, s. 323). Kanun koyucu burada, serbest piyasadaki rekabetin düzgün işlemesini ve piyasa aktörlerinin faaliyetlerinin de dürüst ve ahlaklı olmasını sağlamayı hedeflemektedir. Haksız rekabet ile sadece rakipler ile müşterilerin değil ayrıca diğer piyasa katılımcıları ile toplumun da korunması amaçlanmaktadır.Bu düzenlemeye göre herkes rekabet hakkını kullanırken dürüstlük kuralına uygun davranmakla yükümlüdür (Bu hükmün aynı zamanda haksız rekabetin tanımı olduğu yönünde bkz. Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2014, s. 317; benzer yönde bkz. Bahtiyar, Mehmet; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2020, s. 178).Bu genel ilke çerçevesinde, haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için, ticari nitelik taşıyan bir davranış veya uygulama söz konusu olmalı; bu davranış veya uygulama aldatıcı veya diğer bir şekilde dürüstlük kuralına aykırı olmalı ve rakipler arasındaki veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişki bu aykırılıktan etkilenmiş olmalıdır (Bkz. Ülgen, Hüseyin/ Helvacı, Mehmet/ Kaya, Arslan/ Nomer Ertan, Füsun; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2019, s. 559). a) TTK m.55/l,a-l’da “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar ile kötülemek”fiili düzenlenmiştir. Kötüleme, genel olarak bir kişinin şahsı, malları, faaliyetleri, ürünleri, fiyatları, ticari işleri hakkında yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici beyanlarda bulunmak suretiyle olumsuz intiba yaratılması olarak tanımlanabilir. Yine bu madde uyarınca kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için bir açıklamanın mevcut olması, bu açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında yapılması ve bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir (Nomer Ertan, Haksız Rekabet, s.131- 132). Bu kapsamda, haksız fiilin işlendiğini ispat yükü ise davacıya ait olup, somut uyuşmazlıkta kötüleme fiilinin gerçekleştiğine ilişkin olarak dosyada, yeterli ve ikna edici bir delile rastlanılamamıştır.Haksız rekabet olarak düzenlenen kötülemenin, işvereni kötülemek suretiyle işçileri ayartmak vakıası için düzenlenmiş/öngörülmüş bir hüküm olmadığı, Yargıtay kararlarına göre, bir işletmede çalışan bir kişinin çalışırken elde ettiği bilgiler, sahip olduğu mesleki beceriler ve deneyimlerin ticari sır olmadığı, çünkü bu bilgilerin bir kişinin kendisinin elde ettiği müktesebat olduğu, bu müktesebatı herhangi bir işletme veya şirketin kendisine ait kabul edemeyeceği ve kendi şirketinin üretim sırları ile ticari sırları içinde mütalaa olunmasını isteyemeyeceği, böyle bir iddia ve yorumun bir kimsenin mesleği bağlamındaki deneyim ve becerilerinden kendisinin yararlanmasını imkansız hale getireceği ve insan haklarına aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle yeni işverenin işe aldığı bu tür çalışanları sebebiyle haksız rekabet içerisinde olduğunu iddia etmenin hukuken mümkün olmadığı sabit bulunmuştur. b.)TTK m.55/1 ,b-2’de “Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak\" fiili düzenlenmiştir.Davacı tarafından, müvekkili şirketin çalışanlarının, davalı şirketçe daha fazla maaş teklif edilerek kendi bünyesine geçirildiği, böylece bu maddede yer haksız rekabet fiilinin gerçekleştiği iddia edilmiştir.Bu konuda öncelikle belirtmek gerekir ki; anayasal bir hak olan ve TC. Anayasası’nın 48. Maddesinde hükme bağlanmış olan çalışma ve sözleşme hürriyeti gereğince, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğü mevcuttur. Söz konusu anayasal özgürlük kapsamında, herkes, istediği işletme veya şirketlerde çalışma hakkına sahiptir.Bu kapsamda incelenmesi gereken bir diğer husus, ayartıldığı iddia edilen kişilerin, toplu bir şekilde davacı şirketten çıkıp, davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitine ilişkindir. Çalışanlara daha fazla maaş teklif edilmesi, bu teklif nedeniyle çalışanların başka bir şirketleri geçmesi uygulamada sık rastlanan bir durumdur. Ancak, bu husus tek başına haksız rekabetin gerçekleştiğini göstermemekte olup, haksız rekabetten söz edilebilmesi için ilave olarak, topluca işyeri değiştirme eylemine ek olarak, bu değişikliğe, ayartma fiilinin de sebebiyet vermiş bulunması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay güncel tarihli bir kararında, yerel mahkemenin “adı geçen personelin salt istifa tarihleri ile davalı - karşı davacıda işe başlama tarihlerinin yakın olmasının ayartma olarak kabul edilemeyeceği, anılan altı kişinin dışında çok sayıda personelin yöneltmeyi gerçekleştirdiği yönünde hiçbir delinin sunulamadığı, davalı - karşı davacının kasıtlı bir davranışla dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek eylemiyle bu çalışanları kendi şirketinde çalıştırmaya başladığı hususunun kanıtlanmadığı, tanık beyanlarının ayartma ve yönlendirmenin yapıldığı iddialarının somut, tartışmasız ve kesin bir şekilde ortaya koyacak bir nitelikte bulunmadığını ” belirterek davanın reddine ilişkin vermiş olduğu kararı onamıştır (Yargıtay 11. HD. 09.12.2019 T. 2019/999 E. 2019/7975 K. Sayılı İlamı).Bir işletmenin çalışanlarını bir diğer işletmenin çalışma şartlarının cezbetmesi veya işçilerin bu şartları öğrenmesi, bu şartların onlara bizzat şartları daha iyi olan işyerine geçen eski çalışma arkadaşlarının aktarması, başka bir işyerinin şartlarının övülerek anlatılması, övülmesinin, haksız rekabet teşkil eden bir ayartma olmadığı, Ticaret Kanunu’nda böyle bir haksız rekabet fiili mevcut olmadığı,özellikle işçilerin çalıştıkları yerin ücretlerinden, fazla mesailerin düzenli olarak ödenmemesinden, hak ettikleri unvana konulmamalarından şikayetçi olmaları durumunda, bu şikayetlerin konuşma konusu yapılması, şartları diğerine nazaran daha elverişsiz olan işverenin kötülenmesi olmadığı, Ticaret Kanunu’nda böyle bir haksız rekabet fiili mevcut olmadığı sabit bulunmuştur. c-)TTK m.55/l,b-3’de“İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim iş sırlarını ifşa etmeye ve ele geçirmeye yöneltmek ” fiili düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda yardımcı kişilerin ayartılması suretiyle sırların ele geçirilmesi ve bu şekilde rekabette avantaj sağlanmasının haksız rekabet teşkil edeceği düzenlenmiştir (Nomer ertan, s. 297). Davacı ve davalının da aralarında bulunduğu sektörde servis sistemi sıkça kullanılan bir yöntemdir. Burada servis sunan firmalar, satış sonrası hizmet, bakım, onarım gibi hizmetleri müşterilerine sunmaktadır. Üretim sırrı, bir malın üretilebilmesi için gerekli her türlü teknik bilgi olup, bir bilginin sır olarak ise değerlendirilebilmesi için bilginin objektif olarak gizli olması ve sahibi tarafından da gizli bir bilgi gibi işlem görmesi gerekmektedir (Ülgen/ Helvacı) Ancak dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafından, kurulan Fabrika Merkez Servis Sistemi'nin ayartılan işçilerle birlikte davalı şirket tarafından kullanıldığı veya geliştirildiği ispatlanamamıştır.d-) TTK m.  54- 54/2, Dürüstlük kuralına aykırı davranış ve uygulamalar nedeniyle haksız rekabetin açıklandığı, bu madde de, haksız rekabete ilişkin temel ilkeleri düzenlenmiştir. Bu hükmün özel halleri TTK m. 55 de sayılmış olup, birtakım önemli  ve görünüm şekillerini yansıtan   niteliktedir. TTK m. 55’de sayılan haksız rekabet halleri sınırlayıcı bir şekilde değil örnekleyici bir şekilde düzenlenmiştir.Bu sebeple, bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği değerlendirilirken öncelikle özel hüküm incelenmelidir. Eğer TTK m. 55'de yer alan durumlardan birisi var ise, artık bu noktada TTK m. 54/2’de yer alan şartları aramak gerekmeyecektir (Nomer Ertan, N. Füsun; Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 97. Yazar burada TTK m.55’de yer alan hallere örnekseme yolu ile dolaylı olarak dahil edilebilen halleri de bu kapsamda saymaktadır).Yukarıda yapılan incelemeler sonucu TTK m. 55’de yer alan özel  durumların gerçekleşmediği tespit edilmiştir.Ancak alınan tanık beyanlarına göre ayartıldığı iddia edilen işçilerin kendi istek ve rızaları ile işten ayrıldıkları ( iş mahkemesi kararları sonucuna göre) işçilerin daha iyi çalışma koşulları ve üst görev istemelerinin ayartma sayılamayacağı, ülkedeki iş alanı koşullarında bu nitelikte işçilerin çalışabileceği sınırlı işyeri olduğu, davalı şirketin işçileri çalıştırmasının serbest piyasa koşullarına aykırılık oluşturmayacağı, bu halde TTk 54 de sayılan dürüstlük kuralına aykırılığında gerçekleşmediği sabit bulunmuştur.Sonuç olarak mahkememizce Uyuşmazlığın, davalı/davalıların, davacının kurmuş olduğu ‘...'nin kendi şirketlerinden kurulması/geliştirilmesi için, davacının işçilerini ayartıp ayartmadığının tespiti ile bu ayartma fiilinin haksız rekabet teşkil edecek şekilde zarar verilip verilmediğine ilişkin olup, haksız fiilin gerçekleştiğine ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu.TTK m.  54- 54/2, deki dürüstlük kuralına aykırılığınTTK m. 55/1 ,a-1 kapsamında kötülemenin gerçekleşmediği,TTK m. 55/1 ,b-2 ve 3 kapsamında gerçekleşmiş bir haksız rekabet eyleminin de tespit edilemediği, davacı tarafından ispatlanamadığı sabit bulunmuş, davacının tüm taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir... \" gerekçesiyle davalıların husumet ve zamanaşımı itirazlarının reddine, davacının tüm taleplerinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalılar hakkında açmış oldukları haksız rekabetin tespiti, meni, önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin davanın reddine karar verildiğini, somut olayın gerçekliğinin yok sayıldığını, tüm ispat araçlarıyla somut olayda haksız rekabetin varlığının ispat olunmasına rağmen bu yönde yeterli inceleme yapılmadan ve tamamen yüzeysel bir yorumla kararın tesis edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının değerlendirilmediğini, 6 yıl süren yargılama sonucunda beyan ve delillerinin dikkate alınmadığını, delillerin eksik değerlendirildiğini, uzman görüşlerinin duruşmada dinlenen tanıkların 29.10.2019 tarihli 2.bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, ayrıca tanıklık etmiş olan ... tarafından yaşanan sürece ilişkin el yazılı beyanda bulunulduğunu, beyanında yemek sofrasında kutlama yaptıklarını bir tek kendisinin eksik olduğunu dile getirdiğini ve iddialarda bulunduğunu ve sabah erkenden istifa haberlerini aldıklarını beyan ettiğini, tek kalemden çıkma istifa dilekçelerinin davalı şirket tarafından talep olmamasına rağmen gönderilen iş mülakat, e-postaları, tutulan tutanaklar, verilen eğitimleri gösterir dokümanlar, servis sisteminin aldığı ödüllere dair bilgilerin başlı başına yaşanan sürecin haksız rekabetin varlığını ispat ettiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta başta ayartma fiilleri ile müvekkili şirket işçilerinin elde edilmesine ilişkin olduğunu, böyle bir durumda iddianın her türlü delille ispatlanabileceğini, dosyaya sunulan birçok delille bu husus ispatlanmışsa da gerekçeli kararda yer verilmediğini, 56 işçinin tamamının kararda hatalı olarak 53'nün davalı şirkette çalıştığının ifade edilmesine rağmen rapora itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere 56 işçinin hala davalı şirkette çalıştığının ortaya çıktığını, haksız rekabetin tespiti için yeterli delilin mevcut olduğunu, mevcut delillere itibar edilmemesinin gerekçelendirilmediğini, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, işçilerin istifa dilekçelerinin birebir aynı olduğun, dosyadaki istifa dilekçeleri incelendiğinde görüleceği üzere toplu olarak istifa edip davalı şirkette çalışmaya başlayan işçilerin istifa dilekçelerinin birebir aynı olduğunu, ...'un çıkış mülakatı formunda aynen ...'ın gitmemiş olması durumunda üç kat ücrete de ayrılmayacağını ifade ettiğini, çıkış sebebinin %95 oranında ... ve ekip olduğunu, aslında işinden memnun olduğunu beyan ettiğini,...'in ise işten ayrılmasının temel sebebinin ... olarak beyan ettiğini, ...'ın ...'tan kendisine ve arkadaşlarına gelen cazip teklif şeklinde beyanda bulunduğunu, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının Anayasanın 36.maddesi HMK'nın 27. ve 297.maddeleri gereğince zorunlu olduğunu, davalıların eylem ve uygulamalarının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...'nun 18 yıllık çalışma süresinin ardından istifa etmek suretiyle müvekkili şirketten ayrıldığını, ayrılmadan evvel davalı şirket ile anlaşma sağladığını öğrenen ...'nun 6 gün içinde davalı şirkette işe başladığını yine satış sonrası servis hizmetlerinde takım lideri pozisyonundaki davalı ...'ın ise 15 yılık çalışma süresi sonrasında istifa ederek 6 gün içinde davalı şirkette işe başladığını, tam bu dönemde satış sonrası servis sistemi çalışmalarını yürüten davalı şirketin satış sonrası servis sistemini çalışanlarını ayartması ve elde edilmesi noktasında kilit rol oynayan ...'nun şirketten istifasından çok önce davalı şirkete geçişini ayarladığını, müvekkili şirketin üst düzey pozisyonundaki bu kişilerin yıllar boyunca çalışanlar üzerinde etkisinin bilindiğini, hukuka aykırı eylemlerin zincirinin başlangıç halkasının bu kimseler olduğunu, davalının geçiş öncesinde ve sonrasında çalışanların birebir ve ısrarlı şekilde aramak suretiyle müvekkili şirketi kötülediğini ve çeşitli vaatlerde bulunduğunu, servis sisteminin ayırt edici özelliklerinden bir diğerinin ise müvekkili şirket bünyesinde kurulması ve istihdam edilmesi olduğunu, böylece satış öncesi ve sonrası aşamalarda müşterilerle kesintisiz bir iletişim hattının kurulduğunu ve etkin bir servis hizmetinin verilmesinin sağlandığını, davalı şirket yöneticilerinin Türkiye'deki tüketicilerin satış sonrası servis sisteminin ne denli önemsediği ve önemli bir tercih faktörü olarak belirlediği ancak davalı şirketin bu konuda zayıf kaldığı şeklinde ifadelerinin mevcut olduğunu, açıkça davalı şirketin satış sonrası servise ilişkin sıkıntılarının bulunduğunun beyan edildiği, davalı şirketin 2014 yılına denk böyle bir sisteminin bulunmadığını, şirket çalışanlarının davalı şirkete geçmesi ile birlikte sistemin kurulması uğruna şirketin ... sırrı niteliğindeki servis sisteminin kopya edildiğini, bu noktada 6 yıl süren yargılama sürecinde davalı şirketi yerinde incelemeden kaçındığını ve gerçekleştirilen haksız rekabet eylemine ilişkin şirket içi verilere ulaşılmasını bizzat engellediğinin altını çizmek gerektiğini, davalı ...'nun müvekkili şirketle yaşadığı uyuşmazlık sonrasında programlı bir ayartma süreci konusunda servis sisteminin kilit rolü olan kalifiye çalışanlarının toplu bir şekilde  ayartıldığını, haksız olarak davalı şirkete geçişlerinin sağlandığını, davalıların işçiler üzerinde tesirinden faydalanılarak etki ve baskı kurulduğunu, 56 kişinin eş zamanlı toplu çıkışı ve aynı ekibin davalı şirkete transferine sebep olduklarını, işçilerin adeta ihraç edildiğini, haksız rekabet teşkil eden operasyon sürecinde müvekkili şirkete zarar vermek kastıyla hareket edildiğini, davada toplam 20 adet duruşma yapıldığını, 17 adetine davalıların vekilinin tek başına iştirak ettiğini, 3 tanesine ise davalılardan ... ve ...'ın iştirak ettiğini, söz konusu duruşmaların tanıkların dinlendiği duruşmalar olduğunu, bu hamlenin ne denli organize ve planlı hareket ettiklerinin ispatı olduğunu, emsal Yargıtay ilamlarında da haksız rekabetin meydana geldiğinin kabul edildiğini, haksız rekabet teşkil eden eylem ve uygulamalar nedeniyle zarara uğrayan müvekkilinin maddi ve manevi zararının karşılanmasına dair karar verilmesi gerektiğini, çalışanın ayartılmasının işletme açısından sadece bu kişilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübelerin kaybı anlamına gelmeyeceğini, iş verenin çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğunun göz önüne alınması durumunda çalışanın işletmeden ayrılması halinde yatırımın boşa gideceği sonucununda beraber geleceğini, ortaya çıkan zarar bakımından müvekkilinin işçilerine o gün ki konuma ulaşmaları için yaptığı, maddi ve manevi yatırımlar ile çeşitli eğitimlerin olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacı vekilinin istinaf dilekçesine cevapla birlikte katılma yolu yapmış olduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde açıkça ve fütursuzca gerçeklere aykırı beyanda bulunduğunu, HMK'nın 29.maddesinin amir hükmü gereğince dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacı vekillerini bu konuda 25.01.2021 tarihli dilekçe ile uyarmalarına ve avukatın gerçek dışı beyanlarda bulunamayacağının gerektiğini hatırlatmalarına rağmen gerçek dışı beyanda bulunmaya devam ettiğini, vekalet ücreti ve disiplin para cezası ile HMK 329 maddenin  davada uygulanmasını talep ettiklerini, davacı şirketin her halükarda davada haksız olduğunu, ret kararının doğru olduğunu, davacı şirketin ... ve... Şirketlerinin bir ortağı olduğunu, beyaz eşya olarak ifade edilebilecek ürün grubunda faaliyet gösterdiğini, davacının satış sonrası servis faaliyetlerinde yaklaşık 3500 kişinin çalıştığını, iş bu davada satış faaliyetleri ile ilgili olmayıp satış sonrası teknik servis faaliyetleri ile ilgili olduğundan ve yaklaşık bir yıllık süreçte satış sonrası servis faaliyetleri kapsamında çalışan 40-50 teknik personelin peyderpey ayrılmış olmasının dava konusu yapıldığından davacının toplam 3500 kişilik bu organizasyonunun unutulmaması gerektiğini, davacının kendi ikrarına göre 1200 kişi olan teknik kadronun nasıl yetiştirilmiş olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, kendilerinin almış oldukları duyumlara göre sektördeki diğer şirketlerden ve hatta davalı şirketin yetkili servislerinden sürekli teknisyen transfer ettiklerini, davaya konu tarihlerin 2014-2015 yılı olduğunu, davacının teknik servis personel sebebiyle 2015 yılında büyük zararlara uğradığını iddia ederek dava açtığını, bu yıllarla ilgili davacı şirket yöneticilerinin gazetede ve dergilerde verdikleri beyanlarda üretimin arttığını ifade ettiklerini, kayıtlar incelenerek hazırlanan 3.bilirkişi raporunda davacının 2015 yılında 2014 yılına göre ticari kazancının %70,64 artırmış olduğunun tespit edildiğini, davacının iş şartlarının kötü olduğu ve pek çok işçinin davacıdan ayrılmak istediğinin sır olmadığını, bu konuda da haberlerin yayınlandığını, davacının çalışanlarının bazılarını emekliye ayırmaya karar verdiğini, davalı şirkette çalışılmaması için çalışanları üzerinde bölge müdürleri ve yöneticileri vasıtasıyla baskı yapıldığını, zimnen kabul ettiğini, davacıların işinden ayrılan işçilerin bir sabah kalkıp işten ayrılmadığını, davacı ve işçiler arasında iş şartları konusunda uzun bir süreç yaşandığını, davacının kendi müdürlerinin iş şartlarını beğenmeyen işçilerin istediği yerde çalışmakta özgür olduğunu ve işçilerinde yöneticinin sözünü dinleyip işten ayrılmasından sonra davacının bu kez fikir değiştirerek işçilerin yeni işverenini haksız rekabetle suçlamasının garip bir durum olduğunu, dinlenen tanıkların davacı tarafından işten çıkarılan işçinin davalı şirketi övdüğüne dair herhangi bir eylemine tanık olmadıklarını beyan ettiklerini, davacının işten ayrılan işçilerin iş bu davada çok iyi teknisyen olduğunu iddia ederek iş davasında ise işçinin verilen işi yapmadığını, çalışanların huzurunu bozduğunu ve işçileri kötüleyen ifadelerde bulunduğunu, iş mahkeme kararlarının ve dilekçelerinin dosyada bulunduğunu, davacının bu davada konu ettiği işçilerin ayartılması sonucu istifa ederek davalı şirkette çalışmaya başladıklarını iddia ederek dava açtığını ancak davaya konu edilen işçilerden önemli bir kısmının iş sözleşmelerinin feshi sonrası iş sözleşmelerine haklı sebeple feshettiklerini belirterek iş mahkemelerine dava açtıklarını, davacının iş davalarında işçilerin bu davada olduğu gibi ayartılmak suretiyle iş sözleşmelerini feshettiğini iddia ettiğini ancak davada iş mahkemelerinin şirketin ayartılma iddialarını kabul etmediğini ve işçilerin iş sözleşmesini davacı şirketteki çalışma şartlarının ağırlığı fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi gibi sebeplerle haklı sebeple feshettiğine karar verdiğini ve işçiler lehine tazminat kararları oluşturulduğunu, mahkeme kararlarının kesinleştiğini, davacının işten işçiler ile ilgili beyanlarını farklı mahkemelerde farklı şekilde dile getirdiğini, Ankara 28. İş Mahkemesinin vermiş olduğu kararların Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, davacı şirketin dava konusu ile ilgisi olmamasına rağmen davalı şirketi itibarsızlaştırmak ve yanıltmak amacıyla yurt dışındaki grup şirketleri ile ilgili gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, müvekkili şirketin dünyada tanınmış markalar arasında 2. sırada olduğunu, davacının bu listede bulunmadığını, davacının 2013 yılında yeni yapılanmaya gittiğini, yeniden yapılanma sebebiyle pek çok yeni üst düzey kadro oluştuğunu, davalı ...'nun uzun yıllardır terfi zamanı yapılmadığı ve terfi ettirilmediğinden durumu yöneticiye bildirdiğini ve terfi ve zam talep ettiğini, davacı üst yöneticisinin davalı ...'ya satış sonrası servis dışı konularda tecrübesi olmadığı için yükselme imkanı kalmadığını belirterek maaşına zam yapmadığını bunun üzerine bir süre sonra davalının işinden ayrılmaya karar verdiğini, davacı yöneticisinin ...'nun işten ayrılacağını öğrenince hangi şirkette işe başlayacağını sorduğunu, davalının ...'da başlayacağını söyleyince yasal ihbar süresini kullandırmadan o gün iş yerinden ayrılmasını istediğini, yerine yardımcısını atadığını, davalı ...'ın ise şirketin yöneticilerin biri olmadığını, Ankara'daki teknisyelerin takım lideri bir nevi şefi olduğunu, davalıların aynı tarihte işten ayrılmadıklarını, ayrılmaları arasında yaklaşık 1 yıl süre olduğunu, davalı ...' davalı ... şirketinin yöneticisi olduğunu, davalı şirketinin yöneticisi olması ve yönetici üzerinde baskı yaratmak amacıyla dürüstlük kurallarına aykırı olarak davalı gösterildiğinin düşünüldüğünü, davalı ... ile davalı ...'ın ...'ta işe başlamadan önce hiç görüşmediklerini ayrıca davacının icat ettiğini iddia ettiği fabrika merkez servis sistemini sadece davacıda olan bir sistem olmadığını, sektörde ... ve ...' da bu şekilde servis olduğu gibi davalı ...'un başta kendi ülkesi olan Güney Kore olmak üzere bir çok ülkede fabrika merkez servis sisteminin davacının kendi icat ettiğini düşündüğü tarihlerde çok önceki yıllardan beri olduğunu, ayartıldığı iddia edilen işçilerin müthiş sırlara sahip satış personeli ve üst düzey yönetici olmadıklarını, %99'nun mavi yaka olarak tanımlanan yetkili servis personeli olduğunu, davacının ısrarla davalı şirket kayıtlarını görmek istediğini, kötü niyetle davaya konu olmayan hususlarda (satış rakamları, pazarlama rakamları, diğer çalışanların maaşı, masrafları vs gibi ) davalı ...'un ticari kayıtlarına ulaşmayı planladığından şüphelendiklerini, bu hususta bilirkişi aşamasında dilekçeyle mahkemeye başvurduklarını, davacının zarar olarak iddia ettiği hiçbir kalemin davalı şirket kayıtlarının incelenmesini gerektirmediğini, işçilerin büyük çoğunluğunun davalı şirket bordrosunda olmayıp ... Şirket bordrosunda olmasına ve dava konu işçiler ile talep edilen tüm iş sözleşmeleri, SGK kayıtlarınin dosyaya sunulmuş bulunmasına rağmen neden müvekkili şirket kayıtlarını görmek istediğinin anlaşılamadığını,  ret  kararının hukuka uygun olduğunu, 6 hukuk profösörü ve bir doçentin davalı şirketin haksız rekabet yapmadığını, davacının haksız olduğunu tespit ettiklerini, işçilerin ayartılmadığına dair kesinleşmiş iş mahkemeleri kararlarının olduğunu belirterek, davacı tarafın istinaf talebinin reddine, mahkemenin ret kararının onanmasına, davacı ve vekilleri hakkında HMK 329  maddenin uygulanmasına, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretindeki hatanın düzeltilmesine, davanın niteliğine uygun olarak her bir davalı için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, haksız rekabet teşkil eden eylem ve uygulamaların meni, tekrarının önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile ilamın TTK'nın 59. maddesi gereğince ilan edilmesi istemlerine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı gerçek kişilerden ... ve ...'ın davacı şirket bünyesinde çalışır iken istifa ederek davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalı ...'ın davalı şirketin yetkililerinden olduğu, davacı şirketten 56 işçinin istifa ederek ayrılmış oldukları konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalılarının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacının iddialarını ispat edip edemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, mahkeme gerekçesinin usulüne uygun bulunup bulunmadığı ile davacı ve davalılar vekili aleyhine HMK 329. Madde hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı ile mahkeme tarafından davalılar yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat talebinin reddi üzerine ayrı ayrı maktu vekalet ücretinin isabetli olup olmadığı, davalıların her birine ayrı ayrı vekalet ücreti olarak nispi tarife üzerinden vekalet ücretinin verilip verilmemesi gerektiğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalılardan ...'nun davacı şirkette 01.01.1996 tarihinde işe başladığı, 04.03.2014 tarihinde istifa ettiği, servis direktörü olarak İstanbul'da görev yapmış olduğu, ...'ın ise 18.02.2000 tarihinde işe girdiği, 06.02.2015 tarihinde istifa ettiği, Ankara'da ... takım lideri olarak görev yaptığı, davacı şirket bünyesinde yer alan dava dışı işçilerin 06.03.2015 - 09.02.2015 tarihli dilekçelerle istifa ederek iş akitlerinin sonlandırılmasını talep ettikleri, davacı işveren bünyesinde 10.02.2015 tarihli çıkış mülakat formları düzenlendiği, dava dışı... adına düzenlenen mülakat formunda el yazılı şekilde 20-25 senelik mesai arkadaşı ...'ın gitmemiş olması durumunda üç katı ücrete de ayrılmayacağına dair beyana yer verildiği, birden fazla çıkış mülakat formunun düzenlenmiş olduğu, davacı şirketin 07.02.2015 tarihli tutanak düzenlediği, söz konusu tutanağın altının servis bölge müdürü ve servis alan yöneticisi tarafından imzalandığı, tutanağın içeriğinde Ankara Fabrika Merkez Servisinde çalışan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a gelerek firma ile aynı işi yapan başka bir firma olan ... Firmasında iş başı yapacaklarını, istifa eden FMS takım lideri ... tarafından ...  Firmasına bildirilen teknisyen isimleri doğrultusunda kendileri haricinde başka arkadaşlarına da ... Firması tarafından iş teklifi yapıldığını, toplamda 15 kişinin iş bırakmak üzere olduklarını beyan ettiği, yönetici tarafından bu durumun Kuzey Anadolu Servis Bölge Müdürüne telefonla bildirilmesi üzerine anılan teknisyenlerle sözlü görüşmelerin gerçekleştirildiği, görüşmeler esnasında teknisyenlerin ... Firması ile anlaştıklarını, bu firmada işe başlamak istediklerini ancak henüz ...'un Ankara'da bulunan iş yerinin tadilat çalışmalarının devam etmekte olduğunu bildirdiklerini ve ayrılacak teknisyenlerden 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı koşullarını sağlayanların SGK'dan konuya ilişkin alacakları yazı ile kıdem tazminatlarını da talep ederek pazartesi gününden itibaren işten ayrılacaklarını beyan ettikleri, bu durumu topluca iş bırakılması olduğu, toplu iş bırakmanın Ankara ... işlerinin önemli ölçüde aksatacağının teknisyenlere bildirildiğinin belirtildiği, söz konusu tutanakta istifa eden işçi veya teknisyenlerin imzalarının yer almadığı, davacı tarafça 25.03.2015 tarihinde iş bu davanın açıldığı, bu dava tarihinden önce dava dışı işçiler tarafından davacı şirket aleyhine iş akdinin feshinin iptali ile işe iade istemli davaların açıldığı, İzmir 8. İş Mahkemesinin 2014/703 Esas, 2015/454 Karar ve 09.07.2015 tarihli kararı ile; dava dışı ... tarafından 22.12.2014 tarihinde açılan dava  sonucunda davanın kabulü ile feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verildiği, gerekçede; iş veren tarafından davacının çalışma huzurunu bozan doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış nedeniyle iş akdinin feshedildiği hususunun ispatlanması gerektiği, davacı tanıklarının davacının davalı iş yerini kötüleyen rakip firmayı öven herhangi fiilinin bulunmadığını belirttiği, davacının ... Firmasında aynı işi yapan elemanların daha az süreyle çalışıp daha fazla sosyal hakka sahip olduğunu beyan ettiği, davacının bu yöndeki söz ve davranışlarının davalı iş yerini kötüleyecek nitelikte bir davranış olarak kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalılardan ... tarafından, Ankara 28. İş Mahkemesinde  25.01.2016 tarihinde davacı şirket aleyhine işçilik alacaklarına dair dava açıldığı, mahkemenin 2016/298 Esas, 2017/377 Karar sayılı dosyasında; 05.10.2017 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, gerekçede; davalı olarak yer alan davacı şirketin savunmasında, davacının önce atölye teknisyeni sonra takım lideri olarak çalıştığını, atölye teknisyeni iken haftada 6 gün ,takım lideri iken haftada 5 gün çalıştığını, dış teknisyenler için geçerli olan vardiya sisteminin davacı için geçerli olmadığını, davacının salt rakip firmada çalışmak amacıyla Ankara Bölge Müdürlüğünde çalışan bir bölge sorumlusu, bir takım lideri, bir küçük ev aletleri teknisyeni ile birlikte 15 teknisyenin asılsız iddialarla istifa ettiklerini, ... Şirketinde çalışmaya başladıklarını, haksız rekabet nedeniyle İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/316 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını beyan ettiği, mahkeme gerekçesinde; iş akdinin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde fesih edildiğinin ispatının işverene ait olduğu, davalı her ne kadar davacının istifası ile iş akdinin sona erdiğini iddia etmiş ise de davacı istifasının gerçek istifa niteliğinde olmadığı, zira davacının iş yerinde 18.02.2000 - 06.02.2015 tarihleri arasında 14 yıl 11 ay 19 gün kıdeme sahip olduğu, bu kadar uzun süreli kıdeme sahip olan işçinin iş akdini tazminat alamayacak şekilde fesih etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca davacının iş yerinden neden ayrıldığına ilişkin iddialarını yeminli tanık beyanlarıyla ispat ettiği, davacının iş akdini istifa ile değil çalışma şartlarının ağırlığı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi gibi sebeplerle haklı olarak feshettiği, davalının iş akdini kendisinin haklı nedenle fesih ettiğini ispat edemediği gerekçelerine yer verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2018/181 Esas, 2018/353 Karar ve 22.02.2018 tarihli karar ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Ankara 28. İş Mahkemesine istifa eden işçilerden ...'un 2016/299 Esas sayılı dosyada, ...'ın 2016/300 Esas sayılı  dosyada,...'un 2016/301 Esas sayılı dosyada, ...'ın 2016/302 Esas sayılı dosyada, ....'nin 2016/303 Esas sayılı dosyada,...'i 2016/304 Esas sayılı dosyada, ...'un 2016/305 Esas sayılı dosyada, ...'ın 2016/297 Esas sayılı dosyada, ...'ın 2016/306 Esas sayılı dosyada, ...'in 2016/307 Esas sayılı dosyada, ...'ın 2016/308 Esas sayılı dosyada, ...'nun 2016/309 Esas sayılı dosyada, ...'ün 2016/310 Esas sayılı dosyada, ...'nin 2016/311 Esas sayılı dosyada alacak davalarını açtıkları, dava tarihlerinin çoğunlukla 22.04.2015  olduğu, söz konusu davalarda davacı şirketin davalı olarak yer aldığı, davalılardan ...'ın dosyasına yapmış olduğu savunmasını aynen tekrar ettiği, mahkemece benzer gerekçelerle davaların kısmen kabulüne karar verildiği, ilk derece mahkeme kararlarının Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek iş bu davadaki davacı şirketin o dosyadaki davalı olarak yer almış olduğu istinaf başvurularının reddedildiği, istinaf dilekçesinde yer verilen işçilerin bir kısmının dava açan işçiler arasında yer aldığı ayrıca davacı şirketin 07.02.2015 tarihli servis bölge müdürü ve servis alan yöneticisi tarafından düzenlenen  tutanakta belirtilen Ankara Fabrikası Merkez Servisindeki işçiler tarafından davaların açılmış olduğu ve davaların işçiler lehine sonuçlanmış olduğu anlaşılmıştır.Taraflarca dosyaya uzman mütalaaları ile birlikte tüm deliller ibraz edilmiştir. Ayrıca tanık listeleri sunulmuştur. Mahkemece, ilgili yerlerden talepler doğrultusunda deliller dosyaya celp edilerek bilirkişi raporları alınmıştır. 02.02.2017 tarihinde dinlenen davacı tanıklarından ... ifadesinde; kendisinin davacı şirkette servis ve bölge müdürü olarak çalıştığını, davalılar ile ilgili olarak davalı ...'nun servis direktörü olduğunu, 2014 yılı Mart ayında işten ayrılacağını söylediğini, veda yemeği yediklerini, ...'ın kendisini aradığını ve davalı ... Firmasında rüya gibi bir takım kurmak istediğini söylediğini, kendisinin teklifi kabul etmediğini, 2015 yılı Şubat ayında ise davalı ...'ın ... Firmasına geçeceğini söylediğini beyan etmiştir. Davacı tanığı ... aynı celsedeki ifadesinde; davacı şirkette 25 yıldır bölge müdürü olarak çalıştığını, davalı ... ile 2014 yılı Mart ayında görüşmelerinin olduğunu, davalının geçmek istediği ... Şirketine kendisini çağırdığını, bırak o şirketi ben bile kaç yıl çalıştım bana yaptıklarını gördün şeklinde beyanda bulunduğunu ifade ettiği, davalı ...'ın ise Ankara bölgede çalışması nedeniyle tanımadığını ifade etmiştir.Davacı tanığı ... ifadesinde; davacı firmada servis şefi olarak çalıştığını, davalının ... Firmasına geçtiğini bildiğini, davalının kendisini ... Firmasında çalıştırmaya yönlendiren bir teklifinin olmadığını, 2014 yılı Haziran ayından sonra eski çalıştığı birimden 10 kişinin davalı firmaya teknisyen olarak geçtiğini, kişilerin somut olarak ... Firmasına kimin tarafından çağrıldığını bilmediğini, teknisyenlere teklif geldiğini duyduklarını tahmini olarak 28 kişiye teklif geldiğini duyduğunu belirtmiştir. Davalı tanığı ... 27.04.2017 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; davalı şirkette 2 yıl kadar önce teknisyen olarak göreve başladığını, davalı ...'nun servis direktörü olarak çalıştığını, halen aynı pozisyonda olduğunu, daha önce davacı şirkette teknisyen olarak çalıştığını, ancak daha sonra bölge müdürü ile aralarında tartışma olduğunu, kendisine ceza olarak şınav çektirdiğini ve orada bulunan teknisyen arkadaşların resmini çekip sosyal medyada yayınlayınca kendisinin bu şekilde çalışmayacağını söylediğini, nakliye teknisyenliğinin teklif edildiğini kabul etmediğini, çıkışını yazabilirsin dediklerini, çıktıktan sonra başka firmada çalıştığını 6 ay kadar sonra davalı şirketteki işini bulduğunu, kimsenin kendisini ayartmadığını, kimseden teklif gelmediğini, davalı ...'ı da eğitim almaya geldiğinde ...'da gördüğünü beyan etmiştir.Davalı tanığı ... ifadesinde; davacı şirkette 10 yıl kadar çalıştığını, davalı ...'ın direktör olduğunu, yönetim değişip çalışma şartları kötüleşince işten ayrılmaya karar verdiğini, teknisyen olarak çalıştığını, servis müdürü emekli olduktan sonra yeni atanan servis müdürünün 5 veya 10 yıllık personelle çalışmak istemediğini söylediğini, bezdirici tutum ve davranışlar içerisine girdiğini, yaklaşık 50 kişinin bulunduğu toplantıda kendisine hakaret edince çalışmayacağını söylediğini, iş aramaya başladığını, hiç kimsenin kendisini davalı şirkete geçmesi için ayartmadığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; beyaz eşya teknisyeni olduğunu, işi gereği pek çok yerde çalıştığını, davacı şirkette de 6 ay çalıştığını, davacı şirketin çalışma koşullarının çok ağır olduğunu, iki saatte 4 adrese gitmeleri gerektiğini, düzenleme yapılmasını istediklerini, sistemin bu şekilde olduğunun söylendiğini, iş bitiminin saat 22.00 - 22:30' kadar sürdüğünü, aile düzeninin kalmadığını, iş arayışı içine girdiğini, arkadaşı ...'in kendisini aradığını, ...'un eleman aradığını söylediğini, davacı şirkette çalışırken 3 ayda 8 kilo verdiğini beyan etmiştir.Taraflar çok sayıda tanık dinletilmiş olmasına rağmen, tanık beyanları birbirine yakın ve benzer olduğu için kısmen beyanlara yer verilmesi yeterli görülmüştür.13.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin, davalıların haksız rekabet teşkil eden fiiller işlediğini ileri sürdüğü ve taleplerde bulunduğu, davacı vekili'nin iddialarına göre, davalının haksız rekabet teşkil eden fiilleri arasında,  çalışanların ayartılması,  davacının satış sonrası hizmet faaliyetinin engellenmesi, fabrika merkez servis sisteminin ve oluşan teknik bilginin ele geçirilmesi fiilleri bulunduğu, haksız rekabete ilişkin hükümlere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TK) 54 ve devamı maddelerinde yer verildiği, TK m. 54/2 hükmüne göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olduğu, madde hükmüne göre, aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız rekabet fiili teşkil ettiği, sınırlı sayıda olmamak kaydıyla bazı haksız rekabet hallerinin TTK m. 55'te sayıldığı, davalı zamanaşımı def'inde bulunmuşsa da istifaların gerçekleştiği tarih aralığının 08.01.2014-06.03.2015 tarihi olduğu, İzmir ve Ankara'daki istifaların çoğunun (toplu istifalar) 09.02.2015 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 25.03.2015 tarihinde açıldığı, bu durumda TTK m. 60'da düzenlenen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçmediği kanaatinin hâsıl olduğu, bir haksız rekabet halinin varlığından bahsedilebilmesi için söz konusu fiilin haksız, yani hukuka aykırı olması gerektiği, dava konusu olayda davacı çalışanlarından bir kısmının davalılardan ... Ltd, Şti.'ne geçtiği, bu geçişin ve geçişe sebep olduğu ileri sürülen davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunun tespitinin gerektiği, öncelikle; çalışanların çalıştıkları şirket ya da işletmeyi değiştirmelerinin bizzat yeni iş yeri arayışında olmaları veya kendilerine başka bir şirket veya işletmede çalışmaları konusunda teklifte bulunulması kural olarak haksız rekabet teşkil etmediği, diğer bir ifade ile hukuka aykırı bir durum olmadığı, aksine bir kabulün çalışma ve iş arama hürriyetinin kısıtlanması anlamına geleceği, herkesin Anayasa m. 48 anlamında dilediği alanda ve yerde çalışma hürriyetinin bulunduğu, İş Hukukundan kaynaklanan sonuçları saklı kalmak kaydıyla kişilerin belirli bir işletmede çalışma ya da çalışmaya devam etme mecburiyetinin de olmadığı, çalışma hürriyetinin kişilerin mevcut işyerinde edindiği bilgi ve tecrübeyi sonraki işyerlerinde kullanmasını da kapsadığı, kişilerin belirli bir işyerinde edindikleri bilgi ya da tecrübeyi sonraki süreçlerde kullanamayacağının söylenemeyeceği, mesleği icra için gerekli olan ve önceki iş yerinde edinilen bilgi ve tecrübenin sonraki işyerinde kullanılmasında da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ancak bizatihi istifa ederek başka bir işveren ile iş akdi imzalanması veya başkasının çalışanına iş akdi imzalanması konusunda teklifte bulunulmasının haksız rekabet teşkil etmese de, bazı hallerde, istifa ederek bir başkası ile iş akdi imzalanması ve/veya başkası ile iş akdi imzalamaya yöneltmenin TTK m.54 anlamında haksız rekabet teşkil edebileceği, ayrıca, bir haksız rekabet hâlinden söz edilebilmesi için ortada ika edilmiş haksız bir fiilin bulunması gerektiği, bu haksız fiilin ispatı yükümlülüğünün de iddia edene ait olduğu, keza haksız rekabet fiilinden bahsedebilmek için, tarafların aynı sektörde bulunması, tarafların birbirlerine rakip olmasının da gerekli olmadığı, davacının kendisi tarafından oluşturulan fabrika merkez servis sisteminin davalılarca hedef alındığını, bu sisteme ilişin bilgi ve tecrübenin edinilmesi için çalışanların ayartıldığını, bu sistemle beraber teknik bilginin (know-how) ele geçirildiğini ileri sürdüğü, fabrika merkez servis sitemi olarak adlandırılan sistemin davacı tarafından somut olarak tanımlanmadığı, davalı tarafından ele geçirilen know-how'un içeriği gösterilmediği, davalınında hangi suretle bu sistemi ele geçirdiğinin açıklanmadığı, tescil edilmiş ya da özel düzenlemelere göre korunacak bir hakkın varlığından da bahsedilmediği, şu halde bu sisteme ilişkin iddiaların ispat edilmemiş olduğunun belirtilmesi gerektiği, öte yandan çalışanların edindiği bilgi ve tecrübeyi işletmeden ayrıldıktan sonra yeni çalıştıkları işletmede kullanmalarının hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğinin ifade edilmesinin  gerektiğini, davacı iddialarından birininde davalıların davacının faaliyetlerini engellemek kasıt ve gayesiyle hareket etmiş olduklarına ilişkin olduğunu, bu kapsamda A ve B sınıfı tecrübeli teknisyenlerin seçilmesinin sebebinin davacıyı zor durumda bırakmak olduğunun belirtildiği, gerek davacı şirket gerek davalı şirketin satışını gerçekleştirdikleri kendi ürünleri için satış sonrası hizmeti sağladıkları, davalıların salt davacı şirkete zarar vermek kastıyla çalışanların kendi işletmelerine almaya çalıştıklarının söylenmesi, çok uzun süre davacı bünyesinde çalışmış olan tecrübeli çalışanların tercihlerinin bu değişimde hiç etkili olmadığı anlamına gelebilir ki, kanaatlerince  isabetli olmayacağını, ayrıca çalışanların bilgi ve tecrübesinden yararlanmak gibi bir gaye varken salt davacıya zarar vermek pahasına onların atıl hale getirildiğini söylemenin de isabetli olmadığı, davacının satış sonrası hizmet faaliyetinin engellenmesi iddiasının da ispat edilmiş olmadığı kanaatinin oluştuğu, yukarıda somut olayda haksız rekabet iddialarının ispatı bakımından yeterli delil bulunmadığı, mahkemece, haksız rekabet halinin mevcut olduğu kanaatinin oluşması ihtimaline binaen tazminat talebine ilişkin açıklamalara yer verildiği, davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, TTK m. 56/1 hükmünde düzenlenen maddi tazminat talebinin kabulü için haksız rekabet teşkil eden bir fiil, davranış ve uygulamanın bulunması (hukuka aykırı eylem), haksız rekabeti gerçekleştiren kimsenin kusurlu olması, zararın bulunması ve haksız rekabet fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasının gerektiği, (Nomer Ertan, a.g.e., s. 416). maddi tazminatın belirlenmesi konusunda kural olarak haksız fiillere ilişkin Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 50 ve devamında öngörülen kuralların geçerli olduğu, buna göre, tazminat talebinde bulunan kişinin hem zarara uğradığını hem de uğradığı zararın miktarını ispatlamakla yükümlü olduğu, bazı hallerde zarar miktarının tam olarak ispatının mümkün olmayacağı, bu haller bakımından, TBK m. 50/2 hükmünün düzenlendiği, ilgili hükme göre, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği, (Nomer Ertan, a.g.c.,s. 419). her durumda davacının, hangi tazminatı ne için ve neye dayanarak talep ettiğini izah ve ispat etmesi gerektiği, tazminat meselesi karara bağlanırken, haksız rekabet fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, zararın- başka sebeplere (genel ekonomik sebepler, şirketin içinde bulunduğu durum, yönetim değişikliği vs.) bağlı olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerektiği, somut olayda çalışanların iş sözleşmelerini feshetmelerinin amacı ile haksız rekabet fiilinin işlendiğine delalet eden yeterli veriye rastlanmadığı; bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, çalışanların ayartılması olgusunun yeterli delillerle ispat edilememiş olduğu, tanık beyanlarının da ayartma olgusunu ispata elverişli olmadığı, davacının satış sonrası hizmet faaliyetinin engellenmek istendiği ve fabrika merkez servis siteminin ele geçirildiği iddialarının sabit olmadığı, çalışanların edindiği bilgi ve tecrübeyi işletmeden ayrıldıktan sonra yeni çalıştıkları işletmede kullanmalarının tek başına hukuka aykırılık teşkil etmeyeceği, mahkemece aksi kanaate ulaşılması halinde, haksız rekabet fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunun da ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Tarafların rapora beyan ve itirazları üzerine yeniden bilirkişi raporu alınmıştır.29.10.2019 tarihli 2.bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafın husumet ve zamanaşımı iddialarının yerinde olmadığı, TTK'nın 55/1/b-2,3 fıkraları uyarınca ayartma nedeniyle haksız rekabetin ispat edilemediği, TTK'nın 55/1Va-l bendi uyarınca kötüleme nedeniyle haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı, mahkemenin aksi kanaatte olması ve haksız rekabetin olduğunun kabulü halinde, merkez servis sistemi ile çalışan ... şirketinden belli dönem aralığında toplu çıkışların yapıldığı toplamda 56 teknisyenin ... firmasma geçmesinin hayatın olağan akışına ters olduğu, davalı işletme bünyesinde ortaya çıkan yeni personel ihtiyacının piyasada istihdam edilmeye hazır aynı nitelikte kalifiye elemanların bulunmasına rağmen, ihtiyaç duyduğu elemanın rakibi işletmenin personelinin devamlı olarak ve büyük çoğunluğunun ayartılması suretiyle giderilmeye çalışılması durumunda da, rakip işletmenin yapısal bünyesine caiz olmayan bir müdahale ile zarar verme amacıyla hareket edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, servis teknisyenlerinin büyük çoğunluğunun hep bir anda ayartılması halinde, ayartanın, ilgili işletmenin bu durum karşısında felce uğraması halinden faydalanarak piyasadaki konumunu güçlendirmeye ya da piyasadaki pastadan aldığı payı büyütme amacı güttüğü kabul edildiğinde de yine dürüstlük kuralına aykırı gerçekleştirilen bir ayartma eylemi olduğu, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/316 E. Sayılı dosyası için 25.03.2019 tarihli ara karar gereğince davacı tarafın  ... AŞ. şirketinin Ümraniye merkezinde, bilirkişiler ve taraf vekilleri ile 02.05.2019 tarihinde yerinde inceleme yapıldığı, davacı tarafın işten ayrılan teknisyenler için yapılan eğitim, konaklama ve yol masraflarını gösteren mali tablolar ile bu konularla ilgili bir takım masraf faturaları ibraz edildiği; ancak bu bilgiler ile varsa zararın hesaplanmasının mümkün olmadığı, mahkemenin tazminatın kabulü ve zararın hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda istenecek yeni bilgi ve belgeler doğrultusunda ek rapor tanzim edileceği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunun içeriğinde TTK 54 maddesi gereğince haksız rekabetin varlığının tespit edildiğini, özellikle eylem ve uygulamaların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun açıkça tespit edildiğini belirterek ,yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir.Davalılar vekili ise 30.01.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; raporda bilirkişilerin haksız rekabet tespiti yaptığı sonucuna ulaşılamayacağını, 4.maddenin mahkemenin aksi kanaatte olması ifadesiyle başladığını belirterek, iki rapor arasında çelişki olduğunu, ek rapor alınması talep etmiştir.Mahkemece 30.01.2020 tarihle celsede; her iki rapor arasında çelişki olduğu belirtilerek, 1. ve 2. raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve terditli olarak davacının isteyebileceği haksız rekabete ilişkin tazminatın hesaplanması amacıyla yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. 07.12.2020 tarihli 3. bilirkişi heyet raporunda; davacı tarafın taleplerini kısmen yerine getirdiğini, davalı tarafın ise ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı taraftan talep edilen bilgi ve belgeler ile yerinde inceleme gerçekleştirildiği, davacı şirketin esas faaliyet konusunun, ev tipi buzdolabı, dondurucu, çamaşır makinesi, çamaşır kurutma makinesi, vantilatör, aspiratör, fan aspiratörü vb satış ve pazarlanması, ithali ve ihracı ile yazılı diğer işler şeklinde olduğu, davalı şirketin ana sözleşmeye göre faaliyetinin, konutlarda, bürolarda ve mağazalarda kullanılan sanayi tipi olmayan klimaların toptan ticareti, radyo, televizyon, video ve dvd cihazlarının toptan ticareti, bilgisayar, bilgisayar çevre birimleri ve yazılımlarının toptan ticareti, beyaz eşya toptan ticareti, eletronik cihaz ve parçalarının toptan ticareti, iş konusunun ise her türlü elektronik ve elektrikli makine ve cihazlar ile ilgili diğer donanımların ve bunların parçaları satışı pazarlanması, tahsilat hizmeti kiralanması ve bakım hizmetleri olduğu, davacının dava dilekçesinde ibraz ettiği personel listesinin incelendiği, davacının 56  personeli haksız fiil nedeniyle dava konusu yaptığının tespit edildiği, dava konusu 56 personelden 53 personelin davalı firma ve dava dışı işçi çalıştıran ... AŞ firmasında çalışmaya başladığının görüldüğü, bir kısım personelin ise ... iş yerinde çalışmaya başladığının tespit edildiği, dava konusu 53 personelin davacı işinden ayrılarak davalı ve dava dışı firmada işe başlamış olduğu, tablonun SGK kurumu tarafından mahkemeye ibraz edilen bilgi ve belgelere göre hazırlandığı, 53 personelden 35 kişinin bir hafta içinde işe başladığı, 11 kişinin ise bir hafta ile bir ay içerisinde işe başladığı, 7 kişinin bir ay bir yıl süre içerisinde işe başladığının tespit edildiği, dosyaya ibraz edilen dava konusu personellerin çıkış mülakatlarında davacı şirketten ayrılmalarının esas nedeninin ...'a bağlılık ve onun işten ayrılması olarak beyan ediliği, davalının işten ayrılan personel yerine aldığı yeni personeller için 41.065,70 TL eğitim giderine katlandığının tespit edildiği, davacı şirketin 2013-2015 yıllarında elde ettiği ticari kazançları değerlendirildiğinde davacı şirketin kazancının 2014 yılında 2013 yılına göre %12,93 azalmasına rağmen 2015 yılında 2014 yılına göre ticari kazancının %70,64 oranında artmış olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlığın davalı/davalıların, davacının kurmuş olduğu “Fabrika Merkez Servis Sisteminin kendi şirketlerinden kurulması/geliştirilmesi için, davacının işçilerini ayartılıp ayartmadığının tespiti ile bu ayartma filinin haksız rekabet teşkil edecek şekilde zarar verilip verilmediğine ilişkin olduğu, haksız Hilin gerçekleştiğine ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu, TTK m. 55/1 a-l kapsamında kötülemenin gerçekleşmediği, ancak tanık ifadesinin kötüleme fiili için yeterli delil sayılıp sayılamayacağına dair nihai takdirin mahkemeye ait olduğu,  TTK m, 5571.b-2 ve 3 kapsamında gerçekleşmiş bir haksız rekabet eyleminin de dosyadaki delil durumu itibarıyla  tespit edilemediği, bununla birlikte ve elbette, Fabrika Merkez Servis Sistemi'nin  iş sırrı olarak kabul edilip edilmeyeceği ve davacıdan çıkıp, davalı firmada çalışmaya başlayan kişilerin ayartıldığı iddiasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı konusunda nihai takdirin mahkemeye ait bulunduğu, şayet mahkemece yapılan tespitler  ve kanaatleri paylaşmayıp aksi yönde bir kanaate varır ve haksız rekabet eyleminin mevcut olduğu sonucuna varır ise, bu ihtimale binaen mali bilirkişi heyetince sunulan somut belgeler uyarınca yeni personel için yapılan eğitim giderinin. 41.0603.70 TL olduğu ifade edilmiştir. Taraf vekilleri bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını  belirtmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir.TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.Davacının iddiası, şirket bünyesinde çalışırken istifa ederek davalı şirkette çalışmaya başlayan davalı gerçek kişilerin ayartmaları neticesinde davacı şirketin  Fabrika Merkez Servis Sistemininde çalışan 56 işçinin toplu şekilde istifa ederek davalı şirkette çalışması neticesinde haksız rekabet oluşturulduğunu ve zarara uğratıldığını iddia ederek TTK 54 vd maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, meni ile birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki ileri sürülen maddi vakıaların gerçekleştiği ve bunlar sonucu bir zarar oluştuğunu kanıtlamak hükümlülüğü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre, ileri sürülen vakıalardan kendi lehine hak çıkaran davacıya aittir. Bu nedenle davacı usulüne uygun delillerle, haksız rekabetin oluştuğunu, kendisine ait olan Fabrika Merkez Servis Sisteminin davalı tarafça davacı şirketten istifa eden işçiler aracılığı ile  kullanıldığını ve sistemin kendisine  ait olduğunu ve  sonucunda davacının bir zararının oluştuğunu veya yapılan eylemlerle davacının müşteri çevresini veya ticari sırlarının aşırılarak kullanıldığını kanıtlamakla yükümlüdür. TTK 55/1-a bendinde, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle 1.bentte ,başkalarının veya onların mallarını iş ürünlerini ....vb kötülemek, TTK 55/1-b bendinde, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek özellikle 2.bentte; \"Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak\" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 55/1.c maddesine göre ise  başkasının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle kendisini emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak; üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunu bilmesi gerektiği halde yararlanmak; üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranışları sergilemek, haksız rekabet olarak belirlenmiştir.  İlk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile bilgi ve belgeleri değerlendirmek üzere üç kez bilirkişi heyet raporu alınmıştır. 1.heyet raporu ile 2. heyet raporu arasında çelişki olduğu iddia ve kabulü ile 3.kez bilirkişi heyet raporu  alınmıştır. Dosyada alınan her 3 bilirkişi heyet raporunda da   davacı tarafça iddia edilen eylemlerin haksız rekabet oluşturduğuna dair delillerin elverişli olmadığına ilişkin vb tespite yer verilmiştir. Her ne kadar 29.10.2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; haksız rekabet şartlarının oluşmadığı tespiti sonrasında iddia edilen tespitlere yer verilmiş ise de raporun son sayfasının 4 nolu bölümünde mahkemenin aksi kanaatte olması durumu gözetilerek değerlendirme yapılmıştır. Diğer taraftan yukarıda belirtildiği üzere mahkeme tarafından taraf itirazları dikkate alınarak söz konusu farklılığın çelişki oluşturduğu kabul edilmek suretiyle 3.bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 3.bilirkişi heyet raporunda, önceki raporların sonuç kısmında da yer verildiği üzere davacı işçilerinin ayartılıp ayartılmadığının haksız fiilin gerçekleşip gerçekleşemediğinin ispat külfetinin davacıda olduğu, TTK 55 maddesi kapsamında kötüleşmenin gerçekleşmediği, tanık ifadelerinin yeterli delil sayılıp sayılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğu ayrıca Fabrika Merkez Servis Sisteminin üretim ve iş sırrı olarak kabul edilip edilemeyeceğinin ve davacıdan çıkıp davalı firmada çalışmaya başlayan kişilerin ayartıldığı iddiasının haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağının kanaatinin mahkemeye ait olduğuna yer verilmiştir. Davacı iddiasında dile getirmiş olduğu istifa eden işçilerin birçoğu ve dava öncesinde şirketin yetkilileri tarafından tutulan tutanakta ifade edilen işçiler tarafından Ankara İş Mahkemesine açılan davalar ,yukarıda  ayrıntılı şekilde yer verildiği   üzere iş mahkeme dosyalarında davalı konumunda bulunan davacı şirketin aleyhine sonuçlanmıştır. İş mahkemesi kararlarında davalının iş bu dava dosyasında dava konusuna esas olan işçilerin ayartıldığı vb iddiaların yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeplerle ve sonuç olarak davacı şirket davalı  haksız rekabet unsurlarının gerçekleşmiş olduğunu ispat edemediğinden  davacı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Gerçekleştirilen istifalar  TTK' 55. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturmadığı gibi 54. maddesi kapsamında bir haksız rekabet nedenin bulunduğuna ilişkin somut hiçbir kanıt bulunmadığından, ilk derece mahkemesince maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Davalılar vekili tarafından davacı ve vekilleri hakkında HMK 329.maddenin uygulanması talep edilmiştir. HMK'nın 329/1 maddede, kötüniyetli veya haksız dava açılmasının sonuçları başlığı ile kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan tarafın yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebileceği, vekalet ücreti hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarın fahiş bulunması halinde bu miktarın doğrudan mahkemece takdir edileceği, 2.fıkrada ise kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan tarafın bundan başka 500,00 TL'den 5.000,00 TL'na kadar disiplin para cezası ile mahkum edilebileceği bu hallere vekilin sebebiyet vermesi durumunda disiplin para cezasının vekil hakkında uygulanacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, yasanın belirtmiş olduğu şekilde davacı ve vekilleri hakkında  HMK 329.maddenin uygulanması mümkün görülmemiştir. İddia edilen hususlar yasal iddia ve savunma hakkı sınırları içerisinde değerlendirilmekle birlikte davacının iş yerindeki istifalar nedeniyle iş bu davanın açılmış olduğu da dikkate alındığında davalılar vekilinin aksine iddiaları yerinde ve isabetli görülmemiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4  maddesinde; \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" düzenlemesi mevcuttur. Yasal düzenleme kapsamında mahkeme tarafından davalılar yararına reddedilen maddi tazminat yönünden tarifenin 2. kısım 2. bölümde belirtildiği üzere 4.080,00 TL vekalet ücreti verilmiştir. Verilen vekalet ücreti tarife kapsamında ve yasal düzenlemeye uygundur. Diğer taraftan aynı tarifenin 3.maddesinin 2.bendinde müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir. Somut olayda, birden fazla davalı yönünden verilen ret kararının gerekçesi aynı olduğundan davalılar yararına tek bir vekalet ücreti takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 24.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9d1c369cb624d3c0","SID":"4aca59e336061c4f"}}