{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/730 <br>KARAR NO: 2024/1108<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2020<br>NUMARASI: 2017/965 Esas, 2020/603 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 16/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirkete müvekkili tarafından kesilen 30/06/2016 tarih ... seri nolu 454.946,65.TL bedelli  fatura ile 30/06/2016 tarih ... seri nolu 121.268,71.TL bedelli faturaların tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinde takip yaptıklarını, davalının iş bu icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, söz konusu faturaların Sapancı Noterliğinin 18/07/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete gönderilrdiğini, davalının ihtara cevap vermediğini beyan ederek davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete ait olan ... Projesi'nin inşaat taahhüdü işini üstlendiğini, ancak davacı şirketin sözleşme konusu edimlerini tam olarak yerine getirmediği gibi projeyi de süresinde bitirmediğini, müvekkilinin iyi niyetle süresinde teslim edilmeyen projeye ilişkin davacı tarafa 21/12/2014 tarihinde yapılan 1. Ek sözleşme ile 05/09/2015 tarihine, ardında da 31/03/2015 tarihinde yapılan 2. Ek sözleşme ile de 12/11/2015 tarihine kadar ek süreler tanıdığını, ancak tüm bunlara rağmen davacının hukuki dayanaktan yoksun bahaneleri nedeniyle projenin belirlenen tarihten çok sonra ancak 30/05/2016 tarihinde geçici kabulle teslim edildiğini, ilgili geçici kabul tarihinde dahi taşınmazlarda büyük eksiklikler bulunduğunu, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarnamede, ödemelerin gecikme bedeli ve malzeme gecikme bedelini fatura ettiğini belirttiğini, fatura dayanaklarının taraflar arasındaki hangi sözleşmeye yada anlaşmaya dayandığının davacı tarafça ispatlanmadığını, dava dilekçesinde de iş bu faturaların neye dayanarak düzenlediği, fatura içeriklerinin hangi hukuki gerekçelerle oluşturulduğu ve bu rakamların hukuki dayanakları noktasında davacı tarafın mahkemeye delil sunmadığını, davacının ihtarında belirtiği gibi malzeme gecikmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından tüm edimlerin zamanında yerine getirildiğini, bu sebeple gecikme olmayan ödemelere ek bedel  tahakkuk ettirmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca müvekkili lehine doğmuş  olan tüm  cezai şartlar ve gecikme bedellerinden kaynaklı tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, kabul anlamına gelmemek üzere, mahkemenin yapacağı yargılama neticesinde bu haklarının da göz önünde tutularak takas mahsup işlemine konu edilmesini talep ettiklerini beyan ederek müvekkilinin davacıya karşı bir borcunun olmaması sebebiyle davanın reddine, takibin iptaline, davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, hak ediş bedellerinin ödenmesinde ve malzeme tedarikinde gecikmeler yaşanması nedeni ile gecikme alacağı için düzenlediği takip konusu faturalardan kaynaklı alacak talebinde bulunduğu, uyuşmazlığın, hak ediş bedellerinin ödenmesinde ve malzeme tedarikindeki gecikmeler  yaşanması halinde ceza bedeli istenip istenmeyeceği, taraflar arasında gecikme bedeli ödeneceğine dair uygulama bulunup bulunmadığı ve 20.07.2014 tarihli kontratın delil niteliği bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, davacının aynı zamanda  20.07.2014 tarihli kontrata dayandığı, davalının ise belgeyi inkar ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 24.09.2014 tarihli olduğu, ancak davaya konu işe ilişkin dosyada bulunan 19.06.2014 tarihli ... Projesi kabul mektubu ile sözleşme tarihinden önce başlandığı, sözleşmenin \"sözleşme ekleri\" başlıklı 29. Maddesinde sözleşmenin ekleri arasında 20.07.2014 tarihli kontratın sayılmadığı, sözleşmenin cezalar başlıklı 27. Maddesi ve çeşitli cezaların düzenlendiği diğer maddelerinde de anılan belgeye bir atıf olmadığı gibi belge içeriğindeki cezai düzenlemeyi doğrular bir düzenleme de bulunmadığı, davalının düzenlenen faturalara e-posta ile itiraz etmesi, belge içeriğini inkar etmesi ve anılan belge tarihinden sonra imzalanan sözleşme içeriğinde ve eklerinde belgeye herhangi bit atıf olmaması, ticari defter ve sunulan belgelerde böyle bir uygulamaya rastlanmaması nedeniyle 20.07.2014 tarihli kontratın davacı lehine delil olarak kabul edilmediği, davacının, davalıya 17 Şubat 2016 da göndermiş olduğu mailde 50.000 TL'lik ödemenin bir gecikme ödemesi olduğu, faturasının ise Ocak 2016'da kesildiğini bildirdiği, davalının ise 17.02.2016 tarihli mailde, taraflar arasında bir hesap mutabakatı yapılmadan garanti bedeli olarak gönderilen para için fatura kesilemeyeceğini bildirdiği, dolayısıyla davalının bu faturayı kabul etmediği ve anılan ödemenin de garanti ödemesi olduğunu belirttiği, bu nedenle davalının daha önce de gecikme cezası ödemiş olduğu ileri sürülerek gecikme bedeli ödemesinin bir teamül halini aldığı yönündeki iddiaya itibar edilmediği, davacı tarafından düzenlenen faturaların hangi iş kalemlerine ait olduğu, ne zaman ve hangi ölçü ve hesaba göre düzenlediği, hangi hak ediş ve gecikmeden kaynaklı olduğunun açık ve belirli olmadığı, davalı tarafından yapılan hak ediş ödemelerinin bir çoğunun sözleşmenin 17. Maddesinde belirtilen sürelere uygun gerçekleştirilmediği, ancak sözleşmenin gerek 17, gerekse cezalar başlıklı 27. maddesinde aylık hak ediş ödemelerinde gecikme olması halinde gecikme cezası ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ve yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı işverenin Ağustos 2015 dışında malzeme tedarikinde genel olarak gecikmediğinin tespit edildiği, malzeme tedarikinde gecikmeler olması halinde gecikme cezası ödeneceğine dair de sözleşme de bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve ekleri, e-postalar, düzenlenen fatura içerikleri ve 20.07.2014 tarihli belgeye ilişkin yukarıda yapılan açıklamar uyarınca davacının \"hak ediş bedellerinin ödenmesinde ve malzeme tedarikindeki gecikmeler  yaşanması\" halinde ceza bedeli talep edebileceğini ispatlayamadığı gerekçesi ile Davanın REDDİNE, Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, mahkemece, sözleşmenin \"sözleşme ekleri\" başlıklı 29. maddesinde sözleşmenin ekleri arasında 20.07.2014 tarihli kontratın sayılmadığını, sözleşmenin cezalar başlıklı diğer maddelerinde anılan belgeye bir atıf olmadığını, davalı tarafın düzenlenen faturalara e-posta ile itiraz etmesi, belge içeriğinde ve eklerinde belgeye herhangi bir atıf olmaması, ticari defter ve sunulan belgelerde böyle bir uygulamaya rastlanmaması nedeniyle anılan kontratın davacı lehine delil kabul edilmemesine karar verdiğini, söz konusu 20/07/2014 tarihli belge ile gecikme durumunda haftalık %1, aylık %4 oranında cezai şart uygulanacağının açıkça kabul edildiğini, davalının böyle bir belge olmadığını, davalı şirket yetkililerinin böyle bir belge imzalamadığını savunmasına rağmen, belgeyi imzalayan kişinin davalı şirketin imza tarihindeki yetkilisi olduğunun dosya kapsamında ispat edildiğini, belgenin, inşaat başladıktan sonra imzalandığının da dosya kapsamında sabit olduğunu, taraflar arasındaki ana sözleşmenin de inşaat başladıktan sonra imzalandığını, taraflar arasında tek bir kontrat bulunduğunu, 20/07/2014 tarihli belgede kontrat eki olduğunun açıkça yazılı olduğunu, 20/07/2014 tarihli belgede taraflar arasında sözleşme kapsamında ödendiği kabul edilen 50.000 TL'lik ödemeden de bahsedildiğini, bu ödemenin gecikme bedelinin garantisi olarak ödendiğinin de yazılı olduğunu, dosya kapsamında sunulan başkaca ek sözleşmeler de bulunduğunu, ana sözleşmede bunlara da atıf yapılmadığını,19/06/2014 tarihli, davalı firmanın antetli kağıdı ile müvekkiline hitaben yazılan yazıda, teklifin kabul edildiği ve sözleşmenin imzalanacağı belirtilerek diğer şartların açıklandığını, gecikme bedeline ilişkin 20/07/2014 tarihli belgenin, bu kabulden sonra imzalandığını, tüm bu açıklamalardan sonra bu belgenin (20/07/2014 tarihli sözleşme ekinin) taraflar arasındaki ana sözleşmenin eki olmadığına kanaat getirilmiş olmasının usul  ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda 50.000,00 TL'lik gecikme tazminatına ilişkin kesilen faturaya, davalı tarafından itiraz edildiği bu nedenle bu ödemenin gecikme bedeli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, ancak söz konusu hüküm gerçeği yansıtmadığını, takibe dayanak faturaların davalıya noter kanalı ile tebliğ edildiğini ve davalının faturalara itiraz etmediğini, gerekçeli kararda her ne kadar e-posta ile ilgili faturaya itiraz edildiği belirtilse de bahsedilen e-posta olmadığı gibi dosya kapsamına da sunulmadığını, davalının da cevap dilekçesinde, davacı firmanın Proje Yöneticisi olan ...'e ilgili fatura bedellerine ve içeriklerine itiraz ederek iade ettikleri iddiasının yer aldığını, davalının dosya kapsamında faturaya itiraz ettiğini ispatlayamadığını, 20/07/2014 tarihli belgede bu 50.000 TL'lik ödemenin gecikme bedellerinin garantisi olduğunun açıkça belirtildiğini, ortada 50.000 TL'lik bir ödeme bulunduğunu, bu ödemenin 24.09.2014 tarihli sözleşme kapsamında yapıldığının mahkemenin ve tarafların kabulünde olduğunu, hal böyleyken bu ödemenin gecikme bedellerine karşılık yapılmadığının kabul edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada mevcut 31/05/2015 tarihli ek-11 başlıklı sözleşmenin 7. Maddesinde 50.000 TL'nin açıkça gecikmelere karşılık ödendiği, hatta davalının her iki ayda bir hakediş ödemelerinde gecikme varsa bir garanti gerekmesi halinde davalının bunu da ödeyeceğinin yazılı olduğunu, mahkeme gerekçesinde bu sözleşme ekinden bahsedilmediğini ve değerlendirilmediğini, tüm bu açıklamalar ışığında, hem taraflar arasında gecikme bedeli ödeneceğine dair yazılı sözleşme olması, hem de fiilen gecikme bedeli ödemesi yapılmış olması karşısında davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile,  mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davanın alacak davası olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesine göre lehlerine nisbi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken mahkemece eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı hak ediş ödemelerinin ve malzeme tedarikinin gecikmesi nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı yapılan takibe itirazın iptaline ilişkin olup davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı, davalı hakkında faturaya dayalı yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı, takibe konu faturaların ödemeler ve malzeme tedarik gecikme bedeli olarak düzenlendiğini, taraflar arasında müvekkiline ait ... projesi kapsamında inşaat taahhüt sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında hak ediş ödemelerinde ve malzeme tedarikinde gecikme olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede gecikme halinde cezai şart veya tazminat ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, davacı yüklenicinin işi geç tamamladığını, işte eksiklikler bulunduğunu bundan doğan haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Uyuşmazlık davaya konu takip dayanağı faturalardan dolayı davacı yüklenicinin alacağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında, davalıya ait taşınmaz üzerinde ... projesi kapsamında anahtar teslim inşaat yapılması konusunda 24/09/2014 tarihli yazılı sözleşme imzalandığı çekişme konusu değildir. Davacı anılan sözleşme kapsamında hak ediş bedellerinin geç ödendiğini, davalı iş sahibinin malzeme tedarikinde geciktiğini bunlar için takibe konu faturaların düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmektedir. Taraflar arasında imzalanan 24/09/2014 tarihli sözleşmede, iş sahibinin hak ediş ödemelerinde veya malzeme tedarikinde gecikmesi halinde cezai şart veya tazminat ödeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı taraflar arasında imzalanmış olan 20/07/2014 tarihli kontratta hak ediş ödemelerinin gecikmesi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını belirtmiş ise de anılan 20/07/2014 tarihli kontrat ek-1 başlıklı belge taraflar arasındaki ana sözleşme tarihinden önce imzalanmış olup, ana sözleşmede bu belgeye atıf yapılmadığı gibi ana sözleşmenin ekleri arasında da sayılmamıştır. Ana sözleşmede hak ediş bedellerinin ödemesinin gecikmesi haline ilişkin bir düzenleme bulunmadığından davacının hak ediş bedellerinin ödemesinin geciktiğinden bahisle gecikme bedeli adı altında talepte bulunmasına olanak bulunmamaktadır. Davacı hak ediş ödemelerinin gecikmesi nedeniyle zarara uğradığına ilişkin bir iddia ve ispatlayıcı bir belgede sunmamıştır. Taraflar arasında imzalanan 24/09/2014 tarihli ana sözleşmenin 5/f maddesinde \"satın alması işveren tarafından yapılan tüm malzeme sahaya iş programına uygun olarak getirilecektir. Malzeme tesliminde herhangi bir gecikme yaşanması durumunda işveren satın alınan malzeme değerinin %40'ı kadar bir miktarı yükleniciye ceza olarak ödeyecektir.\" düzenlemesi mevcut olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibinin malzeme tedarikinde geciktiğine, geciken malzemelerin hangileri olduğuna, malzeme gecikmesi nedeniyle cezai şart haklarını saklı tuttuğuna ilişkin her hangi bir belge sunmamış olup, takibe konu faturada da malzeme gecikmesi nedeniyle cezai şart hesaplanmasına yarayacak her hangi bir bilgi verilmediği gibi, davacı tarafça gecikme, geciken ürün konusunda her hangi bir belge sunulmamıştır. Buna göre mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Dava alacak (itirazın iptali) davası olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi ile esastan reddine, davalı vekilinin istinaf tbaşvurusunun HMK 353/1-b2 maddesi ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ispatlanamayan davanın reddine, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine  dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin esastan REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 3-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/11/2020 tarih ve 2017/965 Esas, 2020/603 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 6.959,32 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 6.531,72‬ TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan 49,20 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 90.432,25 TL nisbi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye  368,30‬ TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 100,00 TL tebligat ve posta  gideri olmak üzere toplam 262,1‬0 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d4a34914d4c7cb4","SID":"56013ad36d0804bb"}}