{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2170 <br>KARAR NO: 2024/1552<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/12/2022<br>NUMARASI: 2022/1015 Esas 2022/990 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Birleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/11/2024 <br>Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davacı müvekkilinin ... Sanayi AŞ'ye ait 22 adet kurucu intifa senedinin sahibi olduğunu, ...'ın 30.01.2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde ... San. AŞ, ... San. ve Tic. AŞ, ... San. ve Tic. AŞ, ... AŞ ve ... San. AŞ'nin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte ... Fabrikaları AŞ  bünyesinde birleştirilmesine karar verildiğini, davacının sahibi olduğu 22 adet ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senedinin, bu şirketin diğer bazı şirketlerle birlikte ... Fabrikaları AŞ  ile birleştirilmesi sonrasında, her bir kurucu intifa senedi için çok düşük olan 24.750-TL değer biçildiğini ve tek taraflı işlemle bu meblağın ödenmesi suretiyle intifa senetlerinin satın alınacağının belirtildiğini, müvekkilinin dedesi ...'nın kurucu olması nedeniyle intifa senetlerinin maddi değeri yanında manevi değer de taşıdığını, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında gerçekleştirilen ve davalı tarafça her bir kurucu intifa senedi için 24.750-TL taktir edilmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan pek çok değerlendirmede intifa senedi sahibine eş değerli haklar tanınması imkanının mevcut olduğunun belirtildiğini, TTK'nın 140. maddesine göre devrolunan şirketin ortaklarının mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma haklarının bulunduğunu, dolayısıyla kurucu intifa senedi sahibi olan müvekkilinin bu haklarının aynen korunarak 22 adet intifa senedi verilmesinin zorunlu olduğunu, maddi veya hukuki imkansızlık halinde ise intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin ödenmesinin gerektiğini, oysa maddi veya hukuki imkansızlığın söz konusu olmadığını, ayrıca belirlenen değerin gerçeği yansıtmadığını, TTK'nın 347. maddesi ile kurucu intifa sahiplerine özel bir önem ve ayrıcalık tanındığını, eşdeğer hakların verilmesi yerine kabul edilebilir bir neden olmamasına rağmen son derece düşük bir bedel ödenmek suretiyle intifa hakkının ortadan kaldırılmasının adil olmadığını belirterek, birleşme ile ortadan kaldırılan ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin eşdeğerinin verilmesine, bunun mümkün olmadığı taktirde her bir kurucu intifa senedi bedelinin birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değerinin tespiti ile hesaplanacak bedelin birleşme tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davanın ancak meşru kurucu intifa senedi sahibince açılabileceğini, davacı müvekkilinin kurucuları arasında yer almamakta olup, halihazırda kurucu intifa senedi sahipliği sıfatını taşıdığını tevsikle yükümlü olduğunu, bunun için de öncelikle hak sahibi olduğunu iddia ettiği kurucu intifa senetlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiğini, ancak davacının senetlerin suretlerini ibraz etmediğini, intifa senetlerinin şirketin bilgisi dışında devir mümkün olduğundan, şirket kayıtlarından hak sahipliğinin kontrol ve teyidinin mümkün olmadığını, davacının senetler üzerinde meşru hak sahibi olduğu ispat olunamadığı takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, münfesih ... şirketinin 27 kişilik kurucular listesinde davacının veya Karamancı soyadlı bir kişinin bulunmadığını, TTK'nın 140. maddesine göre müvekkilinin kurucu intifa senetleri sahiplerine eş değerli hak tanıma veya satın alma konusunda takdir hakkı bulunduğunu, somut olayda müvekkilince kanuni dayanağa istinaden satın alma hakkının kullanıldığını ve SPK'dan gerekli onayın alındığını, ... şirketi tarafından SPK ve diğer mevzuata uygun olarak yapılan değerleme sonucunda belirlenen değerin TTK'nın 140/5 maddesi uyarınca gerçek değeri yansıttığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; kurucu intifa senetlerinin, 6102 sayılı TTK'nın 502-503 (6762 sayılı TTK'nın 402- 403) maddelerinde düzenlenmiş olan intifa senetlerinin özel bir türünü oluşturduğu, intifa senetlerinin, sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir payı temsil etmeyen, pay sahipliği hakkı sağlamayan senetler olduğu, bu bakımdan senet sahibine malvarlığı, yönetim, denetleme ve bilgi hakları vermeyeceği, fakat kara veya tasfiye bakiyesine katılma hakkı sağlayacağı, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişkinin, ortaksal değil, sözleşmesel nitelikte bir ilişki olduğu, eldeki davada, davalı ... AŞ'nin birleştiği şirketlerden biri olan ... Sanayi AŞ'ye ait olduğu ve davacının da sahibi ve hamili olduğunu iddia ettiği 22 adet kurucu intifa senetlerine dayanılarak birleşme ile aynı hakların tanınması veya gerçek değerinin ödenmesinin talep edildiği, 6102 sayılı TTK'ya göre kurucu intifa senetlerinin emre veya hamile yazılı olarak çıkarılabileceği, davacının elinde olan kurucu intifa senetlerinin ise 6762 sayılı eTTK döneminde çıkarılmış olup, eTTK'nın 402,403 maddelerine göre nama yazılı olarak çıkarılabileceği, bilindiği üzere hamile yazılı senetler teslim ile dervredilmekte ise de, nama yazılı kurucu senetlerinin alacağın temliki beyanı ve teslim ile devrinin mümkün olduğu, bu açıklamalara göre davacının davaya dayanak yaptığı senetlerin, ... Ticaret Limited Şirketine düzenlenmiş nama yazılı senetler olduğu, davacının, bu şirketin muris babası ...'dan kendisine kaldığını, ona da ...'dan kaldığını ileri sürdüğü, kurucu intifa senedi nama yazılı olduğundan, geçerli yazılı bir temlik sözleşmesi ve teslim olmadan devrinin mümkün olmadığı, senetlerde lehdar olarak görünen tüzel kişi olup, tüzel kişinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin olduğunun anlaşıldığı, davacının yasal hamil olduğunu, senetlerin tek sahibi olduğunu usulünce ortaya koyamadığı, dava dışı şirketin ihyası için süre verilecek olsa dahi şirkete atanacak tasfiye memurunun, davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi de olmayacağından, işbu davayı mülkiyet iddiası ile şirket adına açması gerekeceğinden, davacının husumeti olmadığı gibi eksikliğin giderilme ihtimalinin de mümkün görülmediği, her ne kadar davacı vekili, bu zamana kadar müvekkilinin senede ait kuponlarla şirketten gelir elde ettiğini ileri sürmüşse de, kurucu intifa senetlerinin malikinin bizzat şirkete başvurma zorunluluğunun bulunmadığı, senet sahibinin dilerse kuponu bir başkasına vererek de kurucu intifa senetlerinin semeresinden faydalanabileceği, bu nedenle davacının kupon karşılığı ödeme almış olmasının da bu davada davacıya tek başına aktif husumet kazandırmayacağı gerekçesiyle, davanın HMK 114 ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; kurucu intifa senetlerinin aslının mahkeme kalemi tarafından kontrol edildiğini ve onaylı fotokopileri dosyaya alınarak asıllarının iade edildiğini, davaya konu ...'a ait intifa senetlerinin ... Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiğini, intifa senetlerinin bu şirket tarafından ciro edilerek müvekkiline teslim edildiğini, intifa senetlerinin serbestçe devrinin kabil olduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre ... şirketinin yönetim kurulu üyelerinden ...'nın davacının babası olduğunu ve hayatta olduğunu, davaya konu intifa senetlerinin ... tarafından ciro edilerek ve tutanakla davacıya devir ve teslim edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, birleşme yoluyla davalı şirketçe devralınan ... Sanayi AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin birleşme sonrası ana sözleşmede tanınarak eşdeğer hakların verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise kurucu intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin belirlenerek davalıdan tahsili  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dava konusu kurucu intifa senetlerinin düzenlenme tarihinde mülga 6762 sayılı TTK yürürlükte olup, şirketlerin birleşme ve işbu dava tarihinde ise 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6103 sayılı yasanın 4. maddesinde, eskiş hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara TTK hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olmakla, işbu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İntifa senetleri 6102 sayılı TTK'nın 502. maddesinde düzenlenmiş olup, genel kurulun, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak  yok edilen payların sahiplerinin, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebileceği, bu senetlere 348. maddenin uygulanacağı, kurucular için çıkarılanlar da dahil olmak üzere intifa senetlerinin emre ve hamiline yazılı olabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 503. maddesinde; intifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemeyeceği, ancak bu kişilere net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabileceği belirtilmiştir. Yine TTK'nın 348. maddede ise; şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğuracak bir  menfaat tanınamayacağı, bu hükme aykırı esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, ancak dağıtılabilir kârdan 519. maddenin 1. fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda birinin intifa senetleri bağlamında kuruculara ödeneceği hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 140. maddesinde ise; devrolunan şirketin ortaklarının mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma haklarının bulunduğu, bu istem hakkının, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer hususlar dikkate alınarak hesaplanacağı, devralan şirketin, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak zorunda olduğu belirtilmiştir. Davacı vekilince; davalı şirket ile birleşen ... Sanayi AŞ'ye ait 22 adet kurucu intifa senedinin, davacının muris dedesi ...'nın ortağı olduğu ... unvanlı şirket namına düzenlendiği, dava konusu intifa senetlerinin davacıya geçtiği ve meşru hak sahibinin davacı olduğu ileri sürülmüştür. Dava konusu kurucu intifa senetleri, sicilden terkin edilmiş olan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. namına düzenlenmiş olup, intifa senetlerinin nama yazılı olduğu tarafların kabulündedir. Nama yazılı senetlerin devri için ise temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri gereklidir. Somut olayda davacının, öncelikle dava konusu kurucu intifa senetlerinin usulüne uygun devri sonucunda meşru hak sahibi olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Davacı vekilinin 08.04.2021 tarihli cevaba cevap dilekçesi ekinde fotokopileri sunulan toplam 22 adet kurucu intifa senedinde hak sahibi ... Tic. Ltd. Şti. olarak kayıtlıdır. Davacı vekilince, kurucu intifa senetlerinin meşru hak sahibinin davacı olduğu ileri sürülmüşse de, sunulan intifa senetlerinde herhangi bir ciro bulunmadığı gibi hak sahibi ... tarafından davacıya veya murisine devrine ilişkin herhangi bir temlik beyanı da bulunmamaktadır. İntifa senetlerinde hak sahibi olarak görünen dava dışı ... şirketinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin edildiği tespit edilmiş olup, şirketin ihyası halinde de tasfiye memurunun davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi yoktur. Yine davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde, ... şirketi namına düzenlenmiş olan toplam 22 adet kurucu intifa senedinin ciro edilerek 20 yıl önce ...'ya devir ve teslim edildiğine dair şirketin yönetim kurulu üyesi imzalı intifa senedi devir ve teslim başlıklı 16.03.2023 tarihli belge sunulmuştur. Ancak HMK'nın 357. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği gibi, yeni delillere de dayanılması mümkün değildir. Kaldı ki intifa senetlerinin devir ve teslim alındığının iddia edildiği tarihlerden uzun yıllar sonra düzenlenen işbu belgeye delil olarak itibar edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 247,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 25-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b6694cfdcc4e1a7","SID":"87b459427bee5f55"}}