{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/779 <br>KARAR NO: 2024/1089<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2020<br>NUMARASI: 2018/30<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki 19.11.2016 tarihli \"örülerek kumaş üretimine\" ilişkin sipariş formuna konu eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında 11.852,46 TL cari hesap alacağına (bakiye iş bedeline) ilişkin olarak Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından, 06.02.2017 tarihli 16.965,05 TL'lik \"kur değerlemesi\" açıklamalı faturaya ve 240,18 TL işlemiş faizine ilişkin olarak ise Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından  davalı aleyhine başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali talebine ilişkindir. Davalı vekilince, sipariş formunda Şal desen... Modelinin 210 gr/m2 olacağı belirtilmesine rağmen davacı şirket tarafından bu ürünlerin 270 gr/m2 olarak üretildiği, davacıya bu durum bildirildikten sonra davacının yeniden üretim yaptığı, ancak bu üretimi yeni siparişmiş gibi faturalandırdığı ve hesaplarına işlediği, alacak konusunun dolar kur tarkından değil siparişlerin tekrar üretilmek zorunda kalınmasından kaynaklandığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Mahkemece, taraflar arasında arasında kumaş siparişinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı tarafa  üretilen 1 top kumaşın gönderildiği, davalı tarafından yapılan muayene sonucunda  kumaş gramajının 270 gr/m2 olarak tespit edildiği,  05.12.2016 tarihinde  e-mail yazışmalarından  davalının 270 gr/m2 kumaş gramajını onayladığı ve sipariş miktarının  gelen numune kumaş gramajına göre revize edildiği, davalı tarafın ayıplı olan malları sunamadığı, davalı tarafça sunulan numune incelenerek davacının davalıya sunduğu malların ayıplı olduğu sonucuna varılamayacağı, taraflar arasındaki mail yazışmaları dikkate alındığında anlaşmanın gönderilen gramaj üzerinden revize edildiği, buna dair iddianın kumaşlar kesilinceye kadar ileri sürülebileceği, bu nedenle davalı tarafın ayıp itirazının yerinde görülmediği ve buna ilişkin ... Esas sayılı takip dosyası bakımından itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiği, kur farkına ilişkin icra takip dosyasının değerlendirilmesine, davalı tarafın tarafın aralarında kur farkı faturasının düzenlenmesine ilişkin sözleşme olmadığına ilişkin itirazı bulunduğu, dinlenen tanık beyanı, taraf ticari defter kayıtları, BA - BS formları, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtildiği üzere ödemelerin TL bedel üzerinden yapılması ve emsal Yargıtay kararları göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında kur farkı sözleşmesi olmadığı gibi, kur farkı talep hakkının olduğunun değerlendirilmesi halinde dahi ödemeleri Türk Lirası üzerinden kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği, bu nedenle kur farkı talebine ilişkin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın ve her iki takipte şartlarının oluşmayan icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verildiği gerekçesiyle, davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki itirazının kabulü ile bu takip dosyasından kaynaklı  itirazın iptali davasının reddine, davalının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki itirazının  iptali talebinin kabulü ile  takibin 11.852,46 TL asıl alacak üzerinden takip koşulları ile aynen devamına, koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, dosyadaki bilirkişi raporlarında taraflar arasındaki ticaretin döviz ile yapıldığının tespit edildiğini, Bilirkişi EK raporunun 4.sayfasında ilk paragrafta bu hususun açıkca belirtildiğini, mahkeme tarafından dosyadaki bilirkişi raporlarının hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, kaldı ki tanık beyanlarında da ticaretin dolar üzerinden olduğunun ve ileri tarihli TL çekler verildiğinin kabul edildiğini, Yargıtayın son içtihatları gereğince, arada yazılı sözleşme veya teamül olması gerekmeksizin fatura münderecatından veya başka delillerle ticaretin döviz üzerinden yapıldığı anlaşıldığında kur farkı talep olunabileceğinin kabul edildiğini, bilirkişi raporunun da bu yönde oluşturulduğunu ve kur değerlemesi yönünde hesaplama dahi yapıldığını, Yerel Mahkeme  ''kur farkı talep hakkının olduğunun değerlendirilmesi halinde dahi; ödemeyi  Türk Lirası üzerinden  kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği'' şeklinde bir gerekçe yazmışsa da, davalının ödeme olarak (bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere) iki adet ileri tarihli TL. Çek verdiğini, her ne kadar çek ibrazında ödenmesi gerektiği gerekçesi ile  bir ödeme aracı olarak kabul edilmekte ve nakit yerine geçtiği düşünülse de; Çek Kanununda 28.02.2009'da yapılan değişiklikle çekin ancak üzerinde yazılan keşide gününde (ileri tarihli çeklerde keşide günü vade günü anlamına gelmektedir) ancak ibraz edilebildiğini, keşide gününden önce ibraz halinde ise ödeme yapılmadığı gibi karşılıksız işlemi de yapılmadığını, buna göre Çek Kanununda yapılan değişiklik gereğince çekin bonodaki vade gününün beklenmesi gerekmesi ile aynı şartlara geldiğini, Yargıtay uygulamalarında dövizli ticari ilişkilerde ödemenin bono ile yapılması halinde, vade günü itibari ile kur farkı hesaplaması yapılabileceği kabul edildiğinden Yargıtay'ın bu görüşünün ileri tarihli çekler için de kabul etmesi gerektiğini, ayrıca, tacir olan davalı TTK gereğince 8 gün içerisinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile kur değerlemesi faturasına itiraz etmeyerek faturayı defterlerine işlemesi neticesinde 06.02.2017 tarihli 16.965,05 TL tutarındaki kur değerleme faturasından sorumlu olduğunu, yerel mahkemenin kabul ettiği kısım cari hesaba ilişkin olup, üretim faturalarının davalı defterlerine işlendiğini ve faturalara itiraz olunmadığını, alacağın likid olduğunu, davacının kumaşta ayıp iddiası ile keşide ettiği reklamasyon faturalarının icraya konu faturalarla ve kumaşlarla ilgisi olmadığının bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, bu durumda Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararının, reddedilen kısmının bozulmasını ve davanın kabulüne  ilişkin yeniden  karar verilmesini ve davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, faturanın müşteriye verilen ticari vesika olduğunu, tek başına mal veya hizmet verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığını, akdi ilişkiyi ve mal veya hizmet verildiğini ispat yükünün faturayı düzenleyen tarafta yani davacıda olduğunu, davacının ayıplı üretim imal ettiğini ve buna rağmen cari hesap alacağı varmış gibi mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, bu nedenle davanın külliyen reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı taraf, 210 gr/m2 olarak verilen siparişi 270 gr/m2 olarak teslim ettiklerini dilekçelerinde açıkça ikrar etmiş olduğunu, bu husus göz önüne alınarak davanın külliyen reddine karar verilmesi gerektiğini, daha önceki dilekçelerinde de belirttikleri üzere müvekkili şirket tarafından davacıya üretilmek üzere dosyada mevcut sipariş formundan da anlaşılacağı üzere Şal desen ... modelinin 201 gr/m2 olacağı hususunda anlaşıldığını, ancak davacı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen ürünlerin 270 gr/m2 olduğunun tespit edildiğini ve davacıya bu durumun bildirildiğini, davacı tarafından istenilen siparişe uygun olmak üzere yeniden üretim yaptığını, ancak sonrasında yeni üretilen ürünleri sanki yeni bir sipariş verilmiş gibi faturalandırdığını, e-mail yazışmalarında üretimden kaynaklı sıkıntıdan dolayı tekrar üretim yapıldığı açıkça belirtilmiş olup, davacının ayıplı üretimden kaynaklı sorumluluk almaktan ödeme aşamasında kaçındığını, müvekkili şirket yetkililerinin davacının ayıplı ürünlerine ilişkin bildiriminden sonra tekrar ürettiği ürünlere ilişkin bedel talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından, davalının eksik ve ayıplı üretimi nedeni ile uğranılan zarara ilişkin olarak 21.695,33-TL’lik çekin hazırlandığını, ikinci üretimin bedelsiz olacağının söylenildiğini, kaldı ki davacı tarafından ayıplı olarak üretilen mallara ilişkin olarak tekrar üretim yapılmasının müvekkiline yüklenebilecek bir durum olmadığından davanın külliyen reddi gerektiğini belirterek, kararın, kabul edilen kısmının kaldırılarak, davanın tümden reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafça, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 19.11.2016 tarihli sipariş formu kapsamında 11.852,46 TL cari hesap alacağı (bakiye iş bedeli) talebinde bulunulmuştur. Tarafların iddia ve savunmalarından anlaşılacağı üzere, bu takibe konu bakiye alacak talebi bakımından taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu 19.11.2016 tarihli sipariş formunda davacı şirketten üretilmesi istenen \"Şal Desen Jakarlı ... Model, 890 Kg'lık, 8,50 USD birim fiyatlı, 7.565,00 USD toplam tutarlı kumaşın\" 210 gr/m2 ve 160 cm eninde olacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen davacı şirket tarafından 270 gr/m2 ve 150 cm olarak üretilen bu kumaşın davalı tarafça aynı Kg bedeli mukabilinde kabul edilip edilmediği, üretilen bu kumaşların ayıplı kabul edilip edilemeyeceği, kumaşın \"210 gr/m2 ve 160 cm en\" yerine \"270 gr/m2 ve 150 cm en\" şeklinde üretilmesinden dolayı davalının ihtiyacının 890 Kg'den 1.260 Kg'ye çıktığına ve ekstradan gerekli olan 370 Kg kumaşın siparişe ilave dilmesi isteğine ilişkin 05.12.2016 tarihli e-mail yazışmasına ne değer verilmesi gerektiği, davalının bu e-mail ile \"270 gr/m2 ve 150 cm en\" kumaş gramajını onaylamış ve sipariş miktarını bu gramaja göre 890 Kg'den 1.260 Kg'ye revize etmiş sayılıp sayılamayacağı, davacı tarafından bu kumaşın istenilen siparişe uygun ve bedelsiz olmak üzere yeniden üretiminin yapılacağının taahhüt edilip edilmediği, bu kapsamda davacının ilave olarak ürettiği 370 Kg kumaş bedelini de davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı tarafça 19.11.2016 tarihli sipariş formuna konu \"Şal Desen Jakarlı ... Model\" siparişe ilişkin üretilen 1 top kumaşın davalı tarafa gönderilmesi sonrasında davalı tarafından yapılan muayene sonucunda kumaş gramajının 270 gr/m2 ve eninin 150 cm olarak tespit edildiği, 05.12.2016 tarihli e-mail yazışmasına göre davalının 270 gr/m2 ve 150 cm en kumaş gramajını onayladığı ve sipariş miktarının gelen numune kumaş gramajına göre 890 Kg'den 1.260 Kg'ye revize edildiği ve ekstradan gerekli olan 370 Kg kumaşın siparişe ilave edilmesinin istenildiği, davalı tarafça sunulan diğer e-mail yazışmalarının davalının; \"kumaşın 210 gr/m2 ve 160 cm en yerine 270 gr/m2 ve 150 cm en şeklindeki üretimden dolayı arttırılmak zorunda kalınan 370 Kg'lık ilave sipariş miktarının üretiminin davacı tarafından bedelsiz olarak yapılacağının taahhüt edildiği\" savunma ve iddiasını ispatlayacak mahiyette bir içeriğe sahip olmadıkları, hatta davalının 02.02.2017 tarihli e-mailindeki; \"gramajın 270 grama çıktığına dair onay mesajında artan imalat miktarını bedelsiz istiyorum yazmayı unutmuşum\" beyanının bu savunmasının aleyhine olduğu, Tekstil Mühendisi bilirkişiden alınan 01.07.2019 tarihli raporda belirtildiği üzere, davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalı tarafın ayıplı olan malları sunamadığı, davalı tarafça sunulan numune incelenerek davacının davalıya sunduğu malların ayıplı olduğu sonucuna varılamayacağı, davalının sunduğu 4 adet reklamasyon ve iade faturasının davalının ayıp iddiasında bulunduğu ... kumaşla ilgili olmadığı, Tekstil Mühendisi ve Muhasebe-Finas Uzmanı bilirkişilerden alınan 09.12.2019 tarihli kök ve 03.03.2020 tarihli ek raporlarda belirtildiği üzere, 01/07/2019 tarihli rapordaki tespit ve görüşlere göre davalı şirket tarafından düzenlenen 5.125,25 TL, 6.726,89 TL ve 1.026,00 TL tutarlı iade faturalarının yerinde olmadığı, bilirkişi heyeti kök raporunun ekindeki tarafların cari defter dökümlerine göre ihtilaf oluşturan bu 3 iade faturası ile 16.965,05 TL'lik \"kur farkı\" faturasının davacı tarafça iadeler yapılması üzerine toplam 4 kere düzenlendikleri ve iade edildikleri, her iki taraf da bu faturaları kendi defterlerine en son olarak diğer tarafa borç şeklinde kaydettiklerinden davalı defterlerinde bir borç-alacak görünmediği, davacı defterlerinde ise bu 4 fatura bedeli toplamı olan 29.843,51 TL kadar alacak göründüğü,  ancak davacı tarafça gönderilen Bakırköy .... Noterliği'nin 14.03.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle bunlardan 1.026,00 TL bedelli olanın kabul edildiği ve icra takibinin de bu miktar düşüldükten sonra kalan (diğer iki iade faturası bedeli toplamı) 11.852,46 TL üzerinden başlatıldığı, buna göre, yerinde görülmeyen 5.125,25 TL ve 6.726,89 TL'lik iade faturaları ile aşağıda diğer icra takibi için değerlendirilecek olan 16.965,05 TL'lik \"kur farkı\" faturası düşüldüğünde, davalı tarafın ticari defter kayıtlarıyla davacının takip tarihi itibariyle 11.852,46 TL bakiye iş bedeli alacağı bulunduğu sübut bulmuş olduğundan, Mahkemece \"cari hesap alacağına (bakiye iş bedeline)\" ilişkin ... Esas sayılı takip dosyası bakımından davacının itirazın iptali talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının dosya kapsamına uygun bulunduğu, davalı vekilinin bu icra takibine (bakiye iş bedeline) ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde, alacağın likid olduğu, bu nedenle icra inkar tazminatı taleplerinin de kabulü gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere, davacı tarafından sözleşmede belirtilen gramajdan farklı üretilen kumaşa davalı tarafından onay verildiği ve sipariş miktarının bu gramaja göre 890 Kg'den 1.260 Kg'ye revize edildiği, buna göre de davacının ilave olarak ürettiği 370 Kg kumaş bedelini de davalıdan talep edebileceği sonucuna 05.12.2016 tarihli e-mail yazışmasının değerlendirilmesi neticesinde varıldığından, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 06.02.2017 tarihli 16.965,05 TL'lik \"kur değerlemesi\" faturasına dayalı olarak talepte bulunulmuştur. Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır.(Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı kararı; 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yarg. 19 HD 05/12/2019  2018/965 Esas 2019/5447 Karar).  Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir. (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E., 2016/6896 K. sayılı kararı; 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E., 2014/17996 K. sayılı kararı). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih  2020/7585 E. 2022/3142 K. Sayılı içtihatları). Davaya konu 19.11.2016 tarihli sipariş formunda ...  Model 210 gr/m2 kumaşı için ödenecek bedel \"USD\" üzerinden belirlenmiş ve sözleşme kapsamında TL bedel üzerinden düzenlenen faturalarda döviz kuru da gösterilmiş ise de, ödemeler TL bedel üzerinden ileri tarihli çeklerle yapılmış olup, emsal Yargıtay kararları göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında kur farkı sözleşmesi olmadığı gibi, kur farkı talep hakkının olduğunun değerlendirilmesi halinde dahi ödemeleri TL bedel üzerinden ileri tarihli çeklerle kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı bedeli istemesi mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, davacı tarafça düzenlen 06.02.2017 tarihli 16.965,05 TL'lik \"kur değerlemesi\" faturası davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmiş ve 8 gün geçtikten sonra iade edilmiş ise de, \"kur farkı\" faturasının niteliği gözetildiğinde, karşı tarafın ticari defterlerine kaydedilmesi ve 8 günden sonra iade edilmesi bu faturaya karşı taraf bakımından her hangi bir hukuki sonuç bağlanamaz. Zira gerek Vergi Usul Kanununda gerekse Türk Ticaret Kanununda faturanın hangi hallerde düzenleneceği ve faturada yer alması gereken hususlar açıkça düzenlenmiş olup, ancak buna uygun bir fatura mevcut olması halinde söz konusu kanunlarda faturaya bağlanan hukuki sonuçlar somut olay bakımından tartışılabilir.  Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında konu 06.02.2017 tarihli 16.965,05 TL'lik \"kur farkı\" faturası ise bir mal teslimi veya hizmet verilmesine ilişkin olmadığından söz konusu amaca ve nitelemeye uygun düzenlenen bir fatura değildir. Bu nedenle söz konusu \"kur farkı\" faturasının davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmesine veya davalı tarafça buna süresinde itiraz edilmemesine bu bağlamda bir sonuç bağlanamaz. Buna göre, Mahkemece, \"kur farkı\" talebine ilişkin 2017/3596 Esas sayılı takip dosyası bakımından davacının itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiş olması dosya kapsamına uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu icra takibine (kur farkı bedeline) ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/11/2020 tarih ve 2018/302 Esas, 2020/627 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,  2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalıdan alınması gereken 809,65-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 148,01-TL harcın mahsubu ile bakiye 661,64-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a664fe83c83fcb5","SID":"4b52c47142e4daf3"}}