{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2023/1849 Esas <br>KARAR NO:2024/1657 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/02/2023<br>NUMARASI:2021/574 Esas - 2023/80 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) <br>KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin ... plakalı dava konusu araç satın aldığını, devamlı olarak bakımlarının yetkili serviste yapıldığını, aracın  alındığından beri radyosunda, araç alınırken takılan park sensöründe, radyatör soğutucu fanında arızalar çıktığını, yolda giderken titreme yaptığını, bu konularla ilgili olarak Düzce ve İzmit ... servisine götürüldüğünü ancak sonuç alınamadığını, aracın ayıpları nedeniyle Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırılmış uzman bilirkişi heyetince yapılan incelemede aracın gizli ayıpları olduğu belirtildiğini, müvekkili şirketin yaklaşık 72.000,00 TL verilerek almış olduğu aracın ayıpları çıkmış olup aracın ana ve esaslı bölümü olan şanzımanın da değiştirilmesi gerektiğini, bu durumun yeni alınan sıfır olarak alınan bir araçta beklenmeyen bir durum olduğunu, tüm bu hususları ve taleplerini bildirir bir ihtarname Ankara ... Noterliği aracılığıyla davalıya gönderildiğini, ancak davalıdan harhangi bir geri dönüş olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve sair talep ve dava haklarının saklı kalmak üzere tespit dosyasında bilirkişilerce de üretim hatalı/gizli ayıplı olduğu belirlenen aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yazılı beyanlarını sunmuştur.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta ayıp/gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, davacı taleplerinin kabulü için gerekli teknik ve yasal koşullar oluşmadığını, müvekkilinin uyuşmazlık konusu aracın satıcısı, bayiisi, acentesi, imalatçı-üreticisi veya ithalatçısı olmadığını, araç müvekkilinin faaliyetleri çerçevesinde Türkiye'de satın alınmadığını, dilekçe ekinde yer alan fatura örneğinde dava konusu aracın ... A.Ş.'den satın alındığını, tedarik zinciri içerisinde yer almayan müvekkilin araç dolayısıyla sorumluluğu bulunmadığını, derhal ihbar şartı yerine getirilmediğini, yokluklarında yapılan tespite ve bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, gerekçeli ve denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınmasını, araçta ayıp/gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, yasal mevzuata göre davacının seçimlik haklarını kullanma koşullarının gerçekleşmediğini, davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yazılı beyanlarını sunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/02/2023Tarih ve 2021/574 Esas - 2023/80 Karar sayılı kararında;\".....Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda Türkiye Noterler Birliği'ne yazılan müzekkereye verilen yazı cevabına göre dava konusu araç üzerinde hak mahrumiyeti olduğunadair kayıt olmadığı anlaşılmıştır. Yine kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetince fiziki inceleme yapılmak suretiyle dava konusu araca ilişkin rapor alınmıştır.Dosyaya ibraz edilen 30.06.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; \"29.06.2022 tarihinde Anadolu Adliyesi Açık Otoparkta davalı ve davacı vekillerinin hazır bulunmaları ile dava konusu ... plaka sayılı araç üzerinde yapılan fiziki incelemede ;Söz konusu aracın sensörlerinin iptal edilmesi ile aracın teybinin CD çizme sorunun ortadan kalkmış olduğunun davacı tarafından beyan edildiği, söz konusu aracın park sensörlerinin hiç çalışmadığı, (Menfi) Dava konusu araçta ilk kalkışlarda titreme olduğu ve sorunun devam ettiği, dosya muhteviyatında daha önce göstergede cam suyu ikazının yandığının şikayet edildiği, ancak davacı tarafından söz konusu ikazın tamir atölyesinde yapılan işlem ile devre dışı bırakılmış olduğunun beyan edilmiş olduğu, bu kapsamda “…..Aracın teybinin değiştirilmesi, ilk kalkıştaki titreme nedeni ile aracın cihaza bağlanmasında aracın titreme yaptığının tespit edildiği, kavramanın değiştirilmesi gerektiği, park sensörü kontrol ünitesinin değiştirilmesi gerektiği, bu nedenle mevcut sorunların giderilemeyen / sürekli tekrarlanan ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran üretim hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği,\" bildirilmiştir.Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında işaret edilen hususlara uygun, somut ve görgüye dayalı fiziki gözleme dayanan bilirkişi ek raporuna Mahkememizce itibar edilmiştir.Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  davacının davalıdan satın aldığı ... plakalı dava konusu aracın kavrama mekanizmasından kaynaklı  AYIPLI MAL niteliğinde olduğu ve ayıbın GİZLİ olduğu, ayıbın yargılama sırasında da devam ettiği, davalının davacıya sattığı aracın  GİZLİ AYIPLI MAL olarak kabulü ile  davacının talebi gözetilerek  aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \"gerekçesi ile,'' Davanın KABULÜ İLE, dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davada, müvekkilinin uyuşmazlık konusu aracın satıcısı, bayii, acentesi, imalatçı-üreticisi veya ithalatçısı olmadığını, aracın müvekkilinin faaliyetleri çerçevesinde Türkiye’de satın alınmadığını ve tüketici ile yine müvekkilinin bu faaliyeti dolayısıyla buluşmadığını,  dava konusu aracın .... A.Ş.’den satın alındığını, tedarik zinciri içerisinde yer almayan müvekkilinin araç dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili firma hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, bu hususun yerel mahkemece göz önünde bulundurulmadan karar verildiğini,Bununla birlikte yönetmelik madde 14 gereğince dahi ‘tüketici taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı- üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumlu’ olmakla (aleyhe bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla) bu yönde bir sıfatı bulunmayan müvekkiline başvurulamayacağının açık ve net olduğunu, bu sebeple öncelikle müvekkili firma hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, derhal ihbar şartının yerine getirilmediğini, gerek Ticaret Kanunu mevzuatı ve gerekse Borçlar Kanunu ilgili hükümleri gereğince, davacı yanca ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, Zira Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesinde “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmünün mevcut olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 223/2 Maddesinde ise “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” düzenlemesinin yer aldığını, dolayısıyla ayıp / hasar iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça gerekli muayene ve kontroller yapılmadığını, aracın beklentilerini karşılamadığını, kusursuz olmadığı iddiasını ileri sürebilmesi için gerekli ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemiş olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,Esasa yönelik itirazlarının delil tespitine itirazlarının, uyuşmazlıkta dava konusu aracın imalat sırasında hatalı malzeme seçimi dolayısıyla gizli ayıplı olduğunu, bu hususun Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/32 D.İş sayılı dosyası ile tespit edilmiş olduğunun iddia edildiğini, davacı tarafın, ayıp iddiasını,  dava açılmazdan evvel tek taraflı olarak davalı tarafın yokluğunda yapılan 2014/32 d.iş sayılı delil tespitine dayandırmakta ise de, savunma haklarının kısıtlanması yolu ile alınan işbu raporun kabulüne usulen imkan bulunmamakta olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/7-450 Esas 2010/461 Karar sayılı 06.10.2010 tarihli ilamında;‘…Davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur. …ifadesinin yer aldığını, davalı tarafın yokluğunda yapılan tespite ve bilirkişi raporuna itirazlarının olduğunu, davacı tarafça delil tespiti talebiyle davalı tarafa haber verilmediğini, keşif yapıldığını ve bu suretle davalı tarafın yokluğunda dava konusu aracın incelenerek 09.09.2014 tarihli kök ve 10.10.2014 tarihli ek bilirkişi raporuna tanzim edildiğini, anılan keşfin davalı tarafın yokluğunda icrası savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmekte olduğunu, bu yolla alınan bilirkişi raporuna aşağıda açıkladıkları sebeplerle eksik ve hatalı değerlendirme içermesi sebebiyle açıkça itiraz ettiklerini, araçta ayıp/gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, dava konusu aracın 23.12.2013 tarihinde trafiğe çıkmış olduğunu, 16.09.2014 tarihli son servis kaydına göre 46.183 km yol kat ettiğini, dava konusu araçta, Tüketici Yasası ve ilgili mevzuatta tanımlandığı şekilde herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı tarafça ve dayanılan delil tespiti raporunda “araçta çok sayıda arıza meydana geldiği, imalat hatası ve ayıplı mal olduğu” iddia edildiğini, dava konusu araç geçmişinin incelenmesinde; dava konusu aracın 14.03.2014’de ve “15.000 km bakım yapılacak, Ön park sensörleri kontrol, Teyp kontrol edilecek” istekleriyle servise giriş yaptığını ve açılan ... no’lu iş emrine istinaden 15.000 km bakımı yapıldığını, sonradan takılan ön park sensörleri için davacı isteği ile tesisat çekilerek orijinal park sensör düğmesi takıldığını, Radyo/CD çalar ile ilgili şikayetlere yönelik olarak kesin teşhis yapılabilmesi amacıyla, park sensörlerinin sökülüp Radyo/CD çaların bu şekilde test edilmesi gerektiğinin davacıya iletildiğini ve bunun için ayrı bir zaman belirlenmiş olmasına rağmen davacının onarım için aracı servise getirmediğini, 03.06.2014 tarihinde “Aracın teybi cd çiziyor ve ses kendiliğinden kısılıyor kontrol, ilk kalkışlarda araçta titreme oluyor kontrol, park sensörleri düzensiz çalışıyor kontrol, göstergede cam suyu ikazı yanıyor kontrol” istekleriyle dava konusu aracın servise getirildiğini, konu aracın ... konu uzmanı tarafından da incelenmiş Radyo/CD çaların, şanzıman kavrama mekanizmasının, park sensörü kontrol ünitesinin değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini, ancak davacı isteği ile işlem yapılmadığını,Hazırlanan bilirkişi tespit raporuna bakıldığında; davacının ileri sürdüğü şikayetlerin bir çoğunun araç üzerinde görülmediğini, Radyo/CD çalar ve Park sensörü ünitesi ile ilgili tespitler yapıldığını, bu tespitin yetkili servis tarafından yapılan tespit ile örtüştüğünün görüldüğünü, ancak davacı kesin tespit ve onarım için izin vermediğinden şikayetlerin giderilemediğini, dolayısıyla davaya konu araç üzerinde giderilemeyen bir arıza veya gizli ayıp söz konusu olmadığını, müşteri lehine olabilecek kararlar alındığını ve yine müşteri lehine olabilecek yöntemler tercih edildiğini, yasal mevzuata göre davacının seçimlik haklarını kullanma koşullarının gerçekleşmediğini, kesinlikle aleyhe bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yasal mevzuat uyarınca araç değişimi için aranan şartların gerçekleşmediğinin açıkça anlaşıldığını, davacı tarafça malın ücretsiz değiştirilmesi seçimlik hakkının kullanılmasını, davacının onarım hakkını kullanmasını, ön koşuluna tabi tutulmuş iken, somut olayda araçta herhangi bir kapsamlı onarım ve/veya parça değişimi gerçekleşmediğini, davacı yanca, önce onarım hakkının kullanıldığını ve aracın sorununu giderebilecek çözümün kendisine sunulduğunu, onarıma onay vermemesi üzerine araca müdahalede bulunulamadığını, davacı tarafça onarım hakkından vazgeçilmeseydi şikayet içeriği durumun giderileceğini, (işbu durum ‘hakkın kötüye kullanılması’ niteliğinde olduğunu,) davacının, aracı 1 yılı aşkın bir süre boyunca sorunsuz kullandığını ve halen de kullanmaya devam ettiğini, bu haliyle araçta yasada tanımlandığı haliyle araç değişimi gerektirir mahiyette tekrarlayan / giderilemeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir kusur / ayıp / gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, yasal mevzuata göre davacının seçimlik hakkını kullanması koşulunun gerçekleşmediğinin açıkça anlaşıldığını, bu sebeple, haksız davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde kanaat belirtildiğini, huzurdaki taleplerin mk 2 dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, belirtilen sebeplerle dava konusu araçta ayıp / gizli ayıp / üretim hatası söz konusu olmadığını, kesinlikle bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aracın teknik durumu itibariyle araç değişimini gerektirir bir husus mevcut olmadığını, talepler Medeni Kanun md. 2’ye aykırılık teşkil ettiğini, Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlendiği üzere, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Bu nedenle, davacı iddialarının kabulü halinde, araç değişimi yerine; ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım yönünde karar verilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, davacının onarım hakkını kullanarak, şikayetine uygun olarak sunulan çözüme onay verseydi, huzurdaki davanın ikame edilmeyeceğini,  davacı tarafın, dava tarihi itibariyle aracı 1 yılı aşkın bir süre kullanarak fayda sağladığını ve sonrasında işbu dava ile aracın yenisi ile değişimini talep ettiğini, Yargıtay’ın içtihatlarının da bu doğrultuda olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2011 tarih ve 2011/1892 E. - 2011/13831 K. sayılı kararında;  “....Bu husus 4077 sayılı yasa anlamında ayıp niteliğinde olduğu için de davacının taleplerini değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, hal böyle olunca davacının aracın değişimi veya araç için ödediği bedelin iadesi talebi taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozar nitelikte olduğunu ve TMK 2. maddesinde de iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulü gerektiğini, mahkemece değinilen bu yön gözetilerek aracın yenisiyle değişimi veya araç için ödenen bedelin iadesi dışında kalan diğer talepleri değerlendirmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmayı gerektirir.”  şeklinde hüküm tesis edildiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2012 tarih ve 2011/19864 E. - 2012/3350 K. sayılı kararında;  “....4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı TKHK’ nin 4/2 maddesi gereğince, tüketici ayıplı malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım isteme haklarına sahip olduğunu, dava aracın tesliminden yaklaşık 4 yıl 8 ay sonra ve keşif tarihi itibariyle aracın yaklaşık 120.000 km’ de iken açıldığını, aracın bu tarihe kadar hangi koşullarda ve nasıl kullanıldığının bilinmediğini, dolayısıyla satın alınıp iyice eskitilen bir aracın gizli ayıp olduğundan dolayı iadesi ile bedelin tahsiline karar verilmesi taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozar nitelikte olduğunu, TMK 2. maddesinde açıklanan iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulü gerektiğini, bu nedenlerle mahkemece yukarıda belirtilen TKHK 4/2 maddesi de göz önüne alınarak ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme hakkının da değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece bu seçenekler üzerinde durulmadan yazılı şekilde aracın değiştirilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”  denildiğini, ayıp iddiası ile davacı yanın taleplerinin kabulü anlamına gelmediğini,Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmesi halinde Borçlar Kanunu’nun 227. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini, madde hükmünde, alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceğinin belirtildiğini, somut olayın içeriğine göre davacı taleplerinin kabulü şartları oluşmamakla birlikte bir için iddiaların kabulü halinde, aracın teslimi ile bedel iadesinin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı sakınca ile davacı aleyhine doğuracağı faydanın kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunu, taraf hak ve menfaatler dengesini davacı yararına bozacak mahiyette olduğunu, bu durumda araç üzerinde kapsamlı bir onarımın gerçekleşmediği gözetilerek, satış bedelinin indirilmesi veya onarım yönündeki diğer seçimlik hakların da değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2009 tarih 2009/8128 E. Ve 2009/9772 K. sayılı kararında,” ...... feshin satıcı aleyhine doğurduğu sakıncanın alıcı lehine doğuracağı faydadan daha büyük olduğu, arızanın giderilmesi halinde davacı alıcının araçtan faydalanmasına engel kalmayacağı, davacı alıcının aracı da halen kullanmakta olduğu bu durumda da araçtaki arızanın giderilmesi için gerekli olan bedele hükmolunmasnın uygun olduğu....” belirtilerek Yerel Mahkeme kararını onadığını, kesinlikle iddiaların kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davanın kabulüne gidildi ise, davacı elindeki aracın müvekkile iadesi yönünde hüküm kurularak, araç iadesine bağlı işbu hususların da değerlendirilmesi gerektiğini, davacının aracı uzun süre kullandığını ve halen kullanmakta olduğundan Türk Borçlar Kanunu’nun 192. maddesi gereğince, kullanım bedelinin hakkaniyet gereği araç bedelinden mahsubu gerektiğini, bu maddeye göre, ‘Satış sözleşmesinden dönen alıcı satılanı ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğunu, Yargıtay 13. Dairesi’nin 2010/14192 E. 2011/3550 K. sayılı 09.03.2011 tarihli ilamında ‘…aracın, satış tarihinden zapt edildiği tarihe kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması sebebiyle istihsal ettiği yararlanmanın da satış bedelinden tenzi edilmesi gerekirken bu husus göz ardı edildiğini, kesinlikle talebin kabulü anlamına gelmemek kaydı ile, araçta (kayıtlı veya kayıt dışı) varsa gerçek değer kaybı miktarının tespit edilmesi gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28.11.2006 gün ve 2006/11195 E.-2006/15702 K. sayılı bozma ilamında “... dosya içeriğindeki 26.07.2005 tarihli iş emrinde de açıkça belirtildiği gibi davaya konu aracın kazaya karıştığını  ve sol çamurluk arka tampon ve sol yandan hasar gördüğünden mevcut kaza nedeniyle araçta oluşan değer kaybı konusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiğini, bu değer kaybı davalılara ödenmek koşulu ile aracın değiştirilmesine hükmedilmelidir...” denildiğini, bu doğrultuda davacı/müşteriden kaynaklanan hasarların aracın değerin düşmesine yol açtığının tartışmasız olduğunu, sigorta - hasar kaytlarının ve aracın fiilen incelenmesi suretiyle, Yargıtay kararları gereği mahsubu gerektiğini, ayıbın kabulü anlamına gelmemek üzere; davanın kabulü ile aracın davalı şirkete iadesi söz konusu olduğunda ise; dava konusu araç üzerinde bulunan/sonradan ortaya çıkabilecek ve yükümlüsünün davacı olduğunu, rehin, haciz, vergi borcu ve sair tahditlerin davacı tarafça kaldırılması ve takyidatlardan ari olarak iade edilmesi hususuna hükümde yer verilmesi gerektiğini,Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.10.2010 gün ve 2010/10655 E. - 2010/10547 K. sayılı bozma ilamında “Dosyada bulunan trafik tescil belgesindeni dava konusu aracın dava dışı banka yararına rehinli olduğu anlaşılmaktadır. Ayıplı olduğu gerekçesiyle geri verilmesine karar verilen aracın, mülkiyeti engelleyen sınırlamalardan arındırılmış olarak satıcıya teslim edilmesi gerektiğinden, aracın rehinli olarak geri verilmesi sonucunu doğuracak biçimde karar verilmiş olması ayrı bir bozma nedenidir.” denildiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hazırlanan Bilirkişi Raporunda; “aracın DSG şanzımanında çok sayıda arıza meydana geldiğini, imalat hatası ve ayıplı mal olduğunu, araçtan faydalanılamadığı” vb. gibi değerlendirmelere yer verilmediğini, bilirkişi raporunda konu araçta giderilemeyen bir arıza veya gizli ayıp tespit edildiğine dair somut, teknik ve bilimsel bir bulgu yer almadığını, bilirkişi raporunda yer alan “araçtan faydalanılamadığı, aracın kullanımının engellendiği” şeklindeki değerlendirmeler ile aracın oldukça uzun yol yapmış olmasının gerçeği de örtüşmediğini, bizzat raporda aracın yaklaşık 4 yıl ve 150.000 km boyunca kullanılmakta olduğundan bahsedilmediğini, davaya konu aracın DSG şanzıman “kavrama mekanizmasın da imalat hatası, giderilemeyen arıza olduğu” iddiasına rağmen ve 150.000-Km’ye yaklaşmış olmasına rağmen maliyeti ve kapsamı daha büyük onarım ihtiyaçları çıkmamış olmasından da bahsedilmediğini, bu durumun, yapılan değerlendirmelerin teknik olmadığını, araç üzerindeki gerçek durum ile raporda yazılı olanların yine örtüşmediğini, bilirkişi raporunda araçta giderilemeyen bir arıza veya gizli ayıp tespit edildiğine dair somut, teknik ve bilimsel bir bulgu yer almadığını, sadece yoruma dayalı bir değerlendirme yapılıp teknik olmayan yöntemlerle gizli ayıplı mal sonucuna gidildiğinin görüldüğünü, iş bu davanın hakkaniyetle bir sonuca ulaşabilmesi için somut bilimsel gerçeklerle desteklenen bir rapordan söz etmek gerektiğini, davaya konu aracın şanzımanı üzerinde inceleme, ölçme vb. gibi bir teknik ve bilimsel bir çalışma yapılmadığı görüldüğünü, DSG şanzımanın garanti kapsamında ve bütün olarak değiştirilerek yenilenmesine rağmen aynı şikayetin sürdürüldüğünün dikkate alınmadığının anlaşıldığını, aracın güç aktarma organında iddia edildiği gibi “gizli ayıp”, “imalat hatası” bulunsa idi bu kadar süre ve yapılan km içinde kapsamı ve maliyeti artan çeşitli onarım ihtiyaçları ile karşılaşılması mutlak surette gerekeceğini, bilirkişi raporun da konu araçta giderilemeyen bir arıza veya gizli ayıp tespit edildiğine dair somut, teknik ve bilimsel bir bulgunun yer almadığını ifade etmek zaruretinin hasıl olduğunu, belirtilen nedenlerle, yerel mahkemece verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek; açıklanan ve Yüksek Mahkemeniz tarafından re’sen gözetilecek nedenlerle; öncelikle tehir-i icra taleplerinin değerlendirilmesi suretiyle kabulüne ve istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemenin hatalı değerlendirme ile tesis ettiği kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen 13/06/2017 tarih ve 2014/1684 Esas-2017/576 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne yönelik verilen kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44 Hukuk Dairesinin 09/07/2021 tarih ve 2020/300 Esas-2021/795 Karar sayılı kararı ile; Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verilmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, satış sözleşmesi kapsamında satılıp teslim edilen aracın ayıplı olduğu iddiası ile  aracın misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davanın  ... Şirketi. tarafından davalı aleyhinde açıldığı, İstanbul BAM 44 Hukuk Dairesinin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sırasında ... ŞTİ. Vekili tarafından ibraz edilen 19/02/2022 tarihli dilekçe ile; Dava konusu ... plakalı aracın, dava devam eder iken ...'ye satılmış olup 18.02.2022 tarihinde ise müvekkili ...ŞTİ'nin söz konusu aracı satın aldığını, 18.02.2022 tarihi itibarıyla söz konusu aracın malikinin müvekkili ... ŞTİ olup HMK'nın 125/2. Maddesi kapsamında dava konusu devredilmiş olduğundan  taraf değişikliği yapılmasını talep etmiş ve mahkemece 01/03/2022 tarihli ara karar ile talebin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu ... plakalı aracın  ... Şirketi. tarafından 23/12/2013 tarih ve ... sayılı fatura ile 71.556,50 TL.'ye .... A.Ş.'den satın aldığı, faturada ... Finansmanı lehine rehinli olduğu kaşesinin vurulduğu görülmüştür.Dosyaya Türkiye Noterler Birliği Sicil ve Tescil Hizmetleri Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre dava konusu ... plakalı aracın .... Şirketi. tarafından 12/11/2015 tarihinde ...'ye noter satışı ile satılıp devredildiği, ...'nün de 18/02/2022 tarihinde  noterlik satış sözleşmesi ile ....Şirketine satılıp devredildiği anlaşılmıştır.Dosya arasında bulunan 24/05/2022 tarihli araç tescil özet raporunda, araca ait hak mahrumiyetinin bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin ... plakalı dava konusu aracı satın aldığını, bakımlarının yetkili serviste yapıldığını, aracın alındığından itibaren radyosu, araç alınırken takılan park sensörü, radyatör soğutucu fanında arızalar çıktığını, yolda giderken titreme yaptığını ve Düzce ile İzmit ... servisine götürüldüğünü ancak sonuç alınamadığını, aracın ayıpları nedeniyle Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespitte aracın gizli ayıpları olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirketin yaklaşık 72.000,00 TL'na almış olduğu aracın ana ve esaslı bölümü olan şanzımanın da değiştirilmesi gerektiğini, tüm bu hususları ve taleplerini bildirir ihtarnamenin Ankara ... Noterliği aracılığıyla davalıya gönderildiğini, davalıdan geri dönüş olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, bilirkişilerce üretim hatalı/gizli ayıplı olduğu belirlenen aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Dava konusu aracın 23.12.2013 tarihinde trafiğe çıktığını, 16.09.2014 tarihli son servis kaydına göre 46.183 km yol kat ettiğini, araç geçmişinin incelenmesinde; a.) Dava konusu aracın 14.03.2014’de ve “15.000 km bakım, ön park sensörleri kontrol, teyp kontrol edilecek” istekleriyle servise giriş yaptığını ve açılan ... no’lu iş emrine istinaden 15.000 km bakımı yapıldığı, sonradan takılan ön park sensörleri için davacı isteği ile tesisat çekilerek orijinal park sensör düğmesi takıldığı, radyo/CD çalar ile ilgili şikayetlere yönelik olarak kesin teşhis yapılabilmesi amacıyla, park sensörlerinin sökülüp radyo/CD çaların test edilmesi gerektiği, davacıya iletilmesine ve bunun için ayrı bir zaman belirlenmiş olmasına rağmen davacının onarım için aracı servise getirmediğini, b.) 03.06.2014 tarihinde “Aracın teybi cd çiziyor ve ses kendiliğinden kısılıyor kontrol, ilk kalkışlarda araçta titreme oluyor kontrol, park sensörleri düzensiz çalışıyor kontrol, göstergede cam suyu ikazı yanıyor kontrol” istekleriyle servise getirildiği, aracın ... konu uzmanı tarafından incelendiği radyo/CD çaların, şanzıman kavrama mekanizmasının, park sensörü kontrol ünitesinin değişmesi gerektiğinin tespit edildiği, ancak davacı isteği ile işlem yapılmadığını, bilirkişi tespit raporunda; davacının ileri sürdüğü şikayetlerin bir çoğunun araç üzerinde görülmediğini, radyo/CD çalar ve park sensörü ünitesi ile ilgili tespitler yapıldığını, bu tespitin yetkili servis tarafından yapılan tespit ile örtüştüğünü, davacı kesin tespit ve onarım için izin vermediğinden şikayetlerin giderilemediğini, bu nedenle davaya konu araç üzerinde giderilemeyen bir arıza veya gizli ayıp söz konusu olmadığını, malın ücretsiz değiştirilmesi seçimlik hakkının kullanabilmesi için, onarım hakkının kullanılmasının ön koşul olup, davacının onarıma onay vermemesi nedeniyle araçta, onarım ve/veya parça değişimi gerçekleşmediğini, davacının, aracı 1 yılı aşkın bir süre boyunca sorunsuz kullandığını ve halen kullanmaya devam ettiğini, bu haliyle araçta yasanın tanımladığı araç değişimini gerektirir mahiyette tekrarlayan/ giderilemeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir kusur/ayıp/ gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığından, davacının seçimlik hakkını kullanma koşulunun gerçekleşmediğini, davacı iddialarının kabulü halinde, araç değişimi yerine ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım yönünde karar verilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, dava tarihi itibariyle aracı 1 yılı aşkın süre kullanıp  fayda sağlayıp, sonrasında aracın yenisi ile değişimini talep etmenin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dosyada bulunan  03/06/2014 tarih ve  ... iş emri nolu servis kaydına göre; Dava konusu aracın 26.637 kilometrede iken, kalkışlarda titreme olduğu, aracın teybinin CD'yi çizdiği, park sensörünün düzensiz çalıştığı, göstergede cam suyu ikazının yandığı şikayetleri ile yetkili servise getirildiği, servis tarafından teybin ve park sensörünün, titreşim yapan parçanın değişmesi gerektiğinin tespit edildiği, araç sahibinin işlem yaptırmadığı,  Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/32 D.İş sayılı dosyasındaki rapor ve ek rapor ile park sensörünün üretici tarafından takılmadığı, belirtilen arızaların doğrulandığı, aracın ayıplı olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Mahkemece alınan 20/01/2016 tarihli rapor ve 20/05/2016 tarihli ek raporlar ile; Dosyaya ibraz edilen belgelerden, dava konusu aracın kavramasının kalkışlarda silkeleme ve titreşim yaptığı, ses sisteminin CD'yi çizdiği, park sensörünün yanlış sinyal verdiği, araçta mekanik ve elektronik arızalar olduğu,arızaların kullanım hatasına bağlı olmayan, sistemden kaynaklanan arızalar olduğu, özellikle araçtaki kavrama mekanizmasının tamamen sürücünün inisiyatifi dışında otomatik olarak çalışması nedeniyle bu durumun kullanıcıya yüklenemeyeceğini, dava konusu araçtaki tüm bu arızaların kendisinden beklenen fonksiyonlar bakımından önemli bir maddi ve ekonomik eksiklik olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu bakımdan aracın komponent bazında gizli ayıplı olduğu, ancak arızaların onarımla giderilebilme ihtimali nedeniyle özellikle şanzıman arızasının en az bir kez onarılarak sonucunun takip edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Mahkemece alınan 25/04/2017 tarihli heyet raporunda; Söz konusu araçlarda kullanılan DSG Şanzıman olması nedeni ile çok yoğun trafikte çok fazla dur kalk yapılması durumunda şanzımanlarda ısınma olabileceği, bu durumda ikaz lambasının yandığı andan itibaren sürücünün sorumluluğunun başlayacağı, söz konusu araçların satışı aşamasında gaza fazla yüklenilmemesi, bu tür şanzımanların çalışma prensibi vb. konularda bilgilendirme yapılıp oryantasyon eğitimi verilmesi gerektiği, araçtaki kavrama mekanizmasının tamamen sürücünün inisiyatifi dışında otomatik olarak çalışması nedeniyle bu durumun kullanıcıya yüklenemeyeceği, tüketici tarafından dava konusu arızalı parçanın bir komponentler bütünü olması nedeni ile arızalı olduğu tespit edilen kavramanın onarımına davacı tarafından müsaade edilmediği, söz konusu aracın kavramasının arızalı olması nedeni ile en az bir kez onarılması gerektiği, onarımın akabinde yinc fayda elde edilememesi durumunda aracın GİZLİ AYIPLI MAL olarak nitelendirilmesi gerektiği, belirtilmiştir.İstanbul BAM 44 HD.nin kaldırma kararından sonra Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden dava konusu araca ait tramer kayıtlarının getirtilip dosya arasına konulduğu incelendiğinde; Dava konusu ... plakalı aracın .... Şirketi.'nin kullanımında iken 04/04/2014 tarihinde araca çarpma nedeniyle hasar dosyası açıldığı, dava konusu aracın 12/11/2015 tarihinde ...'ye noter satışı ile satılıp devredildikten sonra ...'nün kullanımında iken  30/11/2015 tarihinde park halinde çarpılma, 18/12/2015 tarihinde çarpma, 24/12/2015 tarihinde çarpma, 10/02/2017 tarihinde çarpma, 11/09/2021 tarihinde araca çapma sebebiyle hasar dosyalarının açıldığı anlaşılmıştır.İstanbul BAM 44 HD.nin kaldırma kararından sonra mahkemece alınan ek raporda dosyaya getirtilen araca ait tramer kayıtları incelenmeden rapor düzenlendiğinin anlaşıldığı, alınan ek raporda; Mevcut sorunların giderilemeyen / sürekli tekrarlanan ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran üretim hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda dava konusu aracın gizli ayıplı mal olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu nedenle davacının seçimlik hakkı kullanma koşullarının gerçekleşmiş olduğu, belirtilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu aracın 14.03.2014'de ve “15.000 km bakımı için servise getirildiği belirtildiği halde mahkemece bu servis kaydının getirtilmediği, dosyada bulunan  03/06/2014 tarih ve  ... iş emri nolu servis kaydına göre; Dava konusu aracın 26.637 kilometrede iken, kalkışlarda titreme olduğu belirtilmiş ise de bu servis kaydından önce dava konusu aracın tramer kaydına göre  04/04/2014 tarihinde araca çarpma nedeniyle hasar dosyası açıldığı tespit edilmiş olup mahkemece, araca ait tüm servis kayıtları ile 04/04/2014 tarihi ve sonraki tarihlerde oluşan kazalara ilişkin hasar dosyasının getirtilip bilirkişiler marifetiyle araç üzerinde de inceleme yapılmak suretiyle, aracın 14/03/2014 tarihinde 15.00 km. Bakımı için servise götürüldüğünde araçta gizli ayıp olarak belirtilen arızalara ilişkin kayıt olup olmadığı, dava konusu araçtaki hasarın 04/04/2014 tarihindeki kaza nedeniyle oluşup oluşmayacağı, gizli ayıp olarak tespit edilen arızanın imalattan kaynaklı mı yoksa  aracın kaza yapması sonucu oluşup oluşmayacağı hususunda denetime elverişli rapor alınmadan eksik inceleme  ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK.’nun 228 inci maddesinin ikinci fıkrası \"Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir\" hükmü gereğince satılan mal başkasına temlik edilmiş ise alıcı ayıp nedeniyle bedel iadesini değil, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.Somut olayda, dava konusu aracın yargılama aşamasında önce 12/11/2015 tarihinde ...'ye noter satışı ile satılıp devredildiği, ...'nün de 18/02/2022 tarihinde  noterlik satış sözleşmesi ile .....Şirketine satılıp devredildiği  ve ... Şirketinin HMK. 125/2 Madde kapsamında devir alan davacı olarak davayı takip ettiği gözetildiğinde, öncelikle aracı devir alan ... İnşaat'ın aracın misliyle değiştirilmesini talep hakkı  olup olmadığının değerlendirilip talep hakkı olduğu kabul edildiği taktirde ise; Davacı dava dilekçesi ile, araçtaki gizli ayıp nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesini talep etmiş olup yukarıda açıklandığı üzere dava konusu araç dava tarihinden sonra 2 kez noter satışı ile el değiştirdiği, ayrıca dava konusu aracın 23/12/2013 tarihinde davacı ...Şirketi tarafından 0 olarak satın alındıktan sonra 04/04/2014 tarihinde, kaza yaptığı, ... tarafından satın alındıktan sonra ise 30/11/2015 - 18/12/2015 - 24/12/2015 -10/02/2017 - 11/09/2021 tarihlerinde kaza yaptığı ve hasar dosyalarının açıldığı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda araca ait çekilen fotoğrafta ise keşif tarihinde aracın km. Sinin 271.545 km.'de  Olduğu görülmekle, bu durumda davaya konu araçtaki gizli ayıp olarak tespit edilen arızanın aracın kaza yapması ve kullanım hatası nedeniyle oluşup oluşmayağı, imalattan kaynaklı ise imalat hatası arızanın aracın kullanımını etkileyip etkilemeyeceği aracın kullanım süresi ve km. 'side gözetilerek değerlendirme yapılıp, bu kazalar sebebiyle araçta değer kaybı ve  misliyle değişim şartlarının oluşup oluşmadığı yönünde araca ait tüm noter satış belgeleri, tüm servis kayıtları ve hasar dosyaları getirtilip inceletilmek suretiyle  İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesinde görevli uyuşmazlık konusunda uzman öğretim elamanlarından oluşan bilirkişi heyetinden yukarıdaki tesbitler ve davalının bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazlarıda karşılar nitelikte  iddia ve savunma kapsamında istinaf denetimine elverişli rapor alınıp TBK. 228/2 ve 227 madde hükümleri ve TMK 2. Madde hükmü de değerlendirilmek suretiyle,  sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 14/02/2023 tarih ve 2021/574 Esas - 2023/80 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5efbaa0b32a44467","SID":"4cbc7ab23867ed35"}}