{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1857 Esas 2024/1058  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1857 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1058<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/03/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/804 Esas 2020/177 Karar<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVA\t: Şirketin Feshi <br>DAVA TARİHİ\t: 24/11/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/11/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı şirket vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'in davalı şirkette %50'şer hisse sahibi olduklarını, akrabalık ilişkileri bulunduğunu, aynı zamanda şirket müdürü olan davalı ...'in kanuna aykırı sahte fatura düzenleterek şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlık yaşandığını, ortak bir noktada buluşmalarının imkansız olduğunu, müvekkilinin şirket ortağına güveninin ve şirket ana sözleşmesi gereğince şirketin umulan hedefini gerçekleştirme ihtimalinin kalmadığını belirterek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin muhasebe kayıtlarını eksiksiz ve düzgün bir şekilde tuttuğunu, hukuka aykırı işlem tesis etmediğini, ortağı olan davacıya güveninden dolayı temsil ve ilzam yetkisini gizli şekilde kullanmadığını, ortağın bilgisi ve onayı dahilinde kullandığını, müvekkilinin şirketi zarar uğratmadığını, davacının feshini istediği şirketin herhangi bir katkısı bulunmadığını, şirkete gelerek sürekli internet oyunu oynadığını, müvekkilinin internete erişimi kapatarak davacının oyununu engellediğini, davacının bunun üzerine ortağı olduğu şirketin demirbaşı sayılan tüm bilgisayarları kırdığını, ortaklığı dağıttığını, şirket itibarını ve maddi çıkarını asılsız söylemlere zarara uğrattığını, şirket tarafından yapılan iş ve işlemlerin tamamının fatura edildiğini, yapılan vergi incelemesi neticesinde gelecek olan raporun davacının tüm iddialarını açıkça ortaya koyacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalılar vekili verdiği cevap dilekçesinde her iki davalı adına cevap vermiş ise de, davalı ... yönünden vekaletname sunulmadığından, verilen cevap dilekçesi davalı ... yönünden kabul olunmamış, davalı ...'e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de anılan davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı şirketin ortaklarının davacı ile davalı ... olduğu, şirketin yöneticisi olan davalı ... hakkında sahte fatura düzenlemek suçu ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, hem sahte fatura düzenlemek iddiasıyla ilgili hem de şahsi sebeplerle ilgili davacı ve davalı arasında geçimsizlik olduğu gibi davalı şirket faaliyetlerine son verdiği, sicil adresinden de taşındığı, taşındığı yerin vergi dairesine ve sicil müdürlüğüne bildirilmediği, tespit edilen bu sebeplerin şirketin fesih ve tasfiyesi için yeterli olan haklı sebepler olduğu, mahkemenin istem yerine davacı ortağın payı ödenerek çıkarılması yönünde karar verileceği Kanunda öngörülmüş ise de, şirketin faaliyetlerine son verilmesi, vergi kaydını sildirmesi, adresinden ayrılması, şirket yöneticisi davalı hakkında sahte fatura düzenlemek suçu ile ilgili soruşturma yapılması göz önünde bulundurulduğunda davacının şirketten çıkarılmasının uygun bir çözüm olarak görülmediği, toplanan delillere göre açılan davanın haklı sebeplere dayalı şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik olduğu, bu davanın ancak şirket aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 385675 ticaret sicil numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak yeminli mali müşavir ...'nun atanmasına, tasfiye memuruna aylık 1.500,00 TL ücret taktiri ile tasfiye aşamasında şirketten tahsil edilmek üzere bu aşamada tasfiye memuru ücretinin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararının içeriğinde müvekkilinin sahte fatura düzenlediğine ilişkin vergi tekniği raporunun da dayanak gösterildiğini, ancak müvekkilinin sahte fatura düzenlediğine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, vergi dairesi tarafından müvekkili hakkında sahte fatura düzenleme iddiasına yönelik suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin yargılanmasına başlandığını, müvekkilinin de belirttiği üzere yapılan işlerle ilgili faturaları düzenleyenin davacının eşi ve şirketin çalışanı olan ... olduğunu, ... tarafından düzenlenen faturaların yeri geldiğinde gerek müvekkili gerekse davacının bizzat kendisi tarafından kontrol edildiğini, davacı ile müvekkili arasında yaşanan anlaşmazlıklar üzerine davacının bu yöndeki iddialarının tamamen müvekkilini haksız göstermeye yönelik olup asılsız iddialar olduğunu, müvekkili hakkında sahte fatura düzenlediğinin tespitine ilişkin herhangi bir kesinleşmiş mahkeme kararı olmadığı halde mahkemece göz ardı edilerek ortaklığın zedelenmesine sebep olarak gösterilmesinin hatalı bulunduğunu, anılan gerekçe ve ortaklar arasındaki geçimsizliğin tek taraflı olarak müvekkili nezdinde bırakılarak şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin mahkemece verilen karar hatalı olduğunu, müvekkili nezdinde kesinleşmeyen sahte fatura düzenlediğine ilişkin isnat edilen suçlamaya konu kesinleşen bir mahkeme kararının bulunmaması ve ortaklar arasındaki geçimsizliğin salt müvekkilinden kaynaklı olduğu yönündeki olgunun ayrıca bahse konu şirketin faaliyetlerine son verdiği, sicil adresinden taşındığı gibi gerekçelerle fesih ve tasfiyeye ilişkin kararın yerinde olmadığını, mahkemece müvekkili şirket nezdinde davanın kabul edildiğini, ancak davalı ... bakımından davanın husumet yokluğundan reddedildiğini, bu red nedeni ile vekalet ücretine hükmedilmediğini, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin gerekçe yazılmadığını, mahkemece davalı ... yönünden usulüne uygun vekaletname olmadığı, davaya duruşmalara katılmadığı değerlendirmesinin hukuki olmadığını, dava dilekçesi ve eklerinin çıkarıldığı tebliğ mazbatasında \"... ve diğer davalı vekili ibaresi ile\" tebligatın taraflarına yapıldığını, yargılama devam ederken ve diğer tebligat işlemlerinde de aynı usulün benimsendiğini, mezkur dava dosyasının duruşmalarında davalı asil için herhangi bir yoklama yahut çağrı yapılmadığını, davalı asile yargılama süresi boyunca herhangi bir tebliğ işlemi yapılmadığını, duruşmaya davet edilmediğini, HMK gereği vekaletnamede hata veya bir eksiklik bulunması durumunda bunun giderilmesi için hakimin ilgili kişiye uygun bir süre verip bu eksikliği tamamlattırması gerektiğini, davada vekaletnamede şirketin ismi yer almaktayken şirket ortağı ve davalı olarak gösterilen ...'in ise vekaletnamede isminin bulunmadığının sehven gözden kaçırıldığını, mahkeme tarafından uygun bir süre verilerek ... tarafından verilecek vekaletnamenin sunulmasının beklenmesi gerekirken, işbu imkan tanınmadan vekaletname bulunmadığı gerekçesi ile vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davalı asilin usulüne uygun vekaletnamesinin bulunmadığı davaya duruşmalara katılmadığı gerekçesi ile eksiklik için taraflarına süre verilmeden dosyanın karara çıkarılmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davalı şirket mizanı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/178624 sr. sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, 26/06/2019 tarihli vergi inceleme tutanağı, 01/07/2019 tarihli vergi suçu raporu, Başkent Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 04/05/2018 ve 01/11/2018 tarihli yazı cevapları, yargılama aşamasında muhasebeci bilirkişiden alınan 09/12/2019 tarihli rapor, Başkent Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının  12/07/2019 tarihli 5 no'lu rapor değerlendirme komisyon mütalaası dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDairemizin 14/09/2022 tarih 2020/1490 Esas 2022/1034 Karar sayılı kararıyla gerekli kararın davalı ...'e tebliğ edilerek istinaf süresi beklenildikten ve istinafa başvurulması halinde istinaf başvuru dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edilerek yasal istinaf süresi beklenildikten sonra dosyanın Dairemize gönderilmek üzere mahkememize geri çevrilmesine karar verildiği, anılan karar üzerine gerekçeli kararın davalı ...'e usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, anılan davalının yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmadığı görülmüştür. <br>\tDavalı tanığı ... 12/12/2018 tarihli celsede, ... 25/09/2019 tarihli celsede, davacı tanıkları ... ve ... 25/09/2019 tarihli celsede dinlenmiştir. <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil dosyasından, şirketin 10.000,00 TL sermayesi bulunduğu, 5.000,00 TL sermaye karşılığı 5 payının davacı ...'e, 5.000,00 TL sermaye karşılığı 5 payının davalı ...'e ait bulunduğu, davalı ...'in davalı şirketi aksi karar alınıncaya kadar münferiden temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\t Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/178624 sr. sayılı dosyası ile, davacı ...'in şikayeti üzerine davalı ... hakkında Vergi Usul Kanuna muhalefet suçundan yapılan ceza soruşturması sonucu atılı suçla ilgili vergi incelemesi yapılmak, suç işlediğine ilişkin delil elde edilmesi durumunda şüpheli hakkında 213 sayılı Yasa uyarınca mütalaa düzenlemek üzere görevsizlikle dosyanın Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tBaşkent Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 04/05/2018 tarihli yazı cevabında, davalı şirketin 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin sahte belge düzenleme konulu vergi incelemesinin grup başkanlığında devam ettiği bildirilmiş, 01/11/2018 tarihli yazı cevabında da, vergi incelemesinin henüz sonuçlandırılmadığı bildirilmiş, 12/07/2019 tarihli 5 no'lu rapor değerlendirme komisyon mütalaasında, ...'in 2019 ve 2017 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suretiyle kaçakçılık suçunu irtikap etmesi nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağının mütalaa olunduğu belirtilmiştir. <br>\tVergi dairesi tarafından davalı şirket hakkında tutulan 26/09/2019 tarihli vergi inceleme tutanağında davalı ...'in imzasının bulunduğu görülmüştür. <br>\tDosyada yer alan 01/07/2019 tarihli vergi suçu raporunda, davalı şirketin 2016 ve 2017 hesap dönemlerinde kısmen sahte belge düzenlediğinin tespit edildiği, şirket temsilcisi olan davalı ...'in sahte belge düzenlemek fiilini işlediği, anılan şahıs hakkında vergi suçu raporunun düzenlenmesi gerektiği tespit edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalı şirket defterleri sunulmadığından defterlerin incelenemediği, davacı ve davalının davalı şirkette %50'şer ortak olduğu, halen şirketin ticari faaliyette bulunan bir adresinin olmaması sebebiyle gayri faal konumda olduğu, vergi müfettişi ve şirket müdürü davalı imzalı 26/06/2019 günlü tutanağa göre şirket müdürünün kurumun faaliyetini sona erdirmiş olduğunu beyan ettiği, şirket muhasebecisinin şirket vergi kaydının 31/05/2019'da re'sen silindiğini beyan ettiği, şirketin amaçları arasında kırtasiye, kopyalama, matbaacılık, yayıncılık, promasyon, inşaat işleri olduğu, bu amaçlara tek ortakla da ulaşmanın mümkün olabileceği, şirketin amacına ulaşıp ulaşmamasının bundan sonra ortakların ayrı ayrı faaliyette bulunma taleplerine bağlı olduğu, ortaklar arasında derin bir güven bunalımı bulunduğu, tanık beyanlarına göre fiziki şiddete varan anlaşmazlıklar yaşandığı, davacının davalıyı savcılığa şikayet ettiği, bu nedenle her iki ortağın müştereken şirketin sözleşmede yazılı amaçları doğrultusunda faaliyette bulunmalarının mümkün görülmediği, davacı şirketin tasfiyesini, davalının ise davacının ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiği,  tarafların 31/05/2019 tarihli geçici mizana göre brüt çıkma payı alacağının 92.094,35 TL olabileceği, bu tutardan 2020 yılında doğacak kurumlar vergisinin düşülmesinin gerekeceği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı şirket müdürü olan davalı ...'in sahte fatura düzenlediğini, şirketi zarara uğrattığını, %50'şer hisse sahibi olunan şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı şirket hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tUyuşmazlık, davacı ile davalı ...'in %50'şer ortak olduğu davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\t6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nun 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir. <br>\tDoktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında \"şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması\", \"şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması\", \"şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi\", \"azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması\", \"azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi\" ve \"pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması\" şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayılmıştır. <br>\tHakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine  göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. <br>\tÇamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. <br>\tLimited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. <br>\tHaklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. <br>\tÖte yandan limited şirketin feshine ilişkin açılan işbu davada haklı sebeplerin varlığının tespiti ile birlikte haklı sebeplerin davacıdan kaynaklanmadığının da tespiti gerekmektedir. Bir başka anlatımla şirket ortağı kendisinden kaynaklanan sebeplere dayanarak ortağı olduğu limited şirketin feshini talep edemeyecektir. <br>\tYukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, davacı ve davalı ...'in %50'şer ortağı olduğu davalı şirketin feshine ilişkin haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekir. Mahkemece şirketin feshi yönünde haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. \t<br>\tDavacı yanın dava dilekçesinde haklı sebep olarak ileri sürdüğü husus %50 şirket ortağı ve aynı zamanda şirketin yetkili müdürü olan davalı ...'in sahte fatura düzenlediği, şirketi zarara uğrattığı, şirket yönetiminde yolsuzluk yaptığı, bu yolsuzluklar sonrası ortaklar arasında ciddi uyuşmazlıklar yaşandığı, ortak noktada buluşmalarının imkansız olduğu, diğer şirket ortağına güveninin kalmadığı, şirketin ana sözleşmedeki amacını gerçekleştirme ihtimalinin kalmadığına ilişkindir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile fesih ve tasfiyesi talep edilen davalı şirketin muhasebecisinin şirket vergi kaydının 31/05/2019'da re'sen silindiğini beyan ettiği, şirket müdürü olan davalının imzasının bulunduğu vergi inceleme tutanağına göre şirket müdürünün şirketin faaliyetini sona erdirdiğini beyan ettiği, ortaklar arasında derin güven bunalımı olduğu, fiziki şiddete varan anlaşmazlıklar yaşandığı, davacının davalıyı savcılığa şikayet ettiği, her iki ortağın müştereken şirketin sözleşmede yazılı amaçları doğrultusunda faaliyette bulunmalarının mümkün görülmediği tespit edilmiştir. Raporda, davalı şirket defterleri ibraz edilmediğinden ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmamıştır. Alınan rapor, ayrıntılı ve denetime elverişli niteliktedir. <br>\tÖte yandan, davalı şirket müdürü olan davalı ... hakkında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla davacı tarafından suç duyurusunda bulunulması üzerine anılan davalı hakkında ceza soruşturması yapılmıştır. Vergi dairesi tarafından düzenlenen vergi suçu raporunda da davalı şirketin 2016 ve 2017 hesap döneminde kısmen sahte belge düzenlediği, şirket temsilcisi olan davalı ...'in sahte belge düzenleme fiilini işlediği tespit edildiği gibi, davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı bulunan adresinden taşındığı, faaliyetlerine son verdiği, taşındığı yerin vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmediği anlaşılmıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluştuğu, şirketin faaliyetlerine son verilmesi, vergi kaydını sildirmesi, adresinden ayrılmış olması, şirket müdürü olan davalı hakkında sahte fatura düzenleme suçundan soruşturma yapılması nedeniyle davacının şirketten çıkarılmasının uygun bir çözüm olmadığı gözetilerek davalı şirket hakkında açılan davada yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı şirket vekili davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu yönünde istinaf itirazı ileri sürmüştür. <br>\tDosya incelendiğinde, davalı ...'e dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, anılan davalı davaya cevap vermediği gibi, duruşmalara katılmamış, yargılama sırasında vekille temsil edilmemiştir. <br>\tDavalı şirket vekili sunduğu cevap dilekçesinde, davalı ... adına da cevaplarını sunmuş ise de, davalı ... tarafından verilen bir vekaletnameyi yargılama aşamasında ibraz etmediği gibi, vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunda bulunduğu halde bu aşamada dahi davalı ... tarafından verilen bir vekaletnameyi ibraz etmemiştir. <br>\tBu durumda, davalı ...'in yargılama aşamasında vekille temsil edilmediği, davalı şirket vekilinin davalı ...'in vekili sıfatı bulunmadığından davalı ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazı ileri süremeyeceği gözetilerek davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkındaki davanın kabulü yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davalı şirketten alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024<br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ... <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f5d4ccf454fc506","SID":"5592cc150c0fb522"}}