{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1547 Esas<br>KARAR NO: 2024/1630 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/602 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>KARAR TARİHİ: 22/08/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ...'in ... Eczanesinin sahibi olduğunu, müvekkilinin 06/05/2024 tarihinde yanında işe giren eczane teknikeri-kalfa ..., eczanede çalıştığı süre içerisinde ... ve ... Depolarından müvekkilinin bilgi ve onayı olmaksızın yüksek bedelli, genellikle kanser tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç siparişi verdiğini, sipariş verilirken ecza depoları ile kendisi muhatap olan ..., söz konusu ilaç siparişlerinin sayı ve türleri hakkında müvekkiline bilgi vermediğini, Akabinde müvekkili tarafından eczane içinde yapılan inceleme neticesinde;  bazı ilaçların tamamının eczanede olmadığı ve müvekkilin eczanesine hiç teslim edilmediği anlaşıldığını, .., bu durum ortaya çıktıktan sonra ilaç tahsilatlarının yapılacağı ve durumdan kendisinin mesul olduğunu belirten ..., kendi sorumluluğuna ilişkin müvekkiline bir yazı verdiğini, daha sonrasında aradan ilaç tahsilatlarının yapılmaması üzerine dolandırıldığını anlayan müvekkilinin, ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2024/209696 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı... Deposu da müvekkilinden yazılı ya da sözlü talimat olmaksızın dava dilekçesinde isim listesi verilen ilaçların müvekkili tarafından siparişi verilmiş gibi göstererek, müvekkilini zarara uğratmak ve kendilerine fayda sağlamak adına teslim edilmeyen ilaçlar sebebi ile müvekkilinin borçlu olduğunu ileri sürmüş ve müvekkilinden haksız şekilde 2 adet bono almış olduğunu, bonoların müvekkiline teslim edilmeyen ilaç bedellerine ilişkin olup; müvekkiline kendisine teslim edilmeyen ilaçlar sebebi ile davalıya borcu olmadığını, Müvekkilinin, dava konusu bonolar sebebi ile başlatılacak icra takipleri ve icra takipleri kapsamında yapılacak haciz ve muhafaza işlemleri sebebi ile telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğrayacağını beyan ederek dava konusu bonolar ile ilgili icra takibi başlatılmadığından, öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini; nihayetinde ise müvekkilinin 14.06.2024 düzenleme tarihli, 14.08.2024 ödeme tarihli ve 746.379,00 TL bedelli bononun 135.992,00 TL tutarı ile 16.07.2024 düzenleme tarihli, 14.09.2024 ödeme tarihli ve 1.219.845,00 TL bedelli bononun 1.035.172,00 TL tutarı yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli olduğu açık olduğundan dolayı davalının, fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 2024/602 Esas ve 22/08/2024 tarihli ara kararında; \"Talep ihtiyati tedbire ilişkindir. HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. İİK 'nın 72/2 maddesi hükmüne göre \"İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İİK 'nın 72/3 maddesi hükmüne göre \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir\" İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için \"Yaklaşık ispat\" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesine gerekir.  Tüm bu bilgiler ve dosya kapsamıyla birlikte yapılan değerlendirmede ; davacı tarafça sunulu belgelere nazaran tedbir talebi kapsamında yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, davacı tarafça salt suç duyurusunda bulunulmasının yaklaşık ispatı sağlamayacağı, talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından İhtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''İhtiyati tedbir talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkeme nezdinde ikame edilen menfi tespit davası kapsamında 22.08.2024 tarihinde kurulan ara karar uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin 22.08.2024 tarihli usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması ve dava konusu bonolar ile takip yapılmadan evvel işbu dava ikame edildiğinden İİK. 72/2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, Müvekkil ...'in, ... Eczanesinin sahibi olduğunu,  Müvekkilin yanında işe giren eczane teknikeri-kalfa ..., eczanede çalıştığı süre içerisinde ... ve ... Depolarından müvekkilin bilgi ve onayı olmaksızın yüksek bedelli, genellikle kanser tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç siparişi verdiğini, sipariş verilirken ecza depoları ile kendisi muhatap olan ..., söz konusu ilaç siparişlerinin sayı ve türleri hakkında müvekkile bilgi vermediğini, akabinde müvekkil tarafından eczane içinde yapılan inceleme neticesinde; birtakım ilaçların eczanede olmadığı ve müvekkilin eczanesine hiç teslim edilmediğinin anlaşıldığını, bu durumdan kendisinin mesul olduğunu belirten ...'ün, kendi sorumluluğuna ilişkin müvekkile bir yazı da verdiğini, daha sonrasında aradan günler geçmesine rağmen; ilaçların teslim ya da tahsilatlarının yapılmaması üzerine dolandırıldığını anlayan müvekkilin, ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2024/209696 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, Akabinde yaşanan süreçte ise; ...'ün ecza depoları ile birlikte hareket ettiğini, müvekkilden önce çok sayıda eczaneye karşı benzer şekilde eylemi bulunduğunu ve hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü, ecza depolarının da durumdan haberdar olduğunu, depolar hakkında da devam eden hukuki süreçler bulunduğunun öğrenildiğini, davalı deponun da müvekkilden yazılı ya da sözlü talimat olmaksızın dava dilekçesinde isim listesi verilen ilaçların müvekkil tarafından siparişi verilmiş gibi göstererek, müvekkili zarara uğratmak ve kendilerine fayda sağlamak adına teslim edilmeyen ilaçlar sebebi ile müvekkilin borçlu olduğunu ileri sürdüğünü, ve müvekkilden haksız şekilde 2 adet bono aldığını, Yerel Mahkeme huzurunda davalı aleyhine ikame edilen menfi tespit davası kapsamında İİK 72/2 maddesinin \"İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" şeklindeki düzenlemesi uyarınca ihtiyati tedbir talep edildiğini; söz konusu talebin tedbir talebi kapsamında yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, davacı tarafça salt suç duyurusunda bulunulmasının yaklaşık ispatı sağlamayacağı, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, yerel mahkemece verilen işbu kararın son derece hatalı olduğunu, zira; yerel mahkemenin gerekçesinde yer alan yakaşık ispat koşulunun, HMK 390/3 maddesinin \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklindeki düzenlemesi uyarınca anılan maddeye dayalı tedbir talepleri yönünden geçerli olduğunu ve menfi tespit davalarına özgü İİK 72 maddesinde ise böyle bir koşul aranmadığını, öte yandan; dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler ile başlatılan soruşturma dosyası dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış bulunduğunu, kaldı ki; işbu dava kapsamında soruşturmaya konu bir olay ile birlikte bonolara konu edilen borcun dayanağı ilaçların teslim edilmediğinin iddia edildiğini, ilaçların teslim hususunun davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, tedbir kararının yargılamanın her aşamasında kaldırılabilecekken, tedbir verilmemesi sebebi ile müvekkilin uğrayacağı zararların telafisinin mümkün olmayacağını; İşbu dava ikame edilmeden evvel yine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda aynı mahiyette başka bir ecza deposu hakkında ihtiyati tedbir talep edildiğini; bu talebin yerel mahkemenin 2024/910 değişik iş sayılı dosyası üzerinden kabul edildiğini,  Bu itibarla; yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki 22.08.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasını, dava konusu bonolar sebebi ile başlatılacak icra takipleri ve icra takipleri kapsamında yapılacak haciz ve muhafaza işlemleri sebebi ile müvekkilin telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğrayacağı göz önünde bulundurularak İİK 72/2 maddesinin \"İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" şeklindeki düzenlemesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Talep; davacı tarafından davalıya verilen dava konusu bonolar karşılığında ürünlerin bir kısmının teslim edilmediği iddiası ile bedelsiz kaldığı iddia edilen miktar yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talepli davada, İİK'nın 72/2 maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 22/08/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.  2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesine göre, icra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Somut talepte; davacı vekili, davacı eczanesinde kalfa olarak çalışan ...'ün davacıdan habersiz çok sayıda yüksek meblağlı ilaç siparişi verdiğini, ancak yapılan kontrolde ilaçların tamamının eczanede olmadığını ve hiç teslim edilmediğini, ilaçlar karşılığında davalıya verilen bonoların teslim edilmeyen ürünler karşılığı bedeli yönünden bonoların bedelsiz kaldığını ve bu kısma ilişkin davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve  icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan kolluk ifadesinin içeriği, davacı çalışanın yazılı beyan içeriği ve bonoların malen kaydını içermesi dikkate alındığında davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların bu aşamada yaklaşık olarak ispatlanmadığı anlaşılmakla, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48456e4409b3f86c","SID":"bbce62cc0f442218"}}