{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/1296 Esas <br>KARAR NO: 2024/1660 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2023 <br>NUMARASI: 2020/734 Esas - 2023/245 Karar <br>DAVA: Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) <br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile asıl borçlu dava dışı ''... San. Ve Dış Tic. A.Ş.'' ünvanlı şirket arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine dayalı olarak borçlu şirkete kredi kullandırıldığı, davalıların ise bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, söz konusu krediden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine Beşiktaş ... Noterliği'nin 04/07/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçildiği, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe itiraz üzerine dava şartı olan arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı ve hem yetkiye ve hem de borca yönelik itirazların haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı ... bakımından görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ayrıca Çerkezköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğu ve ayrıca takibe konu borcun zaman aşımına uğradığı itirazlarında da bulunularak sözleşmenin tamamında yer alan imzalara da itiraz edilmek suretiyle davalıların takibe dayanak sözleşmeden dolayı borçlarının olmadığı ileri sürülerek davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesi istenmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/03/2023 tarih ve 2020/734 Esas - 2023/245 Karar sayılı kararında; \".... Sonuç olarak celp edilip incelenen icra dosyası, kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ve limiti, kat ihtarı, buna ilişkin ihtarnamenin içeriği ve tebliğ tarihi; takibin tahsilde tekerrür olmama kaydına bağlı olması,  dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmasına elverişli olup Mahkememizce de  dosya kapsamına uygun ve yeterli  görülen rapor, hesap raporuna itiraz edilmemiş olması ve Mahkememizce de dosya kapsamına uygun ve yeterli görülmesi, taleple bağlılık; imza itirazı yönünden temin edilen rapor ve ek rapor ile imza ve yazı örneklerinin davalıya ait olduğunun anlaşılmış olması, buna ilişkin ek rapora itirazların yerinde görülmemesi, yukarıya aktarılan ilgili yasal düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın söz konusu rapor ve taleple bağlılık doğrultusunda kısmen sübuta erdiği kanaatine varılmıştır.Tarafların icra inkar-kötü niyet tazminatı adı altında talep ettikleri icra tazminatı yönünden yukarıya aynen alınan İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmü, davanın niteliği, davalı tarafın duruşma tutanaklarına yansıyan imzanın aidiyeti yönünden samimi güven ihtiyacı, bilirkişi tarafından takip talebinden de fazla hesap sonucunu doğuracak şekilde takibe konu talepler yönünden hesaplama ve denetleme zorluğu birlikte değerlendirildiğinde iki taraf yönünden de icra tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varıldığından iki taraf yönünden de icra tazminat talebi reddedilmiştir. Kabule konu toplam dava değeri 907.121,62 TL ve redde konu değer 23.704,26 TL olup, harç ve avukatlık ücreti hesabı yönünden bu bedeller gözetilmiştir.\"gerekçesi ile, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin 898.006,16 TL asıl alacak, 7.270,65 TL işlemiş faiz, 363,53 TL BSMV ve 1.481,28 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 907.121,62 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacak yönünden faiz yürütülmek suretiyle devamına; itirazın belirtilen çerçevede iptaline, takibin belirtilen şekilde yürütülmesine,  İcra tazminat şartları gerçekleşmediğinden her iki taraf yönünden de talep edilen icra tazminatı taleplerinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen kararın müvekkili banka lehine olan kısımlarına bir diyeceğinin olmamakla birlikte icra inkar tazminatı açısından tesis edilen kararın aşağıda açıklayacağı sebeplerle usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, Şöyle ki; Yerel Mahkemece davalının  itirazının iptaline karar verilmiş olduğunu, icra inkar tazminatı talepleri hakkında faize ilişkin taleplerin likit olmadığını, bu gerekçeyle reddedildiğini, müvekkili bankanın davaya konu icra takibindeki faiz alacağı likit olduğunu, kredi genel sözleşmeleri hükümleri ile belirlenebilir durumda olduğunu, yerel mahkeme gerekçesinde davalıların imzaya itiraz etmiş olması ileri sürülerek icra inkar tazminatına hükmedilmediği belirtilmiş ise de davaya konu kredi sözleşmesindeki imzaların davalıların el ürünü olduğu açıkça tespit edilmiş olduğunu, yerel mahkeme gerekçesi adeta haksız olarak imzaya itiraz eden borçluyu ödüllendirme niteliğinde olduğunu, hukuken kabul edilebilir olmadığını, bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2019 tarih 2017/13523 E. 2019/6358 K. Sayılı kararında; “…İcra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazları bakımından; İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olayda dava konusu ödenmeyen kira alacağı olup, borç davalı bakımından likit ve muayyendir. Dolayısıyla mahkemece, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir. <br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan \"Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine\" ibaresinin çıkartılarak yerine “Hükmolunan 112.850,00 TL asıl alacak ve 6919,10 TL faiz toplamının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA…” şeklinde hüküm tesis edilerek asıl alacak/faiz toplamı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Açıkladıkları nedenlerle Yerel Mahkemece icra inkar tazminatı açısından verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, izah ettikleri tüm bu nedenlerle  İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.03.2023 tarih, 2020/734 E. ve 2023/245 K. sayılı kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde müvekkili banka lehine olacak şekilde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davalarının tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.  Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava dışı asıl Borçlu ... San. Ve Dış Ticaret A.Ş. İle davacı ...'ın Çekmeköy Şubesi arasında Kredi Genel Sözleşmesi imzalanarak, firmaya kredi tahsisi yapıldığı, davalılar ... AŞ ile ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları  anlaşılmıştır. Davalı ...'ın sözleşmedeki kefalet imzasına itiraz etmesi üzerine mahkemece grafolog bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, alınan raporda; İtiraza uğrayan imza ve el yazılarının davalı ...'ın eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Davacı vekilinin lehlerine icra inkar tazminatı hükmedilmediğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Dava,  genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde alacak likit olmadığı gerekçesiyle, davacının  icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak ve ferileri taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesin'den kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile  mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/13774 Esas- 2013/1542 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)  Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  29/03/2023 tarih ve 2020/734 Esas - 2023/245 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;  1-İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin 898.006,16 TL asıl alacak, 7.270,65 TL işlemiş faiz, 363,53 TL BSMV ve 1.481,28 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 907.121,62 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacak yönünden faiz yürütülmek suretiyle devamına; itirazın belirtilen çerçevede iptaline, takibin belirtilen şekilde yürütülmesine,2-Kabul edilen 907.121,62 TL. alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Harç muafiyeti nedeniyle başlangıçta harç alınmamış olması da gözetilerek sonuçta: Gerekçede açıklanan matrah üzerinden hesaplanan 61.965,48 TL nispi karar harcı ile 54,40 TL başvurma harcının toplamı olan 62.012,88 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak Arabulucuk Bürosu tarafından yapılan ve Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL zaruri giderin davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,  5-Davacı tarafça yapılan  toplam 3.020 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 2.945 TL'nin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine; geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,  6-Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, 7-Davacı vekili için kabule konu toplam değer üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen 117.784 TL nispi avukatlık ücretinin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine,8-Davalılar vekilleri için redde konu miktar üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen nispi avukatlık ücreti düşük olduğundan tarife gereğince belirlenen 9.200 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken verilmesine, 9-Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 485,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 12-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a417f400f575c4c","SID":"a2723a00296734a3"}}