{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2022/669 <br>KARAR NO:2024/1713<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:15/12/2021<br>NUMARASI:2019/206 Esas - 2021/1035 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ:14/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.10.2018  tarihinde sürücü ...  sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tek taraflı kaza yaptığını, müvekkili olan ...'ın da içinde yolcu konumunda bulunduğunu, tek taraflı olarak sürücü kusuru neticesinde gerçekleştirmiş olduğu bu trafik kazasında ...'ın vefat ettiğini,  düzenlenen kaza tutanağında müteveffa ...' ın vefatına sebebiyet veren ... plakalı aracın sürücüsü tali, müteveffanın asli  kusurlu bulunduğunu, bu kusur nitelemesine katılmadıklarını, trafik kazasına sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarih ve saatinde zorunlu mali mesuliyet sigortasını yaptırmadığını, 5684 sayılı Yasanın 14. maddesine göre; rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için davalı ...nın sorumlu olduğunu belirterek davacının oğlunun trafik kazasından ötürü ölümü sebebiyle fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve yeni beyanlarda bulunmak hakları saklı kalmak ve tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere davacı baba için şimdilik toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan  temerrüt tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ZMSS Genel Şartları gereği tüm başvuru belgeleri ile başvuru yapılmasının zorunlu olmasına rağmen eksik evrakla başvuru yapıldığından öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, kaza tarihi itibarı ile 02/10/2018 tarihinden sonra gerçekleşmiş kazalar için açılmış olan davalarda Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Yeni Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, ön ödeme talebinin reddini, davanın kusurlu araç sürücüsü ve işletenine ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulü ile 45.913,13-TL'nin 09.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacının eksik belgelerle yaptığı başvuru geçersiz olduğundan dava şartının yerine getirilmediğini, 02/10/2018 tarihinde müteveffanın traktörden atlaması ile meydana gelen kazada müteveffa tam kusurlu olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ve Genel Şartlar kapsamında murislerin tazminat talep etme hakları bulunmadığını, Genel şartların  destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve  sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4. bendinde;  hesaplamalarda iskonto oranı %1,8-%1.65 olarak dikkate alınır… denildiğinden hesaplama yapılırken ... yaşam tablosu ve iskonto oranı, %1,8-%1.65 olarak dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın destek pay hesaplaması hatalı olduğunu, müteveffanın vefat ettiği tarih dikkate alındığından sadece babası için pay ayrıldığı ancak annesi için pay ayrılmadığını ayrıca ileri ki dönemde evlenip çocuk sahibi olacağına ilişkin farazi hesaplama yapıldığını ve böylelikle hatalı destek payı ayrıldığı tespit edildiğini, anne için yetiştirme gideri hesaplanacak tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, trafikte güvenli seyahate uygun olmayan tutunma ve korunma tedbirlerinden yoksun traktör römorku üstünde kendi iradesiyle seyahati sebebiyle zarar gören müteveffanın asli kusurlu olduğunu, römorkta yolcu olarak seyahat edilmesinin meydana getireceği sonuçları kabul ederek bindiği varsayılarak kusur indirimi yapılması gereken hallerden olup bu halde hesap edilecek tazminat oranından hakkaniyete uygun indirimi veya tazminatın tamamen kaldırılması gerektiğini,  hesaplanacak tazminat tutarından hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, mahkeme tarafından göç idaresi müdürlüğüne yazı yazılması gerektiğini, müteveffanın alt ve üst soyunu gösterir nüfus kayıt örneği istenmesi ile destek tazminatı hesaplanırken tazminat talep etme hakkı olan tüm mirasçıların payları dikkate alınması gerektiğini, 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91. maddesinde geçici koruma \"Ülkesinden ayrılmaya zorlandığını, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.\" şeklinde hüküm altına alındığını, Mahkeme tarafından göç idaresi müdürlüğüne yazı yazılarak müteveffanın alt ve üst soyunu gösterir nüfus kayıt örneği istenmesi gerektiğini, destek tazminatı hesaplanırken tazminat talep etme hakkı olan tüm mirasçıların payları dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 02.10.2018 tarihinde davacının oğlu ...’ın, trafik sigortası bulunmayan ... plakalı traktörün çamurluk kısmında yolculuk yaptığı sırada traktörden atlaması sonucu gerçekleşen trafik kazası sonucu vefatı nedeniyle aracın ZMMS bulunmadığından davalı ...'ndan destekten yoksunluk tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.Davadan önce davalıya başvuruda bulunulduğu ancak eksik evrak nedeniyle ödeme yapılmadığı anlaşılmakla başvuru şartının yerine getirilmediğine; Hükme esas alınan kusur ve aktüerya raporunda, desteğin kazada %75 oranında kusurlu olduğu dikkate alınarak hesaplama yapılmış olmakla destek tam kusurlu olmadığından,Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ve Genel Şartlar kapsamında murislerin tazminat talep etme hakları bulunmadığına yönelik istinaf itirazları  yerinde değildir.Yargıtay   4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde ... tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları).  Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda ... yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin, davacının kaza tarihinde yaşına göre destek süresi belirlenerek, desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek  ... Yaşam Tablosuna göre ve prograsif rant tekniği uygulanarak düzenlendiği, dosyada bulunan desteğin mirasçılık belgesinden ölü olduğu anlaşılan annesine pay verilmediği, bu nedenle de anne için yetiştirme gideri de düşülmediği, bekar olan  destek, sağ olan davacı babası ile ileride evlenmesi halinde  muhtemel  eş, çocuklarına da pay verilerek ve davacı baba için yetiştirme gideri tenzili ile sigortasız araç sürücüsünün %25 kusuru üzerinden yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  davalı vekilinin aktüerya raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Davalı tarafça hatır taşıması iddiasını ispat bakımından hiçbir delil sunulmamasına ve dosya kapsamına göre hatır taşıması olduğunun sübuta ermemiş olmasına göre hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK kusur raporunda,  \"Müteveffa yolcu ...'ın traktörün çamurluk kısmı üzerinde gayri nizami ve tehlike arz edebilecek şekilde yolculuk yapmakta olduğu sırada olay yerine geldiklerinde, traktörün durdurulmasını istemeden/beklemeden hareket halindeki bu traktörden inmek üzere kendi can güvenliği açısından tehlike arz etmesine rağmen atladığı olayda asli derecede kusurlu\" belirtilerek  %75 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu durumda  desteğin kaza sırasında yolculuk yapmaya elverişli olmayan traktör römorkunda yolculuk yapmasının sonucu ağırlaştırmadığı, zararın artmasına neden olmadığı,  kazanın müteveffanın hareket halindeki traktörden inmesi suretiyle kendi kusurlu eyleminden  kaynaklandığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında  usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2023/12758  Esas ve 2024/642 Karar sayılı emsal kararında; \"...5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip  giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. ... öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.\" belirlemesinde bulunmuştur. Somut olayda vefat eden destek ve davacı Suriye vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmalarına rağmen Mahkemece dava şartı olan teminat hususu resen araştırılmadan  işin esasına girilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince  yapılması gereken davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmek, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7390a9e6ece0aa85","SID":"50647565bdefd126"}}