{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1093 Esas<br>KARAR NO:2024/1719 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2023/914 Esas- 2024/330 Karar<br>TARİH:21/03/2024<br>DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalıdan Bakırköy .... Noterliği'nin 07.09.2022 tarih ve... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile ...plaka sayılı aracı 350.000 TL bedel ile şahsi kullanımı için satın aldığını, müvekkili araç bakım ve tamir işiyle uğraşmakta olup, davalının ...plakalı aracın hasarı nedeniyle bakım ve tamirat için müvekkiline başvurduğunu, müvekkilinin davalıya bakım ve tamirat için 50.000 TL tutarında masraf çıkardığını ve bildirdiğini, müvekkili ile yapılan görüşmeler neticesinde aracın alım satımı konusunda anlaştıklarını, anlaşma neticesinde bakım ve tamirat masrafları olan  50.000 TL'nin düşülmesi ve 300.000 TL ödenmesi hususunda ortak noktaya vardıklarını, müvekkilinin kalan satış bedelinin bir kısmını satışdan önce, bir kısmını satış ve devir işleminden sonra eksiksiz şekilde davalıya ödediğini, müvekkili aracın tamir ve bakımını yaptığını ve zorunlu mali mesuliyet sigortası için başvurduğunu, müvekkilinin sigortadan aldığı bilgi sonucu aracın tramer kaydını incelediğini ve aracın ağır hasarlı olduğunu öğrendiğini, davalı satıcı tarafından bu hususa ilişkin satıştan önce müvekkilinin bilgilendirilmediğini, müvekkilinin aracın ağır hasarlı olduğunu öğrenmesi üzerine davalı satıcıyı aradığını ve aracı iade etmek istediğini, bedelin tarafına iadesini şifahen talep etmiş ise de davalı tarafından uzun süre oyalandığını, tüm bu olaylar neticesinde davalıdan olumlu olumsuz cevap alamayacağını anlayan müvekkilinin davalıya Bakırköy .... Noterliği'nin 27.10.2022 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile seçimlik haklarından sözleşmeden dönme ve bedelin iadesini, aksi taktirde borçlu temerrüdüne düşeceğini ihtar ettiğini, davalının Büyükçekmece ... Noterliği'nin 10.11.2022 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin aracın tüm ayıplarını bilerek aldığını, herhangi bir tamir hizmetinin söz konusu olmadığını, ayıp hakkında açıklamaya yer verilmediği ve taleplerin usulen zamanaşımına uğradığını beyan ettiğini, müvekkilinin aracı satın aldığında mesleği nedeniyle de incelediğini, fakat müvekkilinin araçtaki bu ayıbı önceden fark etmesine imkan olmadığını, araçtaki ayıbın kullanım esnasında ortaya çıkacak cinsten/kullanım kaynaklı olmayıp gizli ayıp  olduğunu,  satıcının malı teslimle yükümlü olduğu gibi belirtilen niteliklerde teslim etmekle de yükümlü olduğunu, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek aracın ağır hasar kaydı olduğunu gizleyerek müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, Yargıtay kararlarına göre de alıcının Tramer kayıtlarını inceleme ve bilgi edinme yükümlülüğünün olmadığını beyanla işbu davaya konu olan araçtaki ayıp oranında,  satış bedelinden indirim yapılarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren yasal faiz ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafça ikame edilen davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, zira müvekkili araç alım-satım işiyle uğraşmamakta olup, yapılan satışın arızi olarak yapıldığını, bu hususun müvekkilinin araç satış geçmişi incelendiğinde açıkça görüleceğini, ayrıca davalı tarafın tüketici sıfatında olmadığını, davalının araç bakım ve tamir işiyle uğraştığını ve gerek şahsı gerekse şirketi üzerinden çeşitli alım satımlar yaptığını, göreve ilişkin hususlar kamu düzenine ilişkin olup, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, öncelikle davacı taraf ile söz konusu araç satışı için 300.000 TL olarak değil, 250.000 TL olarak anlaşma yapıldığını, noterdeki satış sözleşmesinde 300.000 TL olarak gösterilmesini davacı tarafın istediğini, davacı taraf oto tamir işiyle uğraşmakta olup, müvekkilinin zaten aracındaki arızaların giderilmesi için davalı ile tanışık olduğunu, müvekkili davalıya tamir masrafı olarak parça parça toplamda 30.000 TL ödemiş olup, söz konusu arızalar giderilemeyince davacı tarafın arızaların kronik olduğunu ve 50.000 TL kadar masraf gerektiğini belirtiğini, isterse söz konusu bedeli düşülerek 250.000 TL vermek üzere aracı satın alabileceğini söylediğini, davacı tarafın, araçtaki hasar kaydından haberdar olduğunu, davacının yaptığı iş ve tek pay sahibi olduğu... vergi kimlik no'lu ... Şirketi ve faaliyet konuları da gözetildiğinde davacının araçtaki hasar kaydından bihaber olduğu hususunun komik bir iddiadan öteye geçemediğini, söz konusu raporda net bir şekilde tüm hasarların görüldüğünü beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 21/03/2024 Tarih, 2023/914 Esas- 2024/330 Karar sayılı kararında;\"Dava; ayıp iddiasına dayalı alacak davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalıdan aldığı davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, davacının ayıp oranında indirim talebinin bulunup bulunamayacağı araç değerinin satış sözleşmesinde belirtilen miktardan farklı olup olmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır. Noterler Birliği'nin cevabi yazısına göre davaya konu aracın ilk alıcısından itibaren kullanım amacının hususi olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin mahkememiz ön inceleme duruşmasında  müvekkili davacının  araç alım satım işi ile uğramadığını, aracı şahsi kullanım için aldığını beyan ettiği, dosyada bulunan 27/05/2022- 27/05/2023 (başlangıç- bitiş)  tarihli poliçeye göre de araç kullanım amacının hususi olduğu, araç satım sözleşmesinin iş bu tarih aralığından düzenlendiğinin anlaşıldığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/944 esas, 2015/11623  karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere bir kişinin şirket ortağı veya yetkilisi olmasının tek başına tacir olmasını gerektirmeyeceği, aracın ruhsatında da hususi kaydının bulunduğu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun 4. maddesi kapsamında sayılabilecek ticari dava olmadığı , asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karşı  görevsizliğe yönelik hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin  BAKIRKÖY 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurda görülen davanın öncelikle tüketici mahkemesinde, burada verilen görevsizlik kararı ile asliye hukuk mahkemesinde, nihayet asliye ticaret mahkemesinde görüldüğünü ve yine asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiğini, yargılamanın en başından beri görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kendileri tarafından belirtildiğini ve buna rağmen uzun süren yargılamalar ile müvekkilinin mağdur edildiğini, karşı tarafın hatası ile mahkemenin sürüncemede kalması nedeniyle yargılamanın uzun sürdüğünü, bu nedenle usulden ret kararının yanı sıra yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından davacının mahkum edilmesi gerektiğini; Davacı taraf ile söz konusu araç satışı için 300.000 TL olarak değil, 250.000 TL olarak anlaşma yapıldığını, noterdeki satış sözleşmesinde 300.000 TL olarak gösterilmesini davacı tarafın istediğini, davacı taraf oto tamir işiyle uğraşmakta olup, müvekkilinin aracındaki arızaların giderilmesi için davacı ile tanışık olduğunu, müvekkilinin davalıya tamir masrafı olarak parça parça toplamda 30.000 TL ödemiş olup, söz konusu arızalar giderilemeyince davacı tarafın arızaların kronik olduğunu ve 50.000 TL kadar masraf gerektiğini belirttiğini, isterse söz konusu düşülerek 250.000 TL vermek üzere aracı satın alabileceğini söylediğini; Davacı tarafın, araçtaki hasar kaydından haberdar olduğunu, davacının yaptığı iş ve tek pay sahibi olduğu ... vergi kimlik no'lu ... Şirketi ve faaliyet konuları da gözetildiğinde araçtaki hasar kaydından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davacı tarafın ekte sunulu olan eksper raporlarını incelediğini, söz konusu raporda net bir şekilde tüm hasarların görüldüğünü, davacının araç tamircisi olduğunu ve serbest olarak araç alım satım işi ile uğraştığını, bu nedenlerle davacının haksız menfaat elde etmek amacıyla ikame etmiş olduğu tümüyle hakka ve hukuka aykırı taleplerine dayalı huzurdaki davanın esastan reddi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davacı taraf, davalıdan satın aldığı aracın tramer kayıtlarında hasarlı olduğunun görüldüğünü, aracın gizli ayıplı olduğunu beyanla bedelde indirim yapılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL'nin davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, söz konusu satışın arızi bir satış olduğunu, araç alım satım işi yapmadığını, davacının araçtaki hasar kaydından haberdar olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 5. maddesinde \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir\" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. Somut olayda; taşınır mahiyetindeki araç alım satımına ilişkin sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olmadıkları, davacı tarafından davalıdan satın alınan aracın Noter satış senedinde kullanım amacının hususi olarak açıklandığı, sigorta poliçesi ve trafik sicilinde de hususi araç olarak kayıtlı olduğu, dosya kapsamından tarafların tacir olup olmadıkları anlaşılamamakla birlikte tacir olsalar bile araç alım satım sözleşmesinin ticari işletmeleri ile ilgili olarak yapılmadığı ve Mahkemece de açıklandığı üzere davanın nispi ticari dava da olmadığı, yargılama yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu, HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği ancak görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemece dosya üzerinden bu durum tespit edilerek davacının yargılama giderlerini ödemesine karar verileceği, eldeki dosyada görevsizlik üzerine verilen karar henüz kesinleşmediği ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için HMK'nın 20. maddesine öngörülen süreler geçmediğinden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği, bu itibarla Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkemece esasa ilişkin bir karar verilmediğinden davalı tarafın bu yönde sunduğu istinaf sebeplerinin incelenemeyeceği anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf karar harcı 427,60 TL istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, alınan karar harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aecb20ba3eada6ee","SID":"df09295a1693779d"}}