{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1501 Esas<br>KARAR NO:2024/1626 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2023/711 (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ:04/07/2024 (Ara Karar Tarihi) <br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024     <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2023/1059 D.İş sayılı ihtiyati haciz dosyasına sunmuş olduğu talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin  ibraz edilen ... A.Ş'ye ait 22/01/2016 tarihli 2 adet ve 20/12/2013 tarihli 1 adet  genel kredi sözleşmelerine  ve Beyoğlu .... Noterliği'nin 31/05/2019 tarihli ... Yevmiye nolu ihtarnamesine dayanarak 15.994.763,41 TL alacaklı olduğunu, borcun vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, borçluların mal kaçırma hazırlığı içinde olduğunu belirterek, borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden vekili dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında verilen ihtiyati haciz kararından icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emirleri ile muttali olunduğunu, icra takibinde ihtiyati haciz başvurusunda borcun nedeni olarak ihtarname ve sözleşmenin gösterildiğini,  dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesinin ...bank  ile diğer alacaklı bankalar tarafından imzalanan ve değişik tarihlerde tadil edilen  “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” ile yenilendiğini, müvekkillerinin genel kredi sözleşmesi kapsamında bir borcu kalmadığını, bu sözleşmeye dayalı olarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, alacaklı tarafından imzalanan “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” ekleri ve tadillerinin banka tarafından mahkemeye sunulmadığını, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkillerinin tüm malvarlığının “Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi” ve tadil protokolü kapsamında; menkul, gayrimenkul, hisse, marka, işletme rehini sözleşmeleri ile ...bank’ nın da aralarında bulunduğu bankalara garameten rehin olarak verildiğini, müvekkillerinin ...bank dahil bankalar lehine değişik gayrimenkuller üzerinde 400.000.000-TL, 80.000.000TL 5.000.000USD bedellerinde garame ipoteği tesis ettiğini, ayrıca marka, emtia ve hisse sözleşmelerinin mevcut olduğunu, ancak hiçbir  rehin sözleşmesinin mahkemeye ibraz edilmediğini,  \"Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi\" uyarınca teminat temsilcisi tayin edilen .... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, bu nedenlerle rehinle temin edilmiş ve muaccel olmayan bir alacak için ihtiyati haciz kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözleşmesinde temerrüt ve kredilerin geri çağırılması ile ilgili olarak özel düzenlemeler yer aldığını,  Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözleşmesinin 16.1.2. maddesi uyarınca “temerrüt halinde kredi verenler, kredi tutarlarına göre, kredi verenlerin en az %75’ nin onayı ile krediyi geri çağırabilirler”. Maddesinin bulunduğunu, ancak böyle bir onay mevcut olmadığını, kredi geri çağırımına ilişkin kat ihtarının usulsüz ve sözleşmeye aykırı olduğunu, tüm bu bahsedilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 04/07/2024 tarih ve 2023/711 Esas sayılı kararında;\"Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde talep, ihtiyati haciz kararına karşı itiraz istemine ilişkindir. Somut olayda; muteriz davalılar tarafından ihtiyati haciz kararına karşı ileri sürülen itiraz sebepleri; talep eden davacı bankanın alacağına dayanak olarak gösterdiği genel kredi sözleşmeleri ile bu sözleşmelerden doğan borçların davacının da aralarında bulunduğu bankalar ile yapılan Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında yenilendiği, davacı bankanın alacağının rehin ve ipotek ile teminat altına alındığı, temerrüt koşullarının oluşmadığından bahisle haczin dayandığı sebeplere ilişkin olup,  dosya kapsamı ve taraflar arasında imzalanan Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi uyarınca talep eden davacı bankanın alacağının rehin ve ipotekle teminat altına alındığı, her ne kadar davacı tarafından ipoteklerin 2 ve 3. Dereceden oldukları, verilen teminatların alacağı karşılamadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususun yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, buna göre ihtiyati haciz verilebilmesi için İİK'nın 257/1. Maddesinde aranan \"rehinle temin edilmemiş  olma\" şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla  ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin 2023/1059 D. İş- 2023/1075 Karar sayılı değişik iş dosyasında ihtiyati  haciz kararına yapılan itirazın kabulü ile, mahkememizin 2023/1059 D. İş- 2023/1075 Karar sayılı 27/09/2023 tarihli ihtiyati  haciz kararının kaldırılmasına, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile borçlu \"... A.Ş.\" arasında 20/12/2013 tarihli, 12.000.000- TL limitli  Genel Kredi Sözleşmesi, 22/01/2016 tarihli, 1.000.000- USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi, 22/01/2016 tarihli, 1.000.000- USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi olmak üzere 3 adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, diğer borçluların ise anılan sözleşmeleri müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup kefaletin türü ve kefil olunan meblağ uyarınca tüm borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkil banka tarafından yukarıda bahsi geçen Genel Kredi Sözleşmeleri'ne istinaden borçlulara ... referans nolu nakdi kredi ile 4.565.000- USD kredi kullandırıldığını, Nitekim borçluların mezkur krediden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine; 28.12.2016 tarihinde hesap kat edildiğini ve borçlulara \"Beyoğlu ... Noterliğinin 31.05.2019 Tarihli, ... Yevmiye Nolu İhtarnamesi\" keşide edilerek ihtarnameye konu edilen bakiye borcun ödenmesi; aksi halde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, İhtara rağmen müvekkil bankaya herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine; kendileri tarafından borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesinin talep edildiğini, İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1059 D.İş- 2023/1075 K. sayılı kararı ile taleplerinin kabulüne ve alacağın %15'i oranında teminatın dosyaya depo edilmesine karar verildiğini, Bunun üzerine borçlular vekili tarafından huzurdaki ihtiyati haciz kararına itiraz edilmişse de İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/711 Esas sayılı dosyası ile yürütülen itirazın iptali davasında; ihtiyati hacze itirazların esas davanın yürütüldüğü mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiş ve 23/01/2024 tarihli ara kararda \"ihtiyati hacze itiraz edenler tarafından talep eden banka ve diğer alacaklı bankalar ile degisik tarihlerde tadil edilen \"Refinansman ve Sendikasyon Kredisi Sözleşmesi\" ile yenilendigi bahsi geçen sözlesmenin ekleri ve tadillerinin talep eden banka tarafından dosyaya sunulmadıgından ihtiyati haciz kararı verildigi, müvekkillerinin tüm mal varlıklarının talep eden bankanın da aralarında bulundugu bankalara garameten rehin olarak verildigi, Refinansman ve Sendikasyon Kredi Sözlesmelerinde temerrüt ve kredilerin geri çagrılması ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı Sözlesmenin 16.1.2 maddesi uyarınca kredinin geri çagrılması için gerekli onayın mevcut olmadığı belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılması talep edilmis ise de; ihtiyati haciz talep eden banka tarafından taraflar arasında düzenlenen sözlesmelere istinaden düzenlenen rehinlere ve sözleşmelerin tadil metinlerine iliskin belgelerin dosyaya sunuldugu, sunulan belgelerin ve sözlesmenin ilgili maddelerinin incelenmesinde talep eden tarafından yaklasık ispat için yeterli mahiyette oldugu zira Bölge Adliye Mahkemesi' nin yerlesik kararlarında da benimsendigi üzere ihtiyati hacze konu alacagın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklasık ispatın yeterli oldugu anlasıldıgından dosya mevcuduna göre talep dilekçesi ekinde sunulan belgelerin alacagın varlıgı hususunda kanaat uyandırıcı ve yaklasık ispata yarar nitelikte oldugundan itiraz edenin itiraz sebepleriyle sınırlı olarak yapılan yargılama neticesinde ihtiyati hacze itirazın reddine...\" gerekçesi ile davalıların ihtiyati hacze itirazlarının reddine dair karar verildiğini,Yerel mahkemenin davalıların ihtiyati hacze itirazlarının reddine dair 23/01/2024 tarihli ara kararına karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığını, İşbu istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/617 Esas ve  2024/766 Karar sayılı kararında: \"İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalılar vekili; çok sayıda gayrimenkulün tapu bilgilerini vererek ve hisse rehini tesis edildiğini belirterek alacağın rehinle teminat altına alındığını ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve alacağın muaccel olmadığnı belirterek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. Mahkemece; muaccel alacağın varlığı hakkında kanaat verici delil ibraz edildiği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de; ihtiyati haciz kararı verilebilmesinin ön koşulu \"rehinle temin edilmemiş\" olma ve \"vadesi gelmiş bir para borcu\" olma şartıdır. İstinaf dilekçesinde belirtilen ipoteklere ilişin olarak rehinle temin edilmeme koşulunun ve muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeden itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. \" gerekçesi ile ihtiyati haczin reddi kararının kaldırılmasına karar verildiğini,Bahsi geçen karar üzerine dosyanın yerel mahkemeye iade edildiğini ve mahkemece  \"ipoteklere ilişin olarak rehinle temin edilmeme koşulunun ve muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeden\" haksız ve hukuka aykırı olarak davalıların ihtiyati hacze itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğini, Yerel mahkeme tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/617 Esas ve  2024/766 Karar sayılı kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini,  yerel mahkemece  \"ipoteklere ilişin olarak rehinle temin edilmeme koşulunun ve muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeden\" karar verildiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin BAM'ın kaldırma kararında belirttiği eksiklikler giderilmeksizin davalıların iddiaları doğrultusunda ihtiyati haciz kararının ortadan kaldırılmasının doğru olmadığını,Bununla birlikte İİK'nun 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup davalıların itirazları bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini,  kaldı ki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/617 Esas ve  2024/766 Karar sayılı kararında belirtilen \"\"ipoteklere ilişin olarak rehinle temin edilmeme koşulunun ve muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği\" hususunun esas yargılamayı gerektirdiğini, tüm bu şartların sağlandığı yürütülen yargılama sırasında bilirkişi tespiti ile takdir olunacağını,Tüm bu sebeplerle ve aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davalıların itirazlarının tamamen haksız ve hukuka aykırı olup davalıların ihtiyati hacze itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinde bizzat hüküm altına alındığı üzere; mezkur sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının, daha önce tanzim edilen genel kredi sözleşmelerine konu borçları sona erdirmediği gibi bu borçların ertelendiği, yenilendiği yahut nakledildiği anlamına gelmediğini, Borçlular vekilinin ara karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde bahsi geçen \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" borçlular ile müvekkil banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi' ne konu borcu sona erdiren veyahut borcu ortadan kaldıran yeni bir sözleşme niteliğini haiz olmadığını, Davalıların ara karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde; mevcut Genel Kredi Sözleşmesine konu borcun sona erdiği yönündeki iddiasına dayanak olarak \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" ile bu sözleşmenin eklerini ve tadillerini gösterdiğini, Ancak mezkur sözleşmenin ilgili maddeleri, ekleri ve tadillerinde, bu sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının daha önce tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmelerinin geçerliliğine ve yürürlüğüne halel getirmediği açık ve sarih bir şekilde hüküm altına alınmış olup davalıların itirazlarına dayanak olarak gösterdiği sözleşme maddeleri ile dahi çelişmekte olduğunu, Tarafları Bankalar ve Davalı Borçlular olan \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\"nin ikinci sahifesinde yer alan 1.3. Maddesinde bahsi geçen EK-1 listesinde müvekkil banka ile \"... A.Ş.\" arasında akdedilen 20/12/2013 tarihli, 12.000.000- TL limitli  Genel Kredi Sözleşmesi'nin de yer aldığını, \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" mevcut Genel Kredi Sözleşmesi'ne konu borcu sona erdiren ve/veya bu borcu ortadan kaldıran bir sözleşme olmadığı gibi söz konusu sözleşme ile ...'ye konu borçların ertelendiğinden, yenilendiğinden yahut nakledildiğinden söz edilmesi mümkün olmadığını, Mezkur sözleşmenin 1.2 Maddesinde açıkça hüküm altına alındığı üzere; bu sözleşmenin taraflarca imza edilmiş olmasının, daha önce tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmelerinin, taahhütnamelerin geçerliliğine ve yürürlüğüne halel getirmediğini, Dolayısıyla davalı borçluların ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçelerinde iddia ettiği gibi Genel Kredi Sözleşmesi'nin \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" ile sona erdiği hususunun gerçeğe aykırı olduğunu, hal böyleyken kendileri tarafından ihtiyati haciz talebine ve icra takip dosyasına konu edilen Genel Kredi Sözleşmesi halihazırda yürürlükte olup bu sözleşmeye dayalı olarak takip başlatılamayacağı iddiasının abesle iştigal olduğunu, Müvekkil bankanınRefinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin 16.1.2 maddesi ile düzenlenen temerrüt haline ilişkin hüküm ve şartlara uygun bir şekilde, davalı borçlulara ihtarda bulunarak, kendi kredisinin geri ödenmesini talep ettiğini,Borçlular vekilinin ihtiyati hacze itirazlarına ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin devamında \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" ekleri ve tadillerinin banka tarafından mahkemeye sunulmamış olması sebebiyle ihtiyati haciz kararının verildiği, \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" nin 16.1.2. Maddesine göre Kredi Verenler'in en az %75'inin onayı ile kredinin geri çağrılabileceği, ancak böyle bir onayın mevcut olmadığı  iddia edildiğini ve hatta bu hususta dosyaya Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen uzman görüşünün sunulduğunun beyan edildiğini, Ancak davalıların  Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesinin 16.1.2 maddesi ile düzenlenen temerrüt halinin oluşması için kredi veren bankaların %75'inin onayının alınması koşulu sağlanmadığından muacceliyetin oluşmadığı yönündeki iddiasının abesle iştigal olduğunu, Zira; temerrüt halinde kredi veren bankaların %75'inin onayının, muacceliyet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde alınamamasının ve bu süre boyunca kredinin ödenmemesi halinde kredi verenlerden her birinin ihtarda bulunarak kendi kredisinin geri ödenmesini talep edebileceğinin açık ve sarih bir şekilde hüküm altına alındığını, Davalılar vekilinin ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde ve Prof. Dr. ...tarafından düzenlenen uzman görüşü raporunda mezkur sözleşmenin 16.1.2 maddesinin yalnızca ilk cümlesine yer verildiğini, <br>İlgili sözleşmenin anılan maddesi uyarınca temerrüt halinde krediyi geri çağırma kararının muacceliyet tarihinden itibaren 60 gün içerisinde alınamamasının ve bu süre boyunca temerrüt halinin devam ediyor olması halinde, kredi verenlerden her biri ihtarda bulunarak kendi kredisinin geri ödenmesini talep edebileceğini, Dolayısıyla ihtiyati haciz talebinde ve takip talebinde yalnızca Genel Kredi Sözleşmesi'ne konu  alacağın talebe dayanak olarak gösterilmesinin; hem Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki hüküm ve şartlara hem de borçlular vekilinin iddia ettiğinin aksine\"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" ile  belirlenen hüküm ve şartlara uygun olduğunu,Mezkur sözleşmenin temerrüt haline ilişkin 16.1.2 maddesinin son derece açık olduğunu, buna rağmen davalıların ısrarla kredi verenlerin %75'inin onayı alınmadığı dolayısıyla muacceliyetin oluşmadığı yönündeki iddiasını yinelemesinin izahtan vareste olduğunu, Kaldı ki borçluların mezkur krediden kaynaklanan borcunu ödememesi nedeniyle müvekkil banka tarafından 28.12.2016 tarihinde hesap kat edildiğini ve borçlulara 31.05.2019 tarihli ihtarname keşide edilerek kredi borcunun ödenmesinin talep edildiğini, hesap kat tarihinden itibaren yedi yıl geçmiş olmasına rağmen müvekkili banka alacağını tahsil edemediğini, hal böyleyken müvekkili banka ile borçlular arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi halihazırda mevcut ve yürürlükte olup bu sözleşmeye istinaden  borçlulara kullandırılan kredi alacaklarının tahsil edilemediğini Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında, müvekkil bankanın da aralarında bulunduğu, alacaklı bankalar lehine tesis edilen ipoteklerin, 2. ve 3. derece ipotekler olduğunu, dolayısıyla somut olayda önce rehne başvurma kuralı uygulama alanı bulmadığını, Borçlular vekilinin ihtiyati hacze itirazlarında son olarak \"Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi\" kapsamında borçluların tüm malvarlığının ...bank A.Ş.'nin de aralarında bulunduğu bankalara garameten rehin olarak verildiğini, İİK madde 45 uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağa yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başvurulabileceğini, ihtiyati haciz başvurusunda alacağın tamamının rehinle temin edilmiş olduğu hususundan bahsedilmediğini iddia ettiğini, Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında müvekkil banka lehine tesis edilen ipoteklerin, yalnızca huzurdaki dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı teminen verilmediğini,  mezkur ipoteklerin, müvekkil banka tarafından davalılara kullandırılan  diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan banka risklerinin de temini amacıyla tesis edildiğini, Daha açık bir ifade ile Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesinin EK-1 listesinde yer aldığı üzere; müvekkil banka ile davalılar arasında çeşitli tarihlerle akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davalılara birden fazla kredi kullandırılmış olup banka lehine tesis edilen ipotekler, müvekkil bankanın davalılara kullandırdığı, mezkur sözleşmede bahsi geçen, tüm kredilerden kaynaklanan risklerine karşılık tesis edildiğini, Nitekim davalılara kullandırılan diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların da tahsilinin mümkün olmadığını ve bu kredi alacaklarının tahsili için davalılar aleyhine ... sayılı dosyaları ile de yasal takip başlatıldığını, (Davalılar anılan takiplere itiraz ettiğinden kendileri tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/709 Esas, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/729 Esas, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/695 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davaları ikame edildiğini, anılan davalarda yargılama süreçlerinin devam ettiğini,)Tüm bu sebeplerle; Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi'nin bir şartı olarak sağlanan teminatların  müvekkil banka tarafından davalılara kullandırılan ve mezkur sözleşmede (EK-1 Listede) yer alan diğer kredi sözleşmelerinden kaynaklanan risklerinin tümünü teminen verildiğini,Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi kapsamında müvekkil bankanın da aralarında bulunduğu, bankalar lehine tesis edilen ipoteklerin  2. ve 3. derece ipotekler olduğunu, ayrıca tesis edilen ipotekler müşterek ve garame ipoteği şeklinde tanzim edilmiş olup müvekkil bankanın sözleşme ile belirlenen garame oranı yalnızca %6,15 olduğunu, bununla birlikte toplam ipotek limitinin tüm taşınmazlar için 400.000.000 TL olarak belirlenmiş olmasına karşın  garame oranı gereğince müvekkil banka lehine tüm taşınmazlar bakımından belirlenen üst limitin, 24.729.773,42 TL olduğunu, (Taşınmazların değerlerinin en üst bedel olan 400.000.000 TL ulaşması imkansız olduğu için kendileri tarafına üst limit olan  24.729.773,42 TL tutarın gelmesinin fiilen imkansız olduğunu,)Dolayısıyla  davalılar vekilinin cevap dilekçesinde müvekkil bankanın tüm alacaklarının rehinle teminat altına alındığı ve İİK madde 45 uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiği iddiasının tamamen gerçek duruma aykırı olduğunu, müvekkil banka lehine tesis edilen ipotekler 2. ve 3. derece ipotekler olmakla birlikte ipoteklerin garame oranında paylaştırılması neticesinde müvekkil banka lehine tüm taşınmazlar bakımından belirlenen üst limitin, 24.729.773,42 TL olduğunu, kendileri tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takiplerinde asıl alacak tutarlarının toplamının dahi 36.395.213,40-TL tutarında olup, takip çıkışlarının toplamı 112.214.085,87-TL tutarında olduğunu, hal böyleyken müvekkilin alacağının tamamının teminat altına alındığı iddiasının izahtan vareste olduğunu, Yine aynı sözleşmenin son maddesi olan 22. Maddesinde alacaklıya seçimlik hak tanındığını, müvekkil bankanın da böylece Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağına ilişkin yasal takip yollarına başvurduğunu ve ihtiyati haciz talebi ile mahkemeye başvuru yaptığını,Tüm bu sebeplerle; ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçluların itirazlarının hukuki hiçbir yasal dayanağı bulunmadığından ve ihtiyati hacze konu edilen alacak bakiyemize dair herhangi bir ödeme de yapılmadığından davalıların ihtiyati hacze itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, ihtiyati haczin kaldırılmasına dair İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/711 Esas sayılı dosyasından verilen 04/07/2024 tarihli ara kararın istinaf incelemesi neticesinde  ortadan kaldırılmasını, davalıların İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1059 D.İş- 2023/1075 K. sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yönelik itirazlarının kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/711 Esas sayılı dosyasından verilen 04/07/2024 tarihli ara karar hukuk aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsilinin temini için verilen ihtiyati haciz kararına itirazın kabulü kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 2023/1059 Değişiş İş Esas ve 2023/1075 Değişik İş Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, ihtiyati hacze itiraz eden davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 11/01/2024 tarih ve 2023/711 Esas sayılı ara kararı ile itirazın reddine karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Dairemiz'in 02/05/2024 tarih, 2024/617 esas ve 2024/766 karar sayılı ilamı ile \".....İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalılar vekili;  çok sayıda gayrimenkulün tapu bilgilerini vererek ve hisse rehini tesis edildiğini belirterek alacağın rehinle teminat altına alındığını ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve alacağın muaccel olmadığnı belirterek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. Mahkemece; muaccel alacağın varlığı hakkında kanaat verici delil ibraz edildiği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de; ihtiyati haciz kararı verilebilmesinin ön koşulu \"rehinle temin edilmemiş\" olma ve \"vadesi gelmiş bir para borcu\" olma şartıdır. İstinaf dilekçesinde belirtilen ipoteklere ilişin olarak rehinle temin edilmeme koşulunun ve muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeden itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamış....\" gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin itirazın reddine ilişkin 23/01/2024 yazım tarihli, 11/01/2024 tarih ve 2023/711 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, belirtilen inceleme ve irdeleme yapıldıktan sonra itirazlar hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihli ara kararı ile davalı borçluların ihtiyati hacze itirazının kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece \"....dosya kapsamı ve taraflar arasında imzalanan Refinansman ve Sendikasyon Sözleşmesi uyarınca talep eden davacı bankanın alacağının rehin ve ipotekle teminat altına alındığı, her ne kadar davacı tarafından ipoteklerin 2 ve 3. Dereceden oldukları, verilen teminatların alacağı karşılamadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususun yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, buna göre ihtiyati haciz verilebilmesi için İİK'nın 257/1. Maddesinde aranan \"rehinle temin edilmemiş  olma\" şartının gerçekleşmediği....\" gerekçesi ile ihtiyati hacze itirazın kabulüne ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği ve daha önce değerlendirilmeyen hususlar değerlendirilmek suretiyle karar verildiği ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme 04/07/2024 tarihli ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından,  davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05d96ae193553684","SID":"74d75cfa33139696"}}