{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1179 <br>KARAR NO: 2024/1128<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2024<br>NUMARASI: 2024/352 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesi<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında davacı firma tarafından Tekirdağ ili, Süleymanpaşa ilçesi, ... Mah., ... ada, ... parsel üzerine inşaatı yapılan villalardan ... no.lu villanın satışı için 11/04/2023 tarihli sözleşme imzalandığını ve tapusunun da verildiğini, 11/04/2023 tarihli sözleşmede de plan ve proje değişikliklerinin yapılması gerektiğinin davalı tarafça da kabul edildiğini ve bunların takibi ve imzalanması için noterden vekaletname verileceğinin kabul edildiğini, vekaletnamenin verildiğini, tapu kendisine verildikten sonra davalının vekaletnameyi iptal ettirdiğini, davalının, sözleşmede hangi malzemelerin kullanılacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ve yine açıkça örnek villa şeklinde yapılacağı kararlaştırılmamış ve taahhüt verilmemiş olmasına rağmen tapunun kendisine devredilmiş olmasını kullanarak, yapılması gereken proje ve plan tadilatlarını imzalamayarak ve bu konuda vekaletname vermeyerek davacıyı zor durumda bırakmaya çalıştığını, plan ve proje çizildikten sonra ruhsat alındığını ve inşaata başlandığını inşaatta fiziki olarak bir eksiklik bulunmadığını, ancak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin sayısal olarak 18. Madde uygulaması kapsamında imar planlarında sayısal değişiklikler olduğunu, bu nedenle plan tadilatları ve proje değişikliği ile bir takım idari prosedürlerin tamamlanması ve takibi gerektiğininden davacı şirket temsilcisi ...'a yapılacak plan ve proje tadilatlarını davalı adına takip ve imza yetkisi verilmesi davasında ihtiyati tedbir yoluyla anılan yetki belgesinin verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, talep eden tarafından dosyaya sunulan talep dilekçesi ve eki belgeler birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca şirket temsilcisi ...'a, davalı ... adına belediye ve  diğer tüm resmi dairelerdeki işlemleri takip etmesi, plan tadilat ve projelerini imzalayarak gerekli izin ve ruhsatları ve iskan ruhsatını almak üzere  tedbiren yetki belgesi düzenlenmesini talep ettiği, talep edenin iddiasında haklı olup olmadığının yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacağı ve bu hususun da yargılamayı gerektirdiği, uyuşmazlığın esasını halleder nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesi ile  davacı vekilinin talebinin REDDİNE,  karar verilmiş karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinafa başvurmuştur. İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesi ile, taraflar arasında son olarak 11.04.2023 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin inşa ettiği Süleyman Paşa İlçesi, ... Mah., ... ada, ... parselde bulunan ... No’lu villanın satışının gerçekleştirildiğini ve her ne kadar villa teslim için hazır olmasa da müvekkili şirketin elinde olmayan sebeplerden dolayı verilen taahhütlerin gecikmesi nedeniyle karşı tarafın endişelerini gidermek ve iyi niyetli davranmak adına ilgili kısmın hissesini sözleşme uyarınca tapuda davalıya devredildiğini, yine ilgili sözleşme uyarınca villa projesinin bir bütün olması ve davalının arsanın genelinde hissedar olacağı gözetilerek ilgili proje ile alakalı kamu kurum ve kuruluşlarda işlemlerin yapılabilmesi ve proje için gerekli olduğu hallerde imza kullanılabilmesi adına tapu devri karşılığında davalının, müvekkili şirkete zorluk çıkarmayacağını ve noterden bu hususta vekâletname çıkaracağını taahhüt ettiğini, ancak davalı her ne kadar sözleşme tarihinde müvekkili şirkete vekâlet vermişse de sonrasında villa teslimine yakın bir zamanda iskân alınmasını engellemek, projenin yapımını sekteye uğratmak, yine projede bulunmayan ekstra hususları dâhil etmek ve kendi lehine çıkar sağlamak adına söz konusu vekâletnameyi iptal ettiğini ve müvekkili şirketin telafisi zor zararlara uğramasına, yaklaşık 30 villa yapımını içerir projenin durmasına neden olduğunu, yine müvekkili şirket aleyhine nama ifa, tazminat talebiyle dava açtığını ve süreci daha fazla uzatmak adına büyük bir çabaya girdiğini, ancak davalının taleplerinin haksız olduğunun Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/277 D. İş sayılı dosyası ile alanında uzman bilirkişiler tarafından alınan rapor ile ortaya konulduğunu, alınan rapor ile teslim tarihi itibariyle fiziki anlamda inşaattaki eksiklerini tamamlandığının saptandığını, müvekkili şirket tarafından her ne kadar söz konusu kurumlardan izinlerin alınması ve projenin devamı adına davalıya ihtar gönderilmişse de davalının vekaletname vermediği gibi müvekkili şirketi kamu kurumlarına şikâyet ettiğini ve müvekkili şirketin ciddi boyutlara oluşan idari para cezaları almasına ve villa projesinin durdurulmasına neden olduğunu, davalının haksız talep ve iddialarla söz konusu vekâleti iptal ettiğinden ve müvekkiline gerekli imza ve yetki verilmediği için müvekkilinin projeye devam etmesinin dolaylı yollarla da olsa engellendiğini, söz konusu villa yapımında plan ve proje çizildikten sonra ruhsat alındığını ve inşaata başlandığını, dava tarihi itibariyle de inşaatta fiziki olarak bir eksiklik bulunmadığını, ancak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin 18. Madde uygulaması kapsamında imar planlarında sayısal değişiklikler olduğunu, bu nedenle plan tadilatları ve proje değişikliği ile bir takım idari prosedürlerin tamamlanması ve takibi gerektiğini, davalının vermiş olduğu vekaletnameyi iptal ettirmesinden ötürü ve davalının imzaya yanaşmaması nedeniyle iskan ruhsatı alınamadığını, mahkeme tarafından tedbir taleplerinin uyuşmazlığın esasını halleder nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini, hakkın yerine getirilmesinin asıl davanın sonucunu beklenemeyeceği kadar aciliyetinin bulunması, alacaklının telafisi mümkün olmayan zarar tehlikesinin ancak eda tedbiri ile bertaraf edilecek olması durumunda eda tedbiri niteliğinde tedbir kararı verileceğinin hukuk düzenimizde açıkça belirtildiğini, tedbir kararı, her ne kadar asıl uyuşmazlık hakkındaki kararı öne çekse de geçici nitelikte bir karar olduğunu, bu geçiciliğin nihai koruma sağlanıncaya kadar devam edeceğini, bu durumda eda tedbirinin asıl kararın yerine geçmesi sonucunu doğurmayacağını, tedbir konusu hakkın, nihai olarak tespit edilmiş olmayacağını, asıl uyuşmazlığın henüz çözülmeyeceğini, bu anlamda öğretide, uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi yasağının, ihtiyatî tedbir kararının esas kararı verirken hâkimi bağlamayacağı şeklinde anlaşılabileceğinin de ifade edildiğini, bu nedenle yerel mahkeme tarafından yalnızca davanın esasını halleder nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği yönündeki gerekçe ile tedbir taleplerini reddedilmesinin mümkün olmadığını,  zaruret hâlinin (acil ihtiyaç içinde olma), aslında HMK m. 389’da yer alan gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi kapsamında yer aldığını, dolayısıyla HMK m. 389 kapsamında kalan bir hâlde eda tedbirine kararı vermenin mümkün olabileceğini, dosyaya sundukları ve alanında uzman bilirkişilerden alınan raporların işbu davadaki haklılıklarını açıkça gösterdiğini, müvekkilinin, davalıdan yetki alamaması nedeniyle uğradığı zararın da açık olduğunu, 30 adet lüks villa projesinin sürüncemede kalması, belediye tarafından verilen kararlarda bir takım hususların düzeltilmemesi nedeniyle neredeyse tamamlanmış villaların ruhsatlarının iptal edileceği ve hatta yıkımına dahi karar verilebileceğini, bu kapsamda davalı yanın muvafakatine ihtiyaç olduğu hususları değerlendirildiğinde müvekkili şirketin zaruret halinde olduğunun görüleceğini, söz konusu villaların şu an bu haliyle kullanılamaz halde olduğunu, bu haliyle lüks ve belirli kesime hitap eden villaların zamanla atıl ve kullanılamaması nedeniyle tahrip olacağını, ancak davalının vereceği yetkiyle söz konusu kullanıma hazır villalar için kısa sürede yapı tadilatları yapılarak iskan alınıp herkesin lehine olacak şekilde anlaşma sağlanma olanağı varken davalının kötü niyetli eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin söz konusu eksiklikleri gideremeyeceğini, müvekkili şirketin talebiyle Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/277 D.iş sayılı dosyasında alınan rapor ile de inşaatın yapımı ve teslim için gereken işlere ilişkin sürenin belirlendiğini, iskan için yapılması gereken uygulamalardan bahsedildiğini ve kısa sürede bu işlerin yapılabileceğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin söz konusu projede davalı tarafından imza ve yetki verilmediği için Belediye tarafından belirtilen planda düzeltilmesi gereken ve yapı tatil tutanakları ile tespit edilen bir takım hususları tamamlayamadığını ve her villa için ayrı olmak üzere 30’dan fazla kez idari para cezası aldığını, ilgili yönetmelik uyarınca söz konusu durumun imara uygun hale getirilmemesi durumunda söz konusu villaların ruhsatlarının iptal olacağını ve akabinde yıkım işlemlerine geçileceğini, böyle bir durumda müvekkili şirkete yetki verilmemesi nedeniyle şirketin telafisi imkansız zararlar ile karşı karşıya kalacağını, davalının haksız ve kötü niyetli talepleri neticesinde dava sonucunda müvekkil şirket haklı çıksa dahi verilen hükmün ne yazıkki bir işe yaramayacağını  belirterek  istinafa başvurmuştur. Talep, satım sözleşmesi ile davalıya hisse devri yapılan taşınmazda yapılan inşaatta belediyede tadilat projesinin yapılması gerektiğinden bahisle ilgili belediyede ruhsat işlemlerinin yapılabilmesi için davalı adına yetki belgesi düzenlenmesi davasında ihtiyati tedbir yoluyla, davacı şirket yetkilisine davalı adına belediyede ve diğer resmi kurumlarda işlemleri takip edebilmesi, plan tadilatı ve projeleri imzalayarak gerekli izin, ruhsat ve iskan belgelerini almak üzere yetki verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasında 17/05/2021 tarihinde villa satışı konusunda sözleşme imzalandığını, bu ilk sözleşmenin daha sonra yenilendiğini ve iptal edilerek11/04/2023 tarihli villa satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile davalının müvekkiline iskan ruhsatı alınması, ilgili idarelerde gerekli projelerin hazırlanması ve gerekli plan, proje, tadilat gibi işlemlerin yapılabilmesi için vekaletname vereceğinin düzenlendiğini, davalının bu anlamda gerekli vekaletnameyi verdiğini, ancak davalıya tapuda hisse devri yapıldıktan sonra verdiği bu vekaletnameyi iptal ettiğini, imar mevzuatı gereğince tadilat projesi yapılması gerektiğini davalının bu işlem için muvafakat vermediği gibi yeni vekaletnamede çıkarmadığını belirterek ilgili belediyede gerekli işlemlerin yapılabilmesi için davalı adına yetki belgesi verilmesini talep ve dava etmiş, iş bu davada ihtiyati tedbir yoluyla söz konun işlemlerin yapılabilmesi için davalı  adına müvekkili şirket yetkilisine yetki verilmesini istemiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davalıya satılan villanın da içinde bulunduğu ve yapımını davacı yüklenicinin üstlendiği inşaat için tadil ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınması için gerekli işlemlerin yapılabilmesi adına davalı yerine yetki belgesi verilmesi istemine ilişkin olduğundan ve davayla elde edilebilecek sonuca ulaşacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden mahkemece talebin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2024 tarih ve 2024/352 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13ac86dd275c6870","SID":"b4c10a291ffb0323"}}