{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/744 <br>KARAR NO: 2024/1161<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/01/2020<br>NUMARASI: 2017/649 Esas, 2020/31 Karar<br>DAVA: İstirdat (Ticari Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, ihtarname ile müvekkiline gönderilen \"...\" açıklamalı 29/04/2016 tarihli ... sıra numaralı toplam 9.440,00 TL bedelli faturanın, faturaya dayanak bir hizmet sunulmadığından bahisle ihtarname ile iade edildiğini, fatura bedelinin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin ödeme emrine sehven yasal süresi içerisinde itiraz edilememesi sebebiyle kesinleştiğini, müvekkili şirket tarafından itiraz edilerek ve ihtirazi kayıtla 21/06/2017 tarihinde dosya borcu olan 12.219,45 TL'nin ödendiğini belirterek müvekkili tarafından icra dosyasına ödenen 12.688,94 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, davacı tarafından verilen sağlık hizmetlerinin kamuoyuna tanıtılması amacıyla bülten ve röportajların hazırlanması, bültenlerin gazetelerde ilan edilmesi, toplantıların düzenlenmesi, medya planlarının düzenlenmesi hususlarında danışmanlık hizmetleri verilmesi konusunda davacı ile anlaştıklarını, müvekkilinin 2016 yılı Mart ve Nisan aylarında tanıtım faaliyetlerini üstlendiği davacıya röportaj, tanıtım ve medya planlama hizmetlerini yerine getirdiğini, bu hususun dosyaya sunulan e-mail yazışmaları ile yayınlanan bültenler, röportajlar ve haberlere ilişkin görseller ile sabit olduğunu, ancak davacının Nisan ayı faturasını ödemediğini, müvekkili tarafından davacıya hizmet verildiği sabit olduğundan aksinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporundaki sektörel değerlendirmelerin uygun bulunduğu, bu kapsamda davalı tarafından Nisan 2016 dönemine ilişkin olarak 1 Nisan, 11 Nisan, 12 Nisan ve 18 Nisan tarihinde bültenler yayınlandığı, 11 Nisan tarihinde röportaj yapıldığı ve Nisan 2016 dönemi medya planının hazırlandığı, bu hususlar gözetildiğinde Nisan 2016 dönemine ilişkin hizmetin verilmiş sayılması gerektiği ve davalı tarafın dava konusu fatura bedelini tahsile hak kazandığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sektör bilirkişisinin sübjektif değerlendirmelerinin Mahkemece hükme gerekçe yapılarak davanın usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davalının 2017 Nisan dönemine ilişkin taahhüt ettiği hizmeti gereği gibi ifa edemediğini, davalı şirket ile yapılan e-mail yazışmalarına göre davalı tarafından da hizmetin sunulmadığının açıkça kabul edildiğini, sunulan delillere konu hizmet tarihleri nazara alındığında aslında bu hizmetlerin de Mart ayı içinde planlandığı ve Mart ayı fatura bedeline dahil olduğunun açıkça görüleceğini, Mart ayına ilişkin faturanın ise uyuşmazlık konusu olmayıp bedelinin müvekkilince ödendiğini, tespitini istedikleri hususlarda bilirkişilerce eksik inceleme yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kesinleşen takip kapsamında icra tehdidi altında ödendiği belirtilen bedelin tahsili (istirdadı-geri alımı) istemine ilişkindir.Davalının, davacı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında, 29/04/2016 tarihli faturaya dayalı 9.440,00 TL asıl alacak ve 936,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.376,12 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, takibin ödeme emrine itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleşmesi üzerine davacı tarafından ihtirazi kayıtla icra dosyasına 12.219,45 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yoluyla aldırılan 23/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan davalı tarafından düzenlenen \"Nisan 2016 Fee Bedeli\" açıklamalı 29/04/2016 tarihli 9.440,00 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davacının, davalıya borcunun görünmediği tespit edilmiş olup Mahkemece aldırılan 04/12/2019 bilirkişi raporunda ise, davalıya ait ticari defterler de incelenerek uyuşmazlık konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve daha sonra icra kanalı ile tahsil edildiği, dava tarihi itibari ile hesapların sıfır olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda her iki bilirkişi raporunda da, 2016 Nisan dönemine ait faturaya konu hizmetin davalı tarafından verildiği belirtilmiştir. Uyuşmazlık, \"Nisan 2016 Fee Bedeli\" açıklamalı 29/04/2016 tarihli 9.440,00 TL bedelli faturaya konu hizmetin davalı tarafından davacıya verilip verilmediği, davalının faturadan kaynaklı alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinde menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiş olup maddenin 7. fıkrasında, takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebileceği; aynı maddenin 8. fıkrasının son cümlesinde ise, davacının, istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecbur olduğu ifade edilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlığa konu faturanın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin ödeme emrine itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleşmesi üzerine davacı tarafından icra tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödendiği belirtilen bedelin istirdadı için işbu eldeki dava açılmıştır. Davacı taraf, faturaya konu hizmetin verilmediğini iddia etmekte olup buna karşılık davalı taraf ise hizmetin verildiğini savunmaktadır. Buna göre ispat yükü üzerinde olan davacının, kanunun ifadesiyle paranın verilmesi lazımgelmediğini ispat etmesi gerekir. Faturaya konu hizmetin verilmediğini iddia eden davacı, e-mail yazışmalarında Nisan ayına ilişkin genel anlamda hizmetin verilmesi yönünde şikayetlerini dile getirdiği gibi bir iki bülten yayınlandığını da kabul etmiştir. Davalı tarafından dosya kapsamına sunulan dökümanlar incelendiğinde, 2016 Nisan dönemine ait bültenlerin yayınlandığı, basında davacı ile ilgili haberlerin yapıldığı, yine bu döneme ait medya planının hazırlandığı anlaşılmakla davacının uyuşmazlık konusu faturaya ilişkin hizmeti almadığına yönelik iddialarına itibar edilmemiştir. Bu nedenle Mahkemece davanın reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/649 Esas 2020/31 Karar ve 16/01/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/10/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e199239f4853b348","SID":"968946f9f9a84d8b"}}