{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1194 <br>KARAR NO: 2024/1199<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2022<br>NUMARASI: 2002/117 Esas - 2022/1050 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2024<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Mali bünyesi taahhütlerini karşılayamaz şekilde bozulan ... Bankası hisselerinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)'nun 15-03-2001 tarihinde aldığı karar ile ...'ye devredildiği, BDDK'nın 25-12-2001 tarih ve 557 sayılı kararı ile Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından düzenlenen 13-07-2001 tarih ve R-14, R-15,-R-16 sayılı Bankalar Kanunu raporunda; Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC)'nde mukim ... Ltd.'nin ... Ltd.'e kullandırdığı kredinin teminatına aldığı senedi 05-01-2000 tarihinde ... Bankası TAŞ (bundan sonra Banka diye anılacaktır)'ye iskonto ettirmesi ve teminatını bu şekilde satmış olduğu krediyi pasifte bir karşılığı olmaksızın 04-12-2000 tarihinde tekrar Banka'ya devretmesi sonucu Banka'nın zarara uğratılması fiillerinden dolayı davalıların 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 17'inci maddesi uyarınca şahsi sorumluluklarının istenilmesine karar verildiğini, Kuruluş sermayesi Banka'dan sağlanan 14-04-2000 tarihi itibari ile Banka Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Murahhas Üyesi ... ile eş ve çocuklarının toplam %92,5 oranında pay sahibi oldukları, diğer pay sahipleri ve direktörler kurulu yine banka yöneticilerinden teşekkül eden KKTC'de mukim ... Ltd.(...) tarafından ... Ltd. Firmasına 06-07-1998 tarihinde 11.000.000.000 TL., ve 27-10-1998 tarihinde 800.000.000.000 TL. kredi limiti tahsis edildiği ve bu limit dahilinde 24-12-1998 tarihinde 747.200.000.000 TL. rotatif kredi kullandırıldığı, ... ve ... AŞ. kontrolünde bulunan ... Ltd. hisselerinin %80'inin 03-06-1999 tarihinde ... Holding AŞ.'ne devredildiği, bu devir işleminin, ... San. Tic. AŞ., ... AŞ., ... AŞ., ... AŞ., ... Ltd. Şti., ... unvanlı şirketlerle beraber toplam 150 milyon USD'lik bir bedel karşılığı gerçekleştirildiği ve satış bedelinin ... A.Ş. kefaletini haiz kambiyo senetleri ile teminatlandırıldığı, senetlerin 126 milyon USD'lik kısmının satışı yapılan firmaların Banka, ... AŞ.'ye ait borçlarının teminatına karşılık verildiği, senetlerin ödenmesi ile birlikte şirketlerin bu 3 finans kurumuna olan borçlarının sona ereceği, ... AŞ.'ye satılan ...'in ...'ye olan borçlarının ödenmesi amacı ile ... ile ... arasında 08-11-1999 tarihinde bir borç tasfiye sözleşmesi imzalandığı, protokol rakamlarının hesaplanmasında baz alınan TL. borcun 1.173.364 USD.'ye çevrildiği, bu kredi borcunun teminatı olarak lehdarı ..., borçlusu ... olan 28-02-2001 vadeli 1.035.453 USD. ve 31-05-2001 vadeli 137.911 USD. tutarlarında iki adet senet düzenlendiği ve ... Holding'in müteselsil kefaletinin tesis edildiği, Protokolün imzalanması sonrasında ... tarafından geriye yönelik faizlerin artırılması sonucu kredi faiz alacağının 578.467 USD. olarak belirlendiği, dolayısıyla da toplam riskin 1.303.285 USD'ye ulaştığı, ...'e kullandırılan kredinin teminatı olarak alınan 28-02-2001 vadeli 1.035.453 USD. tutarındaki senedin 05-01-2000 tarihinde ... tarafından Banka'ya 916.919 USD.'ye iskonto ettirildiği ve Banka'nın senet bedelini aktifinde senet borçlusu ... ya da son ciranta ... yerine ... Holding lehine tesis ettiği kredi hesabında muhasebeleştirdiği, bu tutarın ... Holding'in talimatı olmaksızın ...'nin Banka Merkez şubesi nezdindeki döviz tevdiat hesabına aktarıldığı, ... Holding açılan bu ve diğer iskonto kredilerinin Tek Düzen Hesap Planına aykırı olarak 101 İskonto Senetleri hesabı yerine Kısa Vadeli Teminatlı İhracat Kredileri hesabında muhasebeleştirildiği, söz konusu kredinin ... tarafından Banka'ya satılarak likidite edilmesi ile ...'e ... tarafından kullandırılan kredi ile Banka tarafından ... Holding'e riske edilen ve bedeli ...'ye ödenen Banka kredisinin teminatının tek bir senet haline geldiği, bu senet bedelinin ödenmesiyle birlikte hem Banka'nın kredisinin hem de ...'nin ...'den olan alacağının tasfiye edilebilecek duruma geldiği, BDDK'nın aldığı karar ile ...'nin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte Banka'ya devredildiği, bu kapsamda ...'nin aktifinde yer alan ... kredisinin devir tarihi itibari ile ulaştığı 1.394.339 USD üzerinden Banka'nın Malta şubesine aktarıldığı, ancak söz konusu kredinin teminatı olan 1.035.453 USD tutarındaki senedin iskonto ettirilmesi nedeniyle ...'nin pasifinde yer alan, Banka'dan alınan mezkur iskonto kredisinin Banka'nın Malta şubesi hesaplarına intikal ettirilmediği, borçlusu ... olan 28-02-2001 vadeli 1.035.453 USD tutarındaki senet bedelinin, 16-03-2001 tarihinde ... Holding tarafından Banka'ya ödendiği, böylece senet ve kredi borçlusu ...'in, gerek ...'ye gerekse Banka'ya mezkur senet kapsamında herhangi bir borcunun kalmadığı, buna karşın 1.035.453 USD tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile ...'in kredisi yerine ... Holding kredisinin kapandığı, bu sebeple ...'ce kullanılan ve Banka'nın Malta şubesine CTE-9 referansı ile devredilen ... kredisinin tahsil edilmeyip, 24-04-2001 tarihinde takip hesaplarına intikal ettirilerek %100 oranında karşılık ayrıldığı, bu nedenle 1.035.453 USD. tutarındaki alacağın Banka zararına dönüştüğü, ...'nin ise bedelini daha önce tahsil ettiği 1.035.453 USD. tutarındaki senede ilişkin ... kredisini hiçbir yükümlülük altına girmeden Banka'ya devretmesi sonucunda aynı tutarda menfaat sağladığı ve ...'nin tasfiyesiyle birlikte anılan menfaatin ortaklara aktarıldığı ifade edilerek, her bir davalının 1.430.639.030.213 ( Eski)TL tutarda olmak üzere, 15-03-2001 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte şahsi sorumluluğu belirtilerek şahsi iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; bu davanın çeşitli açılardan Anayasa'ya ve usule aykırı olduğunu, ... Holding ve ... satıcı sıfatıyla maliki oldukları ... dahil 7 şirketin (... Grubu şirketleri) %80'e tekabül eden hisse senetlerinin ... Holding ve ...'e 03-06-1999 tarihli imzalanan hisse senedi satış sözleşmesi kapsamında satıldığı, anılan satış sözleşmesinde faiz alacaklarının ayrı tutulduğu, bedelin ... TV tarafından düzenlenen ve ... Holding'in aval sıfatıyla imzaladığı senetler karşılığı ödeneceği, bu senetlerle satışı yapılacak 7 şirketin ... Holding bünyesindeki bankalara (... Bankası ve ...), Finansal Kiralama ve Faktoring şirketlerine ve şahıslara olan borçların kapatılacağı, ne var ki ... grubuna ilişkin borç tasfiye protokolleri uyarınca, devir nedeniyle Banka tarafından tahsil edilmesi gereken toplam 1.049.511 USD tutarındaki faiz alacağı yanlışlıkla (...), ...'e ait ticari kredi miktarının (1.035.453 USD) ise yine yanlışlıkla (Fazla) bildirimi nedeniyle oluşan (maddi hataya) dayalı yanlış kayıtın, dava konusu uyuşmazlığın doğmasına yol açtığı, bankaca iddia edilen 1.035.453 USD'den daha fazla bir tutarda 1.049.511 USD faiz alacağının devralındığı, bu alacakların da daha sonra Banka'ca tahsil edilmekte olduğu, dolayısıyla ortada herhangi bir Banka zararının olmadığı, her iki meblağ arasındaki fark olan 14.058 USD tutarında fazla bir meblağın Banka'ya devredildiği, iskonto kredisi nedeniyle ... Holding'e kullandırılan herhangi bir kredinin olmadığı, bu anlamda bankadan çıkan herhangi bir nakdin de bulunmadığı, iskonto işlemine konu senette ... Holding'in avali olduğu için Banka tarafından bu işlemin ... Holding'e riske edildiği, bunun da Bankalar Kanunu'na ilişkin zorunluluktan kaynaklandığı, bu bağlamda ... Holding'e kullandırılan herhangi bir kredi olmadığına göre senet bedelinin ödenmesi ile birlikte ... kredisinin de kapandığı, dolayısıyla davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığı iddia edilerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile;  bu davanın çeşitli açılardan Anayasa'ya ve usule aykırı olduğunu, Bankalar Kanunu'nun md. 17/1 uyarınca ...'nin bir bankanın yönetim kurulu üyelerinin şahsen iflaslarını talep edebilmesi için, davalıların hangi karar ve işlemlerinin hangi nedenlerle Kanuna aykırı olduğunun, bu Kanun'a aykırı karar ve işlemlerle bankanın ...'ye devri ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasında illiyet bağının ispat edilmesinin zorunlu olduğu , Dava dilekçesinde böyle bir kanıtın ileri sürülemediği, BDDK'nın talimatı uyarınca ...'nin Banka'nın Malta şubesine devredildiği, bu devir yapılırken ... Holding ve ...'un sahibi olduğu yedi şirketin %80 hissesinin ... Holding'e satılmasına ilişkin olarak düzenlenen Hisse Devir Sözleşmesinden doğan faiz alacağı tutarı olan 1.049.511 USD yazılacak yerde, ... kredisinin itfası için alınıp Banka'ya iskonto ettirilmek suretiyle tahsil edilip kayıtlara geçirilen 1.035.453 USD'lık anapara senedine ilişkin meblağın yazıldığı, bu hatalı kaydın hiçbir öneminin olmadığı, zira ... iskonto ettirdiği anapara senedinden iskonto nedeniyle tahsil ettiği meblağı ... kredi borcundan indirdiği, başka bir deyişle ..., iskonto ettirdiği senetleri nedeniyle itfa edilmiş olan ...'den olan 1.035.453 USD'lık anapara alacağını, tahsil edilmiş gibi Bankaya devretmiş olmadığı, ... kredi borcu bakiyesinin tasfiyesi de akdedilen sözleşmeye göre faizlerin de tasfiye edileceği, bu nedenle ...'nin Banka'nın Malta şubesine devir edilmesi sonrasında hatalı olarak yazılan bu meblağın herhangi bir öneminin olmadığı, çünkü faizden doğan alacağın da aynen devir alana geçmiş olduğu, nitekim bu faiz alacaklarının da Banka'ya düzenli olarak ödendiği, Banka'nın bu faiz alacağı tahsil edildiği halde hesaplar arası irtibatlandırmayı yapmadığı için bir kopukluğun ortaya çıktığı, Banka'ca zarara neden olduğu belirtilen 1.035.453 USD.'den daha fazla bir miktarda 1.049.511 USD. tahsilat yapıldığı, bu nedenle Banka'nın herhangi bir zararının olmadığı, ... Holding'e herhangi bir surette nakit kredi açılmadığı, Holding üzerine riske edilen aval tutarının Bankalar Kanunu'na ilişkin zorunluluktan kaynaklandığı, bunun bir nakdi kredi açılması işlemi olamadığı, müvekkil ...'in Murakıp raporunda da ikrar edildiği gibi herhangi bir şekilde menfaat sağlamadığının kesin olduğu belirtilerek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" Davacı tarafından, 1.035.453 USD tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile ... şirketinin kredisi yerine ... Holding kredisinin kapandığı, bu sebeple ...'ce kullanılan ve Banka'nın Malta şubesine CTE-9 referansı ile devredilen ... kredisinin tahsil edilmeyip 24-04-2001 tarihinde takip hesaplarına intikal ettirilerek %100 oranında karşılık ayrıldığı, bu nedenle 1.035.453 USD. tutarındaki alacağın Banka zararına dönüştüğü, ...'nin ise bedelini daha önce tahsil ettiği 1.035.453 USD tutarındaki senede ilişkin ... kredisini hiçbir yükümlülük altına girmeden Banka'ya devretmesi sonucunda aynı tutarda menfaat sağladığı ve ...'nin tasfiyesiyle birlikte anılan menfaatin ortaklara aktarıldığı  iddia edilmiştir. 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 17. maddesindeki düzenlemenin amacı hukuka aykırı karar ve işlemlerle bankanın Fon’a devrine neden olan yöneticileri tacir olmasa bile iflasa tabi tutarak bankalara duyulan güveni ve ekonomik dengeyi korumaktır. Anılan hüküm uyarınca şahsi iflas istenebilmesi için öncelikle maddede sayılan kişilerin kanuna aykırı işlem ve eylemleri sonucu bankanın Fon’a devredilmiş olması gerekir. Bankayı zarara uğratan kredilerin verilmesi kanuna aykırı karar ve işlemlerden olsa dahi Fona devrine neden olacak nitelikte değilse davalıların iflası istenemez.  Somut olayda, dava dışı ... şirketine kullandırılan kredinin teminatı olarak alınan 28.02.2001 vadeli 1.035.453 USD tutarındaki senedin, 05.01.2000 tarihinde dava dışı ... tarafından Fona devredilen Banka'ya 916.919 USD'ye iskonto ettirilmesi yoluyla bankanın zarara uğratılması nedeniyle açılan bu davada şahsi iflasla birlikte talep edilen tutar 1.430.639,03 TL olup davalılar ..., ..., ... aleyhine aynı zarar kalemi yönünden ikame edilen sorumluluk davasının mahkememizin 2001/1895 E sayılı dosyasında yargılamasına devam edildiği  işbu davadan önce ikame edilen sorumluluk davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar 23/10/2020 ve  15/05/2022 tarihli bilirkişi raporlarında davalıların işbu dava konusu eylemleri ile birlikte bu davaya konu edilmeyen diğer zararlandırıcı eylemleri ile birlikte değerlendirildiğinde davalıların bankanın Fona devrine neden olduğu ve şahsi iflas koşullarının oluştuğu yönünde görüş belirtilmiş ise de dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan  işbu  dosyaya konu zarar miktarının 1.035.453 USD ( faiziyle birlikte ise 1.394,339 USD)  ve TL karşılığının 1.430.639,03 TL  olduğu, bu miktar zararın  bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı anlaşılmakla yalnızca bu miktar zarar bakımından şahsi iflas koşulları oluşmadığı \" gerekçesiyle davalıların şahsi iflasına ilişkin talebin  reddine   karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Fon bünyesinde onlarca hakkında şahsi iflas kararı verilen kişiler olup bu kişilerin ve zararın da içinde yer aldığı banka sorumluluk davaları bulunduğunu, ancak bu davaların var olması kanuna aykırı eylemleri ile bankayı zararı uğratan kişilerin doğrudan iflasın istenmesine engel olmadığı ve haklarında kesinleşen iflas kararları nedeniyle Fon bünyesinde  iflas tasfiye masaları açılıp devam ettiğini, mahkemenin sorumluluk davası var diye koşulları gerçekleşmiş 3 farklı heyetçe verilen 6 bilirkişi raporuyla sabit olan davada, davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, gerek 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 17. Maddesi gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 110. Maddesinde zarar miktarı yönünden bir sınırlama bulunmadığını, kanunda da ifade edildiği üzere kişilerin sebep olduğu zararla sınırlı olmak üzere kanuna aykırı eylem ve işlemlerden dolayı iflas kararı verilebileceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davalıların şahsi iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, bankanın Fon'a devredilmesine bağlı olarak yöneticilerin karar ve işlemlerinden dolayı bankanın uğramış olduğu zararın tazmini, olmadığı takdirde 4389 sayılı yasanın 17/2 fıkrası gereğince şahsi iflası istemine ilişkindir.Mahkemece üç farklı heyetten rapor ve ek raporlar alınmış olup  Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku öğretim üyelerinden Prof. Dr. ..., İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku Öğretim üyelerinden Doç. Dr. ..., Yeminli Mali Müşavirler Odası üyelerinden Dr. ...'dan oluşan birinci bilirkişi heyetinden alınan  02/10/2003 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; \" KKTC 'da kurulu ... Ltd. (...) isimli bankanın sermayesi ... Bankasından sağlanmış ve yönetimi ... ve ailesinden oluştuğu, bu bankanın ... şirketine 24/12/2018 tarihinde kullandırdığı 31/05/1999 tarihinde dönüştürüldüğü 724.817 USD'nin teminatı olarak, tutarları 1.035.453 USD ve 137.911 USD, borçlusu krediyi kullanan ..., lehdarı krediyi kullandıran ... ve avalisti ... A.Ş. Olan senetleri aldığı, daha sonra ..., ...e kullandırdığı kredinin teminatı olan 1.035.453 USD tutarındaki senedi, 05/01/2000 tarihinde  ... Bankası'na 916.919 USD'ye iskonto ettirdiği, fakat iskonto bedeli, normal şartlarda olduğu üzere lehtar-ciranta (...) adına değil, ... Holding A.Ş. Adına riske edilerek muhasebeleştirilmesi bu şekilde yapıldığı, bu şekilde başlayan yasa ve yasalara dayanılarak çıkarılan yönetmelik ve tebliğlerle belirlenen tek düzen hesap planı ve izahnamesine, muhasebe esaslarına, olağan uygulamalara, işlemlerin gerçek niteliğine aykırı bir dizi işlem sonucunda; yukarıda mali açıdan yapılan inceleme ve değerlendirme kısmında da tespit edildiği ve önemli bir veri olan Murakıp Raporu'nda da belirtildiği üzere, ... Bankası'nın 1.394.339 USD zarara uğratıldığı kabulü gerekeceği, iddia edildiği gibi elde edilen nakit sehven kaydedilmiş olsa bile, her halükarda bankanın özsermayesinde bir artışa sebep olacağından, hukuk ve muhasebe ilkeleri uyarınca sonradan karşılık ayrılması sonucu zarar doğması, elde edilen nakdin sehven dahi olsa kayıtlara intikal etmediğini gösterdiği, ...'nin aktif ve pasifiyle bir bütün olarak ... Bankası'nın Malta Şubesi'ne devrinde, faizi ile birlikte 1.394.339 USD olan söz konusu ... kredisi pasifte herhangi bir karşılığı olmaksızın ... Bankasına devredildiğine göre, ...'nin bu miktar menfaat sağladığının ve bu menfaatin ortaklara aktarıldığının kabulü gerektiği, ... grubunun diğer kredilerden faiz alacakları tutarı olan 1.049.511 USD'lik alacağın ... Bankasına devredilmesinin bu olayla diret irtibatlandırılamadığını, sonuç olarak; dosyada yer alan rapor ve diğer belgelerden tespit olunan kanuna ve kanuna dayanılarak yasal düzenlemelere aykırı olan, basit bir maddi hata olarak nitelendirilemeyecek işlemler neticesi gerek genel hukuk, gerek kabul görmüş muhasebe prensipleri gerekse de bankalara münhasır olarak BDDK tarafından usul ve esasları belirlenen ''bankalar için muhasebeleştirme ve mali raporlama açısından tekdüzeni sağlama, tek tip bilanço ve gelir tablosu” standartları ile bankacılık muhasebe ve zarar kavramı doğrultusunda bankanın yukarıda belirtilen tutar kadar zarara uğratıldığı, bu suretle menfaat sağlandığı, ancak mahkemenin kararına bağlı olarak ... Bankası yasal defter ve belgeleri ile Malta Şubesi ve ...ye ait belgeler üzerinde gerekli incelemenin yapılabileceği\" yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş, kök raporun tekrarı mahiyetinde ek raporlar alınmıştır. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden oluşan Yrd. Doç. Dr. ... ve Yrd. Doç. Dr. ... ile emekli bankacı mali müşavir ...'dan oluşan ikinci bilirkişi heyetinden oluşan  20/08/2009 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \" Huzurdaki davada sorunun, ...' nin devir tarihinde ... Bankasına 05.01.2000 tarihinde iskonto ettirdiği 1.035.000 USD tutarındaki alacağının, ...'den olan toplam alacaktan düşülmeden ... Bankasının kayıtlarına 3.865.475,99 USD olarak gösterilmesi, gerçek alacak tutarından 1.314.937,39 USD fazla bır miktarın ... Bankası'na devredilmesiyle birlikte aynı tutarda pasifin de devredilerek bankanın zarara uğratılması olduğu,  her ne kadar davalılar buna karşılık ... grubu firmalarından olan faiz alacaklarının listeye yazılmasının unutulduğu dolayısıyla bu miktarın yanlışlıkla fazladan yazılan tutarı karşıladığını ileri sürmekteyseler de söz konusu faiz alacakları devir tarihinden sonra zaten ... Bankası'na ait olduklarından bunların ...'den devralınan alacak kaleminde yer almamaları bir yanlışlık oluşturmadığı, Banka yöneticilerinin kusurlarının olup olmadığının tespitinde, bankacılığın artık özel ihtisası gerektiren bir meslek olması sebebiyle yöneticilerin bazı özelliklere sahip bulunması gerektiği de göz önüne alınması gerektiği, ayrıca kusuru değerlendirirken yapılan işlem ile alınan kararları, bunların yapıldığı ve alındığı tarihteki şartları içerisinde değerlendirmek gerekeceği, kanuna aykırı bir kararın icrası kendisinden istenen bir banka görevlisinin. Ban.K. m.17/f.2'deki sorumluluktan kurtulabilmesi için, kararın icrasına yönelik işlem veya işlemleri yapmayı red etmesi gerektiği, (kusursuzluğun ispatı 4389 s. BanK md. 17/a). bu bağlamda hukuka aykırı karara katılmayan, benimsemeyen, karşı çıkan banka görevlileri dahi kararın icrasına katıldıkları takdirde sorumlu olacağı, davalı yönetim kurulu üyelerinin ...'nin aktiflerini ve pasiflerini oluşturan kalemlerin neler olduğu, tutarları, kimden ne kadar kredi alacağı bulunduğu, alacakların vadesi, faiz oranı, para cinsi, teminatı, devralınacak aktiflerle pasifler arasındaki farkın tutarı, bu farkın negatif ya da pozitif olup olmadığı v.b. hususlarda yeterince inceleme yapmadıkları anlaşıldığı, özellikle ... ve ...nin yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler olması bunun basit bir kayıt hatası olmadığını düşündürdüğü, yanlışlık sonucu dahi olsa olmayan bir alacağı devretmek suretiyle ... zarara uğratıldığı, Zararın bazen her biri tek başına zararı meydana getirmeye elverişli birden fazla fillin meydana gelmesi ile oluşabileceği, bu takdirde “yarışan illiyet” (kumulative Kausalitât) söz konusu olacağı, bazen de her biri tek başına sonucu doğurmaya elverişli olmayan birden fazla sebebin bir araya gelmesi sonucu da ortaya çıkabileceği, o takdirde “ortak  illiyetten” (gemeinsame Kausalitât) bahsedileceği, bankanın iflası veya Fona devri çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana geldiği, bazı işlem ve kararlar tek tek ele alındığında, bunların Bankanın iflasına veya Fon'a devrine sebep olmaları mümkün görünmediği, ancak bu karar ve işlemler dolayısıyla meydana gelen zararlar toplandığında bankanın Fona devrine neden oldukları anlaşıldığı, bu nedenle bankanın Fona devrine neden olan zarar verici olay tek başına değil, diğer zarar verici fiil ve işlemlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalılar açısından şahsi iflasın koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı \" şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir. Bankacı bilirkişilerden oluşan ..., ... ve ...'dan oluşan üçüncü bilirkişi heyetince sunulan 23/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, \" Tamamına yakın hissesi ... Bankası Yönetim Kurulu Başkan vekili ve Murahhas Üyesi ... ile eş ve çocuklarına ait olan KKTC'de mukim ... tarafından ... Ltd. firmasına 24-12-1998 tarihinde 747.200.000.000 TL rotatif kredi kullandırıldığı, ... ve ... AŞ. kontrolünde bulunan altı şirketle birlikte ... Ltd. hisselerinin %80'i, 03-06-1999 tarihinde ... Holding AŞ.'ye devredildiği, ... AŞ.'ye satılan ...'in ...'ye olan borçlarının ödenmesi amacı ile ... ile ... arasında bir borç tasfiye sözleşmesi imzalandığı, protokol rakamlarının hesaplanmasında baz alınan TL borç, 1.173.364 USD.'ye çevrildiği, bu kredi borcunun teminatı olarak lehdarı ..., borçlusu ... olan 28-02-2001 vadeli 1.035.453 USD. ve 31-05-2001 vadeli 137.911 USD tutarlarında iki adet senet düzenlendiği ve ... Holding'in müteselsil kefaleti tesis edildiği, ...'e kullandırılan kredinin teminatı olarak alınan 28-02-2001 vadeli 1.035.453 USD tutarındaki senet, 05-01-2000 tarihinde ... tarafından Banka'ya 916.919 USD'ye iskonto ettirildiği, banka anılan iskonto işlemini yaparken, senet bedelini aktifinde senet borçlusu ... ya da son ciranta ... yerine ... Holding lehine tesis ettiği kredi hesabında muhasebeleştirdiği, bu tutar ... Holding'in talimatı olmaksızın, ...'nin Banka Merkez şubesi nezdindeki döviz tevdiat hesabına aktarıldığı, söz konusu kredinin ... tarafından Banka'ya satılarak likidite edilmesi ile ...'e ... tarafından kullandırılan kredi ve Banka tarafından ... Holding'e riske edilen ve bedeli ...'ye ödenen banka kredisinin teminatı tek bir senet haline dönüştüğü, BDDK.'nın aldığı karar ile ...'nin tüm aktif ve pasiflerinin Banka'ya devredilmesine karar verilmesi kapsamında ...'nin aktifinde yer alan ... kredisi devir tarihi itibari ile ulaştığı 1.394.339 USD üzerinden Banka'nın Malta şubesine aktarıldığı, ancak söz konusu kredinin teminatı olan 1.035.453 USD tutarındaki senedin iskonto ettirilmesi nedeniyle ...'nin pasifinde yer alan, Bankadan alınan mezkur iskonto kredisi Bankanın Malta şubesi hesaplarına intikal ettirilmediği, anılan senet bedeli, 16-03-2001 tarihinde ... Holding tarafından bankaya ödendiği, böylece senet ve kredi borçlusu ...'in gerek ...'ye gerekse bankaya mezkur senet kapsamında herhangi bir borcu kalmadığı, buna karşın 1.035.453 USD. tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile ...'in kredisi yerine, ... Holding kredisi kapatıldığı, Bankanın ...'ye devrinden sonra 24-04-2001 tarihinde anılan kredi takip hesaplarına intikal ettirildiği ve %100 oranında karşılık ayrıldığı, bu işlemin Banka'yı zarara uğrattığı ve dolayısıyla da ortaklara bu tutarda menfaat sağlandığı iddiası, nezdinizde görülen bu davanın konusunu oluşturduğu,  gerek bankacılık mevzuatı, gerekse de BDDK'nın Banka'ya verdiği talimatlar dikkate alındığında 1.035.453 USD (Faiz dahil 1.394.339 USD.) ... kredisinin pasifte karşılığı olmadan Banka'ya devredilmesi sonucu 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 ve 17'inci maddeleri ile BDDK talimatlarına aykırı davranıldığı, bu aykırılık sonucu belirtilen tutar kadar Banka zararına sebebiyet verildiği için şahsi iflas koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşıldığı, bu nedenle Tablo 5'de gösterilen sorumluluk tutarlarının Banka'nın ...'ye devir tarihi olan 15-03-2001 tarihinden başlamak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsili gerektiği\"  yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş,  kök raporun tekrarı mahiyetinde ek rapor alınmıştır. 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 23 Haziran 1999'da  yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış, sözü geçen kanunun iflası düzenleyen ve şahsi sorumluluk başlığı taşıyan 17. Maddesi '' yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleriyle, genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı ilzam eden memurları kanuna aykırı karar ve işlemleri ile bankanın iflasının tespiti halinde, bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, kurul kararına istinaden ve Fon'un talebi üzerine şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. Bu karar ve işlemler bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklara menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden aynı hüküm uygulanır... 2. Bu madde, 14. Maddenin 4 numaralı fıkrası gereğince ortaklık hakları sınırlandırılan ya da hisseleri devrolunan ortaklar ile anılan fıkrada belirtilen işlemlerde sorumluluğu bulunan ve bu maddenin 1 numaralı fıkrasında sayılan banka görevlileri hakkında da bankanın iflası aranmaksızın uygulanır ...'' şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin 1 numaralı fıkrasında, hakim ortak ve yöneticilerin şahsi iflası, bankanın iflası ön şartına bağlanmış, maddenin 2 numaralı fıkrasında ortaklık ve banka yönetimi Fon'a devredildiği hallerde hakim ortak ve yöneticilerin bankanın iflası aranmaksızın şahsi iflasları yoluna gidilebileceği öngörülmüştür. Resmi Gazetenin 26/12/2003 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun'un 22. Maddesi uyarınca 4389 sayılı kanunun 17. Maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesinde ki ''üzerine'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''doğrudan'' ibaresi eklenmiş, 4389 sayılı Bankalar Kanunu tümüyle ilga eden 01/11/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nu şahsi sorumluluğu düzenleyen 110. Maddesi uyarınca bir banka yöneticilerinin veya deneticilerinin doğrudan şahsen iflaslarına karar verilebilmesi, bankanın iflasından değil 71. madde de düzenlenen bankaların faaliyet izninin kaldırılması ya da Fon'a devrinden söz edilmiştir. 4389 sayılı yasanın 17. Maddesinde belirtildiği üzere  banka ortakları ve yöneticileri şahsi sorumlukları yoluna başvurulabilmesi yani iflas davası koşulları için; -Kanuna Aykırılık  (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemleri) - Zarar  -İlliyet Bağı  (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemlerinin bankanın Fon'a devrine neden olması -Kusur,  şartları birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durumda bankaya verilen zararla sınırlı olmak üzere yöneticilerin şahsi iflası istenebilir. İflas koşulları ayrıntılı incelendiğinde; Hamdi Yasama, Banka Hukuku, İstanbul 2005, Sezai Reisoğlu, Bankacılık Kanunu Şerhi, Ankara 2007 cilt II eserlerinde de belirtildiği üzere şahsi iflasa neden oluşturacak karar ve işlemler kararın alındığı veya işlemin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan kanunlara aykırı olmalıdır.  Kanun deyimi, Bankalar Kanun'u yanı sıra işlemin yapıldığı ya da kararın alındığı tarihte yürürlükte bulunan diğer kanunları da kapsar. Bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı karar ve işlemler, aynı zamanda kanuna da aykırı değilse 17. Maddenin uygulanması sonucunu doğurmaz. Keza sadece özen borcuna aykırılık da, kanuna aykırılık oluşturmaz. İkinci şart, bankanın zarara uğramış olmasıdır. İflas davasının açılabilmesi için zararın maddi ve somut nitelik taşıması, zararın sadece varlığının değil miktarında kanıtsal olarak belirlenmesi ve kesinleşmiş olması gerekir. Bu sebeple yöneticilerin, bankaya kanuna aykırı fiileriyle ne kadar zarar verdikleri somut olarak belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü 4389 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince yönetici ve ortakların şahsi iflasları istenirken, bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak, sorumlulukları kabul edilmiştir. O halde, Fon'un, belirtildiği şekilde yöneticilerin şahsi iflasını isteyebilmesi  için, öncelikle bankanın zararını tespit etmesi, bu zararın hangi yöneticilerden kaynaklandığını belirlemesi ve ayrıca her bir görevlinin ne kadar zarar verdiğini, bir diğer ifade ile her bir yöneticinin, zararın ne kadarından sorumlu olduğunu tespit ve ispat etmesi gerekir. Zararın ispatı da davacıya düşer. Şayet, bir yöneticinin bankaya ne kadar zarar verdiği tespit edilemiyorsa  4389 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince o yönetici hakkında iflas kararı verilemeyecektir. Üçüncü şart bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan yöneticilerin kusurlu olmasıdır. Banka yöneticileri hakkında iflas davası açan Fon, bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan karar ve işlemlerin kanuna aykırı olduğunu ve ilgilinin kusurunu ispat  etmelidir. Yöneticilerin kusurları kast şeklinde olabileceği gibi ihmal şeklinde de olabilir. Son şart ise illiyet bağıdır. Bu kişilerin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın ...'ye devrine ya da iflasına sebep olması yani kanuna aykırı eylemden doğan kesinleşmiş bir zarar sonucu bankanın iflas etmiş olması ya da Fon'a devredilmiş olması gerekir. Kısaca bu eylem ve zarar ile bankanın iflası ya da Fon'a devri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. \" İflas, yada bankanın Fon'a devri genelikle birbirini izleyen ve tamamlayan kararlar ile işlemler sonucu oluşan bir sürecin ürünüdür. Nadiren bir veya birkaç işlem veya karar bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olabilir. İflas sürecini, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile başlatan, devam ettiren ve buna katkıda bulunarak bankanın iflasa yada Fon'a devredilmesine sürüklenmesinde etkisi olanların şahsi iflasları istenebilir \" ( Tekinalp, Ünal : Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, s. 79 ) Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirildiğinde; ... Bankası A.Ş.'nin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 15/03/2001 tarihinde aldığı karar ile ...'ye devredilmiştir. Davacı taraf; 1.035.453 USD. tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile ... şirketinin kredisi yerine ... Holding kredisinin kapandığı, bu sebeple ...'ce kullanılan ve Banka'nın Malta şubesine CTE-9 referansı ile devredilen ... kredisinin tahsil edilmeyip 24/04/2001 tarihinde takip hesaplarına intikal ettirilerek %100 oranında karşılık ayrıldığı, bu nedenle 1.035.453 USD. tutarındaki alacağın Banka zararına dönüştüğü, ...'nin ise bedelini daha önce tahsil ettiği 1.035.453 USD tutarındaki senede ilişkin ... Film kredisini hiçbir yükümlülük altına girmeden Banka'ya devretmesi sonucunda aynı tutarda menfaat sağladığı ve ...'nin tasfiyesiyle birlikte anılan menfaatin ortaklara aktarıldığı  iddiası ile o dönemde bankanın yönetim kurulu başkanı olan davalı ..., yönetim kurulu başkanvekili ... ile yönetim kurulu üyesi ...'un şahsi iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir.Dosyaya ibraz edilen bilirkişi heyeti raporlarında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere ; ...'e kullandırılan kredinin teminatı olarak alınan 1.035.453 USD tutarındaki senedin, ... tarafından  916.919 USD bedelle ... Bankası'na iskontosu sonrasında bankanın, senet bedelini aktifinde senet borçlusu ... yada son ciranta ... yerine ... Holding lehine tesis ettiği kredi hesabında muhasebeleştirmesi ve iskonto tutarının ise ... Holding'in talimatı olmaksızın, ...'nin Banka Merkez şubesi nezdindeki döviz tevdiat hesabına aktarılması sonrasında BDDK'nın aldığı karar ile ...'nin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte Banka'nın Malta şubesine devredilmesine karar verildiği, bu kapsamda ...'nin aktifinde yer alan ... kredisi devir tarihi olan 04/12/2000 tarihi itibari ile ulaştığı 1.394.339 USD üzerinden Banka'nın Malta şubesine aktarıldığı, söz konusu devir sonrasında borçlusu ... olan 28/022001 vadeli 1.035.453 USD tutarındaki senet bedeli, 16/03/2001 tarihinde ... Holding tarafından Banka'ya ödenmesiyle senet ve kredi borçlusu ...'in gerek ...'ye gerekse Banka'ya mezkur senet kapsamında herhangi bir borcu kalmadığı, buna karşılık  1.035.453 USD tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile ...'in kredisi yerine ... Holding kredisinin kapatılması nedeniyle ...ce kullanılan ve Banka'nın Malta şubesine nezdindeki hesaba devredilen ... kredisi tahsil edilemediği  ve Banka zararına dönüştüğü anlaşılmıştır. Nitekim 23/10-2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, söz konusu iskonto işleminin muhasebeleştirilmesi ile ilgili olarak yukarıda belirtilen muhasebeleştirme işlemlerinde yanlış yapılmamış olsaydı, ...'nin aktifinde ...'e kullandırılan kredi ile karşılığında Banka'dan kullanılan kredi devir kapsamında birlikte Banka'ya devredilseydi, borç ve alacak aynı kişide birleşeceğinden dolayı ... Holding riski tasfiye edileceği ve Holding tarafından ilgili senet bedelinin ödenmesi ile ... riski de tasfiye edilmiş olacağı ve bir Banka zararı oluşmayacağı, oysa Banka ve ... tarafından yapılan işlemlerle devir kapsamında sadece ...'den olan alacak devredildiği, karşılığı Banka'ya olan borç devredilmediği, dolayısıyla da bu tutar kadar Banka zararına sebebiyet verildiği tespit edilmiştir. Bu itibarla Davalı yönetim kurulu üyelerinin ...'nin aktiflerini ve pasiflerini oluşturan kalemlerin neler olduğu, tutarları, kimden ne kadar kredi alacağı bulunduğu, alacakların vadesi, faiz oranı, para cinsi, teminatı, devralınacak aktiflerle pasifler arasındaki farkın tutarı, bu farkın negatif ya da pozitif olup olmadığı v.b. hususlarda yeterince inceleme yapmadan yasa ve mevzuata aykırı şekilde yapılan söz konusu muhasebe işlemi sonucu Bankanın 1.035.453 USD (faizi ile birlikte 1.394.339 USD) zarara uğratıldığı anlaşılmaktadır. Ancak şahsi iflas davasında sadece yasaya aykırılık veya sadece zarar veya illiyet bağı tek başına iflas hükmü verilmesine yeterli olmadığından  tüm şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Kısaca eylem ve zarar ile bankanın iflası ya da ...'ye devri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. İlliyet bağının varlığı ile kastedilen, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile davalıların bankayı zarara uğratmaları ve neticede banka hakkında 4389 s. Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3 ve 4. bentlerinin uygulanmasına sebep olmasıdır. Mahkemenin gerekçesinde açıklandığı üzere davalıların yasaya aykırı kusurlu eylemleri nedeniyle bankaya vermiş oldukları zarar 1.035.453 USD ( faiz dahil 1.394.339 USD) olup bankanın ...' ye devrine yol açmasının, bankanın geçmiş dönemlerden oluşan zararları birikerek gelmesinin sebep olduğu aşikardır. Aynı zamanda, Uyap sisteminde yapılan incelemede aralarında davalıların da bulunduğu kişiler yönünden bankanın Fon’a devredilmesine bağlı olarak, yönetici ve ortakların 4389 sayılı Bankalar Kanunun 17/2.fıkrası gereğince şahsi iflası istemine ilişkin olarak açılan davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda  (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/135 E. 2018/93 K.25/01/2018 tarihli kararı)  davalı ... ‘in bankayı 336.268.445,64 TL zarara uğrattığı, kısmi tahsilat nedeniyle bu miktar içindeki 290.148.657,19 TL ye 04.12.2010 tarihinden İflas tarihine kadar ayrıca değişen oranlarda avans faizi işletileceğinin tespiti ile bu miktarın tahsili için şahsi   iflasına, davalı ...’un bankayı 204.464.917,52 TL zarara uğrattığı, kısmi tahsilat nedeniyle bu miktar içindeki 158.345.129,07 TL ye 04.12.2000 tarihinden iflas tarihine kadar ayrıca değişen oranlarda avans faizi işletilebileceğinin tespiti ile bu miktarın tahsili için şahsın iflasına karar verilmiş olup, iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İsatanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17 Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda  istinaf dilekçesine ekli ... 'nin faaliyet raporu gibi raporlar da araştırılarak, yapılan ödemeler netleştirildikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde verilen karar yerinde görülmediği belirtilerek istinaf yasa yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına dair karar verilmiştir.Yine huzurdaki dava ile benzer mahiyette, aynı davalılar hakkında şahsi iflas istemli olarak açılan  davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda  (İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1367 E. 2022/1049 K., 25/01/2018 tarihli kararı) davanın davalıların bankanın Fona devrine neden olduğu ve şahsi iflas koşullarının oluştuğu yönünde görüş belirtilmiş ise de dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan  işbu  dosyaya konu zarar miktarının   2.738.767,95 YTL nin  olduğu, bu miktar zararın  bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı gerekçesiyle davalıların şahsi iflasına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan  işbu  dosyaya konu zarar miktarının 1.035.453 USD ( faiziyle birlikte ise 1.394,339 USD)  ve TL karşılığının 1.430.639,03 TL  olduğu, bu miktar zararın  bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı anlaşılmakla; yalnızca bu miktar zarar bakımından şahsi iflas koşulları oluşmadığından davalıların şahsi iflasına ilişkin talebin  reddine dair karar verildiği  belirtilmiştir.  Ancak dosyada yer alan  20.08.2009 tarihli bilirkişi heyet  raporunda  zararın bazen her biri tek başına zararı meydana getirmeye elverişli birden fazla fillin meydana gelmesi ile oluşabileceği, bu takdirde “yarışan illiyet” (kumulative Kausalitât) söz konusu olacağı, bazen de her biri tek başına sonucu doğurmaya elverişli olmayan birden fazla sebebin bir araya gelmesi sonucu da ortaya çıkabileceği, o takdirde “ortak  illiyetten” (gemeinsame Kausalitât) bahsedileceği, bankanın iflası veya Fona devri çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana geldiği, bazı işlem ve kararlar tek tek ele alındığında, bunların Bankanın iflasına veya Fon'a devrine sebep olmaları mümkün görünmediği, ancak bu karar ve işlemler dolayısıyla meydana gelen zararlar toplandığında bankanın Fona devrine neden oldukları anlaşıldığı, bu nedenle bankanın Fona devrine neden olan zarar verici olay tek başına değil, diğer zarar verici fiil ve işlemlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildiğine işaret edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2022/3-508 E 2023/226 K sayılı ilamında belirtildiği üzere bilirkişi raporu mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi  incelemesi sonucu alınan görüş bir takdiri delil olduğundan hakim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir (Murat Atalı/İbrahim Ermenek/Ersin Erdoğan; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s.536) Hakimin bu konudaki takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanması yeterlidir. ( İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s.655)  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında yer alan bu bilgiler nazara alındığında, kanımızca hakimin takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanırken davalılar hakkında açılmış olan davalar ile ilgili tüm somut bilgileri kararında tartışarak, davalılar hakkında şahsi iflas koşullarının Bankalar kanunun 17/2 maddesi çerçevesinde  gerekçelendirilmesi önem arzetmektedir. Zira yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere, davalılar hakkında birden fazla şahsi iflas davası açılmıştır. O halde, bankanın iflası veya Fona devrinin çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana gelebileceği nazara alınarak bu dava dosyasında yapılan işlemler  sonucunda meydana geldiği iddia olunan zararların kümülatif olarak değerlendirmesi sonucunda bankanın fona devrine neden olunup /olunmadığı hususu, gerekçeli kararda tartışılmalıdır. Açıklanan nedenlerle,  eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye  dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/117 Esas - 2022/1050 Karar sayılı  22/12/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3ef8e0a52beaea3","SID":"86475f4701b60963"}}