{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/698 <br>KARAR NO: 2024/1643<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/12/2021<br>NUMARASI: 2016/792 Esas - 2021/916 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.08.2015 tarihinde sürücü ... yönetiminde davalı ... şirketine Zorunlu Trafik Sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın kusurlu olarak, müvekkili sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması neticesinde müvekkil ...'ın yaralandığını, davacının vücut fonksiyon kaybının %16 olarak belirlendiğini beyanla 50,00-TL kalıcı maluliyet tazminatı, 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 50,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 150,00 TL'nin sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hesaplanarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hasar dosyası açtırarak ilgili evraklar çerçevesinde aktüerya hesaplama yaptırarak davacı tarafa 06.05.2016 tarihinde 17.964,00 TL maddi tazminat ödediğini, davacı vekilinin geçici ödeme talebinin reddi gerektiğini, davaya konu kazanım oluşumundaki kusur oranlarının tespitinin adli tıp vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden maluliyetine ilişkin sağlık raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan İTÜ Heyetinden alınan kusur raporunun hükme esas alınması gerektiğini, Fen Heyeti raporunun tamamen maddi gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş ve varsayımlara dayandırıldığını, kaza anını gösteren herhangi bir kamera kaydı ya da başka tanık ifadeleri bulunmadığını, dosya içeriğinde kazanın meydana gelişine ilişkin delillerin tanık beyanı ile kaza tespit tutanağı olduğunu, mahkeme tarafından raporlar arasında çelişki olduğu için karayolları fen heyetinden seçilen bilirkişi heyetinden rapor düzenlenmesinin istendiğini, 10.03.2021 tarihli Fen Heyeti raporunda maddi olayın diğer bilirkişi raporlarından, kaza tespit tutanağından ve dosya içerisindeki beyanlardan çok farklı ele alınmış ve varsayımlara dayalı olarak kusur tespiti yapıldığını, yerel mahkemenin hükme esas aldığı  Karayolları Fen Heyeti raporunun somut olaya ve maddi gerçeğe uygun olmadığını, raporu düzenleyen kişi ya da kurum kim olursa olsun, bilirkişi raporlarının mahkemelerinin bağlayıcılığı bulunmadığını, gerekirse mahkeme tarafından keşif yapılarak yeniden rapor alınması gerektiğini, nitekim her ne kadar ceza dosyasında bir keşif yapılmış olsa da kazayı yapan taraflardan hiçbirinin keşfe katılım sağlamadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 03/08/2015 günü saat davalı ... nezdinde sigortalı dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki  ... plaka sayılı traktörün ve arkasında ona takılı saman makinesi ile Çerkeş ilçesi istikametinden Gerede ilçesi istikametine doğru seyir halinde iken Çağlayan Köyü mevkisine geldiğinde arkasından gelen ve aynı yönde seyreden davacı sürücü ...' ın kullandığı ... plaka sayılı araç arasında trafik kazasının meydana geldiği, trafik kazası neticesinde davacı ...' ın yaralandığı, sigortalı araç sürücüsü ...' ün vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece aldırılann 29/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle... plakalı hususi otonun davacı sürücü ...'ın olayda asli ve tam %100 oranında kusurlu olduğu, davalı tarafa ZMSS poliçesi ile sigortalanmış olan traktörün dava dışı sürücüsü ...ün atfı kabil kusuru olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece 04/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle Davalı şirkete ZMS sigortalı ... plakalı traktörün sürücüsü ...'ün % 75 oranında asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın %25  oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için  Karayolları Fen Heyeti tarafından dosyaya sunulan 10/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle Davacı sürücüsü ...'ın, KTK'nun 46/a ve 84/d maddelerine aykırı davranışı nedeniyle meydana gelen olayda %100 (tam kusurlu) olduğu, traktör sürücüsü müteveffa ...'ün kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Aynı olaya ilişkin Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/194 Esas sayılı dosyasında aldırılan kusur  bilirkişi raporunda davacı sürücü  ...'ın tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda  davacı ...'ın mahkumiyetine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 2020/2782 Esas ve 2022/1440 Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verilmiştir.  Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları)  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde   İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (...olay tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın D-100 karayolu üzerinde Çerkeş- Gerede istikametinde seyir halinde bulunduğu sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek aynı yol üzerinde seyir halinde bulunan müteveffanın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kaza nedeni ile ... plakalı araç sürücüsü ...'ün hayatını kaybettiği, mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'ın tamamen kusurlu olduğunun ... plakalı araç sürücüsü müteveffanın ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmakla dosya içeriği ile uyumlu bilirkişi raporu karşısında sanığın meydana gelen kazada kusuru olmadığı yönündeki beyanına itibar edilmeyerek üzerine atılı suçun sübut bulduğu kanaatine varılmış, suçun işleniş biçimi ve sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak sanığın alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile cezalandırılması yoluna gidilmiş...)  ceza yargılamasında keşinleşen maddi olgular ile uyumlu olan Karayolları Fen Heyeti tarafından  düzenlenen kusur  raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik  görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ff00a24c2a099b6","SID":"e348a29677de7359"}}