{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO : 2022/328 <br>KARAR NO: 2024/1687<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI: 2020/161 E. - 2021/975 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in aleyhine davalı ... tarafından 08.11.2017 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yetki ve imzaya itiraz ettiğini, yetki itirazı yerinde görüldüğünü,  diğer itirazlar değerlendirimeksizin takip İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla devam ettiğini, müvekkilinin imzaya itiraz etmesi üzerine İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesinde 2018/379 Esas numarası ile imzaya itiraz davası açıldığını, yapılan bilirkişi incelemesinde senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı anlaşıldığını, müvekkilinin cenaze dolayısıyla son duruşmaya katılmaması üzerine ve neticede davanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, müvekkilin kendisine ait olmayan bir borç nedeniyle aleyhine takip yapılması ve açılmamış sayılan icra hukuk davasından dolayı da üzerine kalmış olan karşı vekalet ücretiyle dosya masrafları nedeniyle mağdur edildiğini, karşı vekalet ücretine ilişkin İstanbul ... İcra Dairesi'nde ... Esas sayısıyla bir takip daha başlatıldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı takibin ve İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı takibin  durdurulmasını, haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle davalının %40'tan aşağı olmamak üzere tazminat ödemesini, davanın kabulü ile icra takiplerinin iptalini, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili banka tarafından davacı aleyhine 08/11/2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetkisizlikle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, ... Esas sayısına kaydı yapıldığını, davacı yanın yapmış olduğu itiraz üzerine İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz davası açıldığını, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, takibe konu olan 20.12.2015 ödeme tarihli senetin kendisi tarafından doldurulmadığını belirterek borca ve imzaya itiraz ettiğini, davacı tarafın imzaya ve borcun varlığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını, 22.05.2019 tarihli raporda imzanın ... eli ürünü olduğu tespit edildiğini, bu tespitin kabulünün mümkün olmadığını, raporda itirazın değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından eksik ve hatalı inceleme neticesinde raporun düzenlendiğini, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu tanzim edilen rapor yetersiz koşullarda tanzim edildiğini, imza incelemesi yapacak mercin hem teknik cihazlar yönünden hem de inceleyecek uzmanların teknik donanımı ve tecrübesi yönünden yeterliliği çok daha fazla bir kurum olan Adli Tıp Kurumunda olması gerekirken yetersiz incelemeye dayalı olarak hazırlanan rapora göre karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, yeterli inceleme yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek heyet raporu alınmasının gerektiğini, raporun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, davacı borçlu yan borcun olmadığını iddia ettiğini, senetten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisi asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu,  asıl borç ilişkisi ortadan kalksa dahi kıymetli evraktan kaynaklanan borç varlığını sürdüreceğini, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, davacı taraf kötü niyetli olduğunu, ikame etmiş olduğu dava ile müvekkili bankanın alacağına kavuşmasını engellemek maksadını taşımadığını, davacı aleyhine asgari % 20 tazminata hükmedilmesini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile  kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Yapılan yargılama toplanan deliller alınan ATK raporu ve taraf beyanları bir arada değerlendirildiğinde dava ve takibe konu bonodaki davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı sabittir. Davacının imzası kendisine ait olmayan bono nedeniyle borçtan sorumlu tutulması mümkün görülmeyerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş olsa da İİK 'nın 72/5 maddesinde davacı hakkında başlatılan takip haksız olsa da davalı banka bonoyu bizzat davacıdan almamış olup, bonoda hamil olması nedeniyle bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu bilmesi mümkün olmadığından kötüniyetli sayılamacağı için davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, yine dava kabul edildiğinden davalı tarafında tazminat talebinin reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın KABULÜNE, 1-Davacının davaya ve İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe konu keşidecisi ..., lehtarı \"... İnş. Ltd.\", 18/06/2015 keşide tarihli ödeme günü 20/12/2015 ve 45.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin iptaline, 2-Davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin İ.İ.K'nın 72/5 maddesi uyarınca reddine, 3-Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin 2020/161 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında tetkik konusu 18/06/2015 düzenleme, 20/12/2015 ödeme tarihli 45.000,00 TL bedelli bonodaki imzanın yapılan incelemede; inceleme konusu bonoda borçlu imzaları ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin belirtildiğini, işbu bono üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığını, söz konusu bilirkişi raporunun  kabulünün taraflarınca mümkün olmamakla birlikte raporun eksik bir incelemenin ürünü olması nedeniyle hükme esas alınması usule ve yasaya aykırı görüldüğünü, Adli Tıp Kurumu tarafından incelemeye alınan davacıya ilişkin mukayese evrakı arasından yalnızca 2 tanesinin bononun düzenlendiği 18/06/2015 tarihinden öncesine ait olduğu tespit edilmişse de söz konusu imzaların bonoda yer alan imza ile aynı seneye ilişkin imzalar olmadığını, bu yönüyle de incelemenin yetersiz olup yalnızca 2 imza örneği ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, imzaya itirazda ispat yükü senedi elinde bulunduran alacaklıda olduğundan Adli Tıp Kurumu'ndan yeni bir rapor alınmasının talep edildiğini, ancak itirazlarının reddedilerek eksik inceleme sunan rapora dayanarak karar verilmesinin adil yargılanma hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ulusal ve uluslararası mevzuatlara, yerleşik içtihatlara aykırı verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit  davasıdır.Davacı İstanbul  Anadolu ... İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin  icra mahkemesinde imzaya itiraz ettiği daha sonra mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve verilen kararda hükmedilen masraf ve vekalet ücretleri yönünden İstanbul  ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini belirterek her iki icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açıldığı mahkemece  İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosya yönünden hüküm kurulduğu diğer dosya yönünden hüküm kurulmamış ise de bu konuda istinafa başvurulmadığından  resen inceleme yapılmamıştır. İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin İstanbul 24 İcra Hukuk Mahkemesinin  2017/923 E, 2017/988 K. 01.12.2017 sayılı kararı uyarınca yetkisizlik nedeni  ile dosyanın istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğüne gönderildiği, ... Esas sayılı numarayı aldığı mahkemece verilen istinafa konu  kararda yetkisizlik kararı verilen icra müdürlüğü dosya numarası olan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya numarasının yazıldığı görülmüştür.ATK na ait 11/08/2021 tarihli raporda özetle;18.06.2015 düzenleme, 20.12.2015 ödeme tarihli 45.000 TL bedelli bonodaki imzanın tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu bonoda borçlu imzaları ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde icra takibine konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ATK raporunda ve öncesinde imzaya itiraz davasının görüldüğü icra mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği mukayese imzaların içerisinde senet tanzim tarihine yakın ve öncesine ait iki adet imzanın bulunduğu  ve davacının imza örnekleri de alınmış olmakla mukayese imzaların yeterli olduğu kanaatiyle davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf  başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2020/161 E. 2021/975 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.680,93-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 920,23-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.760,780-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05352074f723be81","SID":"0439193e4aa790db"}}