{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/356 <br>KARAR NO: 2024/1744<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI: 2018/104 E. - 2021/261 K.<br>BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2018/239 ESAS SAYILI DOSYASI <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) <br>BİRLEŞEN DAVA: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin alanlarında uzmanlıkları ile yürüttükleri danışmanlık faaliyetleri çerçevesinde Türkçe'ye \"..., ... modeli, ...\" gibi tabirlerle çevrilen ve anılan \"...\" adlı kişilik psikolojisi hakkındaki çalışmaları ile bilindiklerini, dava konusu \"...\" markasının da müvekkillerinin bu çalışmaları esnasında bulup kullandıklarını ve bilinir hale getirdikleri bir ibare olduğunu, müvekkillerinin \"...\" ibareli markanın gerçek hak sahibi olduklarını, davalıların önceden müvekkilleri ile birlikte çalıştığını, müvekkilinin marka sicilindeki hatalı tebligat nedeniyle tescil harcı yatırma süresinin kaçırılması üzerine, kendi sektöründe faaliyet gösteren davalıların belli oranda tanınan markayı herhangi bir zorunluluk olmamasına rağmen tercih edip yapmış oldukları ... tescil numaralı marka müracaatının son derece kötü niyetli olduğunu ve bu eylemin müvekkillerinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalılar adına tescilli ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye'de ilk kez ... adına yeni ve bilimsel bir model geliştiren, çok sayıda akademik makale yazan bir psikiyatrist  olduğunu, davacıların dava konusu \"...\" ile bir ilgilerinin bulunmadığını, davacıların 2012 yılından itibaren gerek şifahen gerekse 2010 yılı ile birlikte müvekkili tarafından yayımlanmaya başlayan makale ve kitaplardan edindikleri bilgileri \"...\"mış gibi kamuoyuna sunmaya başladıklarını, psikoloji veya psikiyatri alanlarında hiçbir bilimsel çalışması olmayan davacıların müvekkili tarafından oluşturulan bilimsel modeli yanlış uygulamaları nedeniyle duyulan güvenin zedelendiğini ve müvekkilinin zarar gördüğünü savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; \"...\" teriminin güncel hayatta ilk ve yaygın kullanılan kamuoyunun \"...\" kavramı ile tanışmasını sağlayan gerçek hak sahibi kişilerin müvekkili ile diğer davalı ... olduğunu, müvekkili ile diğer davalının 2013 yılında tanıştıklarını, \"...\" içeriğinin eğitimde kullanılmasının öğrencileri tanıma ve anlamadaki önemi ve eğitim kalitesinin artırılabilmesi amacıyla diğer davalı ile birlikte bir takım bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiğini, müvekkili ve diğer davalının 2015 yılından itibaren ulusal kongrelerde \"...\" temelli çalışmalarını sunduğunu, makaleler yayınladıklarını ve iki adet kitap yazdıklarını, müvekkilinin 2013 yılından gelen ve kesintisiz devam eden ve ayırca toplumda tanınmışlık düzeyine ulaştıran kullanımı nedeniyle müvekkilinin diğer davalı ile birlikte \"...\" ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu  savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2018/239 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye'de ilk defa \"...\" adında yeni ve bilmsel bir model geliştirdiğini, davalıların ise \"...\" adı altında müvekkilinin geliştirdiği modeli pazarlayarak \"...\" ile ... arasında iltibasa neden oluşturduklarını, müvekkilinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tecsil nolu markaların maliki olduğunu, davalıların haksız kullanımı sürdürebilmek ve iltibastan daha fazla faydalanabilmek amacıyla TPMK nezdinde ... başvuru numaralı \"...\" ibareli marka tescili için başvuruda bulunduğunu, davalıların bu yöndeki eylemlerin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini, ayrıca bu eylemin müvekkilinin FSEK'ten doğan haklarını da ihlal ettiğini ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalıların müvekkilinin \"...\" ve \"...\" ibareli markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetinin tespitini, men'ini, ref'ini, toplam 100,00 TL maddi ve 0,30 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, \"...\" markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"A-Asıl Dosya Yönünden; 1-Davacıların davasının KABULÜNE, -Davalılar adına olan ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, B-Birleşen Mahkememizin 2018/239 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; 1-Davacının davasının REDDİNE, \" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davacıların ... no'lu \"...\" marka başvurusunun gerekli harç eksikliğinin tamamlanmaması nedeniyle sonuçlanmamasında gerekli objektif özen yükümlülüğünü göstermediklerini, kişinin yapması gereken araştırma ve objektif özen yükümlülüğüne riayet etmemesi halinde iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, iyi niyetli olmayan kişinin hak iddiasında da bulunamayacağını, tüm iddialarının yanı sıra bilirkişi raporuna itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, \"...\"ın müvekkilinin akademik çalışmalarının ana alanlarından olup müvekkilinin geliştirdiği ... (...) ile beraber kişilik vb. analiz çalışmalarında doktrinde müvekkiliyle beraber kullanılmaya başladığını, dosyadaki akademik çalışmalar ile de bu durumun sabit olduğunu, davacıların \"...\" ile tanınırlık kazandığının kabulünün hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının marka kullanımları hakkında herhangi bir görüş içermediğini, birleşen dava bakımından; davacı/karşı davalıların çalışma alanı olmayan bir konu hakkında içerik olarak müvekkilini taklit etmeye çalışarak ... markasını almaya çalıştıklarını, mahkemenin kötü niyeti kabulünün anlaşılamadığını, söz konusu markanın sınıfının müvekkilinin çalışma alanı olup davacı/karşı davalıların bu sınıfta herhangi bir çalışmaları bulunmadığını, müvekkilinin 2013 yılından beri markaları aktif olarak kullandığını, müvekkilinin akademik kariyeri ve ticari atılımlarının söz konusu markanın gerçek sahibi olduğunu gösterdiğini, davacı/karşı davalının tacir olduğu düşünüldüğünde  harç eksikliğini tamamlamamasının objektif özen yükümlülüğünü ve basiretli tacir yükümlülüğünün ihlali olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davacı-birleşen dosya davalısı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın dava boyunca davayı uzatmak için dayanaksız iddialarını istinaf başvurusunda yinelediğini, davalarının basit ve anlaşılır olduğunu, dava konusu ... markası üzerinde müvekkillerinin gerçek hak sahibi olduklarının sabit olduğunu, davalının kendi beyanlarıyla da bunu ikrar ettiğini, müvekkilinin sadece tescil harcını tebliğin yanlış adrese gönderilmesi sebebiyle kaçırdığını, karşı davanın ise karşı davacının \"...\" ibaresi üzerine marka hakkı iddia etmek gibi bir gerekçe ile savlar ileri sürdüğünü, markalar hukuku ilkeleriyle örtüşmeyen bu talebin reddinin isabetli olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı-birleşen davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, birleşen dava ise, markaya ve FSEK'ten doğan haklara  tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı vekili, müvekkillerinin  kişilik psikolojisi hakkındaki çalışmaları esnasında bulup kullandıklarını ve bilinir hale getirdikleri \"...\" markasının gerçek hak sahibi olduklarını, davalıların önceden müvekkilleri ile birlikte çalıştığını, tescilin  kötü niyetli olduğunu  beyanla  markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili,  müvekkilinin Türkiye'de ilk defa \"...\" adında yeni ve bilimsel bir model geliştirdiğini, davalıların ise \"...\" adı altında müvekkilinin geliştirdiği modeli pazarlayarak \"...\" ile ... arasında iltibasa neden oluşturduklarını,  eylemlerin  markadan doğan haklarını ihlal ettiğini, ayrıca FSEK'ten doğan haklarını da ihlal ettiğini ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla, davalıların  \"...\" ve \"...\" ibareli markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetinin tespitini, men'ini, ref'ini, toplam 100,00 TL maddi ve 0,30 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep  etmiştir. Deliller; ... tescil numaralı \"...\" ibareli , 22.11.2016 başvuru tarihli markanın, 35,41,44.sınıflarda  davalılar ... ve ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. - ... nolu \"...\" markasının 35. Sınıfta  \"Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.\" , 41. Sınıfta   \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetler\" kapsamında  tescili için 30.11.2015 tarihinde  davacılar adına  başvuruda bulunulduğu , ancak başvurunun tamamlanmaması nedeniyle tescil edilmediği, -28/06/2019  tarihli raporda,  asıl dava yönünden, davalıların “...\" ibaresini aynı sınıflarda ... nolu başvuru ile tescil ettirmesinin, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/3 ve 6 hükümleri çerçevesinde davacıların öncelik hakkı sebebiyle hükümsüzlük sonucu doğurabileceği, davalı tarafın taraflar arasındaki ihtarnameler ve aynı işle iştigal etmeleri dikkate alındığında, davacıların ... nolu \"...\" marka başvurusunun gerekli harç eksikliği tamamlanmaması nedeniyle sonuçlanmamasından sonra, aynı ibareyi aynı sınıflarda tescil talebinde bulunmalarının kötüniyet taşıyıp taşımadığının ve bu sebeple de markanın hükümsüzlük talebinin mahkemeye ait olabileceği,  birleşen dava yönünden; birleşen davanın davalısının tecavüze mesnet yaptığı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşması ve tecavüz olduğu iddia edilen kullanımın birleşen davanın davalılarının önceye dayalı kullanım hakkı çerçevesinde olması dikkate alındığında, birleşen davadaki taleplerin takdirinin Mahkemeye ait olmak kaydıyla koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. -03/02/2021  tarihli raporda,  davacıların öncelik hakkı nedeniyle, davalıların ... \"...\" başvurusunun hükümsüzlük sonucu doğurabileceği ve aynı sınıfta tescili hususunun kötü niyet taşıyıp taşımayacağı hususunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. -09/09/2021  tarihli ek raporda , 2018/104 Esas sayılı dosyada, davacılarının öncelik hakkı nedeniyle  davalıların ... tescil numaralı \"...\" başvurusunun hükümsüzlük sonucu doğurabileceği ve aynı sınıfta tescili hususunun kötüniyet taşıyıp taşımayacağı hususunda takdirinin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı- karşı davalılar markanın gerçek hak sahibi olduklarını ileri sürmüştür. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre,  Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı,  marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve  piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın  tescil kapsamındaki  mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi gerekçe ve kabul; Dosya kapsamına göre,   asıl dosya davacılarının ... nolu \"...\" markasının 35 ve 41. Sınıflarda tescili için 30.11.2015 tarihinde  başvuruda bulundukları, ancak başvurunun tamamlanmaması nedeniyle tescil edilmediği,  dava konusu ... nolu,  22.11.2016 başvuru  tarihli  “...\" markasının  35.41,44. Sınıflarda davalılar adına tescil edildiği, davalılar adına 2013,2015,2016 başvuru tarihli kayıtlı markalar bulunduğu, bu markaların ... Test ve raporları, ... temelli eğitim, mizmer, şeklinde olduğu, dava konusu marka ile aynı tarihte başvurusu yapılan kaynak insan modeli, ... ibareli markaların 16,41,35,44 sınıflarda tescil edildiği, bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere ... ve ... olarak adlandırılan çalışmaların dünya genelinde, kişilik ve  mizaç özelliklerinin kategorize edildiği model olduğu, bu modellere dayalı çalışmaların çeşitli şekillerde piyasaya sunulmakta olduğu,  dosyaya sunulan delillere göre  \"...\" ibaresinin davacılar tarafından oluşturulduğu en eskisi Mart 2014 tarihli youtube videosunda olmak üzere bu tarihten itibaren markasal olarak kullanılmaya başlandığı, alan adı olarak alındığı ve  ve ilgili piyasada bilinir hale geldiği,  2015 yılında marka tescil başvurusu yapıldığı buna karşılık davalıların ... üzerinde çalışma yapmakla birlikte \"... ibaresini davacılardan önce ihdas edip markasal olarak kullandıklarına dair delil olmadığı, davalıların en eski 2013 başvuru  tarihli ... Test ve raporları, ibareli  markanın ise davacılar tarafından tescilsiz kullanılan ... esas unsurlu markasından farklı olduğu , zira markanın esas unsurunun ... olduğu, marka içindeki ... kelimesinin Türkçe'de karşılığı olan herkes tarafından kullanılan bir sözcük olduğu bu nedenle tak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı,  davacıların  \"...\" kelimesi yanına \"...\" kelime sini getirerek  davacı eski tarihli markasından farklı şekilde ihdas ettikleri, davacıların tescilsiz kullandıkları ... harita markası ile davalıların 2014 öncesinde tescilli ... Test ve raporları, markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı , dolaylı kavramsal benzerliğin farklı markalar olduğu algısını ortadan kaldıracak boyutta olmadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük talebine konu  \"...\" markasının önceye dayalı markasal kullanım nedeniyle gerçek hak sahibinin  davacılar olduğu SMK 6/3 maddesi gereğince dava konusu davalılar adına tescilli, ... numaralı \"...\" ibareli  markanın  hükümsüzlüğü şartlarının bulunduğu, davalı tarafın bir dönem davacılarla birlikte çalışması,  taraflar arasındaki ihtarnameler ve aynı işle iştigal etmeleri dikkate alındığında markanın gerçek hak sahibinin davacı yan olduğunu bildikleri , davacı tarafın ... nolu \"...\" marka başvurusunun tamamlanmaması üzerine aynı  ibareyi aynı sınıflarda tescil talebinde bulunmalarının kötüniyetli tescil olduğu , tescil anındaki kötüniyetin varlığı  halinde kötüniyetin hukuken himaye görmeyeceği ve  bölünemeyeceği  gözetildiğinde davalı markasının tescilli olduğu tüm  sınıflarda hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu , mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Birleşen dava yönünden ise; FSEK kapsamındaki haklara,  marka hakkına   tecavüz ve haksız rekabet iddiasına mesnet  \"...\" markasının önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibinin birleşen davalılar  olduğu, bu nedenle tescilsiz kullanımlarının koruma kapsamındaki marka hakkına dayalı  hukuka uygun kullanım  olduğu,  birleşen davacıya ait tescilli diğer markalara ve çalışma konusu kapsamındaki makale ve benzerlerine ihlal oluşturan bir kullanımlarının bulunduğuna dair somut delil sunulmadığı  dikkate alındığında birleşen davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince asıl davanın  kabulü ve birleşen davanın reddi  kararına yönelen istinaf taleplerinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Asıl dosyaya yönelik  davalı   vekilinin ve Birleşen dosyaya yönelik  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih ve 2018/104 E., 2021/261 K. sayılı kararına karşı davalı-birleşen davacı ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalı-birleşen davacı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Birleşen dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalı-birleşen davacı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davalı-birleşen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e9c7bd69925ac56","SID":"19e74eb32f8dd097"}}