{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/386 <br>KARAR NO: 2024/1749<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI: 2020/108 E. - 2021/235 K.<br>DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İnternet alan adlarına ilişkin uyuşmazlıklarının çözümü amacıyla ... tarafından 28 Eylül 2013’de onaylanan ve 31 Temmuz 2015’ten itibaren yürürlükte olan Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallar (Kurallar) ve 31 Temmuz 2015’ten itibaren yürürlükte olan WIPO Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözümü Politikası Ek Kuralları (Ek Kurallar) uyarınca karar alınması için ... tarafından müvekkili ... aleyhine, diğer müvekkili ... adına ...com sistemi üzerinden tescil edilmiş bulunan \"...com\" isimli alan adı hakkında ... sayılı dosya ile şikâyette bulunulduğunu,  10.03.2020 tarihli ve 13.03.2020 tarihinde mail aracılığı ile bildirilen kararın haksız ve hatalı gerekçelerle kabul edildiğini, şikayetin asıl muhataba karşı açılmadığını, şikayet edilen ...’in, “...com”u 18 Ağustos 2014 tarihinde satın aldığını, ardından ...com domaini, müvekkili ...’e satış suretiyle 13 Kasım 2015 tarihinde devrettiğini, bu tarihten itibaren ...com’un ... üzerine tescilli olduğunu,  ...’in hakkı veya sorumluluğu bulunmadığı ve bu durumun tahkim sürecinde ifade ettikleri halde dikkate alınmadan karar verildiğini,  davalının  “...com” alan adını, 2004 yılından ...’in satın aldığı 18 Ağustos 2014 tarihine kadar  satın almadığını,  hakkı varsa feragat etmiş olduğunu, “...” adını taşıyan bir banka olduğunun  şikayet edilen ve asıl muhatap tarafından bilinmediğini,  şikâyet sonrasında yaptıkları araştırmada  Türk Ticaret Bankasının  2001’den itibaren 19 yıldır ticari faaliyette bulunamadığını ve “...” sloganını 19 yıldır kullanmadığını, (BDDK) 21 Haziran 2001 tarih ve 24439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15 Haziran 2001 tarihli ve 346 numaralı kararı uyarınca davalı ...’nin, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin 01 Temmuz 2001 tarihi itibariyle iptal edildiğini, tasfiyesine karar verildiğini ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yetkili kılındığını, halen bankacılık faaliyeti yapma yetkisi bulunmadığını,  bu kapsamda  (SMK) 19. maddesi uyarınca davalı tarafın ilgili markasını, unvanını ve sloganını 5 yılı aşkın süredir kullanmamakta olup kullanmama nedeniyle hak kaybına uğramış olup müvekkili aleyhine herhangi bir başvuruda bulunma imkânı bulunmadığını,  marka yenileme belgesinin yok hükmünde olduğunu, müvekkili tarafından herhangi bir marka ihlali yapılmadığını, marka yenileme belgesinde  “36 Finansal ve parasal hizmetler” ifadesinin yazıldığını, bu durumun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “İzinsiz faaliyette bulunmak” başlıklı 150’nci Maddesi uyarınca suç olduğunu,  marka yenileme belgesinin  geçersiz  yok hükmünde olduğundan ... tarafından ihlal edilmiş bir marka ihlali de  olmadığını,  şikâyet Edenin “...” sloganını kullanmasının mümkün olmadığını,  “...” kelimesinin geçtiği “...” ifadesinin sadece sloganın bir parçası olduğunu , bankanın sloganının bütünlüğünü bozarak “...” sloganı üzerinde hak iddia etmesinin  hukuki olmadığını,“...” ve “...” ifadelerinin kullanımının şikayet edenin tekeline bırakılamayacağını, bu isimlerin jenerik nitelikte olup herkes tarafından kullanılabilir olduğunu davalının halen  \"...com.tr” alan adını kullandığını, sahibi olduğu “...com.tr” alan adının “...com.tr” adresine yönlendirmekte olduğunu,  kullanılmadığını,  ...’in site içeriğinde   “...nin ismini ve sloganını  kullanmadığını, ... ve eşi ...’in, Türk Bankacılık Sektörü hakkında bir başvuru kaynağı, bir bankacılık portalı yapmak amacıyla uygun bir alan adı belirlerken bu alan adını satın almaya karar verdiklerini, ...com adresli web sitesi üzerinden halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların bilgilerini ziyaretçilerine ücretsiz olarak sunmakta olduğunu,  ...com’un Türk vatandaşlarınca bir Bankacılık Bilgi Portalı olarak bilindiğini, ...com’un tanınmış bir web sitesi olduğu ve müvekkili ile özdeşleştiğini,  kötü niyetli olarak tescil edildiği ve kullanıldığı iddiasının müvekkilinin ticari kazanç amacı bulunmadığından yerinde olmadığını,  Hakem’in  tarafsızlığını kaybederek, davalının beyanlarına göre hukuksuz bir şekilde karar verildiğini,  davalının 4(a)(i) Bendi  4(a)(ii) Bendi 4(a)(iii) Bendi kapsamında ispat yükümlülüğü bulunduğunu, ancak hukuken geçerli deliller sunmadığını,  davalının,  ...com’u satın almak istediği fahiş bedeller talep edildiği iddiasının kanıtlanmadığını, ... tarafından uygulanan Politika’nın 4(c) maddesine göre, bu maddedeki (i), (ii) ve (iii) bentlerinde yer alan hususlardan en az biri hususunda müvekkili ...’in iddiada bulunması ve bunu delillendirmesinin; ...com üzerinde hak sahipliğinin devam etmesi için yeterli olduğunu, 4(c)(i) Bendi: Şikayetten önce, ...com’un sahibinin ...com üzerinden veya benzeri bir isimle ürün veya hizmet sunduğunu veya sunmak üzere hazırlık yaptığını delillendirmesinin yeterli olduğunu beyanla , davanın kabulü ile WIPO Alan Adı Tahkim Merkezinin işbu davanın tarafları arasındaki ... sayılı kararının hatalı olduğunun tespiti ile \"...com\" alan adı üzerindeki müvekkilinin hakkının mevcudiyetinin ve bu alan adının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkilinin ...’ye  uyuşmazlık konusu alan adıyla ilgili yapılan karıştırılma bildirimleri neticesinde, davacıların kullandığı alan adının  Bankaya ait Markalar ve  Alan Adlarına bağlı kullanılan internet adresleri ile karıştırılma yapılacak kadar benzerlik taşıdığının tespit edildiğini , WIPO’ya yapılan şikayet başvurusundan önce davacılar ile iletişime geçilerek, uyuşmazlık konusu alan adının bedel karşılığında müvekkili Bankaya satılması için başvuruda bulunulduğunu, ancak huzurdaki dava konusu alan adı sahibi davacı tarafından “...com” alan adı için fahiş bedeller talep edildiğini, uzlaşma sağlanamadığından  davacılardan ... aleyhinde, davacı adına ...com sistemi üzerinden 18.08.2014 tarihinde tescil edilmiş bulunan “...com” isimli alan adı hakkında ... sayılı dosya ile  (WIPO) şikayette bulunulduğunu,  WIPO tarafından yapılan inceleme sonucunda, 10/03/2020 tarihli karar ile; Bankanın  alan adı üzerinde ticari  markasından doğan haklarını kanıtladığını, aslında  1990’lı yıllarda basında ‘...” olarak da bilinen Banka olduğu, şikayet edilenin genel olarak bilinen ve ticari itibarı olan Bankaya ait ticari markadan haberdar/farkında olması gerektiğini, şikayet edilenin ‘’...com” alan adı üzerindeki haklarını ve meşru menfaatlerine ilişkin kanıtları ileri süremediğini, şikayetçilere ait ...com web sitesinin Türkiye’deki sadece bir kısım Bankalar hakkında genel bilgiler içerdiğini, şikayet edilenin davayı kazansa bile basında açıkça bilinen bir unvan olan ‘’...” terimini meşru veya adil bir şekilde kullanmasını sağlamayacağını, şikayet edilenin Bankalar ile ilgili bir blog web sitesi için kullanabileceği herhangi bir sayıda daha başkaca yasal alan adlarının olduğu, bu haliyle şikayet edilen tarafından şikayetçi Bankaya ait ünvan ile karışıklığa sebebiyet verecek şekilde alan adında ticari markanın ve basında açıkça bilinen Bankanın ticari adının kullanılmasının kafa karıştırıcı olduğunu, şikayet edilenin neden bu alan adını seçtiği veya şikayet eden müvekkili Bankaya ait ismi kullanmak için meşru sebepleri olduğu konusunda ikna edici bir açıklama yapamadığını, dolayısıyla şikayet eden müvekkili Bankanın ticari çıkarlarından şikayet edilenin yararlandığını, şikayet edilen davacının müvekkili Bankaya ait marka ve alan adlarını kendisi adına kaydetmesinden çok sonra 18.08.2014 tarihinde şikayet konusu alan adını aldığını, şikayet konusu alan adının müvekkil Bankanın ikinci ünvanı olan ...’a neredeyse aynı olacak şekilde atıfta bulunduğunu, panel tarafından bağımsız olarak arama motoruna ‘’...” yazıldığında dahi arama sonuçları arasında ‘’şikayetçi Banka ile ilgili 2013 yılında yayımlanan ‘’...” başlıklı bir çok haberin yer aldığını, şikayet edilenin basında çıkan haberlerden sonraki tarihte ilgili alan adını satın alması ve kendi adına kaydettirmesinin kötü niyetinin tespiti olduğunu, şikayet edilenin şikayetçi müvekkil Bankaya ait markalar ile karışıklık yaratacak şekilde internet kullanıcılarını kendi web sitesine çekmek için uyuşmazlık konusu alan adını satın aldığı” kanaatiyle müvekkili Banka tarafından yapılan ... sayılı şikayetlerinin kabulü ile ilgili alan adının müvekkili Bankaya devredilmesine karar verildiğini, müvekkili Banka tarafından yapılan şikayetin kabulüne karar verilmesi üzerine davacılar tarafından ... sayılı WIPO kararının hukuka aykırı olduğu ve uyuşmazlık konusu alan adının davacılar tarafından kullanılmasının meşru olduğunun tespiti talebiyle müvekkili Banka aleyhine dava açılmış ise de, davacıların hukuka, kanuna aykırı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar tarafından süresinde huzurdaki davanın açılmadığının tespiti halinde davanın süre yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,  “...” marka ve sloganı ve logosu ile bankacılık sektöründe faaliyet göstererek tüketiciler nezdinde yüksek ayırt ediciliğe ulaşmış, sembol haline gelmiş bir kuruluş olduğunu, müvekkili Bankanın tüketiciler nezdinde çok yüksek bir tanınmışlığa ulaşmış olan “...” markalarının Türkiye’de tescilli ve tanınmış marka olarak 2005 yılından beri koruma altında olduğunu, müvekkili bankanın 1913 yılında kurulmuş ve halihazırda Türkiye Cumhuriyeti Kanunları dahilinde tüzel kişiliği devam eden bir Anonim Şirket olarak varlığını sürdürdüğünü,  Müvekkili banka tarafından Türkiye’de TÜRKPATENT nezdinde tescilli markasının yanı sıra;  - 16 Nisan 1997 tarihinden beri ...com.tr alan adının satın alındığını, tescil ettirilmiş ve kullanılmakta olduğunu, - 03.12.2006 tarihinden beri ...com.tr alan adının satın alındığını, tescil ettirilmiş ve kullanılmakta olduğunu, alan adlarının yine tabloda belirtilen tarihlerden itibaren müvekkili  banka tarafından satın alınıp tescil ettirildiğini, Davacılar vekilinin beyanlarının aksine, ‘’...” adını taşıyan bir bankanın olmadığı hususunu 17 Şubat 2020 tarihine kadar davacıların farketmemesinin hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunu, ...’nin kurulduğu yıllar sonrasında Türkiye’nin en büyük Bankaları arasında yer aldığını ve yaygın Şubecilik ağıyla da tüm Türkiye tarafından bilinen bir marka haline geldiğini, Davacının iddia ettiği gibi; müvekkil bankanın 2001 yılından sonra aktif bir banka olmadığının müvekkil bankanın www...com.tr uzantılı internet sitesini 16.04.1997 tarihinde www...com.tr alan adını 03.12.2006 tarihinde ilk kullanmaya başladığını, Davacı internet sitesine bakıldığında müvekkilin “...” markasına benzer kullanıldığı, Davalı tarafa ait www...com.tr, www...com.tr internet sitelerine benzerlikten dolayı karışıklığa sebep olduğu. Müvekkil bankanın hiçbir şekilde alan adı kullanımı ile ilgili lisans hakkı vermediği, Davacının tescil ettiği ...com alan adını kötü niyetle tescil ettiği, Müvekkil Bankanın TMSF ile fon bankası olduğu, 2013 yılındaki kararla bankacılık faaliyetlerini devam ettirme kararı alındığı, banka tarafından şikâyet edilen Davacılardan ... in diğer davacı ...’in eşi olduğu, alan adı sahipliği sorgulandığında ...’in göründüğü, Müvekkil tarafından kötü niyetli tescil sebebi ile WİPO tahkiminde yapılan ... sayılı dilekçemizin haklı bulunduğu., bu şikayetimizin dikkate alınarak bu davanın reddini talep ettiklerini beyan etmişlerdir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ilgili kararın gerekçe kısmındaki ilgili tahkim kararında ... hakkında karar verilmesinin yerinde olduğundan bahsedilmesinin usul yönünden hatalı olduğunu, dava konusu şikayetin asıl muhataba karşı açılmadığını, şikayet edilenin ..., asıl muhatabın müvekkili ...'in eşi olduğunu, müvekkiline ait olan ...com'un tescili üzerinde eşinin herhangi bir hakkı veya sorumluluğu bulunmadığını, ilgili rapora itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını yinelediklerini, SMK 19. maddesi uyarınca davalı tarafın ilgili markasını, unvanını ve sloganını 5 yılı aşkın süredir kullanmadığını ve kullanmama nedeniyle hak kaybına uğradığını, müvekkili aleyhine herhangi bir başvuruda bulunma imkanı bulunmadığını, şikayet edenin sunduğu marka yenileme belgesinin yok hükmünde olduğunu ve müvekkili tarafından herhangi bir marka ihlali yapılmadığını, şikayet edenin \"...\" sloganını kullanmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda \"... - ...\" ibaresini bir marka olarak kabul ederek tüm değerlendirmeyi bu gerekçesiz varsayım üzerine kurgulandığını, kendilerinin sunduğu iddialara hiç değinilmediğini, ... tarafından uygulanan politikanın 4(a) maddesine göre bu maddenin (i), (ii), ve (iii) bentleri uyarınca davalı şirketin üç hususun da ihlal edildiğini iddia etmesi ve bu iddialarını belgelendirmesi gerektiğini, bu bentlerden herhangi birinin müvekkili tarafça ispatlanması halinde \"...com\" üzerinde müvekkilinin hak ve menfaatinin bulunduğunun ispatı açısından yeterli olduğunu, bu konudaki iddialarının kararda değerlendirilmediğini, ilgili dava konusu davada müvekkilleri aleyhine ses kayıtlarının bulunduğu iddiasının ardından ses kaydının içeriği hakkında hem WIPO nezdinde hem bu davada talep etmelerine rağmen bu ses kaydının kendilerine, WIPO'ya ve ilk derece mahkemesine sunulmadığı konusuna kararda değinilmediğini, WIPO kararında iddia olunan ses kayıtları sanki varmış gibi davalı şirket ile aralarında bir pazarlık yapıldığının iddia edildiğini, davalı şirketin iftira niteliğindeki bu ses kaydı iddiasının temel alınarak panelist ... tarafından verilen kararın sırf bu sebeple bile iddiası gerekirken bu iddialarının değerlendirilmediğini, müvekkillerinin davalıların kötü ünlerinden herhangi bir fayda elde edemeyeceklerinin açık olduğunu, bu iddianın yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin hukuka ve kanuna uygun gerekçelendirme ile hüküm tesis ettiğini, WIPO tahkiminde şikayetin asıl muhataba yapılmadığı yönündeki beyanların hukuki dayanaktan yoksun ve asılsız olduğunu, bankalarının tescilli markası ile birlikte Türkiye çapında tanınırlığı olan ve tüzel kişiliğini sürdüren bir fon bankası olduğunu, bankalarının tescilli markasının Türkiye çapında tanınırlığı olan ve TMSF tarafından tüzel kişiliği devam ettirilmekte olan bir marka olduğunu, bankanın \"...\" markasının yaratıcısı ve gerçek sahibi  olup, işbu markanın tüm Türkiye'de tanınan bir banka olduğunu ve müvekkili bankanın tüketiciler nezdinde çok yüksek bir tanınmışlığa ulaşmış olan markalarının Türkiye'de tescilli ve tanınmış marka olarak 2005 yılından beri koruma altında olduğunu, hükme dayanak yapılan raporun tüm delillerin bilirkişi heyetince incelemeden geçirilmek suretiyle tanzim edilmiş ve tarafsız bir rapor olduğunu, bankacılık alanında faaliyet göstermeyen bir firmanın banka kelimesini domaininde kullanmasının yasak olduğunu, banka tescilli markası ile özdeşleşen alan adının ve \"...\" ibaresinin davacılar tarafından kullanılmasının banka tanınmışlığından faydalanma amacı taşımakla olduğunu, davacı tarafından tescil ettirilen alan adında yer alan \"...\" ibaresinin davalı adına tescilli ve tanınan bir marka olduğunu, davacıların kullanımındaki internet sitesinin hem kodlama hem de içerik bakımından çok yüzeysel bir yapıda olduğunu, uyuşmazlık konusu alan adı ile ilgili olarak davacıların kullandığı \"...\" işaretinin halk tarafından bankaları tescilli markası ile karıştırıldığını, ... alan adı uyuşmazlıkları çözümü politikası kapsamında müvekkili bankanın WIPO tahkimindeki şikayetinin usule uygun ve kabul görmüş bir şikayet olduğunu belirterek davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ...com isimli alan adının davalı şirketin şikayeti üzerine WİPO  alan adı tahkiminde 10/03/2020 tarihli, ... sayılı, davacılar adına olan kaydının iptal edilmesi kararının   hatalı olduğunun tespiti ile \"...com\" alan adı üzerinde davacı ...'in hakkının mevcudiyeti ile  alan adının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki alan adına ilişkin uyuşmazlığın , Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözüm Politikası (Politika veya UDRP), Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallar (Kurallar) ve Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallara Ek Kurallar (Ek Kurallar)'da öngörülen usul ve kurallar çerçevesinde uyuşmazlığın çözümlendiği anlaşılmıştır. 10/03/2020 tarihli, ... sayılı WIPO tahkim  kararında özetle; “şikayet edenin   şikayete konu alan adı üzerinde  ticari markası olan “...-...” markasından doğan haklarını kanıtladığını, şikayetçinin 1990'lı yıllarda basın da'\"...” olarak da bilinen banka olduğu, şikayet edilenin genel olarak bilinen ve ticari itibarı olan Bankaya ait ticari markadan haberdar olması gerektiği, şikayet edilenin “...com”'” alan adı üzerindeki haklarını ve meşru menfaatlerine ilişkin kanıtları ileri süremediğini, şikayetçilere ait ...com web sitesinin Türkiye'deki sadece bir kısım Bankalar hakkında genel bilgiler içerdiğini,  açıkça bilinen bir unvan olan \"...”' terimini meşru şekilde kullanamayacağını Bankalar ile ilgili bir blog web sitesi için kullanabileceği başkaca yasal alan  adlarının olduğunu ,  şikayetçi Bankaya ait Unvan ile karışıklığa sebebiyet verecek şekilde alan adında ticari markanın ve basında açıkça bilinen Bankanın ticari adının kullanılmasının kafa karıştırıcı olduğu, şikayet edilenin neden bu alan adını seçtiği veya Bankaya ait ismi kullanmak için meşru sebepleri olduğu konusunda ikna edici bir açıklama yapamadığını, dolayısıyla  Bankanın ticari çıkarlarından  yararlandığı, şikayet edilenin Bankaya ait marka ve alan adlarını kendisi adına kaydetmesinden çok sonra 18.08.2014 tarihinde şikayet konusu alan adını aldığını,  alan adının Bankanın ikinci ünvanı olan ...'a neredeyse aynı şekilde atıfta bulunduğu, Panel tarafından bağımsız olarak arama motoruna “..”' yazıldığında dahi arama sonuçları arasında 2013 yılında “...”' başlıklı bir çok haberin yer aldığını, şikayet edilenin basında çıkan haberlerden sonraki tarihte ilgili alanı adını satın almasının kötü niyetli olduğu , Bankaya ait markalar ile karışıklık yaratacak şekilde internet kullanıcılarını kendi web sitesine çekmek için uyuşmazlık konusu alan adını satın aldığı kanaatiyle şikayetin kabulüne  alan adının Bankaya devredilmesine karar verilmiştir. Merkez tarafından verilen kararın infazı yönünden on günlük bekleme süresi içerisinde genel yetkili bir mahkemede veya tescil kuruluşunun bulunduğu yer mahkemesi nezdinde talebi kabul edilen tarafa karşı, alan adı sahibince  hak sahipliğinin tespiti yönünde dava açılması ve tescil kuruluşuna ispatlanması halinde kararın icrasının engellenebileceği (4 (k) UDRP), düzenlenmiş, davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafa ait ... başvuru numaralı  \"...\" ibareli marka için 04.05.2005 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı, 12.04.2006 tarihinde tescil edildiği, 20.05.2015 tarihinde yenileme yapılarak 10 yıl süre ile markanın yenilendiği, markanın koruma süresinin devam ettiği görülmektedir. Somut olayda , davacıya ait ... başvuru numaralı   \"...\" ibareli markanın 36.sınıfta finansal ve parasal hizmetlerde tescilli olduğu,  kullanımla  ayırt edicilik kazandığı ve tanınmış marka olduğu , davalı ... Bankasının aynı zamanda markanın unsuru olan  ... ibaresi ile de tanındığı,  markadaki  ... ibaresinin tali unsur olmadığı , davacı markasındaki markaya ayırt edicilik kazandıran asli unsur niteliğindeki ... ibaresinin  , uyuşmazlığa konu  www...com alan adında aynen kullanıldığı  dikkate alındığında davacının eski tarihli tanınmış markasında yer alan ibareyi aynen içeren alan adı kullanımının iltibas yaratacağı ve tanınmış markadan haksız yararlanma sonucunu doğuracağı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından www...com  adlı internet sitesinde yapılan incelemede;  sitenin ana sayfasında, bir şekil ve yanında ...com yazısı bulunduğu, içerikte Türkiye'deki bazı bankalarla ilgili haber linklerinin yer aldığı ancak bu linklerin aktif olmadığı, “...” şeklindeki linke tıklandığında “www...com” isimli sitenin sahiplik bilgilerine yönlendirme yaptığı, açılan sayfada alan adı sahibinin “...” olarak gösterildiği,  tespit edilmiştir. Davacılardan ...'in davaya konu ...com isimli internet alan adını 18 Ağustos 2014 tarihinde satın aldığı, davalı ... tarafından 20/12/2019 tarihli dilekçe ile WIPO alan adı tahkimine  marka ve eski tarihli alan adı sahipliğine dayanılarak şikayette bulunulduğu,  şikayet tarihinde yapılan Whois kayıtlarında alan adı sahibinin davacı ... olarak kayıtlı olduğu,  davacıların tahkime sundukları savunmalarında alan adının transferine rağmen whois bilgilerinde ... adının kaldığını bu durumu bilahare düzelteceklerini beyan ettikleri,  dolayısıyla şikayet tarihinde şikayetin alan adı sahibi olarak kayıtlı olan  ... hakkında yapılmasında usulen bir isabetsizlik bulunmadığı, her iki davacının şikayet sürecine katıldıkları ve bu davada ileri sürdükleri savunma sebeplerini bildirdikleri dikkate alındığında  şikayetin doğru kişiye yöneltilmediğine dair ileri sürülen dava ve istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı , hiç kimsenin kusuru ile sebebiyet verdiği bir durumdan lehine sonuç çıkarılmasının hukuken himaye edilemeyeceği, davalının şikayetinin bu nedenle usulsüz olduğunun söylenemeyeceği, bu konuda ileri sürülen iddiaların hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıların davalının ... ibaresini kullanamayacağına yönelik beyanlarının bu kullanımın koruma kapsamında tescilli marka hakkına ve eski tarihli alan adı sahipliğine  dayalı olduğu, markayı hükümsüz kıldırmadan bu savunmalara itibar edilemeyeceği, davalı bankanın 2001 yılında  BDDK tarafından faaliyet izninin kaldırıldığı, TMSF'ye devredilen bankanın tüzel kişiliğinin devam ettiği ve 20.11.2021 tarihli ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 04.11.2021 tarihli kararı ile davalı  Bankaya faaliyet izni verildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacılar kullanmama def'ini ileri sürmüş ise de, SMK m. 9’da kullanmamanın haklı sebebe dayandığı durumlarda markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla  markayı kullanma yükümlülüğü haklı sebep ortadan kalkana kadar durmaktadır. Somut olayda idari makamlarca faaliyet izninin durdurulduğu dönem davalı yönünden mücbir haklı sebep teşkil ettiğinden markanın kullanılmadığı söylenemeyecektir. Davalının \"...com.tr\" alan adını,  ilk olarak 1997 yılında  aldığı, bu nedenle davalının  ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğu, davalı  adına tescilli ve tanınan  marka olan ... ibaresinin davacılarca ...com şeklindeki alan adında kullanılmasının ortalama tüketiciler neznide karışıklığa yol açacağı, davacıların ...com isimli internet sitesinde herhangi bir şekilde bankacılık faaliyetinde bulunmadıkları, bir kısım banka isim ve logolarının yer aldığı site içeriğinin aktif olmadığı, davacıların ... markasını duymadıkları iddialarına gelince , ...'ın uzun bir dönem  yaygın şube ağı olması, yoğun reklam ve tanıtımının yapılmış olması, bilahare  faaliyetinin durdurulmasına giden süreçte yaşanan olayların  Türk basınında uzun süre yer almış olması  karşısında  bankacılık ve finans sektörü ile yakından ilgili olduğunu, internet sitesini bu sektörde bilgi paylaşımı için edindiğini beyan eden davacının bu bankadan haberdar olmaması kendi beyanları ile çelişkili olup,  markanın tanınmış olması karşısında itibar edilemeyeceği,davacıların bu alan adını tesadüfen seçmiş olmasının düşünülmeyeceği, iyi niyetli olarak kabulünün mümkün olmadığı, iptali istenen WIPO İdari Kurulu'nca verilen kararın ... Tüzüğü'ne uygun olduğu gibi iç hukuk kuralları karşısında doğru olduğu,  bu sebeplerle  davaya konu 10/03/2020 tarihli ... sayılı WIPO alan adı tahkim kararının usul ve yasaya uygun olduğu, tahkim kararının yasal ve yeterli  gerekçesi gösterilerek verildiği,  davacıların hakemin tarafsız olmadığına ilişkin beyanlarının  yasal delil ve gerekçeye dayandırılmadığı, davacıların davalının tescilli ... ibaresi üzerinde ve bu ibareyi taşıyan alan adı üzerinde öncelik haklarının ve meşru bir bağlantılarının  bulunmadığı, alan adı tescilinin kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği,   davanın reddi  kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1713 - 2012/9089). Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacılar vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin  İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2020/108 E., 2021/235 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50f31379fb8ab6fa","SID":"6ca1ac233a8db56d"}}