{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1473 <br>KARAR NO\t: 2024/1658<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...  \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/189 E.  -  2021/402 K.<br><br>DAVACI\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2021 tarih ve 2020/189 Esas - 2021/402 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2019/71741 sayılı ve \"...\" ibareli başvurusunun, davalı Şirketlerin \"...\" ibareli markalarına  dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas koşullarının oluşmadığını, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, müvekkilinin önceki markaları nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 2020-M-5697 sayılı YİDK  kararının iptaline talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili, ... firmasının, ... Tic. Ltd. Şti.'ye lisans hakkı verdiğini, müvekkilleri firmanın ... Grup'a bağlı şirketlerden biri olup 1990 yılından itibaren hazır giyim sektöründe dünya çapında faaliyet gösterdiğini, davacının tescilini talep ettiği sınıfın farklı olmasına ilişkin iddiaya “...” markasının tanınmış olması nedeni ile itibar edilmeyeceğini, “...” markasının uluslararası bir marka olup tanınmışlığının kabul edildiğini, başvurunun “...” markasından farklılaşmasını sağlayacak ciddi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, iki markanın idari ve ekonomik anlamda bir bağlantısının bulunduğunun düşünebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkilinin uluslararası alanda faaliyet gösteren ve hazır giyim, çanta, ayakkabı, parfüm, kozmetik ve aksesuar gibi geniş ürün çeşitliliği barındıran ürün port folyosu ile 1960'lı yılların başından bu yana tüketicilerle buluşan, alanında lider firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin markalarının Türkiye'de tescilli olarak korunması amacıyla 1979 yıllarından başlayarak gerek kendi, gerek lisans hakkı tanıdığı yerli firma olan ... Tic. Ltd. Şti. adına \"...\" markasının 3, 18, 25 ve 35. sınıflarda tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvurularda bulunulduğunu, \"...\" markasının hemen hemen tüm dünyada bireysel olarak da tescilli olduğunu, Türkiye ve dünya çapında tanınmış marka olduğunu, “...” markasının müvekkilleri firmaya ait olduğunu, müvekkillerinin markalarının esas ve kök unsuru ile davacı yan marka başvurusunun ana/esas ibaresinin aynı bulunduğunu, dava konusu markanın tescilli olduğu sınıfın, müvekkillerinin markalarının tanınmış olması nedeni ile herhangi bir öneminin bulunmadığını, “...” markasının tanınmışlığının kabul edildiğini ve T/02556 tescil sayısı ile özel olarak korunan markalar arasında yer aldığını,  savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak, taraf markaların arasında var olan emtia benzerliği ve redde mesnet markların tanınmışlığı ile birlikte taraf markalarını oluşturan “...” ve “... ...” esas unsurlarının, ilgili tüketiciler nezdinde yarattıkları bütünsel algıları itibariyle taraf markalarının aynı işletmeye ait markalar oldukları yanılgısı doğurabileceği, daha evvel davalı markalarından yararlanmış tüketicinin, dava konusu marka ile karşı karşıya kaldığında, zihninde önceki markadaki deneyimlerinden kalan bir izlenimin ortaya çıkacağı, bu durumun işaretler arasında iktisadi– idari bir bağlantının var olup olmadığının sorgulanması sonucunu beraberinde getireceği, işaretlerin arasındaki benzerlik ve emtialar bazındaki ilişkinin tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali sonucunu doğurabileceği, bu durumun da işaretler arasında imaj transferine yol açabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, somut olayda ise bahsi geçen ihtimallere dair koşulların tamamının oluştuğu, davacı yanın, müktesep hak iddiasına dayanak olarak değerlendirilmesi mümkün tek markası olan 97/003564 sayılı markası ile dava konusu markanın genel mizan paylarında oluşan farklılığın ve markalardaki ek unsurların varlığının, diğer tüm şartlara rağmen, müktesep hakkın önüne geçeceği, davacının işbu başvuru açısından müktesep haktan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru yönünden müktesep haklarının bulunduğunu, tanınmış markaya dayalı olarak müvekkilinin salt faaliyet alanı olan 14 ve 26 sınıf mallar yönünden kazanılmış hakkını ortadan kaldırmayacağını, bu hususta ATAD kararlarının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \" ...\" ibareli başvuru ile \"...\" asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsuru olan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibare ve şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, uyuşmazlık konusu 14 ve 26 sınıf malların redde mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer bulunduğu, ayrıca redde mesnet markaların giyim ve tekstil sektöründe tanınmış olduğu, bu duruma göre  somut olayda SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğu, diğer taraftan davacı yararına müktesep hak koşullarının da bulunmadığı, zira davacının 97/003564 sayılı markası dışındaki diğer markalarının tescil tarihinden başvuru tarihine kadar 5 yıllık süre geçmediği,  97/003564 sayılı markası ile de dava konusu başvurunun asli unsurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0‬-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2024   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ffb0c8b64f170d1","SID":"776021482c98a48e"}}