{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/397 <br>KARAR NO: 2024/1692<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI: 2019/173 E. - 2021/971 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin evine 11.08.2018 tarihinde hırsız girdiğini ve müvekkilinin çek defteri de dahil bir çok eşyası çalındığını, söz konusu olayın akabinde müvekkili tarafından Kırklareli Cumhuriyet Savcılığına gerekli şikayet yapıldığını  Kırklareli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2018/962 Esas sayılı dosyasından kamu davası ikame edildiğini, yapılan yargılama esnasında tespit edilen sanığın suçunu açıkça kabul ettiğini, ancak müvekkilin çalınan çek karnesi sanık yada 3. kişilerce kullanıldığını ve piyasaya sürülerek müvekkilinin borçlandınldığmı, müvekkilin rızası dışında elinden çalman çek defteri nedeniyle müvekkile ait olmayan imza ile müvekkilinin borçlandırıldığını ve mağdur edildiğini, müvekkilinin böyle bir borç doğuracak ticari ilişkisinin de mevcut olmadığını, bu sebeplerden dolayı davalı tarafın kötü niyetle girişmiş olduğu icra takibi nedeniyle %20? den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından keşide edilen ... numaralı, 03.12.2018 tarihli, 250.000 TL bedelli çeki hukuka uygun ciro zinciri ile devralan müvekkilinin yetkili hamil sıfatına haiz olduğunu, söz konusu çekin bankaya ibraz edildiğinde her ne kadar imza uyumsuzluğuna ilişkin şerh düşülmüşse de banka personelinin yapmış olduğu imzanın uyuşmadığı yönündeki tespitin mahkemeler önünde delil niteliği bulunmadığını, takip konusu senedin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığını ve alacaklı müvekkilinin kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip olduğunu, bunların kanun ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusuna davanın menfi tespit davası niteliğinde olması ve zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle katılım sağlanamadığını, davacı tarafından inkar edilen imzanın davacıya ait olup olmadığı ve çek üzerindeki yazı ve imzanın davacının el ürünü olup olmadığının incelenebilmesi için öncelikle davacı asilin tarafların hazır bulunduğu duruşmada mahkeme huzurunda imza ve el yazısı örneklerinin alınmasını, bu sebeplerden dolayı davanın reddini, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Yapılan yargılama toplanan deliller alınan ATK raporu ve taraf beyanları bir arada değerlendirildiğinde dava ve takibe konu çekteki davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı sabittir. Her ne kadar davalı banka vekili duruşma dışında usule aykırı olarak davacının imza örneklerinin alındığını, davacının imza örnekleri alınırken taraflarının haberdar edilmediğini bu nedenle alınan imza örneklerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüşse de davacının imza örneklerinin mahkememizce davacının kimlik kontrolünün yapılarak mahkememiz huzurunda alındığı nazara alınarak bu hususta yeniden imza örneklerinin alınmasına gerek görülmediği, davacının imzası kendisine ait olmayan çek nedeniyle İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ve davaya konu ... A.Ş, Esenyurt Çarşı Şubesine ait keşidecisi ..., lehtarı ... San. Tic. Ltd. Şti, 03/12/2018 keşide tarihli, ... nolu, 250.000,00 TL bedelli çek nedeniyle borçtan sorumlu tutulması mümkün görülmeyerek davanın kabulüne karar evrmek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş olsa da İİK 'nın 72/5 maddesinde davacı hakkında başlatılan takip haksız olsa da davalı banka çeki bizzat davacıdan almamış olup, çekte hamil olması nedeniyle çekteki imzanın davacıya ait olduğunu bilmesi mümkün olmadığından kötüniyetli sayılamacağı için davacının kötüniyet tazminat talebinin reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile; \"Davanın KABULÜNE, 1-Davacı ...'in İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ve davaya konu ... A.Ş, Esenyurt Çarşı Şubesine ait keşidecisi ..., lehtarı ... San. Tic. Ltd. Şti, 03/12/2018 keşide tarihli, ... nolu, 250.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ... tarafından keşide edilen ... numaralı, 03.12.2018 tarihli, 250.000 TL bedelli çekten doğan alacağının tahsili için 20.02.2019 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile keşideci ... ve ciro eden ... Limited Şirketi aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından inkar edilen imzanın davacıya ait olup olmadığının ve çek üzerindeki yazı ve imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının incelenebilmesi için öncelikle davacı asilin tarafların hazır bulunduğu duruşmada mahkeme huzurunda imza ve el yazısı örneklerinin alınmasının gerekli olduğunu, dosyada davacının ve tarafların hazır bulunduğu duruşmada imza ve yazı örnekleri alınmadığını, bunun dışında mahkeme kaleminde alınan imza örneklerinin incelemeye konu edilemeyeceğini, sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca yerleşik Yargıtay uygulamasına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, bu sebeple imza incelemesine esas alınan borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerektiğini, dosyaya celp edilen Adli Tıp Raporunda davacının duruşma dışında usule aykırı alınan imza örnekleri esas alındığını, ayrıca imza örneklerine ilişkin evrak asıllarının kullanılmadığını, keza raporda imzanın hangi nedenle ilgisiz bulunduğunun da açıklanmadığını, usule aykırı imza örneklerine dayanılarak ve gerekçesiz olarak imzalar arasında ilgi ve irtibat olmadığı şeklindeki değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, usule ilişkin  cevap dilekçelerinde de açıkça talep edilen usul kuralları uygulanmadan ve usul ve yasaya aykırı Adli Tıp Kurumu Raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmeden usule aykırı rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, gerekçeli kararda her ne kadar kimlik kontrolünün yapılarak mahkeme huzurunda imza örneklerinin alındığı belirtilmişse de  tarafların hazır bulunduğu duruşmada imza örneklerinin alınmadığının duruşma zaptlarıyla sabit olduğunu, hukuka aykırı kararın kaldırılarak, usule uygun inceleme ile haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı icra takibine konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. ATK' na ait raporda, ...'ın \"...\" çek nolu 03/12/2018 keşide tarihli 250.000 TL bedelli çekteki  davacıya atfen atılan keşideci imzasının tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemesinde; inceleme konusu çekte keşideci imzası ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir. Davalı istinafında, davacı asilin, tarafların hazır bulunduğu duruşmada, mahkeme huzurunda imza ve el yazısı örneklerinin alınmasının gerekli olduğunu, dosyada davacının ve tarafların hazır bulunduğu duruşmada imza ve yazı örneklerinin alınmadığını, bunun dışında mahkeme kaleminde alınan imza örneklerinin incelemeye konu edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, davacı asilin imzasının hakim huzurunda alındığı ve tutanağın hakim tarafından imzalandığı gözetildiğinde bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. ATK raporunda incelemenin yargıtay içtihatlarına uygun olarak yapıldığı takip konusu çekteki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş olmakla davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2019/173 E. 2021/971 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.579,30 -TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.894,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.684,48‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3bba19d4d0534593","SID":"9eb346252854a6cf"}}