{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1992 <br>KARAR NO: 2024/1433<br>KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/10/2018<br>NUMARASI: 2017/143 Esas -  2018/1023 Karar<br>DAVA: Ticari Nitelikteki Banka Garanti SözleşmesindenKaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...’in müvekkili bankaya kredi talebi ile müracaatı üzerine; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini ve işbu sözleşmeler gereği müvekkili banka tarafından krediler kullandırıldığı ve çek yaprakları verildiğini, davalı ...'ın da akdedilen sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu borcun ödenmemesinden sorumlu olduğunu, yapılan tüm uyarmalara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlulara Kahramanmaraş ...Noterliği’nin 26.08.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, davalının kendisine tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesine rağmen kredi borcunu ödememesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini,  davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçluya karşı yapılan takibe karşı, davalının itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalının %20’ den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı takdirine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin dava dışı ... isimli şahsa 10 seneden fazla bir zaman önceki kredi veriliş sözleşmesinde kefil olduğunu ancak bu sözleşme ile anılan kredinin ödendiğini ve müvekkili açısından müteselsil sorumluluğun sona erdiğini, daha sonra banka ile 3.şahıs arasında yapılan kredi sözleşmelerinden haberdar olmadığını, dava dilekçesinde bahsedildiği gibi bankadan kredi çekmediği ve çek karnesi almadığını, aksi değerlendirildiğinde, anapara yasal dayanaktan yoksun istenildiği gibi uygulanan ve talep edilen faizler dahi usulsüz ve fahiş olduğunu,  iyi niyetli olan müvekkilinin borçlu olmadığını bildiği için haksız icra takibine ve iş bu davaya itiraz ettiğini, borçtan kurtulmak veya borcun tahsilini imkansız hale getirmek gibi bir niyeti bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporu mahkememizce yeterli görülüp itibar edilmiştir.Davalı kefilin Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinde imzasının bulunmadığı,  öte yandan Genel Kredi Sözleşmesinde imzasının bulunmasına karşın KEFİL yönünden Çek Sorumluluk bedeli kredisi ile ilgili depo edilebileceğine dair herhangi bir maddeye rastlanılmadığı, dolayısıyla davacı bankanın davalı kefil yönünden 4.250,00 TL depo talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla; Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin, tahsilde tekerrür olmamak üzere; ... Kredi'den kaynaklı 31.831,73 TL asıl alacak, 14.040,30 TL işlemiş faiz, 702,02 TL gider vergisi olmak üzere toplam 46.574,05 TL alacak, İhtiyaç Kredisinden kaynaklı; 11.103,31 TL asıl alacak, 4.918,33 TL işlemiş faiz, 245,91 TL gider vergisi olmak üzere toplam 16.267,55 TL alacak, Tüzel KMH'den kaynaklı 10.035,69 TL asıl alacak, 4.668,43 TL işlemiş faiz, 233,42 TL gider vergisi olmak üzere toplam 14.937,54 TL alacak, Nakte dönüşen çek yaprağından kaynaklı; 11.070,00 TL asıl alacak, 577,94 TL işlemiş faiz, 28,89 TL gider vergisi olmak üzere toplam 11.676,83 TL alacak, 824,72 TL ihtarname masrafı olmak üzere TOPLAM 90.280,69 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının gayrinakdi riskten dolayı sorumluluğu olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesi ile kredinin Banka tarafından bastırılarak verilen çek defteri ile de kullanılabileceğinin açıkça düzenlendiğini, davalı kefil de işbu sözleşmeyi imzalayarak bu hususu kendi rızası ile açıkça kabul etmiş ve gayrinakdi risk bedelinden sorumlu hale geldiğini, kaldı ki, talep edilen gayrinakdi risk bedeli işbu Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanmakta olup, kefilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olması sebebiyle bu talep bakımından da sorumlu olduğu son derece sabit olup. Bu sebeple; davalı tarafın \"gayrinakdi çek riskinden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı\" yönündeki iddialarının ve bilirkişinin hatalı değerlendirmelerinin hiçbir dayanağı bulunmadığını, davalının 13.05.2008 tarihinden sonra; dava dışı ...’in davacı banka nezdindeki tüm borçlarından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olması sebebiyle bankanın gayrinakdi alacağının depo edilmesinden dolayı da sorumluluğu olduğunu, bilindiği üzere kat ihtarnamesi 2004 sayılı icra iflas kanunu’nun 68/b maddesinde belirtilen belgelerden sayılmakta olup bu sebeple, ihtarname içeriği (alacak, faiz oranı, gayrinakdi risk vb.) kesinleşmiş ve borçlu temerrüde düştüğünü, süresi içinde itiraz edilmeyen hesap kat ihtarnamelerinin tüm içeriği (asıl alacak, faiz oranı, gayrinakdi risk vb.) ile kesinleşmiş sayıldığı hususunun sabit olup Mahkemeye ibraz edilen bilirkişi ek raporu ile; İhtiyaç kredisi yönünden 19,09 TL asıl alacağımız, nakde dönen çek yaprağı yönünden 620,23 TL işlemiş faiz ve 31,02 TL BSMV alacağımız eksik olarak tespit edildiğini ancak, söz konusu eksikliğin sebebi bilirkişi raporlarından anlaşılamadığını. kaldı ki yerel Mahkemenin de bu hususla ilgili olarak gerekçeli kararında hiçbir açıklama yapmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını ve davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı bankanın Malkara şubesinin, müşterisi ... adına düzenlenen genel kredi sözleşmesine o davalının verilen kredi miktarınca kefil olmuş, ... tarafından bu miktar kredi borcu geri ödenmiş ve davalının da kefil olduğunu bildiği miktar borç ödendiğinden, kefilliği sona ermiş olduğunu bilmekle birlikte, aradan geçen kısa sayılmayacak bir zaman diliminden sonra suiniyetli davranan banka davalının bilgisi haricinde ... isimli şahıs ile yeni bir takım kredi ilişkilerine girerek ödenmeyen bu kredi alacaklarını ilk sözleşme ile ilişkendirerek davalı aleyhine yasal takip işlemlerine girişildiğini, sözleşmenin yapıldığı yer ... Bank şubesi olduğu gibi ifa yeri de aynı yer banka şubesi ve aynı zamanda davalının ikametgahıi dahi malkara da olması nedeniyle taraflar arasında doğacak ihtilafın yetkili malkara icra dairesi ve mahkemeleri olması gerektiğini, davalının dava dışı ... isimli şahsın kredi işlemlerine ilişkin sözleşme tarihi, Uyap üzerinden dosyadan aldığımız fotokopi suretinde de görüldüğü gibi 13.05.2003 olarak görülmekle birlikte ... ile bankacılık hizmet sözleşmesi 08.12.2014 tarihinde yapıldığını, durumlarda dahi yapılan işlem tarihleri değerlendirildiğinde yasal zaman aşımı sürelerinin dolduğunu, davalının dava dışı ...'e birlikte imzaladıkları kredi veriliş sözleşmesinin imzalandığı tarihte alınan kredi miktarınca kefil olduğunu ancak bu sözleşme ile alınan kredinin ödendiğini ve davalı açısından müteselsil sorumluluğun sona erdiğini, banka ile 3. şahıs arasında yapılan kredi sözleşmelerinden haberdar olmadığını, banka tarafından ilk kredi sözleşmesinde davalının bilmediği ve kabul edemeyeceği bir takım hükümlere dayanarak kredi vermeye devam edilmişse bu uygulamanın dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığından sonucundan da davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini, bahsi geçen bankadan kredi ve çek karnesi almadığını, Kahramanmaraş ... Noterliğinden davalının aleyhine keşide edilen 26/08/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameye Malkara Noterliğnden davalının keşide etmiş olduğu 29/09/2015 gün ve 09999 yev. numara ile borçlu olmadığı konusunda itiraz edildiğini, İİK 67/2 maddesi gereği tazminata mahkum edilmemesi gerektiğini, eski beyanlarını da tekrarlar, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı kefilin borçtan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı banka ile dava dışı ... arasında 13/05/2008 tarihinde 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı bu sözleşmeye aynı tarihte 150.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olmuştur.Davacı banka tarafından kredi borçlusu ve davalı muhatabına çekilen Kahramanmaraş ... Noterliğinin 26/08/2015 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, kredi borçlusu ve davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"sözleşme, ihtarname ve hesap özeti\" sebebine dayalı olarak toplam 91.815,19 TL nakdi alacağın tahsili, 4.250,00 TL çek risk bedelinin depo edilmesi istemiyle 29/02/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça diğer savunmaların yanı sıra yetki ve zamanaşımı itirazında bulunulmuştur.Davalının kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 45. Maddesinde İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, davalının yetki itirazı yerinde değildir. Kefaletten kaynaklanan alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup 13/05/2008 tarihinli genel kredi sözleşmesine istinaden 29/02/2016 tarihinde icra takibine geçildiği nazara alındığında takibe konu alacak zamanaşımına uğramadığı gibi TBK'nın 598/2-3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre de geçmemiştir. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredinin ödenmiş olması bu sözleşme kapsamında başka kredi kullanılmasına engel değildir. Bu halde dahi genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan kefil aynı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediden sorumludur. Bunun yanı sıra davalı genel işlem koşullarına dayanmış ise de, genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığında ilk defa bu kanun ile kabul edilen TBK'nın 20vd maddelerinin somut olayda uygulama yeri yoktur. Davalı tarafça uygulanan faizlerin usulsüz ve fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de buna ilişkin herhangi  bir somut iddia ileri sürülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre faiz oranları tespit edilmiş olup, davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu nakdi kredi alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmuş bulunmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun12.03.2020 Tarih, 2017/11-36 Esas ve 2020/290 Karar sayılı ilamında; kefil olunan gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağına, bu durumda davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunun bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiğine karar vermiştir.Davaya konu genel kredi sözleşmesinde, bankanın çek sorumluluk riskinden oluşan gayri nakdi kredinin depo edilmesinden asıl kredi borçlusunun yanı sıra davalı müteselsil kefilin de sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle çek sorumluluk riski tutarlarının depo edilmesinin davalı kefilden talep edilmesi mümkün değildir. Davacı tarafça ihtiyaç kredisi alacağının 19,09 TL eksik hesaplandığı ileri sürülmüş ise de hesap kat ihtarnamesinde gösterilen ihtiyaç kredilerinin toplamı 11.103,31 TL olup, buna göre bir eksiklik söz konusu değildir. Çek yaprağı yönünden ise 620,23 TL faiz ve 31,02 BSMV alacağının eksik hesaplandığı iddia edilmiş ise de, bilirkişi tarafından esas alınan temerrüt ve faiz oranları dosya içeriğine uygun olup, davacının takibinde esas aldığı faiz başlangıç tarihi belli olmadığından davacının soyut nitelikteki bu itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince nakdi kredi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.542 TL harcın, alınması gerekli olan 6.167,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.625,07 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"412d9dc4a72d1547","SID":"89f7625e7edc172d"}}