{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1997 <br>KARAR NO: 2024/1450<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/06/2021<br>NUMARASI: 2020/133 Esas -  2021/523 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Yatırım Ortaklığı - ... A.Ş. Ortak Girişimi  tarafından sigorta ettirilen \"... Mah. Ada ... Parsel, ... Kartal İstanbul” adresindeki ... projesinin gerçekleştirildiği şantiye alanı ve inşaat projesi müvekkil ... Sigorta A.Ş.’ye ... İnşaat All Risk (Tüm Riskler) Sigorta Poliçesi ile inşaat süresi boyunca sigortalandığını, davalı şirket tarafından güvenlik ve gözetimi sağlanan sigortalı işyerinde 06.04.2019 tarihinde projeye ait B blokta bulunan 111 daireye döşenmiş olan kollektörlerin zemin kattan içeriye giren  kimliği belirsiz şahıslarca bağlantı noktalarından kesilmek suretiyle çalınması sonucu zarar meydana geldiğini, dava konusu olaydan dolayı, davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı herhangi bir haklı sebep göstermeksizin itiraz etmiş olması davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini,  haksız itirazın iptalini, takibin asıl alacak ve ferileri üzerinden devamını, % 20 'dan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada, davacı tarafın alacak iddiası ''... Mah. Ada ... Parsel, ... Kartal/İSTANBUL'' adresindeki ... Towers Projesinde 06/04/2019 tarihinde meydana geldiği iddia edilen, hırsızlık olayındaki zararlara ilişkin olduğunu, söz konusu olay ile ilgili tahkikat devam ettiğini,söz konusu rapora  itiraz ettiklerini,işbu haksız, hukuksuz, mesnetsiz, dayanaksız davanın tümden reddini, yargılama giderleri, harçlar, masraflar ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Mahkememizce hırsızlık olayının meydana gelişi ve çalınan malların değeri ile ilgili bir sigorta uzmanı, bir güvenlik uzmanı ve bir hasar uzmanı(makine mühendisi) bilirkişilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden 21/04/2021 tarihli bilirkişi heyet raporu aldırılmış olup, raporda özetle davalı ile dava dışı sigortalının hırsızlık olayının meydana gelmesinde eşit kusurlu bulundukları kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda alınan teknik bilirkişi heyeti raporu ve toplanan tüm deliller muvacehesinde;  06/04/2019 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayında dava dışı sigortalıya ait inşaat alanında 111 daireye döşenmiş olan kollektörlerin çalındığı, bu olay nedeniyle davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya  04/07/2019 tarihinde 132.528,38 TL sigorta hasar ödemesi yaptığı, imzalanan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi nedeni ile davalı güvenlik şirketinin bu hırsızlık olayında söz konusu sahanın güvenliğinden sorumlu bulunduğu, inşaat yapılırken güvenlik kulübelerinin birbirlerinden yaklaşık 150 metre mesafede ve çapraz şekilde olduğu, hırsızların inşaat sahasına giriş yaptığı yerin her iki güvenlik kulübesinin görüş açısı dışında olduğu, olay tarihinde bu yerleri gören kurulmuş bir güvenlik kamerasının mevcut olmadığı anlaşılmıştır.  Böylece, inşaat sahasında 2 köşede yer alan güvenlik kulübelerinde bulunan 2 güvenlik görevlisinin özellikle inşaat sahasının büyüklüğü de nazara alındığında pozisyon ve sayı itibarıyla güvenliğin sağlanmasında son derece yetersiz olduğu, güvenlik kamerası sayısının da yetersiz olduğu, davalı tarafın inşaat sahibi sigortalı şirkete güvenlik açığı bulunduğu ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiği ile ilgili bir bilgi verildiğine ilişkin bir delil sunamadıkları, çalınan toplam 111 adet dairedeki toplam 122 kollektörün monte edildikleri yerden sökülerek/kesilerek alınmasının uzun bir zaman alınacağının ve bunun bir ekip çalışması gerektirdiğinin açık olduğu, dolayısıyla söz konusu monte edilmiş kollektörler konusunda bilgi verilmiş olsun ya da olmasın, hırsızların rahatlıkla 111 adet dairedeki kollektörleri söküp götürebilmelerinde davalı güvenlik şirketinin kusurlu bulunduğu, inşaat sahibi olan dava dışı sigortalının da daha fazla güvenlik kamerası kullanma, güvenlik eksiklikleri konusunda davalı güvenlik şirketinden rapor alma, monte edilen kollektörler konusunda davalı güvenlik şirketine bilgi verme gibi yönlerden kusurunun bulunduğu, kusur durumları değerlendirildiğinde eşit kusurlu bulunduklarının kabulünün gerektiği, bu konudaki bilirkişi heyet raporuna itibar edilebileceği ve raporun hükme esas alınabileceği, davacı sigorta şirketinin davalının kusuru oranında ona rücu edebileceği, bu nedenle yaptığı ödemeyi 1/2 oranına davalıdan talep edebileceği, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca kusur oranları mahkememizce değerlendirilerek hüküm kurulması nedeni ile alacak (tazminat) miktarının likit bulunmadığı kanaatine varılarak davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazında  davaya konu hırsızlık olayından dolayı davalı güvenlik şirketi ile aynı oranda atfedilen % 50 kusurun haksız ve mesnetsiz olduğu, özel güvenlik şirketinin sorumluluk sahasında gerçekleşen hırsızlık olayından dolayı tam kusurlu olduğundan zararın tamamını tazmin etmesi gerektiği ileri sürülmesine karşın bu itirazlarının karşılanmadan % 50 kusur üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortalı inşaat sahasında daha önce bildirimde bulunulan, inşaat sahasında olduğu aşikar olan ve bu bildirimin sonucunda montajı tamamlanan tam 222 adet kollektörün kesim işlemi sırasında geçirilen sürede riziko mahallinde hırsızlara müdahale edilmemiş olması güvenlik zaafiyetin boyutunu gözler önüne serdiğini, sigortalı firma inşaat alanında faaliyet göstermekte olup inşaat faaliyeti sırasında oluşabilecek güvenlik zaafiyetinin önüne geçebilmek adına davalı güvenlik firması ile sözleşme akdettiğini, dava konusu olayda bu derece güvenlik açığının ortaya çıkması, son tahlilde meydana gelen hırsızlığın yegane sebebi davalı firmanın sahada çalışan güvenlik görevlerinin devriye gezmemesi olup eğer ki eleman sayısı yetersiz ise, riziko mahalli hırsızların kolaylıkla girebileceği bir durumda ise basiretli bir tacir gibi davranarak bu hususu sigortalı firmaya raporlaması, daha fazla güvenlik personelinin bulundurulmadığında hırsızlık vb olayların yaşanabileceği konusunda sigortalıyı uyarması gerektiğini, oysa davalı firma basiretli bir tacir gibi davranmayarak, riziko mahalinde varsa alınabilecek başkaca önlemler konusunda sigortalı firmayı uyarmamış, kendi uzmanlığı olan güvenlik bakımından belli bir güvenlik planı oluşturmamış, sözleşme ile kendisine devredilen güvenlik işini sözleşmeye aykırı şekilde usulüne uygun yerine getirmediğini, bildirimde bulunulmasına rağmen sigortalı tarafından bildirime rağmen alınması gereken önlemlerin alınmaması durumunda sigortalı iş sahibinin sorumluluğundan bahsedilebileceğini, gerekli güvenlik önlemlerinin alınması bakımından sigortalıya bildirimde bulunmayan, bir güvenlik planı oluşturmayan, sözleşme hükümleri uyarınca devriye gezmesi gerekirken bunu da yapmayan ve davalı firmanın güvenlik görevlilerinin tamı tamına 222 adet kollektörün söküm işlemi sırasında dahi hırsızları fark edemeyerek pasif kaldığı nazara alındığında davalının yalnızca %50 oranında kusurlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykı olduğunu, dava konusu hırsızlık olayında davacı şirketin halefi olan sigortalısının olayda kusuru bulunmadığı aşikar olmakla birlikte asla kabul anlamında olmamak kaydı ile dava konusu hırsızlık olayında sigortalı şirkete davalı güvenlik şirketi ile aynı oranda kusur verilmesinin de kabul edilemeyeceğini, sigortalı tarafından kendisinden beklenebilecek tüm önlemlerin alındığı, bu önlemlerin yeterli olup olmadığı bakımından işin uzmanı davalı firmanın sigortalıya herhangi bir bildirimde bulunmadığı, hali hazırda çalınan kollektörlerin montajı yapıldığı için kilit altında muhafaza etme imkanının kalmadığı bu nedenle de açıkta bulunduğundan bahsedilemeyecek inşaat malzemelerinin çalınması bakımından davalının %100 oranında sorumlu tutulması gerekirken bu derece güvenlik zaafiyetinin yaratıldığı inşaat sahasında sigortalıya kusur izafe edilmesi; üstelik davalı ile aynı oranda kusurlu bulunduğuna kanaat getirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti avukatlık asgari ücret tarifesine aykırı şekilde belirlendiğini, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın aleyhe olan kısmının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin söz konusu sahanın değil, sahaya giriş çıkış kapılarındaki güvenlikten sorumlu olduğunu, saha içerisindeki bölümler ve davalı şirkete saha içerisine girişi yaptığı bildirilmeyen hiç bir materyalden ya da inşaat malzemesinden bir sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu sözleşme maddesi gereği davalı Şirketin bilgisi ve kontrolü dışında malzeme giriş çıkışı yapılmaması gerekirken, davalıya yahut personeline getirilen malzemelerle ilgili hiç bir irsaliye ve bilgi verilmediğini, sözleşmeye aykırılık ve ihlal yapıldığını, davalı şirket yahut personelin, sözleşmeye göre irsaliye ve bilgisini almadığı, bu şekilde var olup olmadığını bilmediği ve varlığından haberdar olmadığı, herhangi bir şeyi korumasının mümkün olmadığını, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesinin aslen davalı şirketin sorumluluğu olmayan bir bölgede meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayından doğan zarardan kısmen de olsa sorumlu olduğunu kabul etmesi hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğunu, sözleşme kapsamında da dosya münderecâtında bulunan tüm delil, hizmet sözleşmesi ve beyanlardan açık olduğu üzere sorumluluk ve hizmet alım bölgesi olarak kararlaştırılmamış bölgedeki güvenlik zaafiyetinin neler olduğu konusunda davalı şirketin dava dışı sigortalıyı uyarma, bu hususta rapor verme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, bu hususta dava dışı sigortalı basiretli bir tacir olduğu için söz konusu güvenlik zaafiyetlerini kendisi bilebilecek durumda olduğunu, bu nedenle konu ile ilgili mahkeme gerekçesinin hukuka uygun bir yönü bulunmadığını, mahkemenin aynı gerekçeli kararında ceza soruşturma dosyasının dosyaya celp edildiği, dosyada daimi arama kararı verildiğinin tespit ettiğini. sigorta eksperi tek tarafın istemi üzerine ve davalı şirketin haberi dahi olmadan görevlendirilmiş olup, eksperin ücreti de davacı tarafça karşılandığı için güvenilirliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, eksper, sigorta şirketinin devamlı iş göreni olacağı ve bu nedenle devamlı bir maddi menfaati bulunan kişi olduğu için raporunu yanlı olarak tesis edip etmediğinin denetlenemeyeceğini, denetlense dahi bu husus tam bir güvene kavuşturulamayacağını, sigorta eksperinin raporu davalı şirkete gönderilmemiş olup, davalı şirketin konu ile ilgili itirazda bulunma yahut rapor süreçlerini denetleme imkanına sahip olmadığını,  mahkemece bir bağımsız bilirkişi ile değer tespiti yapılmamış ve itirazlarının göz önünde bulundurulmadığını, sigorta şirketinin görevlendirdiği eksperin raporunun işbu davada delil niteliğinde olmadığına karar verilmesi gerekirken ve konu ile ilgili sayın ilk mahkemenin takdir edeceği bir bilirkişi tarafından konu ile ilgili rapor alınmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının sigorta poliçesi tanzim ederken, zafiyet risk analizi yapmadan poliçe oluşturulduğunu, poliçeyi kendi sigortacılık bilgisi  ve kendi iradesi ile oluşturduğunu, dava dışı sigortalı ticari kâr amacıyla, basiretli bir tacir olarak risk unsurlarını da üstlendiğini, dava dışı sigortalının zararını da söz konusu bilme yükümlülüğü kapsamında da tazmin ettiğini, güvenlik personelinin sözleşme gereği kendisine bildirilmeyen ve varlığından hiç haberi olmadığı, herhangi bir şeyi koruması da zaten mümkün olmayıp sözleşme şartlarının, ihlali konusu, davalı firmanın dışında olup, bu konuda da herhangi bir kusuru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık ve ihlal tamamen karşı tarafın tek taraflı “habersizlik” eylemine dayandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın aleyhe olan kısmının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle sigortalıya yapılan ödemenin rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, zararın meydana gelmesindeki kusur ve sorumluluk noktasındadır. Davacının sigortalısı dava dışı ... Ortaklığı A.Ş. - ... A.Ş. Ortak Girişimi ile davalı arasında 01/03/2019 tarihinde \"... Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Ayrıca dava dışı ... Ortaklığı A.Ş. - ... Yapı A.Ş. Ortak Girişimi tarafından yaptırılan \"... Mah. Ada ... Parsel, ... Kartal İstanbul” adresindeki ... projesine ilişkin olarak davacı ... Sigorta A.Ş. Tarafından bakım devresiyle birlikte 15-04/2015-30/06/2020 tarihleri arasında geçerli İnşaat All Risk (Tüm Riskler) Sigorta Poliçesi ile sigortalanmıştır. İnşaat alanında hırsızlık olduğunun sigorta şirketine bildirilmesi üzerine yaptırılan ekspertiz çalışması sonucunda hasar bedeli 132.528,38 TL 04/07/2019 tarihinde sigortalıya ödenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"hırsızlık sonucu ödenen hasar tutarının güvenlik firmasından rücuen tahsili\" sebebine dayalı olarak 132.528,38 TL asıl alacağın 5.735,03 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 23/09/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasındaki güvenlik hizmeti sözleşmesi uyarınca davalı, 7 gün 24 saat esasına göre biri değiştirici personel olmak üzere 7 güvenlik görevlisi ile işyerinde bulunan her türlü emtia, araç ve ekipmanların güvenliğini sağlamayı üstlenmiştir. Ayrıca ana giriş noktasında 3 vardiya halinde 3 güvenlik görevlisi, malzeme giriş noktasında 3 vardiya halinde 3 güvenlik görevlisi ile bu hizmetin verileceği kararlaştırılmıştır. Bunun yanı sıra proje müdürünün belirlediği noktalara CCTV güvenlik kamerası konulması ve şantiye sahası etrafına CCTV kamera haricinde caydırıcı nitelikte işlevsiz kameralar konulmasının proje müdürünün kontrolünde yüklenicinin taahhüdünde olduğu ifade edilmiştir.Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğünce 06/04/2019 tarihinde düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanağında 222 adet kolektörün kesici alet kullanılarak yerinden alınmış olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda, ayrıntılı değerlendirme yapılarak zararın meydana gelmesinde tarafların eşit kusurlu olduklar belirtilmiştir. Davalı taraf sözleşme ile işyerinde bulunan her türlü emtia, araç ve ekipmanların güvenliğini sağlamayı üstlenmiş olmasına rağmen bunun gereğini yerine getirememiştir. Davalı tarafça sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca hırsızlığa konu emtianın şantiye girişinde kendilerine bildirilmediği iddia edilmiş ise de, sözleşmede yüklenicin bilgisi ve kontrolü dışında malzeme giriş çıkışı yapılması halinde yüklenicinin derhal işverene yazılı müracaat edeceği düzenlenmiş olup, davalının kendi personelinin kontrol ettiği malzeme kapısından geçen malzemeler hakkında işverene müracaat edilmemesi davalının sorumluluğunu kaldırmayacaktır. Bunun yanı sıra sözleşmesinin hazırlanması aşamasında, giriş çıkışlar harici kalan bölümlerde güvenlik zafiyeti olacağı dava dışı sigortalıya bildirildiği ve şantiyenin kör noktalarında güvenlik kamerası bulunmaması nedenleri ile oluşacak güvenlik zafiyetleriyle ilgili yapılan tetkik analizler neticesi gerekli uyarıların yapıldığı savunulmuş ise de buna ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır. Davacının sigortalısı ise sözleşme gereğince denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek tarafların %50 oranında kusurlu olduklarının kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/3. Maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden davalı yararına davacı için belirlenen vekalet ücretini aşar şekilde vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;  ilk derece mahkemesi kararı davanın kabulüne ve reddine karar verilen kısımlara ilişkin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin bu kısımlara ilişkin istinaf başvurularının reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince davalı yararına davacı için belirlenen vekalet ücretini aşar şekilde vekalet ücreti takdir edilerek karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 66.264,19 TL asıl alacak ve 2.867,51 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE 66.264,19 TL asıl alacağa takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, Alacak likit olmadığından davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.526,50-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.669,88-TL peşin mahsubu ile eksik kalan 2.856,62-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 54,40.-TL başvurma harcı ve 1.669,88-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 2.308,50-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.106,23TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.414,34TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.414,34TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 7- 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 660,00 TL'lik kısmının davacı taraftan 660,00 TL'lik kısmının davalı tarafından alınarak hazineye gelir  kaydına, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından istinaf karar harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 103,10 TL olmak üzere toplam 265,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.131,62 TL harcın, alınması gerekli olan 4.526,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.394,88 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa2471870729ecee","SID":"e9d46f986e2cd3fb"}}