{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1362 - Karar No:2024/835<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1362 <br>KARAR NO\t: 2024/835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/207 E-2022/90 K<br><br>DAVACI\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/10/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı borçlu şirket yetkilisi ile müvekkili ...'nun, müvekkilinin ... isimli firması bünyesindeki 3 kepçe ve 2 ... çalışması karşılığında ücret ödeme konusunda anlaştıklarını, yapılan bu sözlü sözleşmeye istinaden müvekkilinin anlaşma gereği kepçe ve ... çalıştırma şeklindeki edimini yerine getirdiğini ancak davalı-borçlu ... Ltd. Şti.'nce ödenmesi gereken ücretin ödenmediğini, müvekkilinin alacağını davalı-borçlu şirketten tahsil etmeye çalışsa da, bu çabasının sonuçsuz kaldığını, davalı-borçlunun borcunun olmadığına dair beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira tarafların ticari defterleri ile ekte sunulu faturalar incelendiğinde, davalı-borçlunun, müvekkilinin yapmış olduğu işe karşılık bir borcu bulunmakla, bunu ödediğine dair hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, faturaların alındığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmemesi halinde faturanın içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, takibe konu faturalar ve e-faturaların da karşı tarafa gönderildiği ve karşı tarafın itiraz etmeyerek fatura içeriklerini kabul ettiğini, faturaya itiraz etmeyen karşı tarafın işin yapılmadığına ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu, müvekkilinin ... isimli firması bünyesindeki 3 kepçe ve 2 ... çalışmasının şantiyede gerçekleştiğini, davalının Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10543 E. sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, takip talebindeki gibi borçlu aleyhine alacağın icraya konulması tarihinden itibaren faiz işletilmesine, haksız ve kötü niyetli borçlu hakkında alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının iddia etmiş olduğu üzere eğer bir iş yapmışsa dahi müvekkili şirketin işini değil, TOKİ işini yapan ... İnşaat Ltd. Şti.'nin işini yaptığını, müvekkili şirketin PVC üretim ve ticaretini yapmakta olup, davacı şirket ile hiçbir ticari ilişki içerisine girmediğini, davacı firma ile harfiyat işi hususunda hiçbir anlaşması olmadığını, zira müvekkilinin harfiyat gerektirecek bir işininde söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında, davacının iddia etmiş olduğu gibi sözleşme ilişkisi bulunmadığını, somut olayda yapılmış bir kilitli taş ve çevre düzenlemesi işi varsa dahi işin asıl sahibinin müvekkili olmadığını, davacının dava dilekçesinde de belirtmiş olduğu gibi ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğunu, İşin asıl sahibi olan ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile müvekkili arasında davaya konu kepçe ve ... Çalıştırma işi ile ilgili herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirketin bu hususta alt yüklenici olması gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, zira müvekkilinin, pvc imalatı yaptığı, müvekkilinin, asıl iş sahibi ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile Ankara ili, Mamak ilçesi TOKİ inşaatında başka bir iş için sözleşme yapmış olsa da davaya konu iş ile ilgili herhangi bir sözleşme ilişkileri bulunmadığını, faiz başlangıcının neye göre belirlendiğinin açık olmadığını, davacı tarafından her ne kadar davaya konu faturanın müvekkilinin ticari defterine işlendiği iddia edilmiş ise de söz konusu faturalarda müvekkili şirket yetkilisine ait imza mevcut olmadığından faturanın ispat açısından güvenilir olmadığı, dolayısıyla müvekkiline ait olmayan bir işe ait faturaların, zuhulen müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olsa dahi müvekkilinin borçlu olduğu anlamına gelmeyeceğini ve işin yapıldığına da karine teşkil etmeyeceğini, zira asıl iş sahibinin müvekkili olmadığından fatura dolayısıyla işin yapıldığı karinesi oluşsa bile ispat yükünün müvekkilinde olmadığını, davaya konu faturalar, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer alsa dahi, iş bu faturalara konu işlerin, müvekkilince yapılmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin beyanına göre davaya konu faturaların, müvekkili şirket kayıtlarında mevcut olmadığı, davacının, ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yerine müvekkiline fatura tanzim ettiği ve bu faturaların da zuhulen müvekkil kayıtlarına işlenmiş ise de, yapılan (yapıldığı iddia edilen) işin müvekkilinin işi olmadığından, müvekkilinin borç sorumluluğunun olmadığını, faturalara konu edilen işin yapılıp yapılmadığının da belli olmadığını savunarak,  davanın esastan reddine, davacının kötü niyetli olmasından dolayı %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece, davacı tarafın defterlerini incelemeye sunduğu, fatura ve ödemelerin defterlerinde kayıtlı olduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı ve buna göre davasını miktar itibari ile ispat ettiği, davacının ispatının aksine de bir delilin davalı tarafından ileri sürülmediği ve aksine bir ispat bulunmadığı, buna göre, davanın asıl alacak yönünden kabulüne ancak işlemiş faiz yönünden, dava konusu edilen alacağa temerrüt faizi işletilebilmesi için alacağın  kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da kesin vade bulunmaması halinde 6098 sayılı TBK'nun 117. maddesi gereğince alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerektiği, bu durumda davacı tarafça davalıya ihtar gönderilip temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada delil bulunmadığı ve salt fatura tarihinin kesin vade oluşturmadığından, bu kısım yönünden davanın reddine, asıl alacak yönünden de, davalı itirazında haksız olup, alacak likit olmakla davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği belirtilerek,  davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10543 sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 36.218,30 TL asıl alacak olmak üzere devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen avans faizi oranlarında faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında olan 7.242,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. \t<br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; davacı tarafça açılan itirazın iptali davasında; davacı ile müvekkili şirket arasında kepçe ve ... işi için sözlü anlaşma yapıldığını, davacı tarafça edimin ifa edildiği ancak müvekkili şirketin borcu ödemediği hususunun iddia edildiğini, davacı tarafça açılan dava kapsamında delil olarak fatura, sözleşme ve ticari defter ve kayıtlarının belirtildiğini ancak sadece fatura ve ticari defterlerin sunulduğunu, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, mahkemece bu hususun değerlendirilerek görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ticaret sicil müdürlüğüne kayıtlı adresinin Kayseri olup, açılacak davada yetkili mahkemenin Kayseri Mahkemeleri olduğunu davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, yine davanın Asliye Ticaret mahkemesinde açıldığını ancak davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının 6102 Sayılı TTK'nun 12.maddesi kapsamında kalan tacir olmadığını ve davacının iddia ettiği üzere hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların mutlak ticari dava sayılmadığından, açılan bu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, dosya kapsamında sadece davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenerek, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, gerekçeli kararda müvekkiline ait ticari defterlerin \"açık tutulmadığı\" hususun belirtildiğini, ticari defterlerin bulunduğu adresin gerek cevap dilekçesiyle, gerekse delil dilekçesiyle mahkemeye bildirildiğini, ticari defterlerin başka şehirde olması nedeniyle mahkemece talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, inceleme yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece davacı tarafın ticari defter kayıtlarına dayanarak hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, davacının davayı ispat adına sadece fatura sunduğunu, yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere sadece fatura ile alacağın ispatlanamayacağını (Yargıtay 3.HD'nin 29.11.2021 tarih ve 2021/7253 Esas- 2021/12178 Karar), faturanın tek başına alacağın varlığının delili olamayacağını,  davacı tarafla iş ilişkisi olan taraf dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti olup, müvekkilinin PVC işi yaptığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere kepçe ve ... işi ile bir ilgisinin olmadığını, kaldı ki yapılan iş (eğer yapıldıysa) müvekkili şirketin beyanına göre, dava dışı ... İnş.Ltd.Şti. adına yapılmış ve yine onlar adına teslim edildiğini, müvekkili şirketin taraf sıfatı dahi olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin de mevcut olmadığını, herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak müvekkili şirkete husumet yönelttiğini, müvekkilinin, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususlarda davacı şirkete borcu olmadığını, borcun varlığının ve hatta faturaya dayanak gösterilen alacak-borç ilişkisinde, faturaya konu işin yapılıp borcun muaccel olduğu hususunu davacı tarafın ispatlanması gerektiğini, mahkemece sadece davacıya ait ticari kayıtlar incelenerek hüküm kurulduğunu, her ne kadar müvekkili ile ilgisinin olmadığı açık olsa da, faturaya konu işlerin yapılıp yapılmadığının dahi belli olmadığını, dolayısıyla bu haliyle müvekkili aleyhine karar verilmesinin mümkün olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 vd. maddelerde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.<br>\tTicari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından  ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.  Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.<br>\tMahkemece 08/06/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında, taraflara ticari defterlerini ibraz etmeleri veya inceleme yapılacak adresleri bildirmeleri için kesin süre verildiği, davalı vekilinin süresi içerisinde verdiği 11/06/2021 havale tarihli dilekçeyle müvekkili şirkete ait ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirdiği ve incelenmesi için bulunduğu yer mahkemesine  talimat yazılması halinde mahkemeye ibraz edileceği hususunu bildirdiği gibi cevap dilekçesinde de davalıya ait ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirmiş olduğu ve mahkemece 26/10/2021 tarihli duruşmada, uyuşmazlık konusunda belirtilen hususlarda resen seçilecek bir nitelikli hesap uzmanı, bir mali müşavir bilirkişi marifetiyle dosya üzerinde inceleme yapılmasına ve bilirkişilere  HMK'nın 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmesi üzerine dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince hazırlanan 30/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda \"Davalı şirketçe dava dosyasına bildirilen mali müşavir (...) ile irtibat kurulmuş, davalı ... İnş. Müh. Dan. Tic. Ltd. Şti.'nin; 2020 yılı Yevmiye defterinin açılış ve kapanış noter tasdiklerine, 2020 yılı Kebir defterinin açılış noter tasdikine, (Defterler elektronik ortamda tutuluyor ise yevmiye ve kebir defterlerin 2020 yılı Ocak ve Aralık ayları GİB onaylı e defter beratlarına), Davacı ...”nun 2020 yılı muavin defter kayıtlarına, ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş ve söz konusu belgelerin Bilirkişiliğimizin e posta adresine gönderilmesi talep edilmiştir. Davalı şirketin mali müşaviri birkaç kez uyarılmış olmasına rağmen, rapor yazım tarihine kadar Bilirkişiliğimize herhangi bir belge gönderilmemiştir. Bu tespit ve açıklamalara göre; Davalı tarafça inkar edilmiş olsa da, taraflar arasında 2019 yılından süregelen bir ticari münasebetin bulunduğu, davacının 2019 ve 2020 yıllarında davalı şirkete hitaben faturalar düzenlediği,  bu faturalara karşılık olarak 2020 yılında davalıdan 31.000,00 TL tahsilat yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının ticari defterlerine göre davalıdan olan alacağı 35.634,30 TL şeklinde gözükmektedir. Ancak 20.03.2020 tarihli ve KDV dahil 3.832.64 tutarlı faturanın davacı defterlerine, sehven KDV hariç tutarı üzerinden 3.248,64 TL şeklinde kaydedildiği görülmüş olup, bu durum gözönünde bulundurulduğunda davacının davalıdan alacağının 36.218,30 TL olduğu anlaşılmaktadır...\" şeklinde tespit yapıldığı görülmüştür. <br>\tMahkemece, davacı tarafın defterlerini incelemeye sunduğu, fatura ve ödemelerin defterlerinde kayıtlı olduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı ve buna göre davasını miktar itibari ile ispat ettiği, davacının ispatının aksine de bir delilin davalı tarafından ileri sürülmediği ve aksine bir ispat bulunmadığı gerekçesiyle asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.  Davalı vekilince  süresi içinde ticari defterlerin bulunduğu yer bildirerek talimat yazılması talep edildiğinden davalının defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığı kabul edilemeyeceğinden, bu nedenle sadece davacının ticari defter kayıtlarına göre yapılan incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru olmamıştır.   <br>\tO halde mahkemece yapılacak iş; davalı tarafın  süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını bulunduğu yer adresini bildirdiği anlaşıldığından ticari defter ve kayıtlarının   incelenmesi için talimat yazılarak konusunda uzman bilirkişiden bilirkişi raporu alınması, faturaların ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, bir kısım ödemelerin yapılıp yapılmadığı ve gerektiğinde tarafların Ba- Bs fromları da getirtilerek  inceleme  yapılması, takip konusu faturaların  davalının ticari defterinde  yer alması halinde, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda incelenmesi, kayıtlı olmaması ve takip konusu faturalar için bir kısım ödemelerin yapılmamış olması halinde ise Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, sözlü eser sözleşmelerinde, davalı tarafça akdi ilişkinin inkarı halinde davacı tarafça yemin  deliline dayanılmış olması durumunda, davacıya davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t<br>\t2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 tarih ve 2021/207 Esas- 2022/90 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL + 618,52 TL olmak üzere toplam 699,22‬ TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  \t \t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4bb44393c133ec5","SID":"bee1921a0b7fc930"}}