{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2020 <br>KARAR NO\t: 2024/1185<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/417 Esas 2022/435 Karar<br><br>DAVACI\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14/10/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:<br>Davacı vekili, 31.07.2016 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, karşıdan karşıya geçtiği sırada davacı yayaya çarpması neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL geçici iş görmezlik, 500 TL bakıcı gider tazminatını kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 11.05.2022 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatını 310.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatını 12.478,46 TL ve bakıcı gider talebini 2.470,50 TL olmak üzere dava değerini toplam 324.948,96 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kaza tarihinde ... plakalı aracın davalı tarafından ZMM sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının sigorta şirketine eksik belge ile müracaat ettiğini, maluliyet raporunu sunmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesini, davanın araç maliki ...'a ihbarını talep ettiklerini, davacının yaşı küçük olup herhangi bir işte çalışmadığından geçici iş göremezlik talebinin reddi gerektiğini, geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri taleplerinin sigorta teminat kapsamında olmadığını, SGK sorumluluğunda olduğunu, sürekli bakıcı giderinin ise %70'in üzerinde maluliyet halinde söz konusu olacağını ve tazminatın sigorta genel şartlarına göre hesaplanılmasını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve davacının maluliyet oranının belirlenmesini, kaza ile illiyet bağının tespiti için İstanbul ATK’dan rapor alınmasını, davalıdan dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, yaya olarak karşıdan karşıya geçen davacıya, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün çarpması neticesinde meydana gelen yaralanma nedeniyle sürekli, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talep edildiği, alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde tarafların % 50 (Yüzde elli) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, meydana gelen kaza nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca kişinin bedensel özür oranının %27 olduğu, tedavi süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, geçici bakıcı ihtiyacının 3 ay olarak tespit edildiği, davalının maddi zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile davacının 12.478,46 TL geçici iş göremezlik, 310.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 2.470,50 TL bakıcı giderinden kaynaklı toplam 324.948,96 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 24.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, kararın davalı aleyhine kaldırılması talebiyle katılma yoluyla istinaf yoluna başvuruda bulunduğunu, davacının maluliyet oranının dosya kapsamındaki maluliyet raporlarıyla belirlenen orandan fazla olduğunu, dosya kapsamında maluliyet ve kusur oranları hususunda değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerektiğini, yeniden yapılacak yargılama kapsamında haklarını saklı tuttuğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, poliçe teminat limitleri dikkate alınmadan karar verildiğini, kaza tarihinde teminatın şahıs başı 310.000 TL olduğunu, davalının sorumluluğunun bu tutarla sınırlı olduğunu, bakıcı giderinin ZMMS kapsamında bulunmadığını, SGK sorumluluğunda olduğunu, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarının tek teminatta olduğunu, bu limitin de 310.000 TL olduğu, aktüer hesaplamasının TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz üzerinden yapılması gerektiği, progresif rant yönteminin uygulanmasının hatalı olduğunu, davacının askerlik dönemi için de hesaplama yapılarak, hesabın fazla çıkmasına neden olunduğu, 6 aylık askerlik dönemi ve 6 aylık iş bulma süreci olmak üzere en az 1 yıl kazancının olmayacağının kabulü gerektiğini, adil yargılanma hakkının engellendiğini, savcılık dosyası için müzekkere yazılmışsa da ceza dosyası celp edilmeden karar verildiğini, sigortalının beraat edip etmediğinin ve kusursuzluğunun netleştirilmesi gerektiğini, kusur durumunda çelişki giderilmeden karar verildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, kusur raporunun tek makine mühendisi tarafından düzenlendiği, bilirkişinin trafik uzmanı olmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini, %50 kusur oranını kabul etmediklerini, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, dava tarihinden önceki bir tarihten faiz işletilmesinin haksız olduğunu, usulüne uygun başvuru yapılmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:\t<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Davacı vekili, 31.07.2016 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacı yayaya çarptığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Dosya içeriğinden kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağına göre Delice- Yozgat Yolu, Çerikli yerleşim içinde saat 23.20 de meydana gelen kazada, kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsünün kavşaklara ve yaya geçitlerine yaklaşırken hızını azaltmadığından KTK 52/1-a maddesini, yaralanan yaya ...'in ise ışıklı işaret ve yetkili kişilerin bulunmadığı kavşaklara yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan veya göz önüne aldığı halde uygun zamanda geçmediğinden KTK 68/1-b-2 maddesini ihlal ettiği, davalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği, aynı günlü kolluk tutanak ve mobese kayıtları ile plaka tespiti yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Mahkemece hükme esas alınan 07.02.2018 tarihli bilirkişi  raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'un, yerleşim yer içindeki karayolunda araç kullanırken daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, olay yeri fasılalı trafik ışıklı işareti yanmakta olan kavşağa yaklaşırken dahi aracının hızını hiç düşürmemekle, önündeki kavşağın giriş ve çıkış kesimlerinden yayaların geçmek isteyebileceklerini dahi dikkate almamakla, geceleyin, aydınlatmanın mevcut olduğu yol şartlarında, aracının kısa hüzmeli far ışıklarının aydınlattığı kesim itibariyle görüş mesafesinin yeterli olmasına rağmen, yönüne göre solundaki orta refüj üzerinden taşıt yoluna girerek yolun sağ tarafına geçmek isteyen yaya ...'i fark ve idrak etmekte oldukça geç kalmakla, en etkili tedbir olan fren tedbirine başvurmamakla, yayaya çarpması akabinde aracını durdurmayarak olay mahallini terk etmek suretiyle olayda yaralanan adı geçen yayaya tıbbi müdahalede bulunulmasını geciktirmekle, KTK 36, 51, 52/1-a,b, 74. Yönetmelik 100,101,109/c-4 md ihlal nedeni ile % 50 (Yüzde elli) oranında davacı yaya ...'in ise her ne kadar olay yerinde trafik ışıklı işaretleri ile kontrol edilmekte olan kavşak çıkış kesiminden bölünmüş yolu karşıdan karşıya geçmekte ise de, vaktin gece olduğunu, aydınlatma olmasına karşın yayaların sürücüler tarafından geceleyin gündüz şartlarındaki gibi kolaylıkla görülemeyeceğini dikkate almamakla, taşıt yoluna girmeden önce kendi can güvenliği yönünden taşıt trafiğini yeterince dikkatli bir şekilde kontrol etmemekle, olay yeri kavşak çıkışında yaya geçidi çizgileri ile işaretlenmiş bir yaya geçidinin bulunmasına rağmen, tam olarak bu geçit üzerinden geçmesi gerekirken, bu geçidin 8 metre kadar ilerisinden geçmek suretiyle kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmekle, kendi can güvenliği açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne almamakla, aracın tehlikeli şekilde kendisine yaklaştığını fark ve idrak etmekte geç kalarak, paniğe kapılıp, yürüyüşünü hızlandırmak suretiyle yolu geçmesi mümkün iken, aksine davranışla yol içinde duraklayarak geri dönüp kaçmaya çalışmakla, olayda % 50 (Yüzde elli) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, dava konusu kazaya ilişkin Delice Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/91 Esas sayılı dosyası bulunduğu, mahkemece kazanın meydana gelmesinde tarafların sorumlulukları ve kusuru yönünden ceza davası incelenip değerlendirilmeden yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.<br>6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.<br>Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.<br>Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin olarak Delice Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/91 Esas sayılı dosyanın getirtilmesi, ceza dosyası içeriği, kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre olayın meydana geliş şeklinin açıklığa kavuşturulması, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği hususu da dikkate alınarak kusurun değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>2-İlk derece mahkemesince davacının maluliyetinin tespiti bakımından hükme esas alınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 24.02.2022 tarihli raporda, davacının 31.07.2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.10’a göre %7, Tablo 3.11’e göre %2, Balthazard formülüne göre %8.8, alt ekstremite özür oranı Tablo 3.35’e göre peroneal motor %42x4/5=%33.6, oeroneal duyusal %5, sural duyusal %2, balthazard formülüne göre %38.1, balthazard formülüne göre %43.5 toplam alt ekstremite özürlülüğünün olduğu, Tablo 3.2’ye göre özürlülük oranının %22 olduğu, Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, işlevselliğe göre yapılan değerlendirmede (30x1/5) %6, Balthazard formülü uygulandığında davacının özür oranının %27 olduğu, 18 ay süreyle iş ve gücünden kaldığı, 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtilmiş ise de rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.<br> Hükme esas alınan raporda, tetkik edilen tıbbi kayıtlar arasında Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulunun 20.10.2021 tarihli muayene kaydında davacının karşıdan karşıya geçerken otomobilin çarptığını, hareket kısıtlılığı şikayetinin olduğunu ifade ettiği, Psikiyatri Muayenesinde 23 yaşında, bekar olduğunu, ailesiyle yaşadığını, lise mezunu olduğunu, babasının yanında çalıştığını (galericilik), böbrek yetmezliği hastalığının olduğunu, 2016 yılında trafik kazasında sol bacakta yaralanmanın olduğunu, 3 yıl tedavisinin sürdüğünü, fizik tedavi aldığını, tam anlamıyla kullanamadığını, bilek hareketinin olmadığını, günlük yaşantısını ve sportif aktivitelerini etkilediğini, futbol oynayamadığını, tek başına karşıdan karşıya geçemediğini, psikiyatrik tedavi aldığını (konsültasyon hizmeti), iki ilaç cipralex 10 mg kullandığını, diğerini hatırlamadığını, şu an kullanmadığını ifade ettiği, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 05.01.2018 tarihli muayenesinde ise sol bacağından 8 defa ameliyat olduğunu, 6 ay kadar hastanede yattığını, taburcu olduktan sonra 6 ay kadar da evde yattığını, sol ayağında aksama olduğunu, hareket kısıtlılığı bulunduğunu, uzun süre ayakta durunca şişme olduğunu, karşıdan karşıya geçemediğini, rüyalarında kazayı gördüğünü, psikiyatri takibinde olduğunu, 1,5 yıldır ilaç kullandığını, son 6 aydır ... 10 mg/gün kullandığını, 6 ayda 1 psikiyatri kontrolüne gittiğini, kazayla ilgili rüyalarının azaldığını fakat araç korkusunun halen devam ettiğini ifade ettiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenli 04.12.2018 tarihli raporda ise davacının trafik kazası sonrasında çoklu kırıklar nedeniyle uzun süre hastane yatışları ve işlevsellik kaybı olduğu, o dönemde uykusuzluk, çökkünlük, sık sık kazayı hatırlama, rüya içeriğinde kazayı yeniden yaşantılama, kazayı çağrıştıracak uyaranlardan kaçınma gibi “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” belirtileri ile başka bir merkezde psikiyatri başvurusu olduğu, 1,5 yıl süresince bu belirtilere yönelik tedavi aldığı, kliniğe başvurduğunda herhangi bir ilaç kullanmadığı, tedaviden faydalandığının öğrenildiği, klinikte 16.11.2018 tarihinde yeniden değerlendirildiği, belirtilerinin çoğunlukla ortadan kalkmış olduğu, ancak kaza ile ilgili zaman zaman yeniden yaşantılamalarının olduğu, trafikten ve kazayı hatırlatacak uyaranlardan kaçınma eğiliminde olduğu, kazanın fiziksel sonuçları nedeniyle zorluk yaşadığının görüldüğü, muayenede dikkat, bellek ve yürütücü işlevler açısından sorun saptanmamış olduğu, bu bulguları psikometri ile de desteklendiği, ayrıca psikometri yine muayene bulgularını destekler nitelikte adı geçende hafif düzeyde “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” belirtilerinin olduğunu söylemekte olduğu, tüm bu bulgular ışığında hastanın sağlık kurulunda değerlendirildiği, kaza sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu geliştiği, yeterli tedavi gördüğü ancak bozukluğun hafif düzeyde devam ettiği, 31.07.2016 tarihli kaza ile illiyet bağının olduğu, Postkontüzyonel Sendrom bulunmadığı, tedavi ile çalışma olanağı verdiği, günlük işlevlerini etkilemesi bakımından hafif şeklinde derecelendirileceği bildirilmiş olduğuna göre mahkemece, zihinsel ve ruhsal davranışsal bozukluklar ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgeler getirilerek, zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, davacının Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı muayenesinde ilaç kullanmadığı beyanı, yaralanmasının alt ekstremitede olduğu, organik beyin hasarı bulunmadığı da dikkate alınarak, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için ATK'dan aralarında psikiyatri uzmanının da bulunduğu heyetten yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun rapor alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,<br>4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>6-Ankara 23. İcra Dairesinin 2022/11890 esasına yatırılan 615.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7062d59b85157149","SID":"c956daac955a2f31"}}